Türbelerde Namaz Kılmak — Câiz mi, Mekrûh mu?
Türbelerde namaz kılmak konusu, müslümanlar arasında zaman zaman tartışılan bir mes’eledir. Bâzı âlimler bunu mekrûh sayarken, bâzıları belli şartlarda câiz görmüştür. Asıl olan namazın Allâh için kılınmasıdır; türbenin sâhibine değil. Mü’min türbede de namaz kılabilir; ama dikkat etmesi gereken bâzı edebler vardır. Bu konuda Hanefî, Şâfîî, Mâlikî, ve Hanbelî mezheplerinin görüşleri biraz farklılık gösterir.
Mezarın Üzerine veyâ Yönüne Doğru Namaz — Mekrûh
Doğrudan mezarın üzerine veyâ yönüne doğru namaz kılmak mekrûhtur. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurmuştur: «Kabirleri câmi edinmeyin.» Bu hadîs, kabirleri ibâdet yeri yapmamayı emreder. Çünkü insanlar mezara dönerek namaz kılmaya başlarsa, bu putperestliğe benzer bir uygulama olabilir. Mü’min kabe’ye dönerek namaz kılar; başka bir şeye değil.
Türbe İçinde Namaz — Ayrı Bir Alan
Türbe içinde namaz kılmak, eğer ayrı bir mescid bölümü varsa, câizdir. Birçok türbede mezar kısmı ve mescid kısmı ayrılır. Mescid kısmında mü’min kabe’ye dönerek namaz kılar; mezar başka tarafta kalır. Bu uygulama Anadolu’daki birçok türbede vardır. Selâtin câmilerindeki türbe-mescid birleşimi de bu tarzdadır.
Türbeyi Ziyâret — Câiz, Ama Edeple
Türbeyi ziyâret etmek câizdir; Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem teşvîk etmiştir: «Kabir ziyâreti yapın; çünkü size âhireti hatırlatır.» Ama edeple yapılmalıdır. Edebler: Selâm vermek, Fâtihâ okumak, mevtî için duâ etmek, Yâsîn okumak. Mevtîden bir şey istememek; sâdece Allâh’tan onun için isteyebilmek. Mezardaki şahsa ibâdet etmek; ondan medet ummak şirke yakındır. Bu sınırlara dikkat etmek gerek.
Velîlerin Türbeleri — Tasavvufî Anlayış
Velîlerin türbeleri tasavvufî kültürde önemli yer tutar. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Konya’daki türbesi, Hacı Bektâş Velî’nin Nevşehir’deki türbesi, İmâm-ı Rabbânî’nin Sirhind’deki türbesi gibi yerler ziyâret edilir. Ziyâretçi mânevî feyizden istifâde etmek ister. Bu, câiz bir niyettir. Ama ibâdet velîye yapılmaz; Allâh’a yapılır. Velî sâdece bir aracıdır; ibâdet hedefi değildir.
İlk Hata Tehlikesi — Şirke Düşmek
Türbe ziyâretinde ilk hata şirke düşmektir. «Bu velîden istiyorum» diyenler hata eder. İstemek sâdece Allâh’a yapılır. «Yâ falanca velî, bana yardım et» demek tevhîd akîdesine zarar verir. Velîye duâ ile aracılık etmek edebli olur; ama doğrudan ondan istemek hatadır. Bu sınır net olarak korunmalıdır. Tasavvuf bu sınırı en açık şekilde belirler; tasavvufa karşı çıkanlar bu sınırı bilmedikleri için itirâz ederler.
Niyâz — Tevhîd Üzere Türbe Ziyâreti İçin
Niyâz: «Yâ Rab, beni tevhîd üzere türbe ziyâreti yapan kullarından eyle. Velîlere saygıyı şirke götürmememi nasîb et. Mezarın üzerine namaz kılmaktan, mevtîden istemekten beni koru. Velîleri Senin sevdiklerin olarak sevmeyi, ama ibâdeti sâdece Sana yapmayı nasîb et. Edebli bir mü’min eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi tasavvufu doğru anlayan, sınırlara riâyet eden kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Türbe, Velî, Tevhîd. → Tasavvuf Sözlüğü