Aşk Avcısı — Hazret-i Allâh’tır
İlâhî aşkta avcı kulu değil; Allâh Teâlâ’dır. Âşıkları ayıran, seçen, ve onlara ok atan Cenâb-ı Hakk’ın kendisidir. Bu mertebede akıl ve fikrin sınırları aşılır; bu hakîkat levh-i mahfûza sığmaz — ilm-i ilâhî ile ilgilidir. Bu hakîkat sıradan insânın aklının kavrayabileceği bir hakîkat değildir; sâdece âşıklar tadabilir.
Allâh — Aşk Avcısı
İlâhî aşkta gerçek avcı Allâh’tır. Sıradan görünüşte kul Allâh’ı arar gibi olur; ama hakîkatte Allâh kulunu arar. Hadîs-i kudsîde buyurulmuştur: «Bana yürüyerek gelen kuluma, ben koşarak gelirim.» Bu, Allâh’ın inisyatifi olduğunun delîlidir. Kul yürür; Allâh koşar. Hareket Allâh’tandır; çabaya değil, ilâhî inâyete bağlıdır.
Âşıkları Seçen — Allâh
Âşıkları ayıran, seçen Allâh’tır. Allâh kullarından bâzılarını seçer; onları kendisine âşık eder. Bu seçim, ilâhî bir bilgiyle olur; kulun amellerine bağlı değildir. Kimisi yıllarca ibâdet eder, âşık olamaz; kimisi yeni başlar, hemen âşık olur. Bu fark, Allâh’ın seçimidir. Allâh kimi sevmek isterse, ona aşkını verir. Buna ne kimsenin gücü yeter, ne de hakkı.
Allâh’ın Oku — Mânevî Çağrı
«Allâh ok atar» mecâzında, ok mânevî bir çağrıdır. Bu çağrı, kalbe bir ilhâm olarak gelir; bir hadîs olarak gelir; bir mürşidle karşılaşma olarak gelir; bir sıkıntı olarak gelir. Allâh bu vasıtalarla kullarına ok atar. Atılan oku alan, âşık olur. Almazsa, sıradan kalır. Bu yüzden mü’min, Allâh’ın oklarına açık olmalı; sezgilerini, ilhâmlarını dinlemeli.
Aklın Sınırı — Aşılır
İlâhî aşk mertebesinde akıl ve fikrin sınırları aşılır. Akıl mantıkla çalışır: «Eğer x, o zamân y.» Aşk mantığı aşar: «x olsa da olmasa da y.» Bu aşmak, aklın eksikliği değildir; aksine aşkın yüceliğidir. Akıl yararlıdır, ama sınırlıdır. Aşk sınırsızdır; ve insânı sonsuza götürür. Bu yüzden büyük velîler hep akıl-üstü hâller yaşamışlardır.
Levh-i Mahfûza Sığmaz — İlm-i İlâhî
Bu hakîkat levh-i mahfûza sığmaz; ilm-i ilâhî ile ilgilidir. Levh-i mahfûz — Allâh’ın yazılı hükümlerinin bulunduğu mânevî defter. Ama ilâhî aşk bunun da ötesindedir; ilm-i ilâhîye âittir. İlm-i ilâhî, Allâh’ın ezelî bilgisidir; hiçbir mahlûkun ulaşamayacağı bir alandır. Aşkın temeli buradadır; ve bu yüzden aşk insân aklıyla tam kavranamaz.
Avın Hâli — Kul Allâh’ın Avı
Allâh’ın avı olmak, en yüksek mertebedir. Çünkü Allâh’a yakalandın demektir; O’nun mülkü oldun demektir. Sıradan mü’min Allâh’a doğru gider; âşık ise Allâh tarafından yakalanmış kişidir. Bu yakalanma bir mahkûmiyet değil; bir lutuftur. Yakalanan, sonsuza kadar Allâh’ın yanında kalır. Allâh muhâfaza eylesin; bizi de kendi avından eylesin; aşk okuyla yaralananlardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Aşk, İlm-i İlâhî, Levh-i Mahfûz. → Tasavvuf Sözlüğü