Kâmil İnsanlar İlm-i Ledünn Sâhibidir — Bilgisizlik Onda İlim Olur
Kâmil insanlar ilm-i ledünn sâhibidir; bilgisizlik onda ilim olur. Bu, tasavvufun çok derin bir öğretişidir. «İlm-i Ledünn» — Allâh’tan doğrudan verilen ilim. Bu ilim kitap okuyarak gelmez; Allâh tarafından kalbe verilir. Hz. Hızır aleyhisselâm ilm-i ledünn’ün en bilinen temsîlcisidir. Mürşid-i kâmiller bu mertebede bilgi sâhibidirler. Onlarda «bilgisizlik» bile bir bilgi türüdür.
İlm-i Ledünn — Allâh’tan Doğrudan
İlm-i Ledünn Allâh’tan doğrudan verilen ilimdir. «Katımızdan ona bir ilim öğretmiştik» (Kehf 65) — Hz. Hızır için Allâh böyle dedi. Bu ilim normal eğitim yoluyla gelmez; Allâh’ın bir lütfu. Velîler bu ilime mazhar olurlar. Bu ilim ile gelecek bilgilerini, gizli şeyleri, başka kullardan bilinmeyen şeyleri bilirler.
Hz. Hızır — İlm-i Ledünn Temsîlcisi
Hz. Hızır aleyhisselâm ilm-i ledünn’ün temsîlcisidir. Hz. Mûsâ aleyhisselâm bile ondan bu ilmi öğrenmek istedi. Kur’ân’da Hz. Mûsâ ile Hz. Hızır’ın hikâyesi geçer (Kehf 60-82). Hz. Hızır görünüşte garip işler yaptı; ama bunların altında gizli hikmetler vardı. Bu, ilm-i ledünn’ün özelliğidir: Görünüşten farklı; içsel hikmet sahibi.
«Bilgisizlik İlim Olur» — Derin Söz
«Bilgisizlik onda ilim olur» — derin bir sözdür. Kâmil insanda zâhirde bilgisiz görünen şey gerçekte bir ilimdir. Kâmil bâzı şeyleri «bilmiyorum» der; ama bu bilmemek başka bir bilmek türüdür. «Hiçbir şey bilmem» demek aslında çok şey bilmektir. Çünkü Allâh’ın yanında insanın bilgisi sıfırdır; bunu bilmek en yüksek bilgidir.
Sokrates’in «Hiçbir Şey Bilmiyorum» Sözü
Sokrates’in «Hiçbir şey bilmiyorum» sözü bu yöndedir. Kâmil bilge kendi cehâletini bilir; ve bu bilmek onu hakîkî bilge yapar. Câhil ise kendini bilge sanır; ama gerçekte câhildir. Bu paradoks tasavvufta da vardır. Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh «İdrâkin idrâksizliği idrâktir» demiş.
İlm-i Ledünn Şer’î Delîl Değil — Sınır
İlm-i Ledünn şer’î bir delîl değildir. Yâ’nî kâmil bir velî ilm-i ledünn ile bir şey biliyorsa, bu Kur’ân ve sünnete aykırı olamaz. Eğer aykırı görünürse, ya o ilim değildir (kuruntu) ya da yorumda bir hatâ var. Hz. Hızır’ın yaptıkları Hz. Mûsâ’ya tuhaf gelse de, Allâh’ın izniyle yapılmıştı. Sünnete aykırı bir ilim olamaz.
Modern Sahte «Bilgisi Olanlar» — Dikkat
Modern dönemde «bana özel bilgi geliyor» diyen sahtekârlar vardır. «Allâh bana ilm-i ledünn verdi; ben bilirim» derler. Çoğu zaman bu sahtekârlıktır. Gerçek velîler ilim sahibi olduklarını başkalarına ilan etmezler; gizli tutarlar. Yalnız Allâh için kullanırlar. İlan eden kişi şüpheli.
Niyâz — İlm-i Ledünn’e Ulaşmak
Niyâz: «Yâ Rab, beni bilebileceğim kadarınca ilm-i ledünn’e mazhar eyle. Hz. Hızır’ın izinde olan bir kul eyle. Kendi cehâletimi bilmemi nasîb et; gerçek bilgi bu olduğunu kalbime nakşeyle. Sahte «ilm-i ledünn iddiâcılarından» beni koru. İlmi sâdece Senden almamı, Sana hizmet için kullanmamı nasîb et.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi gerçek ilim sahibi kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: İlm-i Ledünn, Hızır, Kâmil. → Tasavvuf Sözlüğü