Bizim Ter-Temiz Aşkımızı Geri Ver — Mevlânâ’nın Niyâzı
Hz. Pîr Mevlânâ Dîvân-ı Kebîr’inde der: «Sen mâl, mülk, dünyâ istiyorsan, al onu; ama bizim ter-temiz aşkımızı geri ver.» Bu niyâz, gerçek âşığın isteğinin ne olduğunu apaçık gösterir. Maddî her şey verilse de, aşk olmazsa hiçbir kıymeti yoktur. Asıl kıymet — ter-temiz aşk. Bu aşk dünyâya verilebilecek hiçbir şeyle değişmez.
Ter-Temiz Aşk — Saflığın Sembolü
«Ter-temiz aşk» tâbiri saflığın sembolüdür. Bu, mâsivâdan ârî, dünyâdan uzak, sırf Allâh için olan aşktır. Sıradan aşklar kirlenebilir; çünkü içlerine başka şeyler karışır. Para isteği, makâm isteği, şöhret isteği — bunlar aşkı kirletir. Ter-temiz aşk ise sâdece Allâh içindir; başka hiçbir karışım yoktur. Bu aşka ulaşmak zordur; ama hedeflemeli.
Mâl Mülk İstememe — Aşkın Önceliği
Mevlânâ’nın «sen mâl-mülk istersen al, ama aşkımı ver» niyâzı, aşkın önceliğini gösterir. Çoğu insân tam tersini yapar: «Allâh’ım, sen aşkını al; ama bana mal ver; mevki ver; sıhhat ver.» Bu yanlış bir önceliktir. Çünkü mal, mevki, sıhhat — hepsi geçicidir. Bir gün hepsi gider. Ama aşk kalır; ve ölümle bile bitmez. Bu yüzden aşk her şeyden önce gelir.
Aşkı Kaybetmek — En Büyük Kayıp
Aşkı kaybetmek, mü’minin en büyük kaybıdır. Sıradan kayıplar dünyevîdir; aşk kaybı uhrevîdir. Dünyevî kayıplar telâfî edilebilir; aşk kaybı edilemez. Çünkü aşk Allâh’ın bir lutfudur; bir kere kaybettiğinde, geri almak çok zordur. Mevlânâ bu sebeple aşkı kaybetmemeye, kaybettiğinde geri istemeye yöneliyor. Mü’min de aşkını koruması için her şeyden önce gayret etmeli.
Dîvân-ı Kebîr — Aşk Şiirlerinin Hazînesi
Dîvân-ı Kebîr, Mevlânâ’nın aşk şiirlerinin hazînesidir. 30 bine yakın beyit içerir; ve hepsi aşk üzerinedir. Şems’in ayrılığından sonra Mevlânâ bu şiirleri yazdı; her biri yüreğindeki aşk yangının bir nağmesidir. Bu eseri okuyan, Mevlânâ’nın aşk hâlini anlar. «Bizim ter-temiz aşkımızı geri ver» niyâzı bu eserin özünü gösterir: Sâdece aşkın peşindeyim.
Mü’minin Niyâzı — Aşk İçin
Mü’min’in niyâzı da aşk için olmalı. Sıradan duâlar — sıhhat, mal, mevki — sıradan mertebede kalır. Yüksek mertebedeki duâ ise aşk için yapılır: «Yâ Rab, bana aşkını ver; sevdiğin gibi sevdir; ve bu sevgide ölmemi nasîb et.» Bu duâ, mü’minin en güzel duâsıdır. Mevlânâ gibi büyük velîler bu duâyı yapmışlar; ve aşka ulaşmışlardır. Allâh muhâfaza eylesin; bizi de aşk niyâzında bulunan kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Aşk, Mevlânâ, Niyâz. → Tasavvuf Sözlüğü