Mustafa Özbağ Efendi bu uzun sohbette «Allâh'a dostluk arıyorsanız Kur'ân ve Sünnet'i yaşayıp yaşatma mücâdelesi vereceksiniz» nükresini tafsîl eder. Netflix'te Kübra adında bir dizi vardır; sûfînin Netflix'te ne işi var? Senin üstâdın Netflix'te değil; senin üstâdın Netflix'i izlemez de, seyretmez de. Netflix nedir? Yahûdilerin, Siyonistlerin diziler kanalı. Doğru mu? Doğru. Sûfîlikte Siyonistlerin dizilerinde, televizyonlarında, kanallarında ne işin var? Bu dizide bir kişi yapay zekâ yaratmış; yaratıcısı ile berâber oyun oynayıp bir kişiyi mehdî olduğuna inandırıyor. Yapay zekâ ülkenin bilişim sistemine, elektriklerine kesiyor — sen diziyi anlatmışsın burada bir de bana bunu «Soru» diye atmışsın; yazmış da yazmış komple diziyi burada özetlemiş. Sen önce şu Netflix'ten kurtar kendini! Cenâbı Hak bizi haddi aşmaktan muhâfaza eylesin. Dervîşliğin en büyük handikaplarından biri haddi aşmaktır. Dilimiz zikrullâh ile ıslak olsun; biz ondan sorumluyuz. Önce biz Kur'ân ve sünneti seniyyeyi yaşamaya çalışalım; harâmlardan kendimizi uzak tutalım. Sûfîlik İbrâhîm gibi ateşte yanmamak değil; İbrâhîm gibi yola düşüp Kur'ân ve Sünnet'e hizmet etmektir. Allâh'a dostluk arıyorsanız, Kur'ân ve Sünnet'i yaşayacaksınız ve yaşatma mücâdelesi vereceksiniz; tebliğ edeceksiniz, etrâfa aktaracaksınız.
Netflix'ten Kurtul: Sûfînin Yeri Değil
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: Netflix'te Kübra adında bir dizi vardır. Ne işin var senin Netflix'te? Senin üstâdın Netflix'te değil; senin üstâdın Netflix'i izlemez. Netflix Yahûdilerin, Siyonistlerin dizi kanalı. Sûfînin onların dizilerinde, televizyonlarında ne işi var? Sen önce şu Netflix'ten kurtar kendini.
Yapay Zekâ ile Mehdî Aldatması
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî tahlîli tafsîl eder: bu dizide bir kişinin yaratmış olduğu yapay zekâ yaratıcısı ile berâber oyun oynayıp bir kişiyi mehdî olduğuna inandırıyor. Yapay zekâ ülkenin bilişim sistemine, elektriklerine kesiyor — sen diziyi anlatmışsın burada, bir de bana «Soru» diye atmışsın; komple diziyi burada özetlemiş. Bu Netflix'in reklamını yapmış olmuyor musun? Netflix'i millete öğretmedin mi? Birisi de bunu görse: «Vay, dervîşler de Netflix'te dizi izliyorlar» deyip gitse — ne diyeceksin?
Haddi Aşmamak: Dervîşliğin Handikapı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: Cenâbı Hak bizi haddi aşmaktan muhâfaza eylesin. Dervîşliğin en büyük handikaplarından biri haddi aşmaktır. Şimdi bu kardeşe desem ki: «Günde 30.000 tevhîd çekiyor musun?» — susacak. «20.000?» — susacak. «10.000 tevhîd?» — susacak. «Dersindeki tevhîdleri çekiyor musun?» — yine susacak. Bu kadar net.
Dilimiz Zikrullâh ile Islak Olsun
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: bizim dilimiz zikrullâh ile ıslak olsun. Biz ondan sorumluyuz. Önce biz Kur'ân ve sünneti seniyyeyi yaşamaya çalışalım; harâmlardan kendimizi uzak tutalım. Sünneti seniyyeye ne kadar adım atıyorsak biz onu tâkip edelim, onu yaşayalım. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Sürekli zikreden ile ölü gibi olan, dirilerle ölü farkındadır» (Buhârî, Da'avât 66; Müslim, Müsâfirîn 209).
Sûfîlik: İbrâhîm Gibi Yola Düşmek
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: sûfîlik İbrâhîm gibi ateşte yanmamak değil. İbrâhîm gibi yola düşüp Kur'ân ve Sünnet'e hizmet etmektir sûfîlik. İbrâhîm gibi yola düşüp Kur'ân ve Sünnet'e hizmet etmektir sûfîlik. Gözünün gördüğü görmediği her şeyden fazla Allâh'ı sevmektir, Resûlünü sevmektir.
Allâh'ı Sevmek: Ateşten Kurtuluş
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: sen gözünün gördüğü görmediği her şeyden fazla Allâh'ı sever, Resûlünü sever, Allâh'ı zikredersen, ateş seni yaksa olacak. Ateşin yakmaması sana bir mi kazandıracak? Sen Allâh'a dost ol da, ateş seni kavursun; hattâ yan da küllerini savursun rüzgâra! Sen öyle yanmayı düşün, yanacaksan. Yok, sen zâhirî ateşle uğraşıyorsun. Her şeyin sâhibi O'dur; sen O sâhibine râm ol, sâhibine hizmet etmeye çalış.
Keramet Peşine Koşmayın
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: bu soruyu soran kardeşle berâber herkese nasîhatim: Kur'ân ve Sünnet'e sımsıkı yapışın, kerâmet peşine koşmayın. Kur'ân ve Sünnet'i yaşayın. Bu zamanda Kur'ân ve Sünnet'i yaşamak, ve yaşatma mücâdelesi vermek en büyük kerâmettir. Senin üzerinde Cenâbı Hakk'ın lutfudur, ikrâmıdır, ihsânıdır, hidâyetidir, rahmetidir, bereketidir.
Yaşamak ve Yaşatmak: En Büyük Mücâhid
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: eğer bir Müslümân Kur'ân ve Sünnet'i kendi nefsinde yaşıyor da, etrâfındakilere de nasîhat edip yaşamayaşatma mücâdelesi veriyorsa, yemîn ediyorum, en büyük mücâhid odur. Allâh'a dost olan da odur. Allâh'a dostluk arıyorsanız Kur'ân ve Sünnet'i yaşayacaksınız, ve yaşatma mücâdelesi vereceksiniz; tebliğ edeceksiniz, etrâfa aktaracaksınız.
Önce Kendi Nefsine Nasîhat
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: bunun olabilmesi için sizin de hayâtınızın düzgün olması gerekir. Bugünün Müslümânları evdeki eşlerine, çocuklarına dîn anlatamıyor; çünki evdeki eş ve çocuklar o anlatacak olanın eksiğinigediğini biliyor. «Sen bunu böyle yapmıyor musun? Sen bunu böyle söylemiyor musun?» dediğinde sen susuyorsun; susmak zorunda kalıyorsan, sen önce kendi nefsine nasîhat et. Önce kendi nefsine nasîhat et. Sen yaşayarak İslâm'ı tebliğ et.
Kendi Harâmını Engelleyemeyen
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mînin görevini tafsîl eder: o yüzden ümmeti Muhammed birilerine ahkâm kesmekten kendilerini kurtarıp, Kur'ân ve Sünnet'i önce kendi nefislerinde oturtupyerleştirmesi lâzım. Kendi harâmını engelleyemeyen hiç kimseye harâmı engellemeye kalkmasın; kendi nefsine söz geçiremeyen başkalarına söz geçireceğim diye uğraşmasın. Rabbim bizleri söylediklerini tutanlardan eylesin; nasîhat ettiklerimizi yapanlardan eylesin. Cenâbı Hak dinleyen kardeşlerimizi de nasîhatleri yerine getirenuygulayanlardan eylesin. Cenâbı Hak bizlerin dillerini zikrullâh ile ıslak eylesin; gönüllerimizi kendi sevgisiyle donatsın; gönüllerimizi Muhammedî Mustafâ'nın sevgisiyle coştursun; sünneti seniyyesine uymayı nasîb eylesin. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Netflix'ten uzak durmaya, haddi aşmamaya, dilini zikrullâh ile ıslamaya, sûfîliği İbrâhîm gibi yola düşmek olarak anlamaya, kerâmet peşine koşmamaya, ve önce kendi nefsine nasîhat etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Mâide 5/55; Âli İmrân 3/31; Bakara 2/152, 286; Tahrîm 66/6; Mücâdele 58/22.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'd-Da'avât 66, Sürekli zikreden ile ölü hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Müsâfirîn 209.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Tebliğ ve sünnet bahsi.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Velâyet ve Allâh Dostları Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu uzun sohbet Netflix'ten kurtulmayı, yapay zekâ ile mehdî aldatmasını, haddi aşmamayı, dilin zikrullâh ile ıslak olmasını, sûfîliğin İbrâhîm gibi yola düşmek olduğunu, Allâh'ı sevmenin ateşten kurtuluş olduğunu, kerâmet peşine koşmamayı, yaşamak ve yaşatmanın en büyük mücâhidlik olduğunu, ve önce kendi nefsine nasîhat kâidesini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Velâyet ve Allâh Dostları Sohbetleri