Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Aşk ·

Allah’a yönelmeni engelleyen her şey karanlıktır

Can ormanındaki avcılıkta doğan ol. Cihan güneşi gidip canla oyna. Bu dünya dediğiniz nefis de heva hevesle doludur. Bu dünya dediğiniz karanlıkla doludur. Bu dünya ancak ve ancak senin gönlünün aydın...


Allâh’a Yönelmeni Engelleyen Her Şey Karanlıktır

Mevlânâ hazretleri buyurmuştur: «Cân ormanındaki avcılıkta doğan ol; cihân güneşi gidip cânla oyna.» Bu dünyâ, nefis ve hevâ-hevesle doludur, karanlıkla doludur. Bu dünyâ ancak ve ancak senin gönlünü Allâh’a yöneltirsen aydınlanır. Senin Allâh’a yönelmeni engelleyen her şey karanlıktır. Mal, makâm, şöhret, lezzet — Allâh’a yönelmeni engelliyorsa, karanlıktır.

Karanlık Tanımı — Allâh’tan Uzaklaştıran Her Şey

Karanlık nedir? Allâh’tan uzaklaştıran her şey. Bu tanım çok kapsamlıdır. Maddî karanlık sâdece bir misâldir; asıl karanlık mânevîdir. Bir kişi her gün namazını kılabilir; ama kalbi mâl, mevki, şöhret gibi şeylerle dolu olabilir. O kişinin kalbi karanlıktır. Çünkü o şeyler Allâh’a yönelmesini engelliyor. Bu yüzden mânevî karanlık, dış görünüşle değil, kalbin durumuyla anlaşılır.

Nefis ve Hevâ — En Büyük Karanlıklar

En büyük karanlıklar, nefis ve hevâdır. Nefis, insânın içindeki kötülüğe meyilli güç; hevâ, nefisten doğan istek ve arzudur. Nefis ve hevâ insânı sürekli Allâh’tan uzaklaştırır. «Şu lezzeti tat» der; «şu malı topla» der; «şu insânı kıskan» der; «şu kimseye zarar ver» der. Nefise uyduğun her ân, Allâh’tan uzaklaşırsın; ve karanlığa dalarsın.

Dünyâ Karanlıkla Doludur — Mevlânâ’nın Teşhîsi

Mevlânâ hazretleri’nin teşhîsi: «Bu dünyâ karanlıkla doludur.» Yâ’nî dünyâ özünden mânevî karanlıkla doludur; çünkü nefse, hevâya, şeytânın vesvesesine açıktır. Aydınlanmak için ona dışarıdan nûr getirmek gerek. Bu nûr Allâh’tandır; ve velîler vesîlesiyle iner. Velîlerin olmadığı bir dünyâ, tamamen karanlık olur. Bu yüzden Allâh velîleri kıyâmete kadar dünyâdan eksik etmez.

Gönlü Allâh’a Yöneltmek — Aydınlanmanın Yolu

Aydınlanmanın yolu, gönlü Allâh’a yöneltmektir. Bu yöneliş bir tek hareket değildir; sürekli bir hâldir. Her ânda, her nefeste, her hareketinde Allâh’ı düşünmek; her sözünü O’nun rızâsına göre söylemek; her hareketini O’nun emrine göre yapmak. Bu hâle ulaşan kişi, hep aydınlıkta yaşar. Dünyâ karanlık olsa bile, onun kalbi aydındır. Çünkü kalbinde Allâh’ın nûru vardır.

Zikir — Karanlığı Defetmenin Yöntemi

Karanlığı defetmenin yöntemi zikirdir. Zikir, Allâh’ı anmaktır; ve Allâh’ı anan, Allâh ile berâberdir. Allâh ile berâber olan, karanlığa düşmez. Hadîs-i şerîfte buyurulmuştur: «Allâh’ı anmayan kalp, harâb bir köy gibidir.» Harâb köy karanlıktır; mâmûr köy aydınlıktır. Kalbi zikir ile mâmûr eden, hep aydınlıkta yaşar. Bu sebeple tasavvufta zikir, en temel ibâdet kabûl edilir.

Cân Ormanındaki Doğan Olmak — Mevlânâ’nın Mecâzı

Mevlânâ’nın mecâzında «cân ormanındaki doğan» olmak, dervîşin vazîfesini anlatır. Doğan, avcı bir kuştur; av yakalar. Cân ormanı, kalbin derinliğidir. Dervîş, kalbinde avcılık yapacak; nefsî hevâları, mâsivâ sevgisini, dünyâya bağlılığı avlayacak. Bütün bu karanlık unsurları temizlediğinde, kalbi nûrla dolar. Cihân güneşi — Allâh’ın nûru — gönlüne girer; ve dervîş cânla, sevgili ile oynamaya başlar. Allâh muhâfaza eylesin; bizi cân ormanındaki doğanlardan eylesin.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Kalb, Nûr. → Tasavvuf Sözlüğü