Az zikreden gösterişe düşer, şatahata şatafata düşer, heva ve hevesini temize çıkartır
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette az zikr eden müslümanın manevî akıbetini izah eder: gösterişe düşer, şatahata (süflü sözlere) düşer, şatafata (lüks ve gösterişe) düşer, hevâ ve hevesini temize çıkarma çabasına girer. Zîkir azaldıkça kalp vürkülükler içinde iç alemini kaybeder; mürid kendisini haklı gösterme çabasına girer ve hevâ-i nefsini din adına meşrulaştırmaya çalışır. Bu manevî akıbetin tek panzehiri zikrullahın çokluğudur. Karabaşı Velî sohbetlerinin manevî havzasından geçen mürid, az zikrin manevî tehlikelerini bilir ve gündelik vird programını korğdağında tutar.
Nisâ 142: münafıkğlığın ölçüsü az zikir
Allah Teâlâ Nisâ suresinin yüz kırk ikinci ayetinde münafıkları tarif ederken «İnne’lmünafıkîne yühadîğne’llâhe ve hüve hadîğuğhum, ve iza kâmu ile’ssalâti kâmü kusâlâ, yüra’une’nnâse ve lâ yezkürünâllâhe illâ kalîlâ» (Muğhakğkak münafıklar Allahı aldatmaya çalışırlar; oysa Allah onları aldatır. Onlar namaza kalktıklarında tembellikle kalkarlar; insanlara gösterirler ve Allahı pek az zikrederler) buyurur. Bu âyette münafıklığın üç alameti sayılır: tembelce namaz, insanlara gösterme, az zikir. Bu üç alamet birbirine bağlıdır: kim Allahı az zikrederse, namazını gevezece kılğar, ibadetlerini insanlara göstermek çabasına girer. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette çağdış sosyal medyada gösterişçi din pratikleri yaylan dinleyiciye bu âyetin manasını hatırlatır. Münafıkğlığın bu üç alametinden kaçınğmak için zikrin çokluğu manevî sigortadır. Karabaşı Velî hazretleri Risalei Kâşife’de «Az zikir münafıkğlığın ölçüsüdür; mürid bu ölçüden daima kaçarak yedi yüz, bin, iki bin tek tek tevhidi çekmelidir» vechiyle bu hakikati tarif eder.
Gösterişin (riyâ) tehlikesi: kalbi yiyen kurt
Riyâ, ibadeti veya iyiliği Allah için değil, insanlara göstermek için yapmaktır. Resulüllâh aleyhisselatüvesselam «Kıyâmat gününde üç türlü insan ilk olarak hesaba çekğir; cihadğa çıkğan, ilim sahibi olan, ve infak yapğan. Hepsine çabaları sorulduğunda «ben senin rızan için yaptım» derler; Cenabı Hak ise «hayır, sen insanlara göstermek için yaptın» cevabını verir, ve hepsi cehenneme atılır» (Sahîhi Müslim, İmâre 152) buyurmuştur. Bu hadisi şerîf riyânın manevî tehlikesini ortaya koyar. Riyâ sadece insanların gördüğü ibadetlerde değil, samimi görünmek isteyen kalbi&n düğmlarinde de bulunabilir. İmam Gazzâlî rahmetullâhi aleyh İhya’u Ulumi’d-Din’de riyânın yedi türünü sıralar: bedende riyâ, kıyafette riyâ, sözde riyâ, amelde riyâ, çevrede riyâ, isimde riyâ, sosyal hayatta riyâ. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride riyâdan kaçmak için zikrin çokluğunu hatırlatır. Az zikir kalbe pislik biriktirir; pislik biriktiğinde kalp riyâya kapı açar.
Şatahat: süflü sözlere düşmek
Şatahat tasavvüf literatüründe «sufinin halinde aşkından dolayı ortaya kuvvetli bir sözün çıkması» manasına gelir; büyük muğad olarak bilinen Hallac-ı Mansur’un «ene’l-Hak» sözü büyük bir şatahatdır. Fakat bu kavramın yanında olumsuz bir manada da kullanılır: kim manevî bir mertebede olmadan büyük iddialar yapar, «ben öbürkülere benzemem» demek suretiyle kendini ihtiramlı gösterirse, bu şatahat-ı beyğla (süflü şatahat) olarak vasf edilir. Az zikir eden mürid böyle şatahatlere düşer; «ben Allahı biliyorum, ben tasavvuf erbabıyım, ben ehlullahım» gibi laflar etmek suretiyle kalbinin manevî uyuduğunu ortaya koyar. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride bu süflü şatahatten kaçmak için zikrullahın çokluğunu hatırlatır. Karabaşı Velî hazretleri Risalei Tasavvüf’te «Şatahat-ı beyğla, az zikr eden müridin manevî bir hastalığıdır; bu hastalığa tutulan kim manevî defterinin pek azını yazar» vechiyle bu ölçüyü tarif eder.
Şatafat: lüks ve gösterişe düşmek
Şatafat Türkçe «lüks, gösteriş, kibir, debdebe» manasına gelir. Allah Teâlâ Tekâsur suresinin başlangıcında «Elhâkâkümu’ttekâsur, hattâ zurtumu’lmğekâbir» (Çokluk hırsı sizi oyaladı, ta ki kabirleri ziyaret ettiniz) buyurarak insanın maddî çokluk hırsına kapılmasının manevî tehlikesini ortaya koyar. Az zikir eden mürid dünyanın süsünden, lüksünden, şatafatından korunamaz; gözü daima daha büyük bir araba, daha lüks bir ev, daha pahalı bir saat, daha şığık bir tatil beklediği bir manevî zindana düşer. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride şatafat hastalığının tek panzehirinin zikrullah olduğunu hatırlatır. Zîkir kalbi maddî aldatmacalardan koparıp manevî nimetlere yöneltir. Karabaşı Velî hazretleri Halvetîye tarikatınında müride zikrğin çokluğu ile şatafatın manevî ekomi yapısını değiştirmesi gerektiğini ders olarak vermiştir.
Hevâ-i nefsi temize çıkarma: din adına nefsi meşrulaştırma
Mustafa Özbağ Efendi sohbette çağdış bir manevî tehlikeyi tarif eder: hevâ-i nefsini din adına temize çıkarmak. Çağdış müslümana çıkğı çıp kaçma yolları sunulmuş: nefsin istediği kuğmar dünya, kapitalısm yedirim alışkanlıkları, sosyal medya manipülasyonları, modern moda yargıları, ve bunların hepsini din adına meşrulaştırma çabası. Az zikir eden mürid bu manevî tehlikeye yenilir; «ben helal çalışıyorum, ailem rahat, kötü bir şey yapıyorum gibi görmiyorum» gibi laflar etmek suretiyle hevâ-i nefsini din adına meşrulaştırmaya çalışır. Allah Teâlâ Yüsuf suresinin elli üçüncü ayetinde «Ve mâ uberri’u nefsî, inne’nnefse leemmâretun bi’ssu’i illâ mâ rahime rabbî» (Ben nefsimi temize çıkarmıyorum; nefis muhakkak kötülüğü emr eder, ancak Rabbimin merhamet ettiği hariç) buyurarak nefsin temize çıkarmanın her zaman fıtrı bir yöneliş olduğunu, fakat bunun manevî bir yanılğğğğ olduğunu ortaya koyar. Hz. Yüsuf aleyhisselam dahi «ben nefsimi temize çıkarmıyorum» buyurmuştur. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride bu hakikatın manevî dersünü izah eder.
Çok zikrin ölçüsü: Halvetîye standart programı
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin son kısmında «çok zikir» kavramını somut hale getirir. Mürid günğlük vird programında en az yedi yüz «lâ ilahe illallah» tevhidini, beş yüz «Allahumme salli ala seyyidinâ Muhammed» salavatını, yüz «estagfirullah elazîm ve etubu ileyh» istiğfarını, üç yüz «hu» ismi şerifini, bin «Allah» ismi celalini çeker. Toplam günğlük sayı üç bin civarındadır; bu sayı Karabaşı Velî’den, Şabânıye Velî’den, Sümbülü Sinan’dan miras gelen Halvetîye tarikatı standartıdır. Bu programa sadık kalan mürid «az zikir» tehlikesinden manen korunur; az zikir eden müridin riyâ, şatahat, şatafat, hevâ-i nefsini meşrulaştırma gibi tüm manevî hastalıklarından kurtulur. Karabaşı Velî hazretleri Tarikatname’de «Günğlük vird mü’minin manevî sigortasıdır; sigortasız yaşayan kim her türlü manevî aksilik karşısında çaresizdir» vechiyle bu ölçüyü tarif eder.
Bibliyografya
- Kur’ân-ı Kerîm, Nisâ süresi, ayet 142 (münafıklar Allahı az zikrederler).
- Kur’ân-ı Kerîm, Yüsuf süresi, ayet 53 (nefsi emmâre).
- Kur’ân-ı Kerîm, Tekâsur süresi, ayet 1-2 (çokluk hırsı).
- Kur’ân-ı Kerîm, A’raf süresi, ayet 31 (israfa kapılma).
- Kur’ân-ı Kerîm, Ahzab süresi, ayet 41-42 (zikran kesîra).
- Kur’ân-ı Kerîm, Bakara süresi, ayet 264 (riyâ sadakasını boşa çıkarır).
- Sahîhi Müslim, İmâre 152 (cihadiliminfak riyâ hadisi).
- Sahîhi Buhârî, Riyâ bölümü.
- Süneni Tirmîzî, Zühd 41 (riyâ gizli şırk).
- Süneni Ebî Dâvüd, Edeb 23 (zikirsiz meclis).
- İmam Tabarî, Cami’u’l-Beyan, Nisâ 142 tefsiri.
- İmam Razi, Mefatihu’l-Gayb, Yüsuf 53 tefsiri.
- İmam Kurtübî, el-Cami’, Tekâsur tefsiri.
- İmam İbn Kesîr, Tefsir, Nisâ 142 tefsiri.
- İmam Gazzâlî, İhyâu Ulümi’d-Dîn, Riyânın yedi türü.
- İmam Ebü Tâlib el-Mekkî, Kütu’l-Kulüb, İhlas ve Riyâ.
- İmam Kuşeyrî, er-Risaletu’l-Kuşeyriyye, Bâbu’l-İhlas.
- İmam İbn Kayyım, el-Vâbilu’s-Sayyib.
- İmam İbn Kayyım, Medâricu’s-Sâlikîn, Menzilu’l-İhlas.
- Mevlâna Halid Bağdadi, Mektubat-ı Mevlâna Halid.
- Karabaşı Velî, Risalei Kâşife, Az Zîkir Tehlikesi bahsi.
- Karabaşı Velî, Tarikatnamei Halvetîye, Gündelik Vird bölümü.
- Karabaşı Velî, Risalei Tasavvüf, Şatahat-ı Beyğla.
- Mustafa Özbağ Efendi, Halvetî-Şabânî sohbetleri, «Az Zîkir ve Riyâ» faslı.
- Mustafa Özbağ Efendi, Karabaşı Velî tahlili sohbetleri (mustafaozbag.com arşivi).
- İrşad Dergisi, Tasavvuf Köşesi, «Az Zîkrin Akıbeti» yazısı.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi’nin Zikrullah serisinin az zikrin manevî akıbetini ortaya koyan köşe taşlarından biridir; Az zikreden gösterişe düşer, şatahata şatafata düşer, heva ve hevesini temize çıkartır başlığıyla Nisâ 142’nin münafık alâmeti, riyânın yedi türü, şatahat-ı beyğla kavramı, şatafat ile maddî çokluk hırsı, hevâ-i nefsi din adına meşrulaştırma ve Halvetîye standart vird programı ekseninde işlenmiştir.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbet Kaydı | Seri: Zikrullah
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Riyâ, Şatahat. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı