Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dervişlik, Sufilik ·

Büyük zatların haliyle hallenmeden haddi aşan sözler söyleyip insanları şirke gö

Yıllarımda karşılaştığım şeyler. Mesela kendisini ama melami olarak tanıtan veya kendisini yüksek. Sufi olarak tanıtan kendi kendisine vahdet-i vücutçu. Dem vuran vahdet-i vücut savunuyor muu gibi kon...


Büyük Zâtların Hâliyle Hâllenmeden Haddi Aşan Sözler Söylemeyin

Büyük zâtların — velîlerin, mürşidlerin — hâliyle hâllenmeden onların söylediği «haddi aşan» sözleri söylemek tehlikelidir. Bâzı velîler mâneviyâtın yüksek mertebesinde «şath» dedikleri sözler söylerler. Hâl içinde ağızlarından çıkan bu sözler onların mertebesinde mâzûrdur; ama aynı mertebede olmayan biri o sözü söylerse — sapma olur. Edeb — kendi mertebesinde konuşmak.

Şath — Mâneviyâttan Çıkan Söz

«Şath» — sufînin mâneviyât hâli içinde ağzından çıkan, normal şartlarda söylemeyeceği söz. Hallâc-ı Mansûr’un «Ene’l-Hak» («Ben Hakkım») sözü bir şath. Bayezîd-i Bistâmî’nin sözleri şath. Bunlar mâneviyâtın yüksek bir mertebesinde söylenmiş; ve o mertebede mânâlıdır. Ama herkes söyleyemez.

Hâline Hâllenmek — Aynı Mertebe

«Hâline hâllenmek» — aynı mertebeye varmak demektir. Eğer mürîd Hallâc’ın mâneviyâtına ulaşmışsa, o söz onun ağzında da mânâlıdır. Eğer ulaşmamışsa, sâdece Hallâc’ı taklîd ediyorsa — söz hâinlik. Çünkü o mertebeye gelmeden söylüyor; sahte yapar.

Hâlsiz Söz — Tehlikeli

Hâlsiz söz tehlikelidir. Çünkü dinleyenleri yanıltır; ve söyleyeni de günaha sokar. «Ene’l-Hak» diyen ama hâline hâllenmeyen biri — şirke düşer. Halbuki Hallâc söylediğinde şirk değildi, fenâ fillâh hâliydi. Bu farkı bilmeyen kişi her yere o sözü taşır; ve kendini helâk eder.

Klasik Sufîlerin Uyarısı — Şathı Saklamak

Klasik sufîler şathı saklamayı tavsiye ederdi. Hz. Cüneyd-i Bağdâdî «Şathı söyleyen helâk olur» derdi. Yâ’nî o sözleri herkesin önünde söylemek bile sakıncalı. Bayezîd-i Bistâmî bu yüzden bâzı sözlerini söyledi; ama insanlar anlamadı; onu zındık ilân ettiler. Bu, şathın tehlikesini gösterir.

Mürîd Edebi — Kendi Mertebesinde

Mürîd edebi kendi mertebesinde konuşmaktır. Mürîd «mürşidim böyle söyledi, ben de söyleyebilirim» demez. Çünkü mürşid o sözü hâli içinde söyledi; mürîd ise hâlsiz. Mürîd kendi mertebesinde — itaat, edeb, tevâzu mertebesinde — konuşur. Yüksek söz söylemekten kaçınır.

Hâlin Geliş Şartları — Sabır ve Çalışma

Hâlin geliş şartları sabır ve çalışmadır. Mürîd yıllarca sabırla çalışırsa, Allâh ona hâl lutfeder. Bu hâl içindeyken belki o şath sözleri söyleyebilir; ama dışarıda söylemez. Hâlsiz söylemekten kaçınır. Bu edeb sahih sufîlerin alâmetidir.

Niyâz — Edebli Konuşan Mü’min

Niyâz: «Yâ Rab, beni kendi mertebesinde konuşan bir mü’min eyle. Büyük zâtların sözlerini taklîd edip haddimi aşmaktan beni koru. Hâline hâllenmeden onların sözünü söylememi yasak et. Sabır ile çalışıp gerçek hâl gelirse, o hâle uygun edeple konuşmamı nasîb et. Şath tehlikesinden beni koru.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi edebli konuşan mü’minler eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Şath, Edeb. → Tasavvuf Sözlüğü