Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mürşid-i Kamil ·

Kamil insanlar ilmi ledün sahibidir bilgisizlik onda ilim olur

sahibi bir kimse bakarsın bilgisiz o Bilgisizlik onda ilim olur bilgi olur sen onu fark etmezsin çünkü onun kalbi ilham alır Ben bilgiliyim ben âlimim diyenin kalbi ilham almaz Ama öbür Kamil insanın ...


Kâmil İnsanlar İlm-i Ledünn Sâhibidir — Bilgisizlik Onda İlim Olur

Kâmil insanlar ilm-i ledünn sâhibidir; bilgisizlik onda ilim olur. Bu, tasavvufun çok derin bir öğretişidir. «İlm-i Ledünn» — Allâh’tan doğrudan verilen ilim. Bu ilim kitap okuyarak gelmez; Allâh tarafından kalbe verilir. Hz. Hızır aleyhisselâm ilm-i ledünn’ün en bilinen temsîlcisidir. Mürşid-i kâmiller bu mertebede bilgi sâhibidirler. Onlarda «bilgisizlik» bile bir bilgi türüdür.

İlm-i Ledünn — Allâh’tan Doğrudan

İlm-i Ledünn Allâh’tan doğrudan verilen ilimdir. «Katımızdan ona bir ilim öğretmiştik» (Kehf 65) — Hz. Hızır için Allâh böyle dedi. Bu ilim normal eğitim yoluyla gelmez; Allâh’ın bir lütfu. Velîler bu ilime mazhar olurlar. Bu ilim ile gelecek bilgilerini, gizli şeyleri, başka kullardan bilinmeyen şeyleri bilirler.

Hz. Hızır — İlm-i Ledünn Temsîlcisi

Hz. Hızır aleyhisselâm ilm-i ledünn’ün temsîlcisidir. Hz. Mûsâ aleyhisselâm bile ondan bu ilmi öğrenmek istedi. Kur’ân’da Hz. Mûsâ ile Hz. Hızır’ın hikâyesi geçer (Kehf 60-82). Hz. Hızır görünüşte garip işler yaptı; ama bunların altında gizli hikmetler vardı. Bu, ilm-i ledünn’ün özelliğidir: Görünüşten farklı; içsel hikmet sahibi.

«Bilgisizlik İlim Olur» — Derin Söz

«Bilgisizlik onda ilim olur» — derin bir sözdür. Kâmil insanda zâhirde bilgisiz görünen şey gerçekte bir ilimdir. Kâmil bâzı şeyleri «bilmiyorum» der; ama bu bilmemek başka bir bilmek türüdür. «Hiçbir şey bilmem» demek aslında çok şey bilmektir. Çünkü Allâh’ın yanında insanın bilgisi sıfırdır; bunu bilmek en yüksek bilgidir.

Sokrates’in «Hiçbir Şey Bilmiyorum» Sözü

Sokrates’in «Hiçbir şey bilmiyorum» sözü bu yöndedir. Kâmil bilge kendi cehâletini bilir; ve bu bilmek onu hakîkî bilge yapar. Câhil ise kendini bilge sanır; ama gerçekte câhildir. Bu paradoks tasavvufta da vardır. Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh «İdrâkin idrâksizliği idrâktir» demiş.

İlm-i Ledünn Şer’î Delîl Değil — Sınır

İlm-i Ledünn şer’î bir delîl değildir. Yâ’nî kâmil bir velî ilm-i ledünn ile bir şey biliyorsa, bu Kur’ân ve sünnete aykırı olamaz. Eğer aykırı görünürse, ya o ilim değildir (kuruntu) ya da yorumda bir hatâ var. Hz. Hızır’ın yaptıkları Hz. Mûsâ’ya tuhaf gelse de, Allâh’ın izniyle yapılmıştı. Sünnete aykırı bir ilim olamaz.

Modern Sahte «Bilgisi Olanlar» — Dikkat

Modern dönemde «bana özel bilgi geliyor» diyen sahtekârlar vardır. «Allâh bana ilm-i ledünn verdi; ben bilirim» derler. Çoğu zaman bu sahtekârlıktır. Gerçek velîler ilim sahibi olduklarını başkalarına ilan etmezler; gizli tutarlar. Yalnız Allâh için kullanırlar. İlan eden kişi şüpheli.

Niyâz — İlm-i Ledünn’e Ulaşmak

Niyâz: «Yâ Rab, beni bilebileceğim kadarınca ilm-i ledünn’e mazhar eyle. Hz. Hızır’ın izinde olan bir kul eyle. Kendi cehâletimi bilmemi nasîb et; gerçek bilgi bu olduğunu kalbime nakşeyle. Sahte «ilm-i ledünn iddiâcılarından» beni koru. İlmi sâdece Senden almamı, Sana hizmet için kullanmamı nasîb et.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi gerçek ilim sahibi kullardan eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: İlm-i Ledünn, Hızır, Kâmil. → Tasavvuf Sözlüğü