NEFES • 22/26
10 Ocak 2015
Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
10 Ocak 2015 Tarihli Sohbet
“Kim bilerek benim söylemediğim bir şeyi (araştırmadan, incelemeden, düşünmeden) sanki ben söylemişim gibi bana isnad ederse cehennemdeki yerini hazırlasın” Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)
Gelelim bahis konusu olan hadise: “Yahudiler 71 fırkaya ayrıldılar birisi cennette 70’i cehennemdedir. fırkaya bölündüler. 71’i cehennemde birisi cennette. Hıristiyanlar 72 Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki şüphesiz benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacaktır. Birisi cennette 72 si cehennemde olacaktır.”
Denildi ki “Ey Allah’ın Resulü onlar kimlerdir?” Buyurdu ki; Benim ve ashabımın üzerinde bulunduğu yolda olanlar. Öncelikle şunu söylemeliyim bu hadisin birçok rivayeti var. BUHARİ ve
MÜSLİM sahihlerine almamıştır.
Sahihlerine alan EBU DAVUT, TİRMİZİ, İBN MACE, AHMED BİN HANBEL ve birçok hadisçi çeşitli rivayetlerde bulunmuşlar, EŞ’ARİ, FAHREDDİN RAZİ, İBN-ÜL CEVZ-İ hiç kabul etmemişlerdir.
Gelelim rivayetlere; 1- Cennete gidecek tek fırkanın “benim ashabımın üzerinde bulunduğu
2- Cennete gidecek tek fırkanın “cemaat” olduğu ki burada da bu
cemaatin kimler olduğu hakkında birçok düşünce var.
3- Bir diğer rivayette bir fırkanın dışında 72 fırkanın cennetlik olduğu
Hadiste cezalandırılacak herhangi bir fırkanın olmadığıdır.
Bizi bekleyen bir sorun da bu rivayetlerden birinde hemfikir olsak da 73 fırkanın isimleri, 73 sayısıyla ilgili farklı anlayışlar. Ancak kurtuluşa eren fırkanın bir tane olup, geri kalanların hepsinin cehennemlik olmasını İslam’ın tanıdığı düşünce hürriyeti ile açıklamak pek tutarlı görünmemekte.
Ümmetin 73 fırkaya ayrılıp 72 sinin cehenneme, sadece birinin cennete gideceğine dair rivayetler ile “Kaderiyenin ümmetin Mecusileri olduğu” “Haricilerin, okun yaydan çıktığı gibi dinden çıktıkları” şeklindeki Hz. Peygambere nispet edilen rivayetler ortaya TEKFİR problemini çıkartmıştır.
Karabaş-i Veli Kültür Merkezi – NEFES
SORU 1- Hz. Peygamber’in bu derece yerdiği ve cehenneme gideceğini haber
verdiği bu fırkaların müntesiplerinin iman noktasındaki durumları nedir?
Gazali “Onlardan bir fırka vardır ki kesinlikle cehennemliktir ve kurtuluşları yoktur. Bunlar ZINDIKLARDIR” der ve ilave ederek “Diğer bir fırka vardır ki onlar hesaba çekilmeden cennete gidecekler.” diyerek uzlaşıcı bir yol izlerken,
Bağdadi 72 fırka mensuplarının Müslüman mezarlığına gömülmemesi, cenaze namazlarının kılınmaması, kestiklerinin helal sayılmamasına kadar sert görüş sahibidir.
2- İnsanlar; hissiyatı ve davranışları ile değil yalnızca tabi olduğu görüşlere
göre mi yargılanacak?
Bu hadis ölçeğinde geliştirdiği birtakım izahlarla kimin cennetlik kimin
cehennemlik olacağına dair hüküm verme yetkisini kendinde mi görecektir?
(Bu yazı alıntılar içerir. Bu yazıdaki hadisler belgeli ve zincire bağlıdır.)
“Kim bilerek benim söylemediğim bir şeyi (araştırmadan, incelemeden, düşünmeden) Bu parantez içerisindeki sonradan ilave edilme çünkü bu hadis-i şerifin tam metnini biliyorum ama güzel bir ilave. Sanki ben söylemişim gibi bana isnad ederse cehennemdeki yerini hazırlasın”
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözünü bile bile, kasıtlı bir şekilde Onun sözü olmadığı halde sözüymüş gibi söyleyen, daha ileri söyleyeyim; Onun sözünü bile bile çarpıtan, Onun sözünü bile bile eksilten, Onun sözünü bile bile fazlalaştıran, ziyadeleştiren, O’nun sözünü bile bile tebdil eden, değiştiren -ben parantezi böyle yapayım- kim yaparsa bunları bile bile, kasıtlı, cehennemdeki yerini hazırlasın. Ben bunu genişleteyim bir az daha, bu manada söyledim. Çünkü hadis-i şerifleri çarpıtanlar var, hadis-i şerifleri tebdil eden değiştirenler var, değiştiriyor hadis-i şerifi. Hadis-i şerifin tam metnini koy oraya, tam metnini koymuyor. Kardeş senden tevil istemiyoruz biz, bırak ben kendi tevilimi kendim ederim veya bir başkası nasıl edecekse etsin sen ne yapmaya tevil ettin? Tevil etme. Hadis-i şerifi net olarak oraya al, kayıtlarda nasıl geçiyorsa Buhari’de, Müslim’de, Tirmizi’de, Ebu Davut’ta, İbn-i Mace’de, Sünen-i Davud’da, hangisinde geçiyorsa. Oradan almış olduğun hadis-i şerifi net bir şekilde koy. Bu herkese açık.
Gelelim bahis konusu olan hadise “Yahudiler 71 fırkaya ayrıldılar birisi cennette 70’i cehennemdedir. Hıristiyanlar 72 fırkaya bölündüler. 71’i cehennemde birisi cennette. Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin
Karabaş-i Veli Kültür Merkezi – NEFES
ederim ki şüphesiz benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacaktır. Birisi cennette 72 si cehennemde olacaktır.”
Denildi ki “Ey Allah’ın Resulü onlar kimlerdir?” Buyurdu ki; “Benim ve
ashabımın üzerinde bulunduğu yolda olanlar.”
Bu hadis-i şerifi aynı zamanda Muaviye nakleder, onu da söyleyelim ilim ilimdir. Bu aynı hadis-i şerifin 2-3 kanalı vardır bir kanalı da Muaviye’dir. Muaviye bir cemaatin içerisinde otururken kalkar “Dinleyin” der. Muaviye müşrik zamanından itibaren devlet adamıdır, devletçi bir kimsedir, zekidir, kalkar ayağa der ki “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden böyle böyle duydum. Siz duydunuz mu?”, “Evet” derler. Ayni şekilde o da nakleder aynı hadis-i şerifi. Bunu da bir bilgi olarak koyalım, yarın öbür gün bir yerlerden okursanız, ya Muaviye’de nakletmiş bu doğru mudur değilmidir diye aklınızdan geçmesin.
Öncelikle şunu söylemeliyim bu hadisin birçok rivayeti var. BUHARİ ve
MÜSLİM sahihlerine almamıştır.
Evet, Buhari ve Müslim bunu Sahih’lerine almamış. Sohbetin başında
söylemiştim zaten. Buhari bunu almamış, nakletmemiş Sahih’inde dedim.
Sahihlerine alan EBU DAVUT, TİRMİZİ, İBN MACE, AHMED BİN HANBEL ve
birçok hadisçi çeşitli rivayetlerde bulunmuşlar Allah razı olsun, doğru.
EŞ’ARİ, FAHREDDİN RAZİ, İBN-ÜL CEVZ-İ hiç kabul etmemişlerdir. Evet bu da doğru. Fahreddin Razi’nin, İbn-ül Cevz-i’nin kabul etmediği
doğru. Eş’ari’nin kabul etmediği doğru.
Gelelim rivayetlere; 1- Cennete gidecek tek fırkanın “benim ashabımın üzerinde bulunduğu
2- Cennete gidecek tek fırkanın “cemaat” olduğu ki burada da bu
cemaatin kimler olduğu hakkında birçok düşünce var. Evet.
3- Bir diğer rivayette bir fırkanın dışında 72 fırkanın cennetlik olduğu
Hadiste cezalandırılacak herhangi bir fırkanın olmadığıdır.
Bizi bekleyen bir sorun da bu rivayetlerden birinde hemfikir olsak da 73 fırkanın isimleri, 73 sayısıyla ilgili farklı anlayışlar. Doğru. Ancak kurtuluşa eren fırkanın bir tane olup, geri kalanların hepsinin cehennemlik olmasını İslam’ın tanıdığı düşünce hürriyeti ile açıklamak pek tutarlı görünmemekte. Eyvallah.
Ümmetin 73 fırkaya ayrılıp 72 sinin cehenneme, sadece birinin cennete ile “Kaderiyenin ümmetin Mecusileri olduğu” gideceğine dair rivayetler “Haricilerin, okun yaydan çıktığı gibi dinden çıktıkları” şeklindeki Hz. Peygamber’e nispet edilen rivayetler ortaya TEKFİR problemini çıkartmıştır.
Karabaş-i Veli Kültür Merkezi – NEFES
SORU 1- Hz. Peygamber’in bu derece yerdiği ve cehenneme gideceğini haber
verdiği bu fırkaların müntesiplerinin iman noktasındaki durumları nedir?
Gazali “Onlardan bir fırka vardır ki kesinlikle cehennemliktir ve kurtuluşları yoktur. Bunlar ZINDIKLARDIR” der ve ilave ederek “Diğer bir fırka vardır ki onlar hesaba çekilmeden cennete gidecekler.” diyerek uzlaşıcı bir yol izlerken,
Bağdadi 72 fırka mensuplarının Müslüman mezarlığına gömülmemesi, cenaze namazlarının kılınmaması, kestiklerinin helal sayılmamasına kadar sert görüş sahibidir. Bağdadi öyledir evet.
2- İnsanlar; hissiyatı ve davranışları ile değil yalnızca tabi olduğu görüşlere
göre mi yargılanacak?
Bu hadis ölçeğinde geliştirdiği birtakım izahlarla kimin cennetlik kimin
cehennemlik olacağına dair hüküm verme yetkisini kendinde mi görecektir?
(Bu yazı alıntılar içerir. Bu yazıdaki hadisler belgeli ve zincire bağlıdır)
Hadislerin hepsinin de zincirinin var olduğunu Cenâb-ı Hakk’a hamdolsun biliyorum. Teşekkür ediyorum notun için ayriyeten. Hadis kritercileri, hadis hafızları, hadis muallimleri-öğretmenleri, hadis âlimleri, bilhassa eskiler, Buhari’nin ve Müslim’in kendisine ölçü olarak almadığı hadislerin üzerinde daha farklı bakarlar. O yüzden İslam dünyası biraz daha bu hadislerin üzerinde, Buhari Müslim hadislerinin üzerine kuruludur diyebiliriz. O yüzden hukukta, muamelatta, nikâhtı, bozulmaydı, boşanmaydı, alışverişti, kiraydı, cezalardı, uygulamaydı, bunlarla alakalı meselelerde daha fazla Buhari Müslim hadisleri kullanılmıştır. Bu hadis-i şerif, yani “Ümmetim 73 fırkaya bölünecek, 72 si delalettedir birisi Naciye’dir.” hadis-i şerifini Buhari Müslim anlamış ama Buhari Müslim almamış deyip de sahihliğinde şek şüphe etmiyorum ben. Çünkü Tirmizi, Ebu Davud, İmam-ı Hambel hatta İbn Nuaym var, Darimi var bunların içerisinde, bunların aldıkları hadislerde sahih değildir deme noktasına değilim. Ama burada onların ince bir perdede şerh düştüklerine inanıyorum. Ama bu hadis-i şerif var bu hadis-i şerifin üzerinde de tekfir meselesi çıkmış İslam dünyasında ve İslam dünyası 300 lerden sonra birbirlerini tekfir etmeye başlamışlar. Hemen bir yere atlamak istiyorum Kaderiyenin ümmetin Mecusileri olduğu, haricilerin okun yaydan çıktığı gibi -haricilerin okun yaydan çıkması, Hazreti Âli Radiyallahu anh Hazretlerinin zamanda olan olaylar- ama bu haricilerinde okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar, Buhari Müslim hadisi değil buda, örnek. Bu da işin başka tarafı. Bunun gibi, bu hadis yoktur demiyorum böyle bir şey söylemem asla ama bunun gibi bu hadis-i şerifin üzerinde de ince bir şerh perdesi var Buhari Müslim’in. İşte buradan hareket ederekten La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseyi tekfir etmenin uygun olmadığı
Karabaş-i Veli Kültür Merkezi – NEFES
düşüncesindeyim. Bu noktada kurtuluş yolu olarak Kur’an sünnet dairesinde özellikle durmamın bir sebebi de bu. Zaten fırka ile alakalı meseleler İslam’ın 300 yılından sonraki meseleler. İslam’ın ilk 300 yılına baktığımızda fırka ile alakalı meseleler çok yok. İnsanlar az önce saydığım gibi birkaç tane büyük fıkıhçı var o fıkıhçıların veyahut İmam-ı Azam Hazretlerinin hocası İmam-ı Cafer gibi zatlardan almış oldukları ilimlerle ayakta duruyorlar ve bu ilmi alanlar asla birbirlerini tekfir etmiyorlar ama ne zaman öncekiler bitip sonrakiler başlayınca ve sonrakiler akaidle alakalı, imanla alakalı meselelerin üzerinde fikir yürütmeye başladıklarında tekfir meselesi çıkıyor ve şu anda ümmetin içerisindeki en büyük handikaplardan birisi tekfir. Asıl ümmetin, -bence si- halletmesi gereken en büyük problemi fırkalardan doğan tekfir meselesini halletmesi ve bunda ön fikre, bunda saplanmış bir düşünceye sahibiz. Bu, ümmetin iyice parçalanmasına, iyice birbirini diklemesine, iyice birbirini hançerlemesine sebep oluyor. Bu meseleden yaralıyım. Bu meseleden de kurtuluşu, direk meseleyi merkezinden almak, direkt Kur’an ve sünnete ve ashabın davranış biçimine dönmeyi buluyorum. En azından birisinin başka bir düşüncesi ve fikrini tekfir etmeden dinlersek, fikir ve düşüncenin daha rahat konuşulabileceği bir İslam dünyasının olacağına inanıyorum. İsabet ederse 10 sevap, isabet etmezse bir sevap, bu muhteşem bir teşvik ama bir tarafta teşvik görürken, bir kimse peygamberinden teşvik görürken kendi inanç sahipleri tarafından tekfir edilmesi çok kötü. Burada meseleyi toparlayaraktan soruya cevap verirken, iman noktasında ki durumları nedir, dendiğinde benim nazarımda bir kimse La ilahe illallah Muhammeden Resulullah dedi de, iman etmesi gereken unsurlara iman etti ise biliyorsa, onun tekfir edilecek bir tarafı yoktur. Ben tekfir edenlerden olmam. Aynı bu tarzı İmam-ı Azam’da da görmek mümkündür. İmam-ı tekfir etmeyi Azam kendi zamanındaki yasaklamıştır. “Kim La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyeni tekfir ederse asıl o küfür ehli olarak gider” der hadis-i şerif de vardır bu noktada onu da nakleder. O yüzden sorunun birinci kısmında olan Hz. Peygamber’in bu derece yerdiği ve iman cehenneme gideceğini haber verdiği bu fırkaların müntesiplerinin noktasındaki durumları nedir? sorusunda Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri 73 fırkaya bölünecek derken, bunun 72 si delalete derken delaletle alakalı meselenin imanla alakalı meseleleri tekfir eden, inkâr edenler için bunu söyleyebileceğini düşünüyorum. Bu esaslarda belli, iman: Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, din gününe, hayrın ve şerrin Allah’ın yarattığına, tekrar hesaba çekileceğine, cennete ve cehenneme, kaderin varlığına iman etmesidir. Eğer bir kimse bu iman esaslarını reddetmediyse, farzlardan bir şey reddetmediyse, helali haram etmediyse, haramı helal etmediyse o kimsenin iman ehli olduğuna inanıp tekfirden uzak durmaya gayret ediyorum ve bunun doğru olduğuna inanıyorum kendi dairemde. O yüzden ilim olarak sıraladığım 72 fırkayı Bağdadi sıralamış. Zamanın ünlü ulemasıdır. Çok serttir kendisi, suyu sert bir kimsedir. Ben de Ondan aldım 72 fırkayı O sıralamış ben de Onun sıralamasını almıştım zaten. Ebu Davud’un tercemesinin içinde olması lazım. Bu noktada kardeşlere söyleyeceğim söz şu: Siz hangi mezhepten, hangi meşrepten, hangi
tekfircileri gördüğünden dolayı
Karabaş-i Veli Kültür Merkezi – NEFES
fırkadan, adını ne ile dillendiriyorsa dinlendirsin La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah diyorsa, imanın ve İslam’ın şartlarında bir söz söylüyorsa, bilmeden bunu da söylemiyorsa siz onları tekfir etmeyin. Kimseye, sen kâfirsin deme, tekfir etme. Bu bize düşmez, bu insanlara da düşmez. Mesela Bağdadi’nin fetvası bu 72 fırka mensuplarının Müslüman mezarlığına gömülmemesi, cenaze namazlarının kılınmaması, kestiklerinin helal sayılmamasına kadar sert görüş sahibi. Evet. Hâlbuki geçmiş ümmetlerden bir hadis nakleder Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri: Etrafında kötü olarak bilinen bir kimse vardır, o kimse bir veliye gider, bir mürşide gider der ki: benim kurtuluş ümidim hiç yok mu? Ben onca âlim gezdim onca hoca gezdim herkes bana kurtuluş ümidin yok dedi der. O sufi, o veli ona bakar derki: Şu şehir iyilerin yaşadığı şehir. Sen git oraya da hayatının geri kalanını orada geçir umulur ki Allah’ta seni affeder. O kimse o tarafa doğru yönlendiğinde ölür. Ölünce iyilerin şehirdeki insanlar derki: Bu bize ait. Niçin? Bu çünkü yönü bize doğru döndüğünde ölmüştü. Kötüler derler ki: bu bize ait yıllardır bizim şehrimizde yaşadı bu cenazeyi biz alacağız. O arif zata, o bilge kişiye, arif ya, orada duruyor. Ona derler ki: Sen bize bir akıl ver. O da der ki: Arşınlayın, nereye yakınsa o alsın cenazeyi der. Hadis-i kudside der ki: Allah, arşınlarken Cebrail’e emretti: İyilerin şehrini o kimseye yakın et! Dikkat edin: O koca şehir o iyi kimseye doğru yaklaştırılır ve o iyi kimse iyilerin şehrine gömülür. Bu da hadis-i kutsi. Demek ki bir kimse bilmiyor. Arkadaşlar, 150 yıllık din cehaleti var, bilmiyor insanlar. Birilerini küfürle itham etmek kolay. O yüzden biz kimseyi küfürle itham etmeyelim, etmeyelim, sakın. Allah muhafaza eylesin. Bu fırkaların müntesiplerinin iman noktasındaki durumları nedir diye sorunun cevabı: La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyorlarsa, imanın kendi bildiklerince ve İslam’ın şartlarını kabul ediyorlarsa benim onları cehennemlik görmek gibi şansım yok. Ben onları iman ehli olarak görüyorum.
Soru 2: İnsanlar hissiyatı ve davranışları ile değil yalnızca tabi olduğu görüşlere göre mi yargılanacak? Bu hadis ölçeğinde geliştirdiği birtakım izahlarla kimin cennetlik kimin cehennemlik olacağına dair hüküm verme yetkisini kendinde mi görecektir?
Bu hüküm verme yetkisi hiç kimsenin elinde değildir bu Allah’ındır. Kimin cennete gideceğini kimin cehenneme gideceğini Allah bilir. Bir kimse niyetlerine göre muamele görür, niyette o kimsenin hissiyatıdır bir duygusudur. Bu fakir niyete önem verir. Muhakkak amel önemlidir ama amelin bu noktadaki özü, çekirdeği, içindeki ruhu niyetle saklıdır. Bir kimse buraya gelmiştir, biz niyet okuyucu değiliz, herkese deriz ki sohbete geldi semaya geldi zikre geldi. Birisinin içindeki niyet bir kadına görünmek ise onun kendi işidir. Bir kadına görünmek için gelen bir kimse kadına görünmek için geldi hiçbir şey almadan gidecek. Biz niyet okuyucu değiliz. O yüzden İmam-ı Azam hazretleride bu konuda çok ehemmiyet göstermiş ameller niyetlere göredir demiş. Hadis-i şerif bu zaten. Ve niyeti önde tutmuşlar. Sizin niyetiniz oruç tutmak ise ve orucun şartlarını yerine getirdiğinizde oruç tutmuş
Karabaş-i Veli Kültür Merkezi – NEFES
olursunuz ama sizin niyetiniz oruç tutmak değilse zayıflamaksa, size zayıflamak için aç kalmış olursunuz. Niyetiniz sizin rejim yapmak için oruç tutmaksa, o zaman sizin oruçtan bir şey beklemeyin. Bunun gibi. Cenâb-ı Hakk der ki: Allah sizin suretinize değil siretinize, içinize bakar. Yani sizin niyetinize bakar. Niyetiniz ne ise onu bulursunuz. O yüzden bu manada insanlar hissiyatları ve davranışları ile muamele görürler. Bu, o kimsenin iman ve İslam dairesinde duruşu hissiyatı ve duyguları ve amelleri ile bağlantılıdır. Biz birisi için İsmailiye mezhebinden olabilir. İsmailiye mezhebinden olan bir kimse Kur’an a sünnete ashabın yolunu takip ediyorsa kendince, adı İsmailiye ama biz onu İsmailiye mezhebindensin sen deyip küfür ehlisin diyemeyiz, cehenneme gideceksin de diyemeyiz. Ben diyemem. Ben hiç bir mezhep sahibine sen cehennemliksin diyemem bunun fetvasını veremem ben. Bu benim işim değil. Benim felsefi olarak durduğum nokta da değil Allah beni affetsin. “Bir şey sormak istiyorum bu araştırma sırasında. Bu hadis hakkında dört tane rivayet var. Kimisi hiç kabul etmiyor. Bunun zincirleri de var. Bu zincirlerde bir sürü mollalar, hadisçiler, çok değerli kimseler. İlk başta okuduğunuz hadiste de ‘Benim söylemediğim bir şeyi söylediğim gibi nakleden cehennemden yer ayırtsın’ diyor. 4 tane rivayet var, bunun üçünün cehennemde kendisine yer ayırtması lazım. Biz şimdi bunların hangisine inanacağız?” Bu noktada beni kendimce durduğum nokta şu: eğer meşhur hadisçiler bunları kabul ettilerse ben kabul ederim. Bu benim sorunum değil zaten. “Etmiyorlar ama Buhari…” Tirmizi, Ebu Davud, İbni Mace kabul ediyor ya bunlarda o meşhur hadisçilerden. İbni Nuaym kabul ediyor. Darimi kabul ediyor. Bu noktada bunlar kabul edince, meşhur altı tane hadisçi var: Buhari, Müslim, Tirmizi, İbni Mace, İmam-ı Davud, İmam-ı Nesai. Bunlar kabul ettilerse hatta iki tanesi üç tanesi bunda ittifak ettiyse benim için sıkıntı yok, kendileri düşünsünler. Ben o hadisleri kabul etmeme gibi kendimi o noktada koymam ama kendimce ince bir perde düşerim oraya. İnce düştüğüm perde şu: Buhari-Müslim kabul etmiyor. Hadisçilerin evvelidir İmam-ı Buhari hatta Buhari’den sonradır Müslim, Ebu Davud, İbni Mace, Darimi, onların hepsi de sonradır ama burada Buhari-Müslim kabul etmiyorsa -Müslim’de Buhari’den sonradır zaten- Buhari’nin kabul etmediği hadislerin üzerinde muhakkak, ilim ama bu, birileri onun ilmine, irfanına ermiş, tabanına ermiştir kendilerince kabul etmişlerdir ama ben mesela özellikle bir şeye fıkıh edeceksem, hüküm vereceksem benim için Buhari-Müslim ayrı bir yer teşkil eder. Hatta ayıp söylemesi bende Buhari-Müslim hadislerinin toplandığı ayrı bir hadis kitabı var sadece Buhari-Müslim hadisleri vardır onda başka hiçbir hadis yoktur onda. Ben bir şeye bakacağım zaman ilk önce Buhari-Müslim hadislerine bakarım sonra Kütüb-i Sitte’ye bakarım yani 6 hadis imamının olduğu kitaba bakarım sonra diğerlerine bakarım ama bu noktada evet bu hadis-i şerifin üzerinde değişik rivayetler var. Bazı rivayetlerin içerisinde bazılarının zayıf noktaları var ravilerinin içerisinde, sen iyi araştırmışsın Allah razı olsun. Mesela iki tane hadis geldisinin içerisinde -çok teknik bir sohbet oldu hakkınızı helal edin ama her ikisinin de birer tane nakledenlerin içerisinde zayıf halakalar var. O zayıf halakalardan dolayı Buhari zaten almıyor. İki tane şahıs var isimleri aklıma gelmiyor şimdi baktığımda, o iki tane zayıf halakadan dolayı İmam-ı Buhari bu hadis-i şerifi almamış. Müslim’de
Karabaş-i Veli Kültür Merkezi – NEFES
almamış o iki zayıf şahıstan dolayı. Zayıf şahıs ne biliyor musunuz? Arada rivayet eden böyle ufak tefek yalan söylemiş. Bunu söylemek istemiyordum da şimdi hakkınız helal edin kafanızda bir şey kalmasın diye söyledim. Böyle bir duyum almış Buhari. Örnek kendi nefsimi koyayım şimdi: Mustafa Özbağ bazen arada yalan söylerdi. Bunu duymuş ya Buhari, almamış hadis-i şerifi. Oturur saatlerce düşünürsünüz bunu okuduğunuzda. Bende Buhari var, hadisin geldisi yarım sayfa tutuyor zaten. Hadisin geldisi ilk başlangıcından itibaren başlıyor o ondan, o ondan, o ondan. Mesela içinde yazar bazen, o ondan yazılı senetle, o ondan yazılı senetle, o ondan yazılı senetle. Bakın bu hadisler daha farklıdır. Hadisler farklı farklıdır yazılı senetle olan hadisler vardır. Hani sahabeden birisi geliyor ya “Ya Resulullah senin sözlerini ezberlemekte zorluk çekiyorum” “Sağ elinden yardım al” diyor, güç al, yaz yani. Sahabenin döneminde yazılan hadisler var. O yazılı hadis birisine naklederken Oda yazılı olarak naklediyor. Senet yazılı, kim nakletmiş? örneğin Ebu Hureyre, yazılı kendisinde. O yazılı olarak naklediyor, kime? Şuna. O yazılı olarak naklediyor şuna. Yazılı evraklar var, vesikalar var ellerinde. Buhari’de böyle hadisler var. Birisi böyle Buhari’yi küçük görünce, önemsemeyince o kadar çok üzülüyorum ki. Mesela bu hadis-i şerifle alakalı Buhari’de geniş bir girdisi var. Hadis-i şerifi Buhari’nin almayışına sebep Buhari’de yazı da var. Hadis alimleri Buhari’nin o yazısını almışlar Buhari’nin neden bunu almadığını da kendileri söylemişler ama demişler ki, biz aldık. Burada şimdi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunu söylemedi diyemem ben. Çünkü dört tane beş tane büyük hadis alimi eserlerine almışlar. Bu hadis-i şerifi yok hükmünde görmemiz mümkün değil. Hadis mantığı, hadis kriteri açısından söylüyorum bunu, hadis kriteri açısından söylüyorum ama buna böyle orta yol bulma noktasında değilim gerçekten ve gerçekten kendimce kendi inancımı söylüyorum. Bu tip meseleleri konuştuğumuzda bu daha da meydana çıkıyor. Orta yere çıkıyor. Orta yere çıkan gerçek şu: Din Kur’an sünnet ve ashabın yoludur. Bu aslında çok girift, sıkıntılı bir mesele, çok konuşulan bir mesele değil ama insanlar ha bire birilerini tekfir ediyorlar. Bu tekfirden kurtulmanın yolu Kur’an, sünnet ve ashabın yolunda durmak. Evet, bir mezhebimiz olsun o mezhebe göre amel edeceğiz ibadetlerimizi edeceğiz, bunlar ayrı şeyler.
Karabaş-i Veli Kültür Merkezi – NEFES
Nefes — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden.
ISBN: 978-605-031-365-9 • Tasavvuf Vakfı Yayınları