Aşkı Tanımlamak Mümkün Değildir — Aşk Değil Âşık Tanımlanır
Mâdemki aşk insânın benliğinin ötesindedir; «ben» ve «benim»in ötesine geçildiyse, aşkı nasıl tanıyacaksın? Aşk olacaksın; aşkı hiçbir zamân tanıyamayacaksın. Sûfîlerin aşk tanımında aşkı tanımlamak yoktur; aşkı yaşamak vardır. Aşkı tanımlamak mümkün değildir; ama âşığı tanımlamak mümkündür. Çünkü aşk soyutlamaya direnir; âşık ise somuttur.
Aşk Tanımdan Kaçar — Felsefenin Sınırı
Felsefe kavramları tanımlamakla işe başlar. «Aşk nedir?» sorusuna cevap arar. Halbuki aşk tanımdan kaçar. Çünkü aşk sınırlanmamış bir hakîkattir; tanım ise sınırlamadır. Sınırsızı sınırlamak imkânsızdır. Bu yüzden büyük âşıklar — Mevlânâ, Yûnus, Râbiâ — aşkı tanımlamamışlar; sâdece yaşamışlardır. Onların eserlerinde aşkın tanımı yoktur; ama aşkın yaşandığı sayfalar var.
Âşık Tanımlanabilir — Hâlinden
Aşk tanımlanmaz; ama âşık tanımlanabilir. Âşığın hâli, sözleri, davranışları, gözleri — hepsi onun âşık olduğunu gösterir. Âşık olmayanın yapamayacağı şeyleri yapar; sıradan insânın söyleyemeyeceği şeyleri söyler. Bu hâl, gözlemcilere açıktır. Bu yüzden âşıklar tanımlanır; ama aşk tanımsızdır.
Aşk Olmak — Tanımanın Ötesi
«Aşk olacaksın; aşkı tanıyamayacaksın.» Bu söz, tasavvufun derin bir hakîkatini anlatır. Bir şeyi tanımak için ondan ayrı olmak gerek. Tanıyan ile tanınan arasında mesâfe vardır. Ama aşkla insân ayrılığı kaldırır; aşkla bütünleşir. Bu birleşmede artık tanıyan kalmaz; sâdece aşk kalır. Bu yüzden «aşk olmak» mümkündür; «aşkı tanımak» mümkün değildir. Aşk olunca, tanımaya gerek kalmaz.
Benliğin Ötesi — Aşkın Şartı
Aşkın şartı, benliğin ötesine geçmektir. «Ben» benlik; «benim» mülkiyet. Bunlar aşkın önündeki engellerdir. «Ben» kayboldukça, aşk açılır. «Benim» azaldıkça, aşk artar. Tam aşka ulaşmak için, «ben» ve «benim» tamamen kalkmalı. Bu, fenâ-fillah makâmıdır. Bu mertebede sâlik kendi varlığını hissetmez; sâdece aşkı hisseder. Bu, aşkın asıl tarîfsiz hâlidir.
Sûfînin Aşk Anlayışı — Yaşamak
Sûfînin aşk anlayışı tanım üzerine değil; yaşam üzerine kuruludur. Sûfî aşkı tarîf etmez; sâdece yaşar. Bu yaşam, sıradan hayâttan farklıdır: Tüm hareketlerinde Allâh şuûru, tüm sözlerinde Allâh sevgisi, tüm bakışlarında Allâh tezâhürü. Bu yaşam, aşkın somut tezâhürüdür. Görmek isteyen bunu görür; ve aşkı anlar. Görmeyen ise tarîfle de anlamaz. Allâh muhâfaza eylesin; bizi tarîfle değil, yaşamla aşkı bilen kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Aşk, Fenâ, Benlik. → Tasavvuf Sözlüğü
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.