Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Edep Adap ·

Allah yeryüzüne vahyeder, yeryüzündeki her şeyin vahye tabi olduğunu bilerek yaş

Bize öyle bir. Allah anlattılar hiçbir şeyle alakası olmayan bir allahm gibi. Haşa değil. Evet. Allah bu ayet-i kerimenin dışında bu anlattığımız ayetti kerimenin dışında. Şeytana ve yardımcılarına da...


Allâh Yeryüzüne Vahyeder — Yeryüzündeki Her Şey Vahye Tâbîdir

Bize öyle bir Allâh anlattılar — hiçbir şeyle alâkası olmayan bir Allâh gibi. Hâşâ değil! Evet, Allâh bu âyeti kerîmenin dışında — bu anlattığımız âyeti kerîmenin dışında — şeytâna ve yardımcılarına da vahyeder; peygamberlerine vahyettiği gibi arıya, toprağa, güneşe, aya, göğe, Mûsâ’nın annesine de vahyeder. Cenâbı Hak «vahyet» der şeytâna; vahyediyor — başka neye vahyetmesin?

Kur’ân ve Sünnet Delili: 35 Yıllık Çağrı

Mustafa Özbağ Efendi: «Cenâbı Hak ölünceye kadar beni o sözle muhîm eylesin, âmîn. Anlattığımız söylediğimiz, dîn olarak tebliğ ettiğimiz, insanlara aktardığımız her şeyin Kur’ân’dan ve sünnetten delîli olacak. 35 yıldır sohbet ediyorum. Soru cevâb olarak diyorum ki: ‘Kardeşler, size anlattıklarımda Kur’ân’a ve sünnete uymayan bir yer var ise lütfen beni îkāz edin; bana söyleyin, ben kendimi düzelteyim.’ 35 yıldır birisi demedi bana: ‘Şurada Kur’ân’a uymadı, şurada hadîse uymadı.’»

«Diye koltuğuma bakıyorlar; bizim Adanalı marangozun yaptığı koltuğa takılıyorlar. Bu koltuğa takılıyorlar — ‘Ne kadar rahat koltukta oturuyorsun?’ Koltuğa yok altın yaldız; yok arabası — ne yok arabanın markası ne tâbîî, nereden geçiniyorsun? ‘Siz hep böyle milletin parasını yiyorsunuz’ filan — bu, milletin söylediği. Bunu birisi sohbeti sonuna kadar dinleyip ‘Şurada bu konuyla alâkalı bir âyet söyle, bu konuyla alâkalı bir hadîs söyle’ veyâ ‘Burada bir Kur’ân–Sünnet’e aykırı durum var’ demiyor. Bunu söylemiyor; hamdolsun ya dinliyorlar bulamıyorlar, ya da gerçekten dinlemiyorlar.»

Zilzâl 4–5: Allâh Yeryüzüne Vahyeder

«O gün yer Rabbinin ona vahyetmesiyle haberini anlatacaktır.» (Zilzâl, 4–5.) Bunların tefsîrlerine girmeyeceğim. Cenâbı Hak demek ki ne yapmış? Yeryüzüne vahyetmiş. Yeryüzüne vahyetmek demek, yeryüzündeki bütün mevcûdâta vahyedilmesi demektir.

Sohbette derim ya: «Sûfî taşa bile tekme vurmaz.» Yeryüzüne vahyetmiş — sen yeryüzünde dolaşırken edebinle dolaş. Sen taşa bile tekme atma; yeryüzünde edebinle dolaş; sen oraya bevletme; sen oraya–buraya uygunsuz yerlere bevletme. Bak yeryüzüne vahyetmiş; Allâh’ın edebini, âdâbını tut.

Hz. Abdullâh b. Ömer’in Edebi: 23 Defâ Aynı Yere Konaklamak

Hz. Ömer Efendimiz’in oğlu Abdullâh radıyallâhu anh, her seyâhate çıktığında 23 kez Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin defâ-i hâcet yaptığı yere defâ-i hâcet yapar, abdest aldığı yerde abdest alır, namâz kıldığı yerde namâz kılardı. Onlar Hz. Muhammedi Mustafâ’ya ve Allâh’ın vahyine bu kadar sâhiptiler.

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin defâ-i hâcet yaptığı yere defâ-i hâcet yapardı — peygamber sevgisi olmayan bir kimsede bunun bir anlamı yoktur; Allâh sevgisi olmayan bir kimsede bunun bir anlamı yoktur. Ama Hz. Ömer Efendimiz’in oğlu Abdullâh için bu çok anlamlıydı; defâ-i hâcet yaptığı yer dahi Muhammedi Mustafâ’nın yaptığı yerdi. Sorarlardı ona: «Ey Abdullâh, neden burada konaklıyor?» derdi ki «Biz Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleriyle yolculuk ederken o burada konaklamıştı, hattâ şu kadar konaklamıştı» derdi.

Hz. Ömer’in Saçağı Kaldırıp Geri Koyması

Meşhur hâdise: Hz. Ömer hızla Cumʿaya gidiyor. Bir saçak, bildiğimiz kiremit gibi saçak gibi bir sarına takılıyor. «Bunu kim böyle yapmış?» diyor; alıyor onu, tâ’bîr câizse kaldırıyor, ortadan; sonradan diyorlar ki — aynı gün bunu hutbede söylüyor — «Hâni yoldan geçenleri rahatsız ediyor bu» diye. Sahâbe kalkıp diyor: «Ey Emîre’l-Mü’minîn! O saçağı kim yaptı biliyor musun?» «Hayır.» «O saçağı bizzât elleriyle yapan Hz. Muhammedi Mustafâ’dır.» Koca Ömer hüngür hüngür ağlayarak gidip o saçağı tekrar yerli yerine koyuyor — bildiğiniz saçak.

Her Şey Vahye Tâbîdir: Eşyâ, Yiyecek, Nimetler

Allâh yeryüzüne vahyeder; yeryüzüne vahyedince hayvanlar, böcekler, çiçekler, ağaçlar, dağlar, taşlar — hepsi de o vahye tâbîdir. O yüzden sonbahar geldiğinde hepsi de silinir gider; ilkbaharda yeniden yeşerir. Hepsi de vahye tâbîdir; çünkü vahye tâbî olmayan yeryüzünde hiçbir şey yoktur.

Edebini koru — edebini koru. Yeryüzünde dolaşırken yeryüzündeki gördüğün–görmediğin, bildiğin–bilmediğin her şeyin vahye tâbî olduğunu bilerek yaşa. O yüzden eşyânı kırıp dökme; o yüzden yiyeceğini bozdurma, küflendirme; sana verilmiş olan nimetleri heder etme — hepsi de vahye tâbîdir.

Vahyle yürüdü geldi senin önüne; vahyle geldi senin evine girdi; vahyle geldi senin üzerine elbise oldu; vahyle geldi senin elinde bir âlet oldu; vahyle geldi senin elinde telefon oldu; senin elinde bilgisayar oldu; vahyle geldi senin elinin altında araba oldu; vahyle geldi bir avuç toprak oldu — vahyle geldi bütün her şey. Vahye tâbî; ve vahye tâbî olan bütün her emre tâbî. Ve onun arkasında Allâh’ın kudreti, kuvveti ve yaratması var; o yaratmaya tâbî.

Müslüman İsrâf Edemez, Kırıp Dökemez

Ey Müslüman, isrâf edemezsin! Ey Müslüman, kırıp dökemezsin! Ey Müslüman, sen bir şeye zarar veremezsin — vahye tâbîsin. Sen zarar veriyorsan, birazdan anlatacağım: Şeytândan gelen vahye tâbî oldun. O zaman o da vahyediyor insana — neyi? Kötülüğü.

Bu vahyin iki kanadı, sûfîliğin temel paradigmâsını da kurar: Yeryüzünde dolaşırken her bir nesne ve canlı, bir tarafdan Allâh’ın kudretinin tecellîsidir; diğer taraftan ona karşı edebimiz, vahy idrâkimizin canlı bir göstergesidir. Edepsizlik, kalp körlüğü; edep ise basîretin uyanışıdır.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Edep, Vahiy, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü