Onuncu bölüm, dört mezhep imâmının ve hadis imâmlarının tasavvufla ilişkisini sistematik olarak ele alır. Modern Selefiyye'nin "klasik imamlar tasavvufla ilişki kurmadı" iddiâsının tarihen savunulamaz olduğunu klasik kaynaklara dönerek gösterir. Câ'fer es-Sâdık-Ebû Hanîfe sohbeti, Câ'fer-Mâlik akrabâlığı, Şâfiî-Fudayl-Bişr sohbeti, Ahmed b. Hanbel-Bişr-Ma'rûf sohbeti — hepsi Sünnî klasik kütüphânede sâbittir.
Bu kitap, klasik fıkıh mezhep imamlarının ve hadis imamlarının tasavvufla ilişkisini sistematik olarak inceler. Cilt I'de Kitap II ve III bağlamında değinilen bu mesele burada bütüncül olarak ele alınır. Tasavvufa karşı en güçlü modern reddiyenin (Vehhâbî (M. b. Abdülvehhâb'ın 1744'te kurduğu, klasik tasavvufa karşı sert hareket)-Selefiyye (ilk üç nesle (selef) dönüş çağrısında bulunan modern hareket)) tarihen iddiâsı şudur: «klasik mezhep imamları tasavvufla ilişki kurmadı, tasavvuf sonradan yabancı bir unsur olarak girdi.» Bu kitap, klasik kaynaklardan hareketle bu iddiâyı titiz olarak inceler ve bunun tarihen yanlış olduğunu gösterir.
10.1 Câ'fer es-Sâdık — Bütün Hatların Kavşağı
Hz. Câ'fer es-Sâdık İslâm fıkıh-hadis-tasavvuf tarihinin merkez kavşağıdır. Hz. Hüseyin'in torunu Ali Zeynelâbidîn'in oğlu Muhammed el-Bâkır'ın oğlu. Aynı zamanda annesi tarafından Hz. Ebû Bekir'in soyundan: annesi Ümmü Ferve, Kâsım b. Muhammed b. Ebî Bekir'in (Hz. Ebû Bekir'in oğlu Muhammed'in oğlu Kâsım'ın) kızıdır. Yâni Câ'fer aynı zatta Hz. Ali ve Hz. Ebû Bekir soylarını birleştirir. Rivâyete göre kendisi şöyle dedi: «Veledetnî es-Sıddîku merrateyn — Beni Sıddîk (Hz. Ebû Bekir) iki defa doğurdu.» Câ'fer es-Sâdık aynı zamanda Şîî mezhep silsilesinin altıncı imâmıdır; aynı zamanda Sünnî fıkıh imamlarının hocasıdır; aynı zamanda neredeyse bütün Sünnî tasavvuf silsilelerinin halkasıdır. Bu üç hatın aynı zatta birleşmesi, klasik İslâm geleneğinin organik birliğinin tarihî delili. Câ'fer es-Sâdık'ın ders halkasında bulunmuş tanınmış şahsiyetler: İmâm Ebû Hanîfe. İmâm Mâlik b. Enes (çocukluğunda). Süfyân es-Sevrî. Süfyân b. Uyeyne. Vâsıl b. Atâ. Câbir b. Hayyân. Oğlu Mûsâ el-Kâzım.
10.2 İmâm Ebû Hanîfe — Hanefî Mezhebi ve Tasavvufî Boyut
İmâm A'zam Ebû Hanîfe Numân b. Sâbit Hanefî mezhebinin pîridir. Etnik kökeni klasik kaynaklarda ihtilâflıdır: bir kısım Fars asıllı (babası Sâbit Kâbil'den), bir kısım Türk asıllı, bir kısım Arap asıllı sayar. Türk-İslâm geleneğinde çoğu zaman «Türk asıllı» olarak takdîm edilir; ama kesin tespit zordur. Doğum ve uzun bir hayat Kûfe'de; Halîfe Mansûr ile uyuşmazlık sebebiyle Bağdâd'a getirilip kâdîlık teklifini reddetti, hapse atıldı, hapisten kısa süre sonra vefât etti (150/767). Câ'fer es-Sâdık ile iki yıl ders, Mihne-i Kübrâ'dan önceki dönemde, Medîne'de gerçekleşti. Atfedilen meşhur sözü: «Lev lâ es-senetân le-heleke en-Nu'mân — O iki yıl olmasaydı Nu'mân helâk olurdu.» Klasik kaynaklarda Ebû Hanîfe'nin günde 60 rekât namaz kıldığı, gecesinin çoğunu ibâdetle geçirdiği, kazandığı malını ulemâ ve fakîrlere dağıttığı rivâyet edilir. Eserleri arasında akîde risâleleri vardır: el-Fıkhü'l-Ekber, el-Fıkhü'l-Ebsat, el-Âlim ve'l-Müteallim, er-Risâle ilâ Osmân el-Bettî, el-Vasiyye. Bunlar erken Sünnî kelâmın temel metinleridir. Onun talebeleri Hanefî mezhebini Bağdâd'tan bütün İslâm dünyâsına yaydı: İmâm Ebû Yûsuf, İmâm Muhammed b. el-Hasen eş-Şeybânî, İmâm Züfer. Hanefî mezhebinin tasavvufla tarihî birleşmesi: Hanefî fıkıh + Mâturidiyye kelâmı (İmâm Mâturidî (Hanefî-Sünnî kelâm okulu), Semerkand, ö. 333/944) + Nakşibendiyye tasavvufu klasik Türk-İslâm sentezinin üç ayağıdır. Bu sentez Mâverâünnehir'den Anadolu'ya, Balkanlar'dan Hindistan'a kadar yayıldı.
10.3 İmâm Mâlik b. Enes — Mâlikî Mezhebi ve Tasavvuf
İmâm Mâlik b. Enes b. Mâlik el-Asbahî Mâlikî mezhebinin pîri. Yemen kökenli Asbah kabilesinden; Medîne'de doğdu, ders verdi, vefât etti. Hocaları: Nâfi' (İbn Ömer'in azatlısı, klasik hadis senedinin altın halkalarından), Câ'fer es-Sâdık, Hişâm b. Urve, Yahyâ b. Saîd el-Ensârî. Câ'fer es-Sâdık ile akrabâlık bağı da vardı: Câ'fer'in annesi Ümmü Ferve, Kâsım b. Muhammed üzerinden Hz. Ebû Bekir soyundan; Mâlik de Medînelidir, aynı muhitin akrabâlık ağı içinde. Mâlik şöyle dedi (rivâyet edilir): «Câ'fer b. Muhammed'i ne zaman görsem üç hâlin birinde olurdu: namaz kılarken, oruçlu, veya Kur'ân okurken.» Mâlik'in el-Muvatta'sı (Düzleştirilen, klasikleştiren) — fıkıh-hadis tarihinin ilk büyük klasik metni, yaklaşık 1.700 hadis ve eser (sahâbe-tâbiîn (sahâbeyi gören, onlardan İslâmı alan ikinci nesil) sözleri); hadis ile fıkhî hüküm birlikte tertib edilir. Klasik olarak «Sahihayn'dan önceki en sahîh kitap» kabûl edilir. Mâlik'in tasavvufla ilişkisi hakkında klasik kaynaklarda atfedilen meşhur söz: «Men tefekkahe ve lem yetesavvef fe-kad teferseka; ve men tesavvefe ve lem yetefekkah fe-kad tezendaka; ve men cemea beynehumâ fe-kad tehakkaka — Fıkıh öğrenip tasavvuf öğrenmeyen fâsık olur; tasavvuf öğrenip fıkıh öğrenmeyen zındık olur; ikisini birleştiren ise hakîkate erişir.» Tahkîk: Bu söz klasik Mâlikî fıkıh kitaplarında sahîh sened ile sâbit değildir. Daha sonraki Şâzeliyye-Mağrib literatüründe yaygın olarak yayıldı, atfen kullanıldı. Şu kadarı kesindir: söz mânâ olarak klasik Sünnî sentezinin özüdür ve Mâlikî tasavvuf geleneğinin de omurgasıdır.
10.4 İmâm Şâfiî — Şâfiî Mezhebi ve Mekke Zâhidleriyle Sohbet
Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî Şâfiî mezhebinin pîri. Kureyşli, Hâşim kolundan; baba tarafından Hz. Peygamber'in 9. kuşak atası Abdü Menâf'a uzanır — yâni hem aynı kabileden hem soydan Hâşimî. Annesi Yemenli Ezdî kabilesinden. İki yaşında babası vefât edince annesi onu Mekke'ye götürdü, orada yetişti. Hocaları: Mekke'de Müslim b. Hâlid ez-Zencî (Mâlikî fıkıh hocası), Medîne'de İmâm Mâlik (gençliğinde Muvatta'ı bizzat ondan okudu, ezberledi). Sonra Yemen, Irak, Mısır seyahatleri; Bağdâd'da Muhammed b. el-Hasen eş-Şeybânî (Hanefî, Ebû Hanîfe'nin baş talebesi) ile uzun tartışmalar; Kâhire'de ders verdi ve orada vefât etti, türbesi bugün hâlâ Mukattam tepesindedir. Şâfiî'nin Mekke'de Fudayl b. Iyâz ve Bişr el-Hâfî gibi büyük zâhidlerin sohbetlerinde bulunduğu rivâyet edilir. Şâfiî'ye atfedilen tasavvufî şiir: «Fakîhen ve sûfiyyen fekun, leyse vâhiden; / fe-innî ve hakkıllâhi iyyâke ensaha — Fakîh ol, sûfî ol; birini diğerinden ayırma; / vallâhi sana en samîmî nasîhatim budur.» Diğer atfedilen söz: «Üç şey beni dünyâya bağladı: oruç, secde, ve Kur'ân okumak.» Şâfiî mezhebi tarihen tasavvufla en sıkı sentezi olan mezheptir. Kuşeyrî, Gazâlî, Beyhakî, Nevevî, Suyûtî, İbn Hacer el-Heytemî — bütün bu büyük Sünnî tasavvuf yazarları Şâfiî-Eş'arî (klasik Sünnî kelâm okulu) hattındandır. Şâfiî mezhebi coğrafî olarak Şâm, Mısır, Hicaz, Yemen, Hadramevt, Endonezya, Malezya, Hint altkıtasının bazı bölgelerinde baskındır; bu coğrafyaların tasavvuf hattı bütünüyle Şâfiî-Eş'arî zemininde yetişmiştir.
10.5 İmâm Ahmed b. Hanbel — Hanbelî Mezhebi ve Bağdâd Zâhidleri
Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybânî Hanbelî mezhebinin pîri. Arap Şeybânî kabilesinden; Bağdâd'da doğdu ve vefât etti. Hocaları: önce Şâm muhaddisleri (Hişâm b. Beşîr), sonra İmâm Şâfiî (Bağdâd'da; Şâfiî onunla iftiharla anardı); ayrıca Süfyân b. Uyeyne, Vekî' b. el-Cerrâh, Yezîd b. Hârûn. Müsned (6 cilt, yaklaşık 30.000 hadis) hadis kütüphânesinin en geniş tek-müellif koleksiyonlarındandır. Aynı sahâbîden gelen bütün rivâyetleri tek bölümde toplar (müsned tarzı), kütüb-i sittenin alfabetik veya konusal tertibinden farklı bir metoddur. Mihne-i Kübrâ sırasındaki çilesi Cilt I Kitap IV'te detaylı işlendi. Burada vurgulanması gereken nokta şudur: Ahmed b. Hanbel'in tasavvufla — özellikle Bağdâd zâhidleriyle — ilişkisi tarihen kesindir. Ahmed b. Hanbel'in atfedilen meşhur sözü: «Bişr el-Hâfî ile karşılaştığım her seferinde, kendimi onun yanında küçük bir çocuk gibi hissederim.» Yine ona atfedilen söz Ma'rûf el-Kerhî hakkında: «Ma'rûf el-Kerhî ilim ehlinden değildi, ama o ilimin gâyesini ele geçirmişti.» Bu iki söz Hanbelî mezhebinin tasavvufa düşman olmadığının kurucu delilidir. İmâm Ahmed'in oğlu Sâlih de babasının bu meşrebini sürdürdü. Hanbelî tasavvuf geleneğinin tarihi: Abdülkâdir-i Geylânî — Kâdiriyye'nin pîri, aslen Hanbelî fakîh. Abdullâh el-Ensârî el-Herevî — Menâzilü's-Sâirîn isimli Hanbelî tasavvuf klasiğinin müellifi. İbn Kudâme — el-Muğnî'nin müellifi, aynı zamanda zâhid (dünyâdan elini çekmiş, sade yaşayan). İbnü'l-Cevzî — tasavvuf-içi tashîh yapan eleştirmen-zâhid. İbn Teymiyye — Hanbelî fakîh, tasavvufa düşman değil, ihtiyatlı. İbn Kayyim — Medâricü's-Sâlikîn ile Hanbelî tasavvufunun klasiklerinden. Modern Vehhâbî hareketi (1740 sonrası) Hanbelî mezhebinin son iki yüz yıllık bir kolunu temsîl eder; klasik Hanbelî hattının tasavvuf-içi pozisyonunu tarihen reddeder. Bu, klasik Hanbelîliğin değil onun bir parçasının tutumudur.
10.6 Altı Hadis İmâmı
Buhârî, Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvûd, Nesâî, İbn Mâce — bu altı imâmın biyografileri ve eserleri Cilt I Kitap V'te işlendi. Burada vurgulanması gereken nokta şudur: altı imâmın altısı da müstakil zikir bahisleri tahsîs ettiler; ikisi (Tirmizî ailesi, Buhârî muhiti) tasavvufla bizzat içeriden ilişkiliydi (Hakîm et-Tirmizî), diğerleri ise zikir-zühd-tergîb (sevap için teşvik) bahislerini hadis külliyâtının zarûri bir parçası olarak gördüler.
10.7 Şeyhli ve Şeyhsiz Tasavvuf — Üveysîlik
Sünnî tasavvufun temel kâidesi şudur: «şeyh yoksa silsile (şeyhler zinciri — Hz. Peygamber'e uzanan hocalık halkası) yok; silsile yoksa sülûk (mânevî yolculuk) yok.» Bir mürîd (talebe, yola giren), Hz. Peygamber'e kadar uzanan kesintisiz bir silsileye bağlı bir mürşidden el almadan tarîkat içinde olamaz. Bu kâidenin tek istisnâsı üveysîlik (bir velîye bedenen görmeden mânevî yolla bağlanma)'tir — bir kişinin başka bir velîye, onu bedenen görmeden, mânevî yolla bağlanması. İsim Üveys el-Karanî'den gelir; Hz. Peygamber onu görmeden uzaktan ona muhabbet etti, vefâtından sonra hırkasını Hz. Ömer aracılığıyla ona gönderdi. Klasik üveysîlik örnekleri: Bâyezîd-i Bestâmî — Câ'fer es-Sâdık'tan üveysî yolla feyz aldığı rivâyet edilir. Bahâeddîn Nakşbend — Abdülhâlik-ı Gucdüvânî'den (vefâtından 140 yıl sonra) üveysî yolla feyz aldı; bu, Nakşibendiyye'nin meşhur «üveysî kapısı»dır. Mevlânâ Hâlid Bağdâdî'nin (Şâm, ö. 1827) bazı halîfelerinin Şâh-ı Nakşbend ve İmâm-ı Rabbânî ile üveysî bağı rivâyet edilir. Üveysîlik, klasik tasavvufun şeyhli tarîkat sistemine ek bir yoldur; sistemin yerine geçmez. Selefiyye-Vehhâbî söyleminde tarîkat-şeyhlik kurumuna karşı bir alternatif olarak takdîm edilir («Üveys el-Karanî gibi sen de tek başına olabilirsin») — ama bu, klasik üveysîlik mefhûmunun çarpıtılmış bir yorumudur. Üveysîler tarihen tek başına değildi; başka tarîkatlerin silsileleri içinde, ek bir üveysî kanaldan da feyz alıyorlardı.
Toplu Olarak
Klasik kaynaklara dönüldüğünde modern Selefiyye'nin "mezhep imamları tasavvufla ilişki kurmadı" tezi tarihen savunulamaz: dört imâmın dördü de Câ'fer es-Sâdık'la veya Bağdâd zâhidleriyle bağlantılıydı. Klasik selef ile modern Selefiyye aynı şey değildir; modern Selefiyye XIX. yüzyıl sonu doğmuş bir ideolojik harekettir.