Zâtî Aşka Gark Olanlar — Kahrı da Lutfu da Şerbet Edip İçenler
Hz. Mevlânâ buyurur: «Allâh hakkı için, dikenden — yâ’nî Allâh’ın kahır deryâsından — kurtulur da bülbül gibi gül bahçesine düşersem…» Sanki kahrından şikâyet etmiş gibi anlaşılır; sanki kahrı, çilesi, sıkıntısı, gamı, kederi ondan uzaklaştırmak için duâ ediyor sanılır. Halbuki kasdı bu değildir. Zâtî aşka gark olanlar, kahrı da lutfu da şerbet edip içerler; ikisinden de tat alırlar; ikisini de Allâh’tan bilirler.
Zâtî Aşk — Sıfatî Aşkın Ötesi
Tasavvufta iki tür aşk vardır: Sıfatî aşk ve zâtî aşk. Sıfatî aşk — Allâh’ın sıfatlarına âşık olmaktır. Rahmetine âşık ol — Cennet umûduyla; cezasından kork — Cehennem korkusuyla. Bu, sıradan mü’minin aşkıdır. Zâtî aşk — Allâh’ın zâtına âşık olmaktır. Sıfatlarından bağımsız; sâdece O’nun zâtı için aşk. Bu, velîlerin aşkıdır; en yüksek mertebedeki aşk.
Kahır ve Lutuf — İki Yüz, Bir Hakîkat
Kahır ve lutuf, Allâh’ın iki yüzüdür; ama tek bir hakîkattir. Sıradan mü’min lutfu sever, kahırdan kaçar. Sıfatî âşık aynı şekilde davranır. Zâtî âşık ise her ikisini eşit görür. Çünkü her ikisi de Allâh’tandır; ve Allâh’tan gelen her şey tatlıdır. Kahır bir tezâhürdür; lutuf bir tezâhürdür. İkisinin arkasında aynı zât var. Zâtî âşık zâta bakar; tezâhürlere değil.
Şerbet Etmek — Tatlı Yutmanın Tabiri
«Şerbet edip içmek» tasavvufî bir tâbirdir. Şerbet — tatlı içecek. Zâtî âşık, hem kahır hem lutfu şerbet gibi içer; ikisini de tatlı bulur. Bu sıradan bir tasvîr değildir; gerçek bir hâldir. Zâtî âşıklar hastalıklarında bile «Elhamdülillâh» derler; sıkıntılarında bile yüzleri güleçtir. Çünkü kahır onlara da lutuf gibi tatlıdır. Bu hâl, dışarıdan bakanları şaşırtır; «Bu adam nasıl gülüyor sıkıntıda?» derler. Çünkü bilmezler.
Mevlânâ’nın Şikâyeti — Gerçek Mânâda Değil
Mevlânâ’nın «diken-bülbül» beyti yüzeyde bir şikâyet gibi görünür. Yâ’nî «Allâh’ım, kahırdan kurtar, lutfu ver» diyor sanılır. Halbuki Mevlânâ zâtî âşıklardandır; ve zâtî âşığın gerçek mânâda kahırdan kaçması mümkün değil. Mevlânâ’nın bu sözü, sıradan okuyucuya yöneliktir; onların anlayabileceği dille konuşmuş. Aslında Mevlânâ kahrı da seviyor, lutfu da seviyor; her ikisi de Allâh’tan geliyor diye.
Gark Olmak — Kendinden Geçmek
«Gark olmak» suya boğulmak demektir. Zâtî aşka gark olmak — bu aşkta tamamen kaybolmak. Kendinden geçmek. Artık «ben» kalmaz; sâdece aşk kalır. Bu mertebedeki âşık, kendi varlığını hissetmez; sâdece Allâh’ın varlığını hisseder. Bu, fenâ-fillah makâmıdır. Allâh muhâfaza eylesin; bizi de zâtî aşka gark olanlardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Zâtî Aşk, Kahır, Lutuf. → Tasavvuf Sözlüğü