Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Aşk ·

Aşkı tanımayan, aşkı bilmeyen ve asıl aşığı sevmeyen esarete yaşar, esarette ölü

Ve bütün dünya insanlığı ne çektiyse aşksızlıktan çekmiştir ne çektiyse de aşkta çekmiştir işin bir de bu tarafı var aşık insan. Çilekeş insanlar bu manada sufiliği algılarsa. Evet çile kestir. Çünkü ...


Aşkı Tanımayan, Aşkı Bilmeyen ve Asıl Âşığı Sevmeyen — Esârette Yaşar, Esârette Ölür

Bütün dünyâ insânlığı ne çektiyse aşksızlıktan çekmiştir; ne çektiyse de aşkta çekmiştir. İşin bir de bu tarafı vardır: Âşık insân, çilekeş insândır. Sûfîliği bu mânâda algılarsak, evet çile çekmektir. Çünkü âşığın işi zordur; ve aşkı tanımayan, aşkı bilmeyen, asıl âşığı sevmeyen — esârette yaşar, esârette ölür.

Aşksızlığın Çektikleri — İnsanlığın Sıkıntıları

Bütün dünyâ insânlığı ne çektiyse aşksızlıktan çekmiştir. Savaşlar, soykırımlar, zulümler, sefâletler, mutsuzluklar — hepsinin kaynağı aşksızlıktır. Çünkü aşksız insân, sâdece kendi nefsini düşünür; başkalarına merhamet etmez. Aşkı olan ise, başkalarının acısını kendi acısı gibi hisseder; ve zulüm yapamaz. Modern dünyânın felâketleri, aslında aşksızlığın felâketleridir.

Aşkta Çekilen — Ama Tatlı

Aşkta da çekilen şeyler vardır; çile vardır. Ama aşk çilesi tatlıdır; aşksızlık çilesi acıdır. Aşk çilesi vuslata götürür; aşksızlık çilesi hiçbir yere götürmez. Bu yüzden ikisi arasında fark vardır. Hem ikisi de çile, ama biri verimli, diğeri verimsiz. Mü’min ikisinden birini seçmek zorundadır: Ya aşksızlık çilesi, ya aşk çilesi. Aşk çilesi her zamân daha hayırlıdır.

Âşık İnsân — Çilekeş İnsân

Âşık insân çilekeş insândır. Çünkü aşk içinde çile vardır. Maşûka olan hasret, ondan ayrılık acısı, vuslatın gecikmesi — hepsi çiledir. Ama âşık bu çileleri seve seve çeker. Çünkü her çile, kendisini maşûka yaklaştırır. Bu yüzden sûfîlik mânâsında çile çekmek bir nimettir; ve büyük velîler hep çile çekmişlerdir. Çilesiz velî yoktur.

Sûfîlik — Çile Mektebi

Sûfîlik bir çile mektebidir. Dervîş, bu mektepte çile çekmeyi öğrenir. Önce küçük çileler — açlık, uykusuzluk, hizmet. Sonra orta çileler — nefsî hevâlardan kesilme, dünyâ sevgisinden kurtulma. Sonra büyük çileler — varlığını terk etme, kendinden geçme. Her aşamada çile artar; ve dervîş olgunlaşır. Bu yüzden eski büyük dergâhlarda «çile evi» denilen özel mekânlar vardı; mürîd 40 günlük çileye girerdi.

Aşkı Tanımamak — Esârette Ölmek

Aşkı tanımayan, aşkı bilmeyen, asıl âşığı sevmeyen — esârette yaşar, esârette ölür. Bu en kötü sondur. Çünkü dünyâda esâret çekmek bir derdimâ; âhirette de esir olarak ölmek son derecede dramatiktir. İnsân nefsinin esiri olarak hayâtını geçirir; ve ölürken bile kurtulamaz. Bu yüzden mü’min’in en önemli vazîfesi, aşkı tanımak ve aşka ulaşmaktır. Allâh muhâfaza eylesin; bizi esârette ölenlerden değil, aşkla yaşayanlardan eylesin.

Asıl Âşık — Hz. Muhammed Sallallâhu Aleyhi ve Sellem

«Asıl âşık» dendiğinde, Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem kasdedilir. O, Allâh’ın en büyük âşığıdır. O’nun aşkına ulaşmak, mü’minin hedefidir. Hadîs-i şerîfte buyurulmuştur: «Sizden biriniz beni babasından, evlâdından, ve bütün insânlardan daha çok sevmedikçe gerçek mü’min olamaz.» Bu sevgi, Hz. Peygamber’in aşkına katılmanın yoludur. O sevildiğinde, Allâh sevilmiş olur; çünkü O’nun aşkı Allâh’adır. Bu yüzden Resûlullâh sevgisi aşk yolunun anahtarıdır.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Aşk, Çile, Esâret. → Tasavvuf Sözlüğü