Allâh Kıskançtır — Medihten Hoşlanmak Şirke Yakındır
Allâh kıskançtır; medihten Allâh kadar hoşlanan bir kimse şirke yakındır. Bu, derin bir tasavvuf inceliğidir. «Allâh kıskançtır» — yâ’nî Allâh kulunun kendisinden başkasına ibâdet etmesini, başkasından hoşnut olmasını sevmez. Eğer mü’min başkalarının methiyelerinden Allâh’ın övgüsünden daha çok hoşlanıyorsa, kalbi şirke yakındır. Çünkü medih onun için Allâh’ın yerine geçmiştir. Bu hassâs durum, mü’minin sürekli dikkat etmesi gereken bir noktadır.
«Allâh Kıskançtır» — Hadîs-i Şerîf
«Allâh kıskançtır; kıskançlığı da kuluyla başkasının arasına girmesini istememesidir» (Buhârî, Müslim). Bu hadîs, Allâh’ın kıskançlığını açıklar. İnsan kıskançlığı zayıflıktan; Allâh’ın kıskançlığı ise kemâlinden gelir. Allâh kulunu başka birine kaybetmek istemez; çünkü onu Kendisi için yaratmıştır. Mü’min bu kıskançlığı bilmeli ve dikkat etmelidir.
Medihten Hoşlanmak — Modern İnsanın Hastalığı
Medihten hoşlanmak modern insanın hastalığıdır. Sosyal medyada beğeni almak için yaşar; iş yerinde patrondan övgü bekler; ailede takdir görmek ister. Bu istek aşırılaştığında, mü’min başkalarının övgüsüne bağımlı hâle gelir. Övgü gelmeyince üzülür; gelince mutlu olur. Bu, mâneviyâtın zayıflığını gösterir.
Allâh’ın Övgüsü — Asıl Değer
Allâh’ın övgüsü asıl değerdir. Mü’min Allâh tarafından övüldüğünde, bu en büyük şereftir. Kur’ân’da Allâh’ın övdüğü kullar vardır: Peygamberler, sahâbe, sâlih kullar. Bu övgü ebedîdir; insanların övgüsü ise geçicidir. Mü’min Allâh’ın övgüsünü aramalı; insanların övgüsünü değil. Bu, önceliği doğru ayarlamaktır.
Şirke Yakınlık — Tehlikeli Bir Hâl
Şirke yakınlık, tehlikeli bir hâldir. Şirk — Allâh’a başkasını ortak koşmak. Açık şirk taştan put yapmaktır; ama gizli şirk daha incedir. Övgüye Allâh kadar değer vermek, gizli şirktir. Çünkü mü’minin kalbinde Allâh ile başka bir şey eşitlenmiştir. Bu hâl tövbe ile düzeltilmeli; mü’min önceliğini Allâh’a verecek şekilde kalbini yeniden ayarlamalıdır.
Hz. Ebû Bekir’in Tepkisi — Övgüye Karşı
Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh, kendisine övgü yapıldığında «Allâh’ım, beni dediklerinden daha iyi yap; bilmediklerimden bana mağfiret et; söylediklerinden dolayı beni cezâlandırma» duâ ederdi. Bu duâ, övgüyü Allâh’a yönlendiriyordu. Övgüden hoşlanmak yerine, Allâh’tan istemek. Bu, mü’minin örnek alması gereken bir tutumdur.
Övgüyü Allâh’a Çevirmek — Tasavvufî Bir Pratik
Övgüyü Allâh’a çevirmek tasavvufî bir pratiktir. Mü’min övgü aldığında: «Bu övgü Allâh’ın bir lütfu; ben kendim bir şey değilim. Eğer iyi bir şey yaptıysam, Allâh’ın tevfikidir. Bana ait olan sâdece eksikliklerimdir.» Bu zihniyet övgüyü Allâh’a çevirir; kibirden korur. Bu, Hz. Süleymân aleyhisselâm’ın «Bu, Rabbimin lütfundandır» (Neml 40) sözündeki tutumdur.
İhlâs — Övgü Bağımlılığının Antidotu
İhlâs, övgü bağımlılığının antidotudur. Mü’min sâdece Allâh için yaparsa, başkalarının övgüsünü beklemez. Eğer beklerse, ihlâs zayıflar; riyâ girer. İhlâs günlük olarak korunmalıdır. Her amel öncesi mü’min sormalı: «Bu Allâh için mi, yoksa övgü için mi?» Cevap «Allâh için» olmalı; başka cevap kabûl edilemez.
Niyâz — Allâh’ın Övgüsünü Aramak İçin
Niyâz: «Yâ Rab, beni medihten Senden daha çok hoşlanmaktan koru. Övgümü Senden iste; başkalarından bekleme. Sosyal medyada beğeni peşinde koşmaktan beni uzaklaştır. İhlâs ile süslen kalbimi. Hz. Ebû Bekir gibi övgüye karşı Sana yönelmeyi nasîb et. Şirke yakınlıktan koru.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi sâdece Senin övgünü arayan kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Medih, İhlâs, Şirk. → Tasavvuf Sözlüğü