Nefsin Yönlendirmesiyle Hareket Etmek — Hevâ Heves Atına Binmek
Sen hâlâ da hevâ heves atına binmişsin. Hevâ heves atında nefsinin sevk ettiği yöne gidiyorsun. Nefsin seni nereye çekiyorsa sen oraya gidiyorsun. Nefsin senden ne istiyorsa sen onu yerine getiriyorsun. Hattâ senin ona gücün yetmezse, güç getirmeye çalışıyorsun; etrafından güç devşirmeye çalışıyorsun. Bu, dervîşin samîmî kendini tanımasıdır. Mü’min nefsine bindiğini fark etmeli; ve attan inip yola sünnete uygun yürümelidir.
Hevâ Heves Atı — Tasavvufî Bir İmge
Hevâ heves atı tasavvufî bir imgedir. At — kontrolsüz bir güç. Hevâ heves — nefsin tutkuları. Mü’min bu ata binince, atın nereye götüreceğine kontrol edemez. At onu fitneye götürür; günâha götürür; uçuruma götürür. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in deyimi ile «nefis, sırtına binmek yerine sırtında binilen bir hayvanı andırır.» Yâ’nî mü’min nefsine bineceğine, nefsi mü’mine binmemelidir.
Nefsin Sevki — Yönlendirme Yetkisi
Nefsin sevki, mü’min üzerinde yönlendirme yetkisidir. «Şu yöne git, şunu yap, şunu söyle» — nefis sürekli direktif verir. Mü’min itâat ederse, atın sırtında olduğu kadar tehlikelidir. Mü’min nefse «hayır» demeli; ve Allâh’a evet demelidir. Bu, mâneviyâtın ilk adımıdır: Nefse karşı «hayır» demek.
Etraftan Güç Devşirmek — Hatalı Yardımcılar
Etraftan güç devşirmek hatalı bir alışkanlıktır. Mü’min nefsine güç yetmediğinde, başka kişileri çağırır: «Şu kişiyle aynı görüştüm, o da öyle yapıyor.» Bu, hatayı kalabalıkla meşrûlaştırma çabasıdır. Halbuki Allâh’ın gözünde tek kişi bile haklı olabilir; ve kalabalık yanlış olabilir. Hz. Peygamber döneminde Mekke’de tek o doğruyu söylerdi; ve Mekke ahâlîsi karşıydı.
Attan İnmek — Nefse Bindiğini Fark Etmek
Attan inmek, nefse bindiğini fark etmektir. Bu fark ediş kritik bir andır. Mü’min «ah, ben şu zamandan beri hevâ heves atına binmişim» dediği an, dönüş başlar. Bu fark ediş olmazsa, ata binili kalır; ve zaman akıp gider. Dervîşler bu fark edişi sıkça yaparlar; ve attan inerler. Sonra yeniden yürümeye başlarlar.
Yola Yürümek — Sünnete Uygun
Attan inince, yola sünnete uygun yürümek gerek. Sünnet — Hz. Peygamber’in çizdiği yol. Bu yolda mü’min sakin sakin yürür; aceleci değildir. Her adım Allâh’a yakınlaşma adımıdır. Hevâ heves ile hızla gidilen yol uçurumagiderdi; sünnete uygun yavaş yol Allâh’a götürür. Bu yüzden hız yerine doğru yön önemlidir.
Mücâhede — Nefsle Savaş
Mücâhede — nefsle savaş — bu yolun temel pratiğidir. Mü’min günde defalarca nefse karşı çıkar: Sabah uyandığında «daha uyu» derse, kalkar. Yemekte «daha çok ye» derse, az yemekle yetinir. Konuşmada «şunu söyle» derse, susar. Bu kararlar yıllar boyu birikir; ve mü’min nefsini disipline eder. Bu, gerçek mücâhededir.
Niyâz — Attan İnmek İçin
Niyâz: «Yâ Rab, beni hevâ heves atına binmiş bir hâlde tut. Nefse kapılmaktan, etraftan güç devşirmekten beni koru. Hevâ heves atından inmeyi, sünnete uygun yola koyulmayı nasîb et. Mücâhede ile nefsi disipline edebilmemi sağla. Beni Sana yürüyen bir mü’min eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi hevâ heves atından inenlerden eylesin.
Nefse «Hayır» Diyebilmek — Mü’minin Gücü
Nefse «hayır» diyebilmek, mü’minin asıl gücüdür. Modern dünyâda bu güç giderek azalıyor; herkes nefsinin peşinde. Mü’min farklıdır; nefse «hayır» der; Allâh’a evet der. Bu güç tek günde gelmez; uzun yıllar süren mücâhede ile gelir. Ama bir kez kazanıldığında, mü’min hakîkî bir hür olur. Hiçbir şey ona kendi inancını ya da değerlerini ihlâl ettiremez.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Nefs, Mücâhede, Hevâ Heves. → Tasavvuf Sözlüğü