Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Şeytan ·

İblis’in yolu ile Adem’in yolu bir değil.

Ya. Allah'ın haramları açıkça yerine. Allah'ın adamlarını açıkça işleyen bir kimseyle. Allah'tan sakının. Ben eşit tutamam. Bu mümkün değil. İkisi de ya hepsi de insan diyebilirsiniz. Siz birisi insan...


İblîs’in Yolu ile Âdem’in Yolu Bir Değil

İblîs’in yolu ile Âdem’in yolu birbirinden esâstan farklıdır. Bu farklılık, sıradan bir farklılık değil; tüm insânlık târîhini şekillendiren iki temel duruşun farkıdır. Sûfîler bu iki yolu birbirinden ayırt etmeyi ana mes’ele olarak görmüşlerdir; çünkü her insân, ya İblîs’in yolundadır, ya Âdem’in yolundadır — üçüncü bir yol yok.

Hatâ Karşısında Tutum: İki Yolun Ayrım Noktası

İki yolun ayrım noktası, hatâ karşısındaki tutumdur. Âdem aleyhisselâm hatâ ettiği zamân, hatâyı kendi üzerine aldı: «Rabbimiz, biz kendimize zulmettik; eğer affetmezsen, biz hüsrâna uğrayacaklardandanız.» İblîs ise hatâyı Allâh’a yıktı: «Sen beni azdırdın.» İşte bu iki tutum, Âdem ile İblîs’in arasındaki en derin farkı oluşturur.

İblîs’in Yolu: Kibir, İnkâr, Suçu Başkasına Atma

İblîs’in yolunda yürüyenler, kibir ile kendilerini büyük gösterirler. Hatâ yaptıklarında «ben hatâ etmem» diye inkâr ederler. Bir suç işlediklerinde «kader böyleydi, çevre böyleydi, şartlar böyleydi» diyerek suçu başkalarına atarlar. Bu yolun sonunda tövbe yoktur; çünkü tövbe için önce kusurun kabûlü gerekir. Kusurunu kabûl etmeyen, tövbe edemez. Tövbe edemeyen, Allâh’ın affına da nâil olamaz. Bu yüzden İblîs’in yolu, ebedî lânete varan bir yoldur.

Âdem’in Yolu: Tevbe, İstigfâr, Kusurunu Kabûl Etmek

Âdem’in yolunda yürüyenler ise tevbe ve istigfârı sürekli yaşarlar. Hatâ yaptıklarında hemen kabûl ederler; «evet, ben yaptım; suç bende» derler. Suçu kadere yıkmaz, başkalarına atmazlar. Kendi nefislerine dönerler; «ben nefsime zulmettim» derler. Bu yolun sonunda Allâh’ın rahmeti vardır; çünkü tövbe edenleri Allâh affeder. Âdem’in yolu, cennete varan bir yoldur.

Sûfînin Tercîhi: Âdem Yolu

Sûfî, bilinçli olarak Âdem’in yolunu tercîh eder. Hayâtının her sahasında, kusurunu kabûl etmeyi, tövbe etmeyi, nefsini suçlamayı esâs alır. Etrâfındakileri suçlamaz; kaderi suçlamaz; çevreyi suçlamaz. Aynaya bakar, kendini görür, kendisini suçlar. Bu suçlama, kendine zulüm değildir; aksîne kendine merhâmet. Çünkü ancak kusurunu gören, kusurunu düzeltebilir. Kusurunu görmeyen, kusurun içinde gömülü kalır.

İki Yolun Sonu: Cennet ve Cehennem

İki yolun sonu farklıdır: Âdem’in yolu cennete varır; İblîs’in yolu cehenneme varır. Bu, sıradan bir târîh hikâyesi değil; her insânın günlük hayâtında karşılaştığı bir tercîhtir. Her gün, her ânda, her olayda — bir tercîh ânı yaşıyoruz: «Hatâyı kim yaptı? Suç kimin?» Eğer cevap olarak «benim» dersek, Âdem yolundayız. Eğer «başkası, kader, çevre» dersek, İblîs yolundayız. Tercîh bizim elimizde. Allâh muhâfaza eylesin; bizi Âdem yolunda eylesin. Âmîn.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Tevbe, Kibir, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü