Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Aşk ·

Allah ruha ilahi aşka ulaşacaksın deyince ruh bedene girmeyi kabul etti 17.9.22

Ruh. Allah'ı tanımlama. Ve. Allah'ı bilme müjdesini ve muşlusunu alınca. Evet yokluk aleminden varlık alemine doğru koşa yürüdü çünkü en mükemmel en yüksek en derin en geniş anlam. Allah'ı. Tanımak bi...


Allâh Rûha «İlâhî Aşka Ulaşacaksın» Deyince — Rûh Bedene Girmeyi Hemen Kabûl Etti

Rûh, Allâh’ı tanıma ve bilme müjdesini alınca, yokluk âleminden varlık âlemine doğru koşarak yürüdü. Çünkü en mükemmel, en yüksek, en derin, en geniş anlam Allâh’ı tanımak ve bilmektir. Cenâb-ı Hakk’ın yaratma sebebi, Allâh’ın sevilmesi, bilinmesi, tanınmasıdır. Allâh rûha «ilâhî aşka ulaşacaksın» deyince, rûh bedene girmeyi tereddütsüzce kabûl etti.

Rûhun Bedene Girme Sebebi — İlâhî Aşka Ulaşmak

Rûh aslında bedene girmek istemezdi; çünkü bedensiz daha hür idi. Ama Allâh rûha «Eğer bedene girersen, ilâhî aşka ulaşırsın» dedi. Bu söz, rûhu tereddütsüzce harekete geçirdi. Çünkü ilâhî aşka ulaşmak, her şeyden değerlidir. Rûh bu değerden mahrûm kalmamak için bedene koşarak girdi. Modern insân bu sırrı bilmediği için, bedenini ve hayâtını anlamsız bulur; ama bedene girmenin asıl sebebi ilâhî aşktır.

Yokluk Âleminden Varlık Âlemine — Koşarak

Rûhlar yokluk âlemindeydiler; ezelî ilm-i ilâhîde mevcûddular. Sonra Allâh onları varlık âlemine sürdü. Bu süreç tasavvufta «inişler» olarak anlatılır. Önce ruhlar âlemine indiler; sonra misâl âlemine; sonra şehâdet âlemine yâ’nî dünyâya. Her iniş bir yakınlık değil, bir uzaklıktır; ama bu uzaklık aslında aşkın doğmasına vesîledir. Çünkü uzaklık olmadan, özlem olmaz; özlem olmadan aşk olmaz.

Allâh’ı Tanımak — En Mükemmel Anlam

En mükemmel, en yüksek, en derin, en geniş anlam Allâh’ı tanımak ve bilmektir. Çünkü Allâh sonsuz olduğu için, O’nu tanımak sonsuz bir bilgi getirir. Bütün ilimler — fizik, kimyâ, biyoloji, matematik — sınırlı; çünkü konuları sınırlı. Sâdece Allâh’ı tanımak ilmi sınırsızdır. Bu ilim, insânın hayâtının en kıymetli kazanımıdır. Onsuz hayât anlamsızdır; onunla hayât anlamlıdır.

Yaratılışın Sebebi — Allâh’ın Sevilmesi

Cenâb-ı Hakk’ın yaratma sebebi, kendisinin sevilmesi, bilinmesi, tanınmasıdır. Hadîs-i kudsî bunu açıkça anlatır: «Ben gizli bir hazîneydim; bilinmek istedim; bu yüzden mahlûkâtı yarattım.» Bu sebep, bütün kâinâtın aslî sebebidir. Bütün varlık, Allâh’ın sevilmesi için yaratıldı. İnsân da bunun için yaratıldı. Eğer insân Allâh’ı sevmiyorsa, yaratılış gâyesini yerine getirmiyor demektir.

Rûhun Hâtırlaması — Bezm-i Elest

Rûh ezelde Allâh’ı tanıdı, sevdi. «Elestü bi-Rabbiküm?» («Ben sizin Rabbiniz değil miyim?») sorusuna «Belâ» («Evet») dedi. Bu cevap, ezelî bir muhabbetin alâmetiydi. Dünyâya geldikten sonra rûh bunu unutur; ama velîler bunu hatırlatırlar. Zikir, sohbet, ibâdetler — hepsi rûhun bu ezelî muhabbeti hatırlamasına yardım eder. Hatırladığında, rûh tekrar yola çıkar; ilâhî aşka doğru. Allâh muhâfaza eylesin; bizi de bu hatırlama lutfuna nâil eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Rûh, Bezm-i Elest, Aşk. → Tasavvuf Sözlüğü