Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2024 ·

2025 Sohbeti #116 — Tûr 52/29: «Sen Yine Zikret» — Zikrullâh Şemsiyesi ve Q&A

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2025 Sohbeti #116 — Tûr 52/29: «Sen Yine Zikret» — Zikrullâh…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Tûr 52/29 Girişi — «Fezekkir Femâ Ente bi-Ni’meti Rabbike» Tedrîsi; «Sen Yine de Zikret»

Eûzü billâhi mineş-şeytâni’r-racîm. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Fezekkir femâ ente bi-ni’meti Rabbike. bi-ni’meti Rabbike bi-kâhinin velâ mecnûn. Sadekallâhü’l-Azîm. Âmîn. Cenâb-ı Hak bu âyet-i kerîmede Habibine ithafen diyor ki, Resûlüm, sen yine de zikret. Çünkü Rabbinin ni’meti sayesinde sen ne bir kâhinsin ne de bir delisin. Tabi burada âyet-i kerimenin aslında özünde zikir olarak geçiyor. Bu normalde genel olarak tefsirciler bunu nasîhat et, tebliğ et noktasında almışlar bu âyet-i kerîmeyi. Ama âyet-i kerîmeyi bu noktada direkt sen yine de zikret. Allâh’ı zikret. Çünkü sen ne kâhinsin ne de mecnunsun. Âyet-i kerîme bu. Bu da Cenab-ı Hakk’ın sana ni’metidir diyor. O yüzden peygamberler genel olarak hepsi de Allâh’ı zikriyle memur olmuşlar.

Ve Allâh’ı zikretmeyi de insanlara öğretmişler. Ve Hazret-i Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri için de, Sen Allâh’ı zikret, sen kâhin de değilsin, sen normalde mecnûn da değilsin noktasında Cenâb-ı Hak ona böyle söylüyor. Ve peygamberlerin hepsinin de bütün fiil ve hareketleri, bütün davranışları, bütün düşünceleri dahi birer zikir veriyor. Cenâb-ı Hak’ın lütfudur, ikramıdır. Ve Allâh’ı zikredenlerin de Allâh’ı zikredenler de bu noktada Allâh’ın lütfuyla, ikramıyla, ihsanıyla zikrederler. Ve zikredenler de kâhin değildir, mecnûn değildir deli değildir.


Geçmişte ve Bugünde Zikir Düşmanları — «Müşrik-Münâfık-Mürted-Kâfir» Karakter Aynası

Normalde çünkü dünkü müşrikler de, bugünkü müşrikler de, dünün müşrikleriyle bugünün müşriklerin arasında bir fark yok. Müşrik müşriktir çünkü Âdem’den itibaren müşriklerin hemen hemen genel yapıları, münâfıkların genel yapıları, kafirlerin genel yapıları, fiiliyatları, düşünceleri birbirlerine benzerler, müminlerin de benzer. Çünkü Âdem’den itibaren bütün dinler İslâm’dır. Onun karşısında olanların da hepsi de kâfirdir, münafıktır, mürtettir adına ne derseniz deyin. O yüzden nasıl dünün müşrikleri o kör akıllarıyla ve kafirleri o normalde nasıl kör akıllarıyla zikrin derinliğini hissedemedilerse, zikrin derinliğini anlamadılarsa, anlamadılar çünkü, zikrin kıymetini de anlamadılar. Öyle olunca Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hz. üzerinde mecnûn, deli hükmünü koydular.

Şimdi de Allâh’ı zikredenlerin üzerinde müşriklerin, kafirlerin, münâfıkların, mürtetlerin, Allâh düşmanlarının zikredenlerin üzerinde de koydukları hüküm bu. siz delisiniz. Hatta ne derler, bir gün delireceksiniz. 38 yıldan beri benim delirmemi bekleyenler var. dervişlikle tanışınca bir gün delireceksin sen, bir gün kafa gidecek senin deyip de 38 yıldır beklediler. Çünkü normalde o zikrin kıymetini bilmediklerinden, derinliğini ölçemediklerinden dolayı, normalde hem Peygamberlerin üzerinde hem de Allâh’ı zikredenlerin üzerinde konuşulan şeylerin hepsi de birbirine yakındır. bu bir kâhin, bu bir deli, bu bir büyücü, bu bir sihirci, bu bir şarlatan, bu münâfık. Allâh’ı zikredenler için. Dinde bunun yeri yok, siz kafirsiniz.

Hazret-i Peygamber böyle bir şey yapmadı. Normalde sanki Peygamber zikretmemiş hiç. Onca zikir âyetleri, onca zikir hadîsleri sanki yokmuş gibi. O yüzden kendilerince, bugününde, dününde müşrik kafaları, dününde, bugününde zikir düşmanları, dününde, bugününde Peygamber düşmanlarının söylediği sözler, davranış biçimleri üç aşağı, beş yukarı hepsi de aynı. Oysa deli diyor ya, mecnûn diyor ya, Hazret-i Peygamber de sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri hadîs-i şerîfte Allâh’ı öyle zikredin ki insanlar size mecnûn, deli desinler diyor. Sen Allâh’ı öyle zikret. Ve yine başka bir hadîs-i şerîfte münâfıklar size gösterişçi yapıyorsunuz. Deyinceye kadar Allâh’ı çok zikredin. münâfıklar ne diyeceklermiş?


Hadîs-i Şerîfler — «Mecnûn-Mürâyî-Gösterişçi» Diyene Kadar Zikret

Gösteriş yapıyorsunuz siz. Siz gösteriş yapıyorsunuz. Münafıkla zikreden kimseye sen gösteriş yapıyorsun diyor. Veyahut da normalde insanların geneli ne diyor? Geneli de size deli desinler diyor. Siz öyle Allâh’ı zikredin ki size deli desinler. Yine başka bir hadîs-i şerîfte münâfıklar size mürâyî deyinceye kadar Allâh’ı çokça zikrediniz. Bu Beyhakî Heysemî, es-Suyûtî, bunları nakletti, Tirmizî’ni nakletti hadîsler bunlar. Ve oysa Allâh’ı zikredenlerin, peygamberler dahil buna Allâh’ı zikredenlerin her hali Allâh’ın bir lütfu, ikramı ihsanıdır. O normalde zikredenlerin her hali ve yaptıkları zikir Allâh’ın lütfu, ikramı, ihsanıdır başka bir şey değildir. Ve insanın o zikrullâh’taki hali, tavrı, tarzı Cenâb-ı Hak’ın lütfu, ikramıdır.

Hatta senin zikrullâh’a oturman, zikrullâh’a gelmen Allâh’ın lütfu, ikramı, ihsanıdır başka bir şey değildir. O yüzden zikir ister lisan ile yap, ister kalp ile yap, ister akıl ile yap, tefekkür etmekle alakalı.


Zikrullâh Şemsiyesi — Namâz-Oruç-Hac Onun Altındadır; Gazâlî’den İktibâs

Normalde ister namaz kılarak yap, ister oruç tutarak yap, ister cihâd ederek yap, ister hacca giderek yap, ister ömre yaparak yap. Hepsi de bunların zikir şemsiyesinin altındadır. Hepsi de zikir şemsiyesinin altındadır. Zikrullâh bu yapılan ibadetlerin herhangi birisinin altında değildir. Bunun altını tekrar çizeyim. Allâh’ı zikrin böyle bir şemsiye gibi, kubbe gibi düşünün. O kubbenin altında namaz vardır, oruç vardır, Kur’ân-ı Kerîm okumak vardır, hacca gitmek vardır, cihâd etmek vardır, hayır hasenat etmek vardır. İyi amellerin, sâlih amellerin hepsini de o zikir şemsiyesinin altında gör. Onun üstünde en zirvesinde Allâh’ı zikir vardır. Ankebût 29/45’te de Allâh’ı zikir en büyük iştir der.

Gazâlî Allâh’ı zikretmenin faziletini namaz kılmaktan da, oruç tutmaktan da, Kur’ân okumaktan da üstün görür. Bu namaz kılmayacaksın demek değildir. Ama zikrin fazileti namazın faziletinden daha yüksektir. Zikrin fazileti orucun faziletinden daha yüksektir. Zikrin fazileti haccın da, ömrenin de faziletinden daha yüksektir. O yüzden buradaki maksat amaç en faziletli ibadeti yapmak. Bu namazı terk etmek, orucu terk etmek değil. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden zikrullâh kalbi pak eden, temizleyen bir ibadettir. Zikrullâh insanın gönül penceresini açan, gönül kapısını açan, gönül perdesini parıldatan ibadettir. Çünkü kalpler ancak zikrullâh ile mutmain olur. Kalbin mutmain olması Ra’d Sûresi’nde geçer.

Kalbin mutmain olması zikrullâh iledir. Ve İslâm toplumunu Osmanlı’dan sonra ve Osmanlı’nın son zamanlarında zikrullâh ile bağını kopardılar. Zikrullâh ile bağını kestiler. Zikrullâh ile bağını kopardılar. Bağını kestikten sonra İslâm toplumu köleleşti. Neden? İçimizdeki münâfıklar, içimizdeki mürtetler, içimizdeki Siyonî bozuntuları, içimizdeki Mossad bozmaları, içimizdeki İngiliz yosmaları. Bunların hepsi de bizim içimizdedir, İslâm dünyasının içindedir. Hepsi de zikrullâh düşmanıdır. Bunlar normalde siyasetçiler de bunun içerisindedir, bürokratlar da bunun içindedir. Topyekün zikrullâh düşmanlarıdır.


Zikrullâh Kalbi Pak Eder — Tekke-Zâviye Yasakları; Cumhûriyet Sonrası Zikrullâhın Kesilmesi

Çünkü o kimse Allâh’ı zikrederse kalbi parlar, kalbi temizlenir. Kalbi temizlenince o kimsenin basireti açılır. Basiret nuruyla gönlün nurlanır. Basiret nuruyla nurlanınca da işin hakikatini görür. İşin hakikatini kalbine Cenâb-ı Hak ilham eder onun. Bunundan uzaklaştıracaklar zikrullâhdan uzaklaştıracaklar ki onlar sömürmeye devam etsin. Zikrullahdan uzaklaştıracaklar ki kapitalist vahşi sistem bizim içimizde çalışmaya devam etsin. Zikrullahdan uzaklaştıracaklar ki herkes heva ve hevesini ilah edilsin. Zikrullahdan uzaklaştıracaklar ki herkes nefsinin kölesi olsun. Zikrullahdan uzaklaştıracaklar ki siz batı emperyalizminin bir uşağı olun. Zikrullahdan uzaklaştıracaklar ki siz batı emperyalizminin uşağı olanlarının uşağı olun.

Sizin başınıza bir tane dayıbaşı gibi bir kimse koysunlar siz koyunlar gibi bir o tarafa gidin bir bu tarafa gidin. Çünkü Allâh’ı zikreden Allâh’a kul olacak. Allâh’ı zikreden hakikati öğrenecek. Allâh’ı zikredenin kalbinden pastar silinecek. hadîs-i şerîfte demir suda kalırsa pastanır kalpler de pastanır. O kalbin pasını silecek olan yegane ibadet Allâh’ı zikirdir çünkü. O kimse Allâh’ı zikrederse kalbinin pası silinecek. Kalbinin pasının silinmesi önemli. Bir Müslümanın kalbinin pasının silinmesi önemli. Eğer o kimsenin kalbinin pası silinmediyse onun namazı namaz değil orucu oruç değil hakikatte sebep. Onun çünkü kalbi başka yerlerde dağınık çünkü. O namazda Allâhu Ekber dediğinde Beytullâh’ı göremeyecek.

O oruç tutacak ama Allâh’ı zikir olmadığından dolayı oruç iftâr vaktinde gelip de onunla beraber iftâr etmeyecek. Oruç iftâr etmeyecek. Görmeyecek onu çünkü. Veyahut o namaz kılarken namaz onun başında duâ ederken ya Rabbi bu kulunun namazını kabul et diye onu görmeyecek. Veya haccını yaparken Beytullâh’ın kendisini tavaf eden o Müslümanın ya Rabbi bunun günâhlarını affeyle diye duâsını duymayacak. Kör, sağır, dilsiz bir şekilde Beytullâh’ı tavaf edecek. Kör, sağır, dilsiz bir şekilde Medîne-i Münevvere’yi o ziyaret edecek. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kavri şerifinin başına gittiğinde Esselamu aleyke ya Resulallah dediğinde ve aleyküm selâm sözünü ve selamı alışını duymayacak.

Neden? O çünkü heva ve hevesini ilah edinmiş vaziyette namaz kılıyor. Heva ve hevesini ilah edinmiş vaziyette oruç tutuyor. Heva ve hevesini ilah edinmiş vaziyette o ibadetlerini yapıyor ve kendince şeytan onu sen ibadetlerini yapıyorsun diye onu aldatıyor. O kimse Allâh’ı zikretmiş olsa namazı namaz olacak, o kimse Allâh’ı zikretmiş olsa orucu oruç olacak, o kimse Allâh’ı zikretmiş olsa haccı hac olacak, ömresi ömrü olacak, meselenin hakikatini bulacak, hakikatine erişecek. Ama zikrullâh’tan uzak olacaksın ki kalbin körlenmiş olsun. Zikrullâh’tan uzak duracaksın ki sen hanımına küfür edeceksin. Zikrullâh’tan uzak duracaksın ki sen çocuğuna küfür edeceksin. Zikrullâh’tan uzak duracaksın sen annene babana dedene ninene hakaret edip küfür edenlerden olacaksın.

Zikrullâh’tan uzak olacaksın o İslâm ahlakından da uzak olacaksın.


«Zikirsiz Namâz Görüntü Olur» — Aile-Hâlik Zincirinin Kopması; Mossad-Sabataist-İngiliz Bozması

Namazın görüntüde olacak, orucun görüntüde olacak, hacın görüntüde olacak, hatta dervişliğin görüntüde olacak. Hanım bir hata yaptığında başına yumruğu vuracaksın. Tabii Allâh’ı az zikredersen hanım da ağzına geleni kocasına söyleyecek. Sen Allâh’ı zikretmezsen dost o hakikat noktasında oğlunla narını bozacaksın, kızınla narını bozacaksın, gelininle narını bozacaksın, damadınla narını bozacaksın, herkesle narını bozacaksın. Neden? Sen Allâh’ı zikretmiyorsun çünkü ve kalbin paslanmış. Demirin suda pas tuttuğu gibi senin de kalbin pas tutmuş. Bu paslanmaktan kurtulmanın yolu Allâh’ı zikir. Siz bütün ümmet-i Muhammed olarak, Anadolu’daki Müslümanlar olarak siz Allâh’ı zikirden uzaklaşacaksınız ki bir İngiliz sevici olacaksınız, İngiliz’e alkışlayacaksınız.

Allâh’ı zikretmekten uzaklaşacaksınız, kalbiniz hakikatten uzaklaşacak. Siz Amerika’yı dost göreceksiniz, Avrupa’yı dost göreceksiniz, kafirleri dost göreceksiniz, Hristiyanları dost göreceksiniz, Yahudîleri dost göreceksiniz. Çünkü zikrullâh’tan uzaklaştığınız kalbiniz karardı, paslandı. Kalbiniz kararıp paslandığı için Kur’ân ve Sünnet’e düşman olanlara dost olacaksınız. Kur’ân ve Sünnet’i istemeyenlere dost olacaksınız. Allâh’ın zikrine düşman olanlara siz dost olacaksınız. Ancak böyle dost olabilirdiniz zaten. Başka türlü dost olamazdınız. Ne olması lazımdı? Tekke ve zavilerin kapanması lazımdı. Ne olması lazımdı? Sizin zikrullâh’tan uzak durmanız lazımdı. Ne olması lazımdı? Birkaç ay içerisinde kalan o şehirleri de normalde Cumhuriyet düşmanı deyip asılması lazımdı.

Ne olması lazımdı? Nerede bir derviş görürseniz, tu kaka ilan etmeniz lazımdı. Ne olması lazımdı? Türk filmlerindeki derviş bozuntusu gibi tiplemeleri ırzıcı namussuz şerefsiz hasietsiz bir görünümde onları gösterilmesi lazımdı. Ne olması lazımdı? Başında sarık böyle bir sakalları düzensiz bir hoca kıyafetinde bir kimse kadınların namusuna şerefine göz dikmesi lazımdı. hiç kimse açılan kerhaneleri görmeyecekti. Hiç kimse fuhuşu görmeyecekti.


Münâfıkların Zikrullâh Düşmanlığı — «Müslümân Görünenin Zikre Düşmanlığı»; Toparlayış

Hiç kimse hırsızlığı görmemesi lazımdı. Uğursuzluğu görmemesi lazımdı. Hiç kimsenin devletin malının, mülkünün parasının, belirli Sabataist odaklara, kafir odaklarına, Yahudî odaklarına dağıtıldığında, ulüfe dağıtılır gibi görülmemesi lazımdı. O yüzden sizin gözünüze perde indirilmesi lazımdı. Bu da zikrullahın yasaklamasıyla mümkündü. Ve ev ev basılmanız gerekiyordu zikrullâh yapılan evlerin. Ev ev basılması dergâh dergâh tekke tekke basılması gerekiyordu. Siz irticacısınız diye. Öbür taraftaki Mossad ajanları Sabataistler kol geziyordu. Asıl irtica olan Muhsevîlerdi, mosattı, Sabataistlerdi. Çünkü ta İslâm Muhammed’den öncesine gidiyorlardı. İrtica oydu. Asıl irtica çıplaklıktı. Çıplaklıktı asıl irtica ama değil.

Siz zikrullâhdan uzak durarak bütün kalbiniz kararacaktı. Ve siz de heva ve hevesinizi ilah edinip, ilah edinip dolaylı bir şekilde İngiliz uşağı, dolaylı bir şekilde Siyonî bozması, dolaylı bir şekilde Mossad yosması olup çıkacaktık biz. Evet. Evet. Birisi geldi, uyandırdı, derviş oldun, en büyük suçu işledin. Sebep? Sen çünkü uyananlardan oldun. Dirilenlerden oldun. Senin susturulman lazım. Ne diye susturulacaksın? Cumhuriyet düşman olacaksın, laiklik düşman olacaksın. Ondan sonra ne bileyim yeni FETÖ’cü olacaksın. Ondan sonra ne bileyim bir şeyler olacaksın. Senin bir şeyler takacaklar senin sırtına, ona buna. Hatta Müslümanmış gibi görünen münâfıklar, Müslümanmış gibi, bizdenmiş gibi görünenler zikrullâh düşmanı olacak.

Aa adam Müslüman zikrullâh düşmanı. Müslüman zikrullâh düşmanı olabilir mi? Olamaz. Kafir olur ama yok zikrullâh düşmanı. Eşler zikrullâh düşmanı, adamlar zikrullâh düşmanı, çocuklar zikrullâh düşmanı aynı evin içinde yaşıyorlar. Enteresan bir şey öyle değil mi? Aynı aileden anne baba çocuğunun zikrullâh yapmasını istemiyor. Kadın kocasının zikrullâh yapmasını istemiyor. Erkek karısının zikrullâh yapmasını istemiyor. Bu hale getirilmeniz lazım ki, bu hale getirilmeniz lazım ki uyuşturucuyu görmeyeceksiniz. Bu hale getirilirseniz, fuhuşlu görmeyeceksiniz.


Q&A: «İmâm-Hatip Sınıfında Zikre Karşı Arkadaş»; «Cömertin Günâhından Uzak Durun» Hadîsi

Bu hale getirilirseniz rüşveti görmeyeceksiniz. Bu hale getirilirse hırsızlığı, arsızlığı, kayırmacılığı görmeyeceksiniz. Bu hale getirilirseniz kim mü’min kim değil bilmeyeceksiniz. Bu hale getirilirseniz kim Sabataist, kim Siyonun yosması, kim moslatın bozması bilmeyeceksiniz. Size bir tek bir şey lazım bütün her şeyi öğrenmeniz için. Kur’ân, Sünnet ve Allâh’ı çokça zikir. Kalpler ancak zikrullâh ile mutmain olur. Mutmain olan kalp, ilham alır. İlham olan kalp de büyük oyunu görür. O kalp ilham almıyorsa, o büyük oyunu görmez. Allâh bizi zikredenlerden eylesin. Cenâb-ı Hak cümlemizi o Peygamberine sen zikret emrini vermiş ya, Peygamberinin üzerinden bütün ümmete vermiş. Evet biz zikredenlerden olacağız inşâallâh.

Haklarınızı helal edin. Böyle aykırı âyet-i kerîmeymiş gibi bunlar. normalde baktığınız zaman tefsirlerde, sen yine zikret sözünü, sen yine tebliğ et olarak. Bunu tefsirciler öyle söylemişler. Zikret, zikir, zikir. Tebliğ de o zikrin içinde. Sen öyle zikret, tamarlarında senin zikrullâh dolası. Karşıdaki kimse tebliğinde alır. Allâh bizi onlardan eylesin inşâallâh. Haklarınızı helal edin tekrar. Allâh razı olsun. Soruya bak. Hayırlı akşamlar. Bu durumda ne yapmalıyım? Dokuzuncu sınıf öğrencisiyim. İmamın tip lisesinde okuyorum. Sınıftan bir arkadaşım da bir vakfa gidiyor. Ama zikre karşıya. Evet. Enteresan. Cömertin günahından uzak durun. Zira her ayağı kaydında Allâh onun elinden tutar. Soru, Allâh’ın elinden tutmasını nasıl anlamalıyız?


Q&A: Yurtdışı Ziyâret Edebi (İran-Bosna-Sudan-Almanya); Federe Kürt Devleti Mes’elesi

Cenâb-ı Hak cömertlerin günâhlarını örter, affeder. Rabbim cümlemizi cömertlerden eylesin. Âmîn. Şahsi amaçlarla yurtdışı ziyaretinde nasıl hareket etmek edebi uygundur? Örneğin İran, Bosna, Sudan, Almanya, Macao’ın ziyaretinde. İnsanlar seyahatlerinde hür. Derviş kardeşler istedikleri ülkeye giderler. Bu noktada nasıl hareket edilecek diye bir kaidemiz. Bu konuda herhangi bir kuralımız yok. Bosna’ya giderse, Bosna’ya gider. Normalde gezer. Macao’a gidiyorsa Macao’a gider. Orada tanıdığı bir dergâh, bir şey varsa gider. Oraya vakti varsa ziyaret eder. Bunda bir sıkıntı yok. Suriye kuzeyinde veya Irak’ın kuzeyinde kurulacak Federe bir Kürt devleti, federasyonu, Türkiye’ye veya Suriye veya Irak’a bağlı olması durumunu değerlendirebilir misiniz?


Q&A: Türkiye’nin Cihâd Rûhu, Yavuz Sultân Selîm Misâli; Macaristan-Bulgaristan-Pomak Türklük Tedrîsi; Hâtime

Bu konular çok üzerinde böyle hesap kitap ediyorlar. Federe devlet kurulacak. Orada bir federasyon olacak, burada bir federasyon olacak. 40 yıldan beri bu tip Federe devletlerin kurulmasıyla alakalı bizim üzerimizde böyle kuracağız, ha kuruyorsa ha kuracağız. Ensebimizde boza pişiriyorlar. Tabii bu devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gücüyle alakalı. bir de başındaki kimselerin siyaye yosması, Mossad bozması, İngiltere yosması olup olmaması ile alakalı. Böyle bir insanlar var ise evet, bu tip şeylere müsaade ederler, yaparlar. Ama böyle bir şey yoksa da o zaman o biraz zor. bu saatten sonra hepsi de zor bunların. aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin normalde Amerika’yı parçalaması gerekiyor.

Bunu bir devlet çalışması yapmaları lazım. Amerika’daki Kızılderileri toplamaları lazım. Onlar Türk çünkü, onların Türk lükslerini hatırlatmaları lazım. Amerika’da bir Kızılderili Türk Devleti’nin kurulması lazım. O yüzden Amerika’da siyahileri toplamaları lazım. Onları da Amerika’da Siyonî bir Afrika Devleti kurmaları lazım. Asıl Amerika düşünsün bunu. Türkiye’nin bu noktada bu tip çalışmalar yapması lazım. Mesela oradaki Kızılderileri, Kızılderili demiş ya Avrupalılar bize, bize öyle yutturmuşlar. Bizim Türk kardeşlerimiz onlar. O yüzden o Türk kardeşlerimiz de Türkiye’nin ilgilenmesi lazım. Amerika’da böyle bir, oradaki Türklerden oluşan bir eyalet, o eyaletten sonra da devlete dönüşmesi lazım.

Mesela İrlanda’nın, İngiltere’nin tasallutundan kurtulması lazım. Türkiye böyle çalışma yapması lazım. Asıl İngiltere düşünsün. İngiltere’nin vesayetinde olan bütün ülkeleri Türkiye’nin uyandırması lazım. Türkiye onları uyandırarak her birinin özgürlüğünü ellerine alması lazım. Türkiye bunun ucunda orada bir Kürt Devleti mi kurulacak, Ermeni Devleti mi kurulacak diye düşünmesine gerek yok. Bir sabahı ansızın gidivercekler Yavuz Sultân Selîm gibi oradan aşağı doğru taa Yemen’e kadar sıyırıp atacaklar. Ne öyle düşünsünler ki? Türkiye’nin öyle, yok oraya bir federe devlet mi kurulacak, şu mu kurulacak, bu mu kurulacak diye düşünmemesi lazım. Türkiye’nin gidip Macaristan’ın Türk olduğunu söyleyip, Bulgaristan’ın Bulgar’daki Bulgarlar’ın da Türk olduklarını söyleyip, Boşnakların, Arnavutların, Pomakların hepsinin de Türk ırkına ait olduğunu söyleyip, kocaman bir Türk İmparatorluğu kurması lazım.

Müslüman Türk İmparatorluğu. Hedefinin oraya gitmesi lazım. Ne olacak orada? Şeyde, Irak’ta yok Kürt Devleti mi kurulacak? Yok. Çelik çomak oynayınca onlar. Oyalıyorlar. Onlarla oyalıyorlar. Bizim yönümüzü oraya çekiyorlar. Biz de oturacağız, korkacağız burada Kürt Devleti mi olur diye. He olsun ne olmuş bir de? Ondan mı korkacak? Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin artık belli şeylere aşması lazım. Fetih ruhunun geri gelmesi lazım. Cihâd ruhunun geri gelmesi lazım. Bu böyle donsuzlar, üçsüzlerle olacak bir şey değil tabi. Türkiye’nin yeniden yapılanması lazım. Yapılanırken Kur’ân ve Sünnet dairesinde yapılanmanın içerisinde olması lazım. Cihâd ruhunun olması lazım. Cihâd ruhunun yerine gelmesi lazım.

Cihâd ruhuyla ilerlemek lazım. Geriye dönmeyin. O yüzden Türkiye yeniden kendi özünü bulması lazım. oradan Kıyıtaki, Yunanistan laf söylememesi lazım Türkiye’ye. Oradan Kıyıtaki, İsrâil laf söylememesi lazım. Biz öz güvenimizi yitirmişiz. O yüzden. Ama millet olarak biz uyutulduğumuzdan körleştiğimizden oluyor. Allâh bizi affetsin inşâallâh.


Kaynakça ve Referanslar

  • Tûr 52/29 — «Fezekkir Femâ Ente bi-Ni’meti Rabbike bi-Kâhinin velâ Mecnûn»: «Fezekkir femâ ente bi-ni’meti Rabbike bi-kâhinin velâ mecnûn» (Sen yine de zikret/öğüt ver; Rabbinin nimeti sayesinde sen ne bir kâhinsin ne de bir mecnûn) — Tûr 52/29; «zikret-tezkir» kavramının lugavi mânâsı — Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât «z-k-r» mad.; Taberî, Câmiu’l-Beyân 27/35; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb 28/259; modern okuma — Bediüzzamân, Sözler 24. Söz.
  • Ankebût 29/45 — «Le-Zikrullâhi Ekber»: «Ütlü mâ ûhiye ileyke mine’l-Kitâbi ve ekımi’s-salâte, inne’s-salâte tenhâ ani’l-fahşâi ve’l-münker, ve le-zikrullâhi ekber» (Allâh’ı zikretmek elbette en büyük ibâdettir) — Ankebût 29/45; Bakara 2/152 (fe’zkurûnî ezkurkum); Râ’d 13/28 (elâ bi-zikrillâhi tatma’innu’l-kulûb); İbn Atâullah, el-Hikem hikmet 196; Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn c. 1, «Kitâbu’d-Daavât» bahsi (zikrin diğer ibâdetlerden üstünlüğü); modern okuma — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
  • «Mürâyî Diyene Kadar Çokça Zikredin» Hadîs-i Şerîfleri: «Üzkurullâhe zikran kesîran hattâ yekûlü’l-münâfikûne innehû lemürâ’în» (Allâh’ı çokça zikredin ki münâfıklar size mürâyîsiniz desinler) — Beyhakî, Şuʻabuʼl-Îmân 1/411 (no: 561); Heysemî, Mecmau’z-Zevâid 10/72; «Üzkurullâhe hattâ yekûlûne mecnûn» (size deli desinler diye Allâh’ı zikredin) — Ahmed b. Hanbel, Müsned 3/68; Hâkim, Müstedrek 1/499 (sahîh); Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr 990; modern okuma — Bediüzzamân, Mektubat 26. Mektub.
  • «Demir Suda Pas Tutar, Kalpler Zikirsiz Pas Tutar» Hadîsi: «İnne hâzihi’l-kulûbe testidu kemâ yestidu’l-hadîd, fe-kîle yâ Resûlallâh, ve mâ celâuhâ, kâle: tilâvetü’l-Kur’âni ve zikru’l-mevt» (Şüphesiz bu kalpler tıpkı demirin paslandığı gibi paslanır; «Yâ Resûlallâh, onun cilâsı nedir?» diye sorulduğunda: «Kur’an okumak ve ölümü zikretmektir» buyurdu) — Beyhakî, Şuʻabuʼl-Îmân 5/438 (no: 2014); İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 14/21; «kalbin cilâsı zikrullâhdır» — Müslim, Zikr 30 (2693); Tirmizî, Daavât 132 (3604); modern tedrîs — Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe.
  • Râ’d 13/28 — «Kalpler Ancak Zikrullâh ile Mutmain Olur»: «Ellezîne âmenû ve tatma’innu kulûbuhüm bi-zikrillâh, elâ bi-zikrillâhi tatma’innu’l-kulûb» — Râ’d 13/28; Bakara 2/45 (vesta’înû bi’s-sabri ve’s-salât); Ankebût 29/45; «kalbin mutmain olması»- Hâkim Tirmizî, Beyân-ı Fark; Bursevî, Rûhu’l-Beyân; modern okuma — Bediüzzamân, Lemalar 17. Lema.
  • Tekke-Zâviye Yasağı (677 sayılı Kanun, 30 Kasım 1925): Türkiye Cumhûriyeti’nde tekke ve zâviyelerin kapatılması — Resmî Gazete 13/677 (1341); inkılâp döneminin tasavvufî hayât üzerindeki etkileri — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Hülya Küçük, Sûfî ve İktidar; «Şeyh Said-Menemen» olayı bahanesi — Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyâsî Partiler; modern tasavvufî hayâtın yeniden inşâsı — Mahmud Erol Kılıç, Sûfî ve Şiir.
  • Cömertin Günâhından Uzak Durun Hadîsi: «İcfilû an zelelti’l-cevâdi fe-inne yede’llâhi me’ahû küllemâ asthare» (Cömerdin sürçmesinden uzak durun, zira her ayağı kayışında Allâh onun elinden tutar) — Beyhakî, Şuʻabuʼl-Îmân 7/433 (no: 10911); Hatîb Bağdâdî, Târîhu Bağdâd 9/263; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 1/353; «cömertlik fazileti» — Buhârî, Edeb 28; Müslim, Birr 22 (2553); Tirmizî, Birr 40 (1961); modern okuma — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
  • «Cihâd Rûhu» ve Türkiye Cumhûriyeti’nin Hedefi: «Câhidû fî sebîlillâh» — Tevbe 9/41; «cihâd-ı ekber-cihâd-ı asgar» tasnifi — Beyhakî, ez-Zühd 165; Suyûtî, el-Câmi’u’s-Sağîr 4012; «Yavuz Sultân Selîm fetihleri» — İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi c. 2; «Müslüman Türk milletlerinin birliği» tedrîsi — Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü; «Türk-İslâm sentezi» — İbrâhim Kafesoğlu, Türk-İslâm Sentezi; modern siyâsî düşünce — Mehmet Akif Ersoy, Safahat.
  • Karabaş Silsilesi ve «Zikrullâh Şemsiyesi» Tedrîsi: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hâcı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hâcı Haydar → Hâcı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi — İrşâd Dergisi hâtırâtı; modern Karabaş «zikrullâh-Tûr 52/29» tedrîsi — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe.

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Ruh, Kalb, Sünnet, Şeyh, Silsile, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı