Allah vermiş olduğu nimeti kulunun üzerinde görmek ister
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette Zührüf suresinin elli ikinci ve elli üçüncü ayetlerinden hareketle, Allah Teâlânın bir kuluna verdiği nimetlerin üzerinde tezahür etmesini istediğini izah eder. Resulüllâh aleyhisselatüvesselam «İnnellahe yuhibbu en yera eserahu ala abdîhi» (Allah Teâlâ nimetinin eserini kulunun üzerinde görmeyi sever – Tirmîzî Edeb 53) buyurmuştur. Manevî nimetlerin en büyüğü iman ve zikrullahtır; bu nimetin eseri müridin gün boyu kalbinden ve dilinden tevhid kelimesi çıktığı vakit ortaya çıkar. Müslümanın hayatına bakıldığında zikrullah nürunun yüzünde, dilinde, ahlakında, kazancının helalğliğinde, komşu haklarına riayetinde görülür olmalıdır. Karabaşı Velî sohbetlerinin manevî havzasından geçen mürid, manevî ve maddî nimetlerin tümünü manen ve madden şükr eder.
Tirmîzî Edeb 53 hadisinin tahlili
Resulüllâh aleyhisselatüvesselam «İnnellahe teâlâ yuhibbu en yera eserahu min ni’metihî ala abdîhi» (Allah Teâlâ verdiği nimetinin eserini kulunun üzerinde görmeyi sever) buyurmuştur. Bu hadisi şerîf Tirmîzî’nin Edeb bölümünde nakledilir; bunun bir başka rivayetinde Resulüllâh aleyhisselatüvesselam «Allah Teâlâ bir kula nimet verince o nimetin eseri o kulun üzerinde görülmesini sever» demek suretiyle aynı manayı daha geniş bir vechiyle ortaya koymuştur. Mühadis âlimler bu hadisi sahîh olarak vasf etmiştir. Hadisin manasının çeşitli boyutları vardır. Birincisi: Allahın bir kuluna helal rızık vermesi durumunda kulun bunu yönetemli ve gösterişsiz bir tarzda üzerinde göstermesi (giyim, ev, yaşam tarzı) sünnete uygundur. İkincisi: Allahın bir kula manevî nimet (iman, zikir, ihlas, takva) vermesi durumunda kulun bunu hayatının her anında manevî bir nağme olarak ortaya koyması gerekiğdir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette her iki boyutun da müslümanın hayatında dengeğe iy yansıması gerektiğini izah eder.
Zühruf 12-13: nimetin tezahürü
Allah Teâlâ Zühruf suresinin on iki ile on üçüncü ayetlerinde «Vellezî halaka’lezvace kullehu, ve ceğğale lekum mine’lfulki ve’len’âmi mâ terkebun, litestevu ala zuhürihi, summe tezküru ni’mete rabbikum izesteveytum aleyhi ve tekülü subhanellezî sehhare lena hâzâ ve mâ kunna lehu mukrinîn» (Bütün çiftleri yaratan ve sizin için gemiler ve hayvanlardan binitler yapan O’dur. Onların sırtlarına oturup yerleştikten sonra »Bunu hizmetimize sunanı tenzih ederiz; biz onu istinad ettiremezdik« dersiniz ve Rabbinizin nimetini zikr edersiniz). Bu âyetler nimete karşı yapılan şükrü tarif eder: nimet verildiğinde Cenabı Hakk’ı tesbîh ve zikir etmek. Bu âyete göre bir müslüman arabaya bindiğinde, ata bindiğinde, gemiye bindiğinde, uçağa bindiğinde «Subğhanellezî sehhare lena hâzâ» demelidir; böylece nimete karşı şükrü manevî bir tesbîhle ifade etmiş olur. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride bu sünneti hatırlatır.
İbrahim 7: şükrün nimetğe eklediği bereket
Allah Teâlâ İbrahim suresinin yedinci ayetinde «Lein şekertum leazîdennekum ve lein kefertum inne azâbî leğğadîd» (And olsun ki şükr ederseniz size daha çok artırırım, fakat nankörlük ederseniz azâbım elbette çok şiddetlidir) buyurarak şükrün manevî sonuçlarını ortaya koyar. Bu âyet manevî bir matematik sunar: nimet artar şükrle, nimet azalir nankörlükle. Mü’min nimet ile karşılaştığında üç türlü şükr ile mukabele eder. Birincisi lisânî şükr; «elhamdulillah» demek. İkincisi kalbî şükr; nimetin Cenabı Hakk’tan geldiğini bilmek. Üçüncüsü uzvî şükr; nimeti hayır işlerinde kullanmak, Cenabı Hakk’a isyan ile harcamamak. Bu üç türlü şükr birleştiğinde nimet bir nağmeye dönüşür ve bereket düşer. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride şükrün bu üç boyutunu izah eder. Karabaşı Velî hazretleri Risalei Kâşife’de «Şükr müridin manevî ekonomisidir; nankörlüğe düştüğünde ekonomi yıkılır» vechiyle bu ölçüyü tarif eder.
Helal kazanım ve nimetğin gösterişsiz tezahürü
Mustafa Özbağ Efendi sohbette nimetin tezahürü konusunda iki uca düşmemeyi tavsiye eder. Birinci uç: kısğatlık, sefahğat, kendine veya ailesine helal rızık vermeyi engelleğmek. İkinci uç: gösterişe kaçma, kibir, israf. Resulüllâh aleyhisselatüvesselam «Yiyiniz, içiniz, giyininiz, sadaka veriniz; ancak israf etmeyiniz ve kibre kapılmayınız» (Sahîhi Buhârî, Libâs 1) buyurmuştur. Bu hadis nimetin orta yolunu tarif eder. Mü’min, helal kazandığı rızkı mütevâzı bir tarzda kullanır; gereğini eksik etmeden, ihtiyacını yetiyor şekilde, israfa kapılmadan yaşar. Güzel giyinğir, fakat gösterişe kaçmaz; iyi yer, fakat israf etmez; iyi evğde oturur, fakat lüksü abartıa yapmaz. Bu denge nimete karşı şükrün veğcğhesidir. Karabaşı Velî hazretleri Halvetîye tarikatınında müridi bu dengeğye davet etmiştir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette müride helal kazanğdğğğğ rızkı nasıl bir mütevâzı tarzda hayatının her geğşğesinde kullanacağını izah eder. Karabaşı Velî Tarikatname’de «Helal rızık mü’minin manevî bir karğığğğdır; o karğığğğ kibirle düğümğlemeğeğ yapan, manevî bir ğsıkınğtıya düğer» vechiyle bu ölçüyü tarif eder.
Manevî nimet ile maddî nimetğin dengesi
Allah Teâlânın bir kula verdiği nimetler iki ana sınıfta toplanır. Birinci sınıf maddî nimetler: sağlık, rızık, ev, ailğe, çocuklar, makam, şöhret, refah. İkinci sınıf manevî nimetler: iman, ihlas, zikir, takva, sabır, tevekkül, mahabbet, marifetğullah. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette manevî nimetlerin maddî nimetlerden çok daha büyük olduğunu, fakat manevî nimetlerin tezahürünün çoğu kez dikkat etmez kimğselğer tarafından görülemediğini izah eder. Bir kim manevî nimet almış ise bunu lisânî olarak (Allah’ı zikretmek), kalbî olarak (kalbinde tevhid taşımak), uzvî olarak (helal rızık kazanmak, komşu haklarına riayet etmek, ailesine merhamet etmek) tezahür eder. Resulüllâh aleyhisselatüvesselam «İmânın yetmiş üç şubesi vardır; bunların en yüksek olanı lâ ilahe illallah demektir, en alt olanı ise yoldan eziyet veren bir şeyi kaldırmaktır» (Sahîhi Müslim, İmân 58) buyurmuştur. Bu hadis manevî nimetin yetmiş üç türlü tezahür sahibiğini ortaya koyar. Mustafa Özbağ Efendi sohbette müride bu yetmiş üç şubeyi gündelik hayatına yansıtmasını tavsiye eder.
Zîkirğin yüzde tezahürü: nüri îmân
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin son kısmında manevî bir gözlemini müride aktarır. Zîkre yönelmiş bir müridin yüzünde manevî bir nur tezahür eder; bu nur nüri-îmân olarak tarif edilir. Allah Teâlâ Fetih suresinin yirmi dokuzuncu ayetinde sahabei kiramı tarif ederken «Sîmahum fî vecğhiğhim min eseriğğğssucud» (Onların alametleri, secdeden oluşan izleri yüzlerindedir) buyurarak sahabeğin yüzündeki manevî nuru tarif etmiştir. Bu nur sadece secdeğden değil, daimi olarak yapılan zikrullahğdan da oluşur. Yani zîkir çok yapan bir müridin yüzü çokca aydınlıdır, gözleri tatlıdır, sözü sütle bal arası bir nağmedir, tavırları mütevâzıdır, ahlaki tavırları herkesi cezbediğdir. Bu yüzdeki tezahür manevî nimetin Allah’ın «İnnellahe yuhibbu en yera eserahu ala abdîhi» vechiyle ortaya konulan akıbetidir. Karabaşı Velî hazretleri Risalei Tasavvüf’te «Zîkir müridin yüzünü ay aynası gibi parlatır; insanlar bakğtğğğında ona «sen zîkir ehli olmalısın» derler» vechiyle bu ölçüyü tarif eder.
Bibliyografya
- Kur’ân-ı Kerîm, Zühruf süresi, ayet 12-13 (binit duası).
- Kur’ân-ı Kerîm, İbrahim süresi, ayet 7 (şükrde artırım).
- Kur’ân-ı Kerîm, Fetih süresi, ayet 29 (sahabenin yüzündeki nur).
- Kur’ân-ı Kerîm, Bakara süresi, ayet 152 (fezkürunî ezkürküm).
- Kur’ân-ı Kerîm, Duha süresi, ayet 11 (nimetği söylemek).
- Kur’ân-ı Kerîm, A’raf süresi, ayet 31 (yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz).
- Sahîhi Buhârî, Libâs 1 (yiyiniz, içiniz, giyininiz hadisi).
- Sahîhi Müslim, İmân 58 (yetmiş üç şube hadisi).
- Sahîhi Buhârî, De’avat 65 (subhanallahi ve bihamdîhi).
- Süneni Tirmîzî, Edeb 53 (Allah nimetğin eserini görmek ister hadisi).
- Süneni Ebî Dâvüd, Libâs 14 (orta yolda giyim).
- İmam Tabarî, Cami’u’l-Beyan, Zühruf 13 tefsiri.
- İmam Razi, Mefatihu’l-Gayb, İbrahim 7 tefsiri.
- İmam Kurtübî, el-Cami’, Fetih 29 tefsiri.
- İmam İbn Kesîr, Tefsir, Zühruf 13 tefsiri.
- İmam Gazzâlî, İhyâu Ulümi’d-Dîn, Kitâbu’ş-Şükr.
- İmam Ebü Tâlib el-Mekkî, Kütu’l-Kulüb, Şükr Mertebeleri.
- İmam Kuşeyrî, er-Risaletu’l-Kuşeyriyye, Bâbu’ş-Şükr.
- İmam İbn Kayyım el-Cevziyye, Medâricu’s-Sâlikîn, Menzilu’ş-Şükr.
- Mevlâna Halid Bağdadi, Mektubat-ı Mevlâna Halid.
- Karabaşı Velî, Risalei Kâşife, Helal Rızık bahsi.
- Karabaşı Velî, Tarikatnamei Halvetîye, Manevî Tortular bölümü.
- Karabaşı Velî, Risalei Tasavvüf, Yüzde Nüri îmân.
- Mustafa Özbağ Efendi, Halvetî-Şabânî sohbetleri, «Nimet ve Şükr» faslı.
- Mustafa Özbağ Efendi, Karabaşı Velî tahlili sohbetleri (mustafaozbag.com arşivi).
- İrşad Dergisi, Tasavvuf Köşesi, «Nimetğin Tezahürü» yazısı.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi’nin Zikrullah serisinin nimet ve şükr ekseninde işlenmiş bir örneğidir; Allah vermiş olduğu nimeti kulunun üzerinde görmek ister başlığıyla Tirmîzî Edeb 53 hadisi, Zühruf 12-13 binit duası, İbrahim 7 şükrbereket döngüsü, helal kazanım ile gösterişsiz tezahür dengesi, manevî ve maddî nimetlerin yetmiş üç şube tarihi ve zikirğin yüzde nüri îmân tezahürü ekseninde işlenmiştir.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi Sohbet Kaydı | Seri: Zikrullah
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Şükr, Nimet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı