Ramazân’ın Son Günü Duâsı + Hz. Peygamber’in 3 “Âmîn”i — Cebrâ’îl’in 3 Bedduâ Ettiği: Anne-Baba, Ramazân, Salavât
Cenâb-ı Hak tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibâdetleri kabul eylesin. Âmîn. Rabbim bir dahaki Ramazân’a kadar hayırlı nefes versin. Âmîn. İnşâallâh Cenâb-ı Hak bir dahaki Ramazân’a da hayırla buluştursun. Âmîn. Bir gün Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri hutbeye çıkarken bir adım attı, amin dedi. Malum merdivenlere çıkıyor ya ikinci adımı attı, amin dedi. Üçüncü adımı attı, amin dedi. Hutbe irade edildi. Sonra tekrar hutbeden inince sahâbe sordu. Dediler ki yâ Resûlallâh bugüne kadar hiç uygulamada olmayan bir şey yaptınız. Her adımda amin dediniz. Hikmet nedir? Sordular. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki, Ben dedi bir adım attım da Cebrâ’îl kardeşim geldi.
Dedi ki ey Muhammed kim anne ve babasının yaşlılığına denk gelir de cenneti kazanmazsa burnu sürtürsün dedi. Ben de amin dedim dedi. İkinci adımı attı. Kim Ramazân ayına yetişir de cenneti kazanmazsa burnu sürtürsün dedi. Ben de amin dedim. Üçüncü adımı attı. Bir toplulukta senin adın anılır da o toplulukta sana salât ü selâm getirmezlerse onların da burnu sürtürsün dedi. Ben de amin dedim dedi.
Ramazân’ı Oruçlu Geçirip Geceleri İhyâ → Komple Günâh Affı; Terâvîh Hadîsi (Hz. Peygamber Mescit→Ev) ve Hz. Ömer’in “Ne Güzel Bid’at-i Hasene” Sözü
Burada gecemizle ayımızla alakalı konu ne? Ramazân. Kim Ramazân ayına ulaşır da cennetlik olmazsa, affolmazsa burnu sürtürsün. Çünkü başka bir hadîslerde Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kim Ramazân ayını oruçlu geçirir gecelerini de ihya ederse geçmiş günâhları komple affolur buyurdu. Demek ki o zaman bir Müslümân, bir Mü’min Ramazân ayını bir çağ ayı olarak görecek ve geçmiş günâhları affolacak. İslâm’ı, Müslümân’ını sadece Ramazân ayına odaklamak veya Ramazân ayının içerisinde Kadir gecesine odaklamak değil bu. o Ramazân ayını komple oruçlu geçirme ve gecelerini de ihya etme. Gecelerini ihya etmeyi genelde müfessirler terâvîh namazı kılmak, namâz kılmak, Allâh’ı zikretmek, Kur’ân-ı Kerîm okumak diye açıklamalarda bulunmuşlar. geceyi ihya etmek, bir kimse yaslamazını da kılsa namâz kılmış oldu.
İçinde sünnet olan nâfile namazlar da var. Nafileyi de kılmış oldu, ihya etmiş sayılır. Terâvîh kılırsa muhakkak burada hadîs-i şerifte de terâvîh namazının çok önemli olduğu söylenir. Çünkü Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri birkaç gün mescitte kıldı. Ondan sonra farz olur endişesiyle evinde kılmaya başladı. Ama sahâbe bunu devam ettirdi. Grup gruplaşırlar. Böyle terâvîh namazı kılarlardı. Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hazretleri böyle grup grup kılınmaktansa bir tane onlara imâm ta’yîn etti. Kur’ân’ı iyi bilen, hıfsında fazlaca Kur’ân olan bir sahâbe dedi ki bundan sonra senin arkanda herkes cemâ’at olsunlar dedi. Hatta Hazret-i Ömer efendimizin dilindendir bu. Bu ne güzel bir bid’at oldu dedi. güzel bir bid’at oldu.
Bidat-ı hasene olduğu bağımında bir söz söyledi. Tabii bir kısım dînî akım gibi görünen bazı akımlar böyle bid’at-i haseneydi kabul etmezler, bid’at bid’attır derler. Bir de hatta bid’at işleyeni daha da böyle kötülerler. Bu Hazret-i Ömer efendimizle de gider bu söz. Allâh muhafaza eylesin. Hz. Ebû Bekir efendimizin de böyle güzel bid’at dediği birkaç hadisesi var. Şimdi öyle olunca terâvîh de Hazret-i Ömer efendimizden sonra sahâbeler cemâ’at hâlinde kılmaya başladılar. Ondan sonra İslâm dünyâsı terâvîh namazlarını normalde bazı yerlerde 20 rekat bazı yerlerde 8 rekat kılmaya başladılar.
Terâvîh Kaç Rekât? — Hanefî 2-20 Arası, Hâmile-Yaşlı-Hasta için 8; Cemâ’atle Namâzı Kısa Tutmanın Evlâlığı; Mutlu Bir Ramazân Geçirdik
Hanefîler 2 rekatla 20 rekat arasında terâvîh namazının kılınabileceğine dair hükmetmişler. Dileyen gücü yetmez hasta olur bir şey olur ama terâvîh namazının sevabını almak için 2 rekat da kılabilir, 4 rekat da kılabilir. Hâmiledir, hastadır, başı dönüyordur, tansiyonu vardır. 4 kılar, 6 kılar, 8 kılar falan. Genelde bazı yerlerde 8 olarak kılmaya devam etmişler. 20 rekata kadar kılınabilir. Bizim toplumumuzda da 20 rekat kılmaya gayret ederler. Ben yaşlı ihtiyarım, şeker hastasıyım. Ben 8’e cem ettim onu. Çünkü başka bir adişerefte cemâ’atle kılan kimseler arkasındaki yaşlıları, ihtiyârları, emziklileri, hâmileleri, hasta olanları, güç yetiremeyenleri düşünecek. Öyle düşünerekten nâfile namazlarını veya nâfile ibâdetleri, cemâ’atle olan ibâdetleri kısa tutmak evla.
O yüzden biz de orta derecede böyle bir terâvîh namâzını kıldık hamdolsun. Ben kendi nefsim için söyleyeyim. Ben çok mutlu bir ramazan geçirdim. Oruçlarımızı tutabildik elhamdülillâh. Tabii böyle bazı rahatsızlıklar olan kimseler tereddüt ediyorlar götüremeyecek miyim, götüremeyecek miyim diye. Çünkü yaş geçtikçe böyle rahatsızlıkların etkisi de artıyor. Cenâb-ı Hak hamdolsun zorlanmadık. Ondan sonra iftârdan sonra biraz kafa karışıklığı oldu. Ama terâvîh de geç başlayarak o karışıklığı da giderdik. Cenâb-ı Hak hamdolsun 30 ramazan orucu tuttuk. Ardından elhamdülillâh terâvîhlerimizi kıldık. Cenâb-ı Hak bu noktada hamd-ı senâ ediyorum. Mutlu, mesut, tatlı bir ramazan geçirdik hamdolsun. İnşâallâh o müjdeye nail olanlardan oluruz. demiş ya 30 ramazan kim orucunu tutar gecelerinde ihya ederse geçmiş günü hamdolara affolur diye.
İnşâallâh biz de o Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin işaret ettiği, müjdelediği o kullardan oluruz. Affolmuş oluruz inşâ’allâh. Ben öyle inanıyorum işin doğrusu. Normalde bütün kardeşler üzerine de hüsn-i zann istiyorum. Elhamdülillah biz büyük bir çoğunluk olarak kardeşlerin işlerinden böyle bazen rahatsızlıklarından dolayı tutamayanlar oldu. Ama velakin çoğunluk oruçlarında çok sağlam bir şekilde oruçlarına tuttular. Hamdolsun büyük bir topluluk olarak kendimizce oruçlarımızı tuttuk. İnşâallâh Rahman o affolmuş kullar zümresine ilhâk oluruz. Âmîn.
İslâm Ramazân’da Bitmez — Tesbîh Tânesi Gibi Nûra Nûr, Faziletlere Fazilet; Dünyâ Geçici (6 Ev Örneği), Ebediyete Kazık Çakmak
İslâm Ramazân’da bitmiyor. Normalde Ramazân’dan sonra da hayat devam ediyor. Biz yine Ramazân’dan sonra farzları yerine getirip nâfilelerle Allâh’a yaklaşma, Allâh’ı çok zikretme, Allâh’ı sevme yolunda hayatımızı devam ettireceğiz. Tabiri caizse tesbih tanesi gibi nura nur ekleyerekten, hayra hayır ekleyerekten, faziletlere fazilet ekleyerekten, derinliklere derinlik ekleyerekten hayatımızı böyle devam ettireceğiz. Dünyayı terk etmek yok. Dünyada lazım olduğu kadar dünyâ ile olan iştigalemizde devam edeceğiz. Ama asıl hedefimiz de Allâh’ın gölgesinin altında gölgelenmek olacak. Bu dünyâ sonuçta gelip geçici. Bir bakıyorsunuz 20 yaşındasınız, bir bakıyorsunuz 65 yaşındasınız, geriye bakıyorsunuz sanki hiçbir şey yaşamamış gibisiniz.
Sanki her şey dünmüş gibi. Bir bakıyorsunuz aa ölmüş insan. Ne oldu ya? Ölü verdi. ölü veriyor gidiyor. Normalde geriye baktığında sanki dünmüş gibi her şey. O yüzden bu geçici hayatın içerisinde biz ebediyete doğru, ebedî âleme doğru kalıcı bir şeyler yapalım. Dünyada yaptığınız şeyler, dünyâlıklar kalıcı değil. Han da olsa, hamam da olsa, apartman da olsa ne yaparsanız yapın. Bu dünyayı ilgilendiriyor. Normalde kalıcı değil. Ben bazen örnekliyorum. Bizim aynı yerde 6 tane ev vardı. Yıkıldı hepsi de. Bizim gözümüzün önünde yıkıldı. 25-30 yıl içerisinde yıkıldı gitti. Kiremitlerini çaldılar. Mümkünse ne varsa içindesin. Alıp götürdüler. 4 duvar kaldı orada. Kendi kendime baktığımda diyorum bunun içerisinde herkes malım diyordu, evim diyordu.
Sımsıkı sarılıyordu. Hiçbir şey kalmadı orada. Ondan sonra da hepimiz de biz evleri birer birer sattık. Ondan sonra orada ev de kalmadı. Bir tane kaldı şimdi orada. Geri kalanı hepsi de satıldı gitti. Normalde nerede dünyâya çaktın kazık, sağlam bir kazık değil. Önemli olan, ebediyeti olan bir kazık çakmak. O yüzden bayrâmdan sonra da Ramazân’dan sonra da veyahut da mübarek gecelerden sonra da hayat devam ediyor. Biz yine ebedî hayata bir kazık çakmaya gayret edeceğiz inşâ’allâh. Sanki hiç koşturmamışız gibi bayrâmdan sonra tekrar Allâh’ın izniyle derslere, zikirlere, hizmetlere devam edeceğiz. Koşturmaya devam edeceğiz. Ben gücüm yettiğince inşâ’allâh yine kaldığımız yerden ondan sonra il, ilçe, mahalle ne varsa dolaşarak Allâh yolunda koşuşturmaya gayret edeceğiz.
Yılmak yok, durmak yok. Bu noktada gaflete düşmek yok. Nefsine, hevâ ve hevesine uymak yok. Sıkı bir şekilde Allâh yolunda cihâd etmeye devam edeceğiz inşâ’allâh.
Bayrâm Programı 10:30’da — “Daha Ölmeye Niyetim Yok, Diş Yaptırıyorum İşâret Olsun”; Senden Sonra Ne Olacak Sorusu
Bayram programıyla alakalı genelde 12’de 1’de başlıyorduk ama yetişmiyor. Çok geç vakte kadar kalınıyor. O yüzden Allâh’a izin verirse yarın bayrâm programını erken başlatacağım. 10.30-11 gibi inşâ’allâh bayramlaşmaya başlatacağım. Çünkü gün geçtikçe arkadaşlar da çoğalıyor. Öyle olunca uzun sıralar bekleniyor. Onlara da üzülüyor. Ben kendimle alakalı bir sıkıntım yok. Ben kocaman bir ailenin, aileyi toplamanın mutluluğunu yaşıyorum. Öyle bazen arkadaşlar yorulduğumu söylüyorlar. Ben sizin gülen yüzünüzü görünce benim yorgunluğum falan aklıma gelmiyor. Hem ben o kadar daha yaşlı değil mi? Şurada da 60-65 yıllık bir ömrüm var. Öyle hemen ölecek gidecek diye de gözümün içine bakmayayım. Dişlerimi bile yaptırıyorum.
Ölecek olan insan diş yaptırır mı? O yüzden daha ölmeye niyetimiz yok daha inşâ’allâh. Allâh sağlık ömür versin. Kovuşturacağız daha. Daha çok yerlere gideceğiz inşâ’allâh. O yüzden öyle ölmeye gözü olan bir kimsenin dişlerini yaptırmaz. Ne yaptırsın? Yok yaptırıyorum dişleri ki size de işaret olsun. Bakın ölmeye niyetim yok. Öyle gözümün içine bakmayın. Bazen soruyorlar senden sonra ne olacak diye. Ya senden sonra ne olacak? Hayırdır? Yaşarken mezara mı gömdünüz beni? Senden sonra ne olacak? Bakıyorlar şimdi. Diyorlar kendilerince yaşı 65 oldu. Şurada yaşasa yaşasa 10 yıl. Hayırdır? Ömrü siz mi biçiyorsunuz? Ölmeyecek değiliz. Öleceğiz. Belki de yarın öleceğiz de. Ama Allâh yolunda koşturacağız.
Ölecekmişiz gibi kenara çekinmek yok. O yüzden benim dîni anlayışımda son nefesine kadar koşturmak, mücadele etmek var.
Sahâbenin Koşturması — Ebû Eyyûb el-Ensârî 84 Yaş İstanbul Surları Şehâdeti; Anadolu Sahâbe Yurdu, Türkler Bayrağı Avrupa’ya Taşıdı
Sahâbe hiç durmadı. 84 yaşında Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri İstanbul surlarının önünde şehîd oldu. 84 yaşında. Atın üstünde durmaya mecali yoktu. Atın üstüne kendisini bağlatırdı. Yaşlılıktan dolayı düşmesin diye atın üstüne kendisini bağlatırdı. O yüzden Anadolu toprakları bir çok sahâbeye, tabirci oysa caizse yurt olmuş. Anadolu toprakları bir çok sahâbeye yurt olmuş. Anadolu toprakları bu manada sahâbeye ebedî istirahât-gâhına dönüşen yer. Baktığımız zaman İstanbul’un etrafı bir sürü sahâbeler var. Anadolu’da sahâbeler var. Onlar İ’lâ-yı Kelimetullâh için buralara kadar gelmişler. Bu topraklara gelen tırnak cihazını ırçılık olarak algılamayın. Anadolu Müslümânları, Türkler o bayrağı Avrupa’ya taşımışlar.
Avrupa’nın derinliklerine kadar götürmüşler. Şimdi bizler Avrupa’nın en uç noktalarına kadar götürmeliyiz. Ejdadın bıraktığı yerden, Viyana’ya kadar gitmiş ya biz ondan ötesini düşünmeliyiz. Ve ondan öteye doğru yürümeliyiz. Arz, lae lae illallah denilinceye kadar savaşmakla emrolundum diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Böyle kendi kendimize de bu hadîs-i şerefi bize unutturmaya çalışıyorlar. Cihadı unutturmaya çalışıyorlar. Yok cihâd öyle olmazdı böyle olurdu. Yok eskisi gibi silâhla şimdi cihâd olmaz. Bunları söylüyorlardı ya bize.
“Lâ İlâhe İllallâh Denilinceye Kadar Savaşmakla Emrolundum” Hadîsi — Silâhla Cihâd Reddini Çürüten Gazze/Sûriye/Irâk Katliâmı
Bakın silâhla cihâd olmaz diyenlere çok bariz örnek. Gazze’de her gün pis, siyonist, İsrâ’îl’de her gün katliâm yapıyorlar. silâhla cihâd olmaz diyen? Sûriye’de, Irâk’ta her gün Müslümânlar katlediliyor. Biz uzak doğuya doğru gidersek Müslümânlar katlediliyor her gün. Ama değişik odaklar yıllardır bize onu söylüyorlar. cihâddan ne anlıyorsunuz? Kılıcı alıp savaşmak mı? Evet gerekirse kılıcını alıp savaşmak. Aha savaşmaktan uzak durdun da ne oldu? Müslümânlar katlediliyor. Her gün. Müslümân savaşmak zorunda. Müslümân cihâd etmek zorunda. Müslümân toprağını koracak, cânını koracak, namusunu koracak, dîn kardeşlerini koracak. Korumak zorunda. Gâvurlar durmuyor. Gâvurlar her gün Müslümanlara zulmediyor.
Her yerde zulmediyor. Bakın her yerde zulmediyor. Her şekilde zulmediyor. Siyasi, askerî, ekonomik, kültürel zulmediyor. Ve o Müslümânlar o zulüm altında yaşıyorlar. Bütün dünyâ üzerinde Müslümânlar zulüm altında. Gâvurların biz merhametine kalmışız her yerde. Her yerde.
Osmânlı Yıkıldıktan Sonra Kâfirler Vali Atadı — İsrâ’îl Katliâmına Başta ABD Silâh; Satılmış Krallar, Kraliçeler ve Devlet Başkanları
Osmânlı yıkılmış, Osmânlı’nın bıraktığı topraklara kendilerinden birer tane vâli atamış. Bu devletler Fransız, İtalya, İngiltere onların tarafından yönetiliyor. Bakın İsrâ’îl’e İslâm dünyâsı bir şey yapabiliyor mu? Yapamıyor. Yapabilecek silâh da üretmemiş zaten. Yapabilecek lider de üretmemiş. Yapabilecek askerî, personel de üretmemiş. Krallar, kraliçeler, devlet başkanları her biri satılık. Satmışlar kendi ülkelerini, kendi vatanlarını, kendi dinlerini peşkeş çekmişler. Bir avuç İsrâ’îl Müslümân dünyayla alay edercesine her gün katliâm yapıyor. Çocuklarının ırzına geçiyor, kadınlarının ırzına geçiyor. Çocuk erkeklerin ırzına geçiyor. Bunlarla dalga geçiyor, alay ediyor. Ve İsrâ’îl o katliâma devam etsin diye bütün devletler ona silâh veriyor.
Başta ABD olmak üzere. Başta ABD olmak üzere. Rabbim hepsini de birbirine düşürsün. Hepsini de yerle yeksan eylesin. Hepsini de batırsın. Hepsinden de İslâm’ın, Müslümânların intikamını alsın inşâ’allâh. Ve biz Allâh affetsin bu fakir yıllardan beri cihâddan bahsettikçe hep alay konusuyum, hep eleştiri konusuyum. hayal dünyâsında yaşıyor. Eee hala da kılıçta cihâd edileceğini düşünüyor. Ha gör.
PKK 40-50 Yıl İngilizce-Ermenî Menşeli (Tîre Endüstri Meslek Lisesi Hâtırâsı) — Bedîüzzamân Mektûbât 26-28: “Türkler Allâh’ın Sevdiği Kavm”
Bizim başımıza PKK’yı sardılar mı? Sardılar. 40 yıldan beri, 50 yıldan beri ben liseye gidiyordum. Kürd Azâdîler vardı. Tîre’de bizim Endüstri Meslek Lisesi’nin karşısında liseye getirmişlerdi onları. Büyük bir çoğunluğu Ermeniydi. Ermeniydi. Ben o zaman daha liseye gidiyordum 16 yaşındaydım. Ben şu anda 64 yaşındayım. O gündür bugündür PKK var bu ülkede. Kim kurdu başlangıçta? İngilizler kurdu. İngilizler kurdu. Osmânlı zamanında kurdular. Osmânlı zamanında. Osmânlı zamanında. Onlara dediler ki siz ayrı bir Kürd devleti kuracağız. Osmânlı zamanında söylediler. Orada ne kadar mollâ’lar, meleler varsa onları dolaştılar teker teker. Bunlar sizin hakkınız dediler. Osmânlı zamanında daha. Ve ondan sonra Cumhûriyet’in başına onları bela ettiler.
İçlerinde Ermeniler var, içlerinde normalde. Oradaki ne kadar İslâm olmayan unsur varsa hepsi de var içinde. Hatta Bediüzzamân Sa’îd-i Nursî Hazretlerine bile gittiler. Ona bile söylediler böyle bir şey olacak diye. Bir tek Bediüzzamân onlara kanmadı. Enteresan bir şeydir. Onu Mektûbât’ında bir bölüm okudum ben. Orada Mektûbât’ta zannediyorum 26. mi 28. mektupta mı ne bir bölüm var. Bir bölüm var. Allâh onları sever, onlar da Allâh’ı sever. Âyet-i kerimesine diyor ki bu Allâh’ın sevdiği bu kimseler Türklerdir diyor. Bediüzzamân Sa’îd-i Nursî Hazretleri. Bediüzzamân Sa’îd-i Nursî Hazretleri. O yüzden Türklerin üzerinden yeniden İslâm-ı neş’ü nemâ bulacak. Ben Türkleri arkadan hançerlemem diyor.
Kısacası bu. Benim anladığım bu. Yıllar önce okumuştum bunu. Bir Mektûbât hediye edilmişti de Enteresan öyle bir denk geldiydi.
“Bütün Kur’ân Kurslarını Yıkacağım, Dînî Nikâh Kıyanları Tutuklayacağım” Tehdîdi — İçimizdeki Gâvurlar ve Batılılaşmışlar
Şimdi gâvur durmaz, kâfirler durmaz. Hiçbir yerde. Bu topraklarda yok mu var. Adam açık açık ne diyor? Bütün yurtları, bütün Kur’ân kurslarını yıkacağım diyor. Bütün dîni nikâh kıyanları tutuklayacağım diyor. Dini nikâh kıyanları da yok. Ağır cezalar vereceğim. O nikaha göz yuman savcılara da ağır ceza vereceğim diyor. Yüzümüze söylüyorlar bizim. O kin, o nefret onlar da bitmiş değil. Bu topraklarda İslâm’ın kökünü kazımak istiyorlar. Batılılar da istiyor. İçimizdeki gâvurlar, içimizdeki Batılılaşmalar, Batılılaşmış olanlar da istiyor. İstiyor bunu. Acı şeyler bunlar. Müslümânlar bunu görmek istemiyorlar. Müslümânlar bunlarla mücadele etme azimini kaybettiler. Ne yazık ki içimizden çıkan ahmaklar, bunlar siyâsetçiler, bürokratlardır buna dahil.
Bazı cemâ’atler, tarîkatlar buna dahil. Bu ahmaklar yüzünden insanlar İslâm’a saldırıyor.
Muhâfazakâr Siyâsetçi/Cemâ’at Hatâsı İslâm’a Fatura — Dînsizliği İlke Edinmiş Gruplar “Yumuşak” Görünüyor; “Yakın Yıkın” Diyene Cevap
Bir muhafazakar görünümlü bir siyâsetçi bir hırsızlık yapar. muhafazakar görünümlü bir siyâsetçi bir hırsızlık yapıyor, bir haksızlık yapıyor. İslâm’a mal ediyorlar. Acı şeyler ve hatta bir tarîkat ehli veya bir cemâ’at ehli, kurallara uymuyor, Kur’ân ve sünnete uymuyor. Kendi hevâ ve hevesine dalmış. İstismar ediyor yolunu, dinini, ahlakını. Onu örnek göstererekten dinle savaşıyorlar. Ama öbür tarafta dînsizliği ilke edilmiş, her türlü ahlâksızlığı ilke edilmiş, her türlü dîn dışılığı ilke edilmiş bir kısım gruplar sevgili görünüyor ülkede. Tatlı görünüyor, yumuşak görünüyor. Onlara hoşgörüyle, torulansla yaklaşıyorlar. Ya birisi benim ülkem için diyor ki, yakın yıkın, bunu kim derse desin karşısına dururum.
İster CHP’lisi, ister AK Partilisi, ister MHP’lisi, ister A Partilisi, ister B Partilisi. Yakın yıkın diyen bir kimseye bu ülke ayağa kalkıp, sen nereye yakıyorsun yıkıyorsun diyemiyor. Diyemiyor. Yakmayı, yıkmayı, gençlere önüne koyuyor gençleri, yakın yıkın, ezsin geçin. Ya bu ülke insana uyutulmuş, uyutulmuş, seyrediyor. Onlar da yakıyorlar yıkıyorlar. İyi ki telefonlar var, kameralar var. Gencecik polisin yüzüne, annesine, avradına sövüyor. Buradan birinizi kaldırayım ben, buradan birinize birisi gelsin, ana, avra sövsün. Sövebilir mi? Küfredebilir mi? Tırnak içerisinde ma’sum görünüyor bunlar. Yıkıyor, ma’sum görünüyor. Yakıyor, ma’sum görünüyor.
ODTÜ “Ne Ürettiniz?” Sorgusu (Aşı, Element, Makina, Felsefe, Ekonomi) — “Yut Hapı, Yaşa” Sağlıkla Soyulan Ülke ve Üretilen Tek Şey: Molotof Kokteyli
Seyrediyorum, ODTÜ’de eylem var. İçimden diyorum ki ODTÜ’de eylem var. İçimde eylem var. İçimde eylem var. İçimde eylem var. İçimde eylem var. İçimde eylem var. İçimden diyorum ki ODTÜ, dünyada sayılı üniversitelerden birisi. Ve tembeller, ve aymazlar, bir vatan düşmanları, memleket düşmanları icat ettiniz küçücük bir şey var mı? Memleketin faydasını icat ettiniz üniversitelerden. Memleketin faydasını icat ettiniz. Bir tane faydalı bir şey var mı? Bir aşı mı buldunuz? Bir element mi buldunuz? Bir makina mı ürettiniz? Bir alet mi ürettiniz? Bir felsefe mi ürettiniz? Tığra açacak ekonomide bir şey mi ürettiniz? Üniversiteler eylemde ama. Hiç kimse sorgulamıyor. Ne kadar profesör var, şu kadar.
Ne kadar maaş alırlar, bu kadar. Ne ürettiniz kardeşim? Ne ürettiniz? Bu ülkenin faydasına ne ürettiniz? Bu kadar tıp fakültesi var. Ne ürettiniz? Bu kadar makina mühendislikleri var. Ne ürettiniz? Bu kadar mühendislikler var. Ne ürettiniz ülkenin faydasına? Bilim adamı hepsi de değil mi? Ne ürettiniz kardeşim? Dünyanın önüne çığır açacak ne ürettiniz? Ne ürettiniz ya? Ben 2000 yıl önce bir şey söylemedim. Ne ürettiniz ya? Ben 2000 yılından beri şeker hastasıyım. Yut hapı, yaşa. Neden bir, örnekliyorum, bir hastalığın tedavi eden bir şeyi üretmediniz? Sağlıkla ülke soyuluyor. İlaçlarla ülke soyuluyor. İlaçlarla ülke uyutuluyor. İlaçlarla ülke ütülüyor. Ne ürettiniz? Evet ürettiler. Ne ürettiler biliyor musunuz?
Çöp konteynırlarını yakıp, polisin üzerine atmayı ürettiler. Ne ürettiler? O kimya bilgilerini molotof kokteyli yapmayı öğrettiler. Polisin molotof kokteyli attılar. Bunlara kafası yetti. Bu kadar kafaları. Kimyaları bu kadar. Bilgileri bu kadar. Eğitimleri bu kadar. Görgüleri bu kadar. Bu kadar. Görgüsü bu kadar. Kendisini koruyan polisin annesine, avradına sövecek kadar ahlâkı. Bu kadar. Ahlakı bu kadar. Başka bir şey değil.
Ramazân’da İçki Şişeleriyle Tahrîk + Polise Sövgü — Bunların Eğitim, Görgü, Ahlâkı Bu Kadar; Müslümânlar Galeyâna Gelecek Noktada Değil
Ramazân bu mübarek ayda içki şişeleriyle boy gösterecek kadar ahlâkları. Ağır tahrik var aslında. Bakıyorlar bunlar galeyâna gelsin diye. Müslümânlar uykuda halbuki de onu görmüyorlar. Galeyâna gelecek noktada değiller. Ama ne yazık ki böyleler. O yüzden dışarıdaki gâvurlar da içerideki gâvurlar da bunu açıklıkla söylüyorum. İstedikleri kadar beni mahkemeye versinler. Açıklıkla söylüyorum. En büyük tehlike bu. Dışarıdaki ve içerideki gâvurlar İslâm’ı kökten ve Müslümanları kökten kazımaya çalışıyorlar.
Mahkeme Kâğıdı: “Bunu Kanlarında Boğmak Lâzım” — Bir Müslümân’ı Kanında Boğmak İsteyen Ancak Gâvurdur; İçerideki Kâfirlerin Gözü Dönmüş
Daha dün bana bir mahkemeden kağıt geldi. Biz şikayet etmişiz onu hakaret etti diye. Adam ağır bir küfürle şunu yazmış. Ben hiç okumuyorum moralim bozulmasın diye. Nasıl küfretmişler diye. Şunu yazmış. Bunun gibi bilmem ne çocuklarını kendi kanlarında boğmak lazım. beni kendi kanımda boğacak. Bu ne demek? Beni silâhla vursa o kadar kan akmayacak. Kesecek beni. Kendi kanımda boğacak beni. Bakın bunlar bu kadar gözü dönmüş bir mahlukat. Bu kadar mahlukat. Bu kadar mahlukat. Bu kadar mahlukat. Bu kadar mahlukat. Bu kadar mahlukat. Bu kadar mahlukat. Bunların gözü dönmüş içerideki kâfirlerin gözü dönük. Hırsatını bulsa seni kesecek. Bana gelen mahkeme kağıdı. Mehmed Emîn’i arayıp soracağım bunu ben böyle yayınlayabilir miyim diye.
Yayınlayacağım onu çünkü. kendi kendime düşündüm. Kendi kendime düşündüm. Demek ki bunların eline fırsat geçmiş olsa dedim. Gavur ya. Bir Müslümân’ı kim kanında boğmak ister? Gavur. Bir Müslümân’ı kanında boğmak isteyen gavurdur ancak. Başka kimse değil. Ha belki de yarın öbür gün onu ber’ât ettirirler yani. İşin bir de o tarafı var. İşin bir de o tarafı var. Ve kendi kendime dedim ki Müslümânlar hala da uyanmıyorlar. dışarı seyrediyorum olayları seyrediyorum. Allâh Allâh vur kır yak yık. Evet. ne demeliydim ben âşûre dağıttırmıyorlar.
“Âşûre Dağıttırmıyorlar 600 Polis İndirdiler” — Polis Kim? Zenginlerin Çocukları Devlet Vazîfesinde Olmaz; Kendi Kardeşimizle Çatıştırma
Altı yüz tane polis indirdiler buraya. Ne yapacaktık biz? Dışarı çıkıp yakın yıkın mı diyecektik? Kimi yakıyorsun yıkıyorsun? Memleketini mi yakacaksın yıkacaksın? Kimle cedelleşiyorsun? Polisler. Polis kim? Koçun evladı polis olmaz. Sabancının çocukları polis olmaz. Zengin gâvurcukların çocukları polis olmaz. Onlar polis olmaz. İstanbul zengin dükkası’nın çocuklarının hiçbirisi devlet tarihlerinde bir vazife almaz. Onlar savcı hâkim olmaz. Onlar polis olmaz. Onlar komiser olmaz. Onlar asker olmaz. Onlar subay olmaz. astsubay olmaz onlar. Onlardan yüz başı bin başı albay kurmay albay göremezsin. O zaman kimi öldürecek bunlar? Seni beni öldürecek. Biz kimle çatışacağız? Kendi kardeşimizle polis kardeşimizle çatışacağız.
Kendi devletimizle çatışacağız öyle mi? Kendi devletimizi mi çatırdatacağız öyle mi? Ne yapacağız? Kendi devlet kurumlarımızı mı batıracağız? Müslümânlar nasıl bir uykuya dalmışlar? Müslümânlar nasıl ne tarafa doğru gidiyor nereye koşuyor? Kendi kendime düşünüyorum böyle. Diyorlar ya bu kadar olamaz. O yüzden hesap büyük. Hesap çok büyük. Hesap küçük bir hesap değil. Şu anda gâvurun karşısında direnen bir avuç Anadolu Müslümân’ı var. Gâvurların karşısında direnen bir avuç Anadolu Müslümân’ı var. Siz ona tarîkat deyin adına, cemâ’at deyin adına ne derseniz deyin. Onlar ufak küçük büyük bir aradalar. Bir avuç bir avucuz biz. Biz çok kalabalık değiliz. Çok kalabalık değiliz. Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye sımsıkı yapışmış bir avuç Müslümân var Anadolu’da, İstanbul’da.
Ne derseniz deyin. Diğeri kalan o bozulmadan nasibini almış. Dünya aldatmış onu. Makam aldatmış, mevki aldatmış, para aldatmış. Rahat aldatmış. Evinde mışıl mışıl uyuyacak aldatmış. Lüks evi aldatmış. Lüks arabası aldatmış onu. Villası, katı yatı onu aldatmış. İşi onu aldatmış. Aldatmış. Kur’ân ve Sünnet mücadelesi vermiyorsa aldanmış o Müslümân. Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’nin yaşanması ve yaşatılması için bir nebzecik bir derdi yoksa o Müslümân aldanmış. Kanmış, rahatakanmış, dünyâya kanmış, tatile kanmış. Tatil, oh dokuz gün bayrâm tatili oldu. Haydi gidelim nereye? Haydi gidelim New York’a gidelim. Lan senin dîninle savaşan adam Amerika. Nereye gidiyorsun tatile sen? Senin dîninle savaşan Avrupa.
Sen nereye tatile gidiyorsun. Avrupa’ya? Senin seninle savaşmayı bekleyen bir Yunânistân var. Sen nereye Yunânistân’a tatile gidiyorsun? Tatil ne bir Müslümân için, bir mü’min için? Tatil ne? Sen İslâm hâkim mi kılındı da sen tatile çıktın? İslâm her yerde neş’ü nemâ oldu, yaşıyor da sen tatile çıktın? Nasıl bir İslâm anlayışı, nasıl bir dîn anlayışı?
Hz. Muhammed Mustafâ-Ebû Bekir-Ömer-Ali Ömrü Savaşmakla Geçti — AVM/Dizi/Kapitalizm Kurbanı Olmak; “Ey Müslümân, Ne Zaman Uyanacaksın?”
Hz. Muhammed Mustafâ’nın 23 yıllık ömrü savaşmakla geçti. Hz. Ebû Bekir’in ömrü savaşmakla geçti. Hazret-i Ömer efendimizin ömrü savaşmakla geçti. Hazret-i Ali efendimizin ömrü savaşmakla geçti. Hazret-i Ali efendimizin ömrü savaşmakla geçti. Hazret-i Ali efendimiz Kur’ân ve Sünnet yolunda yürüdü. Evlatları Kur’ân ve Sünnet üzerine yürüdü. Kur’ân ve Sünnet üzerine yürüdü diye birisi zehirlendi. Birisi hunharca şehîd edildi yanındaki evlatlarıyla beraber. Sen ne tatili düşünüyorsun? Sen evinde nasıl yatmayı düşünürsün ya? Sen evinde nasıl yatmayı düşünürsün ya? Sen nasıl bir dizi kurbânı olursun? Sen nasıl bir AVM kurbânı olursun? Sen nasıl bir kapitalist sistemin peşine düşer gidersin? Ey Müslümân sen ne zaman uyanacaksın?
Gazze’deki bir İsrâ’îl gelip bağrına bastığı zaman mı uyanacaksın? Geç kalacaksın o zaman. Filistin’deki gibi bağrına İsrâ’îl gelip bastığında mı uyanacaksın? Geç kalacaksın. Toprakların fiili olarak işgal edildiğinde mi uyanacaksın? Geç kalacaksın. Her şeyin batılılara peşkeş çekiliyor. En sonunda gelip devletini de peşkeş çektiklerinde mi uyanacaksın? Ne zaman uyanacaksın? Seni uyandıracak ne lazım? Ne iksîr lazım sana Kur’ân ve Sünnet dururken? Kur’ân ve Sünnet orada dururken uyanmak için ne ilâcı istiyorsun daha?
Zor Günler Geliyor — Kâfirler Bizden Korkmuyorsa Mü’minliğimizi Sorgulayalım; “Sabanın Sapı, Sığırın Kuyruğu” Helâk Hadîsi
Zor günler geliyor. Daha da zor günler geliyor. bunu daha önce söyledim. Dedim böyle şeyleri söylemek istemiyorum. Zor günler geliyor diyorum. Zor günler geliyor. Daha da zor günler gelecek. Müslümânlar adına, İslâm adına zor günler geliyor. Ben aydınlık bir gün göremiyorum. Ben parlak bir gün göremiyorum. Yatıyorum kalkıyorum ıztırâb. Yatıyorum kalkıyorum kanter içindeyim. Bunlardan şikayetçi değilim. Ama Müslümânlar uykuda. Müslümânlar uykuda. Derdim bu. Kendi kendime gâvur uyumuyor. Gavur ayakta. Gavur bir süre hesap kitap ediyor. Bir sürü hesap kitap ediyor. Bir sürü oyunlar kuruyor. Bir sürü tezgahlar kuruyor. İçimizden aldıkları, sattıkları var. İçimizden kendisine peşkîrci yaptıkları var.
Peşkirci yapmış adam kendisine. İçimizde cemâ’atler var, tarîkatlar var. Satılmış. İçimizde şeyhler var, satılmış. Âlimler var, satılmış. Siyasetçiler var, satılmış. Evet. Ve cânı isteyen tırnak içerisinde Kur’ân ve Sünnet’e, vatana ve millete istediği gibi kötü şeyi söyleyebiliyor. Bundan daha kötü ne bekliyorsunuz? Yakın yıkın diyor ya. Yakın yıkın diyor. Yakın yıkın diyor. Yakın yıkın diyor. Takip ediyorum bu adamın herhangi bir savcılık, bir savcılık yakın yıkın dediği için bir kovuşturma, bir soruşturma açmış mı? Açmadı şu ana kadar. Açmadı. Bakın açmadı. Şu ana kadar açılmış bir dâvâ yok. Hussi’si takip ediyorum. Bir savcı bu gençleri galeyâna getirip halkı kin ve nefrete büründürüp, kin ve nefrete büründürüp, kamu mallarına zarar verdirip, yasaları çiğnetip, yasaları çiğnetip bir şey yaptırıyor.
Hadi yargılayın. Hadi yargılayın. Hadi dâvâ açın. Biz şuradan yürüsek aşağı doğru kodesteyiz. Açılmadık dâvâ kalmaz üzerimizde. Yakın yıkın diyor. Ne açtınız dâvâ? Ne yaptınız? Adamlar hatimle terave kılıyorlar. Adam bu kadar dîn câhili. Çünkü Allâh bilir ama İslâm değil. Diyor ki bu hoca boşuna, buradaki özgürün konuşmasını kesmek için namazı uzatıyor diyor. Davullarına çalıyorlar halaya çekiyorlar. Bilmiyor ya da İslâm değil. Herkes susuyor. Herkes susuyor. Her ramazan mübarek gün, evet herkes ibâdetinde, taatinde, hüsnü zan beslersek öyle değil. Ölü toprağı var üzerimizde. Mü’min ise Hz. Muhammed Mustafâ’nın üzerine verilmiş özellik onun üzerine de verilir. Ta uzaklardan onun gönlüne korku girer kâfirin.
Eğer gerçekten mü’min ise kâfirler sizden korkmuyorsa siz dünyâya dalmışsınız. Kâfirler sizden çekinmiyorsa siz dünyanın peşine düşmüşsünüz. Kâfirler bizden korkmuyor. Ne içerideki ne dışarıdaki? Korkmuyorlar. Korkmuyorlarsa biz dünyâya dalmışız. Allâh’la bağımızı koparmışız. Hadîs-i şerîf ahir zamanda ne zaman ümmet diyor sabanın sapını tutarsa helak olur diyor. Ne zaman sığırın kuyruğunu tutarsa helak olur diyor. Biz kimimiz sabanı tutmuşuz kimimiz sığırın kuyruğunu tutmuşuz helak olmuşuz diyor. Kuyruğunu tutmuşuz helak olmuşuz. Gâvurlar bizden korkmuyor. İçerideki de dışarıdaki de gâvurlar bizden korkmuyor. Korkmuyorsa o zaman biz kendi mü’minliğimizi sorgulayacağız. Allâh bizi affetsin.
Kaynakça
- Hz. Peygamber’in Hutbeye 3 Adımı ve 3 “Âmîn”i — Cebrâ’îl’in 3 Bedduâsı: Anne-Baba, Ramazân, Salavât: Hâkim, Müstedrek 4/153, 170; Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân 6/507; İbn Hibbân, Sahîh 909; Ahmed b. Hanbel Müsned 2/254 (“buudâ men edreke ramedâne fe-lem yuğfer leh” rivâyeti); klasik şerh — Heysemî, Mecma’u’z-Zevâ’id 10/167; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ, “Esrâru’s-Savm” bahsi; «anne-babaya saygı» — Lokman 31/14-15; İsrâ 17/23-24; «salât ü selâm farzı» — Ahzâb 33/56; klasik fıkıh — birr-i vâlideyn: Buhârî “Edeb” 1, Müslim “Îmân” 137; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Ramazân’ı İhyâ → Günâh Affı; Terâvîh Hadîsi ve Hz. Ömer’in “Ne Güzel Bid’at-i Hasene” Sözü: Buhârî “Savm” 6, Müslim “Müsâfirûn” 175 (“men kāme ramedâne îmânen ve’htisâben gufira lehû mâ tekaddeme min zenbihî”); Buhârî “Salâtü’t-Terâvîh” 1 (Hz. Ömer’in cemâ’atle terâvîh tertîbi: “ni’me’l-bid’atü hâzihî”); klasik şerh — İbn Hacer, Fethü’l-Bârî 4/250-260; klasik fıkıh — bid’at-i hasene tasnîfi: İmâm Şâfi’î, Menâkıb (Beyhakî naklen); İmâm Nevevî, Tehzîbü’l-Esmâ; İmâm Süyûtî, Husnü’l-Maksıd fî Ameli’l-Mevlid; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Bid’at Tasnîfi”; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ, “Esrâru’s-Savm”; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Terâvîh Kaç Rekât? — Hanefî 2-20 Arası, Hâmile-Yaşlı-Hasta için 8; Cemâ’atle Namâzı Kısa Tutmanın Evlâlığı: klasik fıkıh — terâvîh rekât sayısı ihtilâfı: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Salâtü’t-Terâvîh” (Hanefî 20 rekât); Mâlikî/Şâfi’î/Hanbelî mezheplerinde 20 rekât (İbn Kudâme, el-Muğnî; İmâm Nevevî, el-Mecmû’); 8 rekât görüşü — Hz. Â’işe r.anhâ rivâyeti: Buhârî “Salâtü’t-Terâvîh” 1; klasik fıkıh — “imâmın yaşlıları-hastaları gözeterek namâzı kısa tutması” hadîsi: Buhârî “Ezân” 62, Müslim “Salât” 182 (“izâ salla ehadüküm bi’n-nâs fe’l-yuhaffif”); klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ, “Esrâru’s-Salât”; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- İslâm Ramazân’da Bitmez — Tesbîh Tânesi Gibi Nûra Nûr; Dünyâ Geçici (6 Ev Örneği), Ebediyete Kazık Çakmak: klasik tasavvuf — devamlı amel ve ebediyet hedefi: Buhârî “Îmân” 32, Müslim “Müsâfirûn” 218 (“ehabbü’l-amali ilâ-llâhi edvâmuhâ ve in kalle”); klasik tefsîr — Hadîd 57/20 (“ve me’l-hayâtü’d-dünyâ illâ metâ’u’l-gurûr”); Âl-i İmrân 3/14, 3/185; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/195-260 (“Zühd-Dünyâ”); İbn Atâ’illâh el-İskenderî, el-Hikem; Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye, “Zühd-Tevekkül”; «6 ev hâtırası» — şahsî bir tedrîs misâli; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- “Daha Ölmeye Niyetim Yok, Diş Yaptırıyorum İşâret Olsun” — Bayrâm Programı ve “Senden Sonra Ne Olacak?” Sorusu: klasik tasavvuf — şeyhin son nefese kadar koşturması tedrîsi: Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Hizmet Bahsi”; Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere; klasik halvetî sülûk — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat; «şeyhin biiznillâh ölümü ve halefi tartışması reddi» — klasik tasavvuf: «velîler kıyâmete kadar eksilmez» hadîs-i şerîfi (Hâkim, Müstedrek; Beyhakî, Şu’abü’l-Îmân); klasik fıkıh — sağlık tedâvîsi vâcibi: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi’nin şahsî hâtırâ-tedrîsi.
- Sahâbenin Koşturması — Ebû Eyyûb el-Ensârî 84 Yaş İstanbul Surları Şehâdeti, Anadolu Sahâbe Yurdu: klasik târîh — İbn Sa’d, et-Tabakātü’l-Kübrâ 3/484-490 (Ebû Eyyûb el-Ensârî r.a. tercümesi); İbn Hacer, el-İsâbe 1/404; Belâzürî, Fütûhu’l-Büldân 162-165 (Konstantiniyye kuşatması); Vâkıdî, Kitâbü’l-Megāzî; Mervan b. Hakem dönemi 49/669 ve 52/672 İstanbul kuşatmaları; klasik şerh — İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye 8/97; «Anadolu sahâbe yurdu» — yerel kaynaklar: Anadolu’da Sahâbe Türbeleri (DİA); klasik tasavvuf — “sahâbe izinden yürüme” tedrîsi: Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; «Türklerin İslâm’ı Avrupa’ya götürmesi» — Cevdet Paşa, Târîh-i Cevdet; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmânlı Târîhi; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- “Lâ İlâhe İllallâh Denilinceye Kadar Savaşmakla Emrolundum” Hadîsi — Silâhla Cihâd Reddini Çürüten Gazze/Sûriye/Irâk Katliâmı: Buhârî “Îmân” 17, Müslim “Îmân” 32-37 (“umirtu en ukâtile’n-nâse hattâ yekūlû lâ ilâhe illallâh”); klasik şerh — Nevevî, Şerhu Müslim; İbn Hacer, Fethü’l-Bârî; klasik fıkıh — cihâd ahkâmı: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Cihâd Bâbı”; Mevsılî, el-İhtiyâr; klasik tasavvuf — kalb-cihâd vurgu: İmâm Gazzâlî, İhyâ, “Mücâhede”; günümüz Filistin/Gazze meselesi — yaygın bilgi; Necip Fâzıl, Yolumuz Hâlimiz Çâremiz; Sezai Karakoç, Diriliş; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Osmânlı’nın Yıkılmasından Sonra Kâfirlerin Müslümân Topraklarına Vali Atadığı — İsrâ’îl Katliâmına Başta ABD Silâh; Satılmış Krallar: klasik târîh — Sykes-Picot Anlaşması (1916); Sevr Antlaşması (1920); Lozan Antlaşması (1923); İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmânlı Târîhi; Cevdet Paşa, Târîh-i Cevdet; günümüz İsrâ’îl-ABD-Filistin meselesi — yaygın bilgi; «Müslümân krallar/devletler İsrâ’îl ihânetinde» — Said Halîm Paşa, Buhrânlarımız; M. Akif Ersoy, Safahât; Necip Fâzıl, Sahte Kahramanlar; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- PKK 40-50 Yıl İngilizce-Ermenî Menşeli — Bedîüzzamân Sa’îd-i Nursî Mektûbât 26-28: “Türkler Allâh’ın Sevdiği Kavm”: klasik târîh — PKK kuruluşu (1978) ve İngiliz-Ermenî bağlantıları: Mahmut Yıldız, PKK ve Ermeni Bağlantısı; Necdet Sevinç, Ermeni Olayları; “Kürd Azâdîler” hareketi (Şeyh Sa’îd İsyânı 1925); Bedîüzzamân Sa’îd-i Nursî, Mektûbât, 26. Mektûb (“Ehl-i Kitab” bahsi); 28. Mektûb 7. Mes’ele (Mâide 5/54 “yuhibbuhum ve yuhibbûnehû” tefsîri — “Türklerin İslâm hizmeti”); klasik tefsîr — Mâide 5/54; klasik kavm-i necîb — Türk milletinin İslâm’a hizmeti: M. Akif Ersoy, Safahât, “Bülbül”; «Tîre Endüstri Meslek Lisesi hâtırâsı» — şahsî tedrîs anısı; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- “Bütün Kur’ân Kurslarını Yıkacağım, Dînî Nikâh Kıyanları Tutuklayacağım” Tehdîdi — İçimizdeki Gâvurlar ve Batılılaşmışlar: günümüz siyâsî hâdise — yaygın bilgi (sosyal medya/televizyon beyânâtları); klasik fıkıh — dînî nikâh ve resmî nikâh: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Nikâh”; Mevsılî, el-İhtiyâr; klasik akāid — “İslâm’ın kökünü kazıma” tehdîdi karşısında ümmetin görevi: Said Halîm Paşa, Buhrânlarımız; Mehmed Âkif, Safahât, “Süleymâniye Kürsüsü”; Necip Fâzıl, Çile, “Sakarya”; «Batılılaşmış İslâm dışı kesim» eleştirisi — Cemil Meriç, Bu Ülke; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Muhâfazakâr Siyâsetçi/Cemâ’at Hatâsı İslâm’a Fatura — Dînsizlikle Yumuşak Görünenlere Hoşgörü; “Yakın Yıkın” Diyene Cevap: klasik fıkıh — “el-Müslim ehu’l-Müslim” prensibi: Buhârî “Mezâlim” 3, Müslim “Birr” 58; klasik tasavvuf — “sahte sûfî/şeyh” eleştirisi: İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/342-360; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; «muhâfazakâr siyâsetçinin İslâm’a fatura olması» — Necip Fâzıl, Sahte Kahramanlar; Said Nursî, Lem’alar, 17. Lem’a; «yakın yıkın diyene karşı durma» — siyâsî muhâlefet ahkâmı: İbn Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye; Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- ODTÜ “Ne Ürettiniz?” Sorgusu (Aşı, Element, Makina, Felsefe, Ekonomi) — “Yut Hapı, Yaşa” Sağlıkla Soyulan Ülke; Üretilen Tek Şey: Molotof Kokteyli: günümüz üniversite/AR-GE meselesi — yaygın bilgi (TÜBİTAK, ODTÜ, İTÜ raporları); Türkiye AR-GE harcaması/patent sayısı istatistikleri; klasik akāid — “İslâm âleminde ilim ve teknoloji” — Sezai Karakoç, Diriliş Yazıları; Necip Fâzıl, İdeolocya Örgüsü; «sağlık endüstrisi-ilâç tekelleri» eleştirisi — yaygın sosyolojik bilgi; klasik fıkıh — sağlık vâcibi: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Tedâvî”; «şeker hastası şahsî tecrübe» — şahsî tedrîs misâli; «üniversite eylemleri/molotof kokteyli» — yaygın güncel bilgi; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Ramazân’da İçki Şişeleriyle Tahrîk + Polise Sövgü — Bunların Eğitim, Görgü, Ahlâkı Bu Kadar: klasik fıkıh — sarhoşluk ve ahlâksızlığın haramlığı: Mâide 5/90-91; klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîh; İbn Kesîr, Tefsîr; klasik fıkıh — “Ramazân’da içki şişesiyle tahrîk” hâdisesi günümüz toplumsal vakıası — yaygın bilgi; «polise sövgü» — devlet otoritesine karşı edebsizlik: Buhârî “Edeb” 41 (“el-müminü leyse bi’l-ta’âni ve lâ’l-le’âni”); Tirmizî “Birr” 48; klasik tasavvuf — Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye, “Lisân Âfeti”; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- “Bunu Kanlarında Boğmak Lâzım” Mahkeme Kâğıdı — Bir Müslümân’ı Kanında Boğmak İsteyen Ancak Gâvurdur; Gözü Dönmüş Mahlûkat: klasik fıkıh — Müslümân’ı haksız öldürme yasağı: Mâide 5/32 (“men katele nefsen bi-gayri nefsin ev fesâdin fi’l-ardi fe-ke-ennemâ katele’n-nâse cemî’an”); Bakara 2/178-179 (kısâs ahkâmı); klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîh; İbn Kesîr; klasik fıkıh — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Kısâs ve Diyât”; “Müslümân’a hakaret” — Buhârî “Edeb” 44, Müslim “Birr” 116 (“sibâbü’l-Müslimi füsûk”); klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ, “Lisân Âfeti”; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi’nin şahsî mahkeme tecrübesi-tedrîsi.
- “Âşûre Dağıttırmıyorlar 600 Polis İndirdiler” — Polis Kim? Zenginlerin Çocukları Devlet Vazîfesinde Olmaz; Kendi Kardeşimizle Çatıştırma Tuzağı; Bir Avuç Anadolu Müslümânı Direniyor; Tatîl Aldatması (Amerika-Avrupa-Yunânistân): günümüz emniyet ve toplumsal hâdise — yaygın bilgi; klasik fıkıh — devlet otoritesine itâat ve haksız emirlere itâatsizlik: Buhârî “Ahkâm” 4, Müslim “İmâret” 39 (“lâ tâ’ate li-mahlûkın fî ma’siyetillâh”); klasik tasavvuf — “dünyâ aldatması/makam-mevki-para-tatil” eleştirisi: İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/195-260 (“Zem-i Dünyâ”); İbn Atâ’illâh, el-Hikem; Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye, “Hubbu’d-Dünyâ”; «kâfir devletlere tatil» eleştirisi — Necip Fâzıl, Sahte Kahramanlar; Mehmed Âkif, Safahât; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Hz. Muhammed Mustafâ-Ebû Bekir-Ömer-Ali Ömrü Savaşmakla Geçti — AVM/Dizi/Kapitalizm Kurbânı Olmak; “Ey Müslümân, Ne Zaman Uyanacaksın?”: klasik târîh — sahâbe siyer ve fütûhât: İbn Hişâm, es-Sîretü’n-Nebeviyye; İbn Sa’d, et-Tabakāt; Belâzürî, Fütûhu’l-Büldân; Vâkıdî, Kitâbü’l-Megāzî; klasik şerh — İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye; «Hz. Ali ve evlâtlarının şehâdeti» — Hz. Ali r.a. (40/661 İbn Mülcem); Hz. Hasan r.a. (49/669 zehirleme); Hz. Hüseyin r.a. (61/680 Kerbelâ); klasik halvetî sülûk — “AVM-dizi-kapitalizm” eleştirisi günümüz tatbîkat; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ, “Zem-i Dünyâ”; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Zor Günler Geliyor — Kâfirler Bizden Korkmuyorsa Mü’minliğimizi Sorgulayalım; “Sabanın Sapı, Sığırın Kuyruğu” Helâk Hadîsi: Ebû Dâvûd “Büyû'” 54, Ahmed b. Hanbel Müsned 2/84 (İbn Ömer r.a. rivâyeti: “izâ tebâya’tüm bi’l-îneti, ve ehaztüm ezenâbe’l-bekarı, ve raditüm bi’z-zer’i, ve teraktümü’l-cihâde, sallatallâhu aleyküm zillen”); klasik şerh — Münâvî, Feyzü’l-Kadîr; klasik akāid — “mü’minin heybeti” — Buhârî “Cihâd” 122, Müslim “Mesâcid” 5 (“nusirtu bi’r-ru’bi”); klasik tasavvuf — Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye, “Hubbu’d-Dünyâ”; «zor günler-âhir zaman» — Buhârî “Fiten” 5; Müslim “Fiten” 110; bu sohbet 29.03.2025 Ramazân Sohbeti — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Tarîkat, Sülûk, Kalb, Sünnet, Şeyh, Tevekkül, Çile, Salavât. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı