Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2024 ·

2024 Sohbeti #47 — Q&A: Kur’ân-Sünnet’i Yaşamanın Gayreti, Şehâdet ve «Sevdiğinden Sorumlusun»

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2024 Sohbeti #47 — Q&A: Kur’ân-Sünnet’i Yaşamanın Gayreti,…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Q&A: Kur’ân-Sünnet’i Yaşamanın Zorlaştığı Zamânda Gayret Bulmak — Mü’minin Kısır Döngüden Çıkışı

Âmîn. Kur’ân ve sünneti yaşamanın zorlaştığı zamanımızda hakkıyla gayret edersek kolaylaşacağını bilmemize rağmen kısır bir döngüden çıkamıyoruz. Yapmaya gayret gerek. Gayret yaptıkça artıyor. Nasıl gayret buluruz? Îmân bir bütündür. Bir kimseye, اِلَا الَّهَ اِلَّا الَّهَ اِلَّا الَّهُ وَاَيْشَدَانَ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَاَلَسُولُهُ deyince, îman etmiş olur. Ondan sonra, îman ettikten sonra o kimse müslüman oldu. Ondan sonra îmanın şartları Allâh’a, Peygamberine, kitaplarına devam eder. O kimse normalde îmanını bu mânâda, îmânî akidelerle sağlamlaştırır. İmanını sağlamlaştırınca ardından İslam gelir. kelime-şahadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek gibi. İbadetlerle îman iyice kavileşir, oğlunlaşır.

Allah Hakkında

Sonra farzları malum, hadîs-i kutsi farzları yerine getirir. Sonra sünnetleri, nafileleri yerine getirir. Allâh’ı sever, Allâh da onu sever. Hadis-i kutsi mûcibince o kimse artık Allâh yolunda yürümeye başlar. Böylece o kimse, îmanının gereği olarak İslam’ı, İslâm’ın gereği olarak ihsanı yaşama hedefine koyar. Bu hedefe koşarsa Cenâb-ı Hak ona gayret verir. Nasıl ki tembellik büyük bir âfatsa insan için, hem dini meselelerde hem dünyevi meselelerde de tembellik, aymazlık, çalışmamak, koşmamak, gayret etmemek, insanı her zaman için geriye götürür, geriye götürür. Bir kimse îman eder, İslam’ı yaşamazsa, o hedefine koyar. Bir kimse îman eder, İslam’ı yaşamazsa, o îmanını koruması mümkün değildir.

İslam’ı yaşamaya çalışsa ama ihsanı terk etse, ihsana koşmamış olsa, bir müddet sonra İslam’ı da terk eder. O ihsana doğru koşması lazım. O yüzden normalde gayret bu noktada hiçbir konuda gaflete düşmeden, gaflete fırsat vermeden yapmamız gerekeni yapmak, bunun için koşmaktır. Eğer o gayreti biz üzerimizde tecelli ettirmezsek, o çalışmayı üzerimizde tecelli ettirmezsek, bu sefer bizim herhangi bir konuda başarılı olmamız, herhangi bir konuda istenileni yerine getirmemiz mümkün olmaz. Örneğin bir aile babasını düşünün, o çalışmakla mükellef, eş ve çocuklarına bakmakla, onların eğitimleriyle, sağlıklarıyla, iyi bir yaşam sürdürmeleriyle sorunlu. Evlendiyse o adam bunları yapmakla mükellef. Ya evlenmeyecek, evlenmeyince eş ve çocuk olmayınca, kendince kendi hayatını dizan edecek.

Miskin bir şekilde yaşayabilir. Bu ayrı mesele ama evlendiyse bir sorumluluk aldı, o sorumluluğu aldıysa gayret edecek, o sorumluluğu yerine getirecek. İman etti, sorumluluk aldı, İslâm’ın şartlarını yerine getirecek, sorumluluk aldı, ihsanı doğru koşacak. Veya da bir vazife aldı derganın içerisinde, bir çalışmanın içerisinde, kendince dedi ki ben bu işi yapabilirim, ben bu işi yapabilirim dediyse o işi yapmak için gayret edecek. normalde o gayreti göstermezse eğer, o de başarılı olmaz. Bu noktada insanların eğer gayretli olan insanlar, hayatlarında başarılı olurlar. Çalışanlar, gayret edenler hayatlarında başarılı olurlar. Eğer bir kimse gayret etmiyorsa Allâh muhâfaza eylesin, onda herhangi bir başarı olmaz.

Kendimizi sık sık hatırlatacağımız nasihat verebilir misiniz? Şuna her zaman da ruh sağlığımı koruyabilmek için tavsiye verebilir misiniz? Hayatı daha iyi yaşamak mümkün mü? Kendinizi sık sık hatırlatacağımız nasihat verebilir misiniz? Dünyavı olarak ne iş yapıyorsan o işinle alakalı kendini disiplin et. Dini olarak da kendini disiplin et. Normalde hem dini olarak disiplinini kaybetme, hem dünyevi olarak disiplinini kaybetme. Hem dini olarak koşuşturmanın gayretini bu mânâda sıcak tut, yüksek tut hem de dünya olarak da gayretini sıcak tut. Bir sorumluluğun varsa sorumluluklarını yerine getirmek için gayret et. Tembellerden olma. Âhir zaman da ruh sağlığını koruyabilmen için sana gelen bela, müsibet, sıkıntı, dert, gam, kâsevet her neye geldiyse bunu Allâh’tan bil.

Ve ne olmadı değil, bunu kullardan bilme. Bu Allâh’ın sana bir lütfudur, ikramıdır, ihsanıdır. Eğer bu noktada hoşuna gitmeyen bir şey dahi olsa onunla mücadele et, o senin için hayır olabilir. Hastalık ise hastalıkla mücadele et. Eğer bir sıkıntı var ise sıkıntıyla mücadele et. Hayatını savaşmakla, mücadele etmekle geçir. O yüzden bu âhir zaman da böyle sağlık, psikolojik olarak kendini diri tutmak için her daim başına gelen müsibetlerle, sıkıntılarla mücadele et. Onlara karşı bayrak çekme, teslim olma. Ne geldiyse geldi, yiğit düştüğü yerden kalkardı, yürü, mücadele et. Bu yoksa mücadele etmezsen kendi kendine psikolojik olarak yenilgi psikolojisine girer, bütün her şeyde kendini sıfırlarsın.

Bu tabi insanların konumuna, durumuna göre her şey değişir ama normalde psikolojisini diri tutmak istiyorsan, geçen yazmıştım, dün dünde kaldı, dünü bugüne getiremezsin. O zaman dünden dersini al, yürü. Dün ne olduysa oldu, ne sıkıntı yaşadıysan yaşadın, ne olduysa oldu bak, ne olduysa oldu. Bundan dersini al, bundan dersini al.


Şehâdet Hadîsi: «Lâ İlâhe İllâllâh, Muhammedun Resûlullâh» Bütünlüğü ve Gayret Tatbîki

Ders almamazlık etme ama bugüne başlarken, yarına başlarken tertemiz bir şekilde başla. Eğer dünkü olan hadiseden ne yapman gerekiyorsa yap. Bunu sen dünkü hadise neydi? O esnada spontane bir şekilde ama hatalı ama hatasız, onun cevabını ver, ona yapman gerekeni ver anında cevap verilecekse. Yok hata yapmaktan korkuyorsan, orada ictihâd hatası yapabilirim diyorsan, bekle, istişare et, istihare yap. Ona göre kendine danış, ne yapabilirim de işin içinden çıkamıyorsan, üstadına danış, yoluna devam et. Bakın insanlar geçmişe takılıp kalırlarsa orada kalırlar, oradan çıkamazlar. Yok geçmişe takılıp kalma. Ne olduysa olmuş, ne yaşandıysa yaşanmış, sen ileriye doğru bak. Hz. Pird der ya, arkasına bakanlar önünü göremezler der mesnevide. sen arkana bakarsan önünü göremezsin.

Oysa Cenâb-ı Hak bütün kâinatı her an yeniden yaratıyor. Her an yeniden yaratıyor. Dünkü Mustafa Özbağa bugün yok. Dünkü Mustafa Özbağa arama. Bazen böyle 20 yıl önce şöyleydi. Yahu 20 yıl önceki Mustafa Özbağa öyleydi. koca İmam-ı Gazâlî, Medresi bırakıp devletle bağlantısını kesip kendi köyüne göçtükten sonra İhyâ’yı yazar. Gider mesela Emevi Câmisi’nin minaresinde bazı rivayetlerde 2 yıl bazı rivayetlerde 3 yıl inziva yapar. İnzivadan çıkar. Bugüne kadar yazdıklarımın hepsini de reddediyor onlar. Nizamiye Medresesi’nin baş müderrisidir. bugün için ne diyelim bir üniversitenin dekanıdır. O zaman için Nizamiye Medresesi’nin baş müderrisidir. Devletten akçelidir, devletten maaşlıdır. Devlet onu oraya getirmiştir.

O devletin içerisindeki aykırı, dini görüş gibi görünen şeylere cevap versin diye. Ama İhyâ’yı devletle bağını keser, hür olur, özgür olur, gider köyüne, köyünde İhyâ’yı yazar. Red eder bütün o güne kadar yazdıklarında. Şimdi dün dünde kalır. Sen 10 gün önceki Mustafa Özbağı’ı arama. 1 gün önceki Mustafa Özbağı’ı arama. Sebep o zaman aynı Mustafa Özbağı duruyorsa o da kendini ilerletmemiş. O da kendisini ileri doğru iktirmemiş, ileri doğru göndermemiş. Sebep kalmış orada çünkü o. 10 yıl önceki Cafer’i bulamazsın. 10 yıl içerisinde Cafer’in başına gelenler kimsenin başına gelmemiş. Örneğin 10 yıl önceki Adnan’ı bulamazsın, 10 yıl önceki Hüseyin’i bulamazsın, Cemil’i bulamazsın. Bulamazsın. Zaten 10 yıl önce onlar hâlâ da aynı noktadırlarsa onlar mânen gelişmemişler demektir.

Bu dergah 10 yıl önceki gibi değil, 10 yıl önceki gibi görürseniz yanılırsınız. 20 yıl önceki gibi değil, yanılırsınız. Gelişiyor, değişiyor ama geriye giderse o zaman sıkıntı var demektir. E o zaman ahir zamanda ruh sağlığını dizgin tutabilmek için dün dünde kaldın. Başına gelenlerle mücadele edeceksin, hayatına devam edeceksin. Kâr ettin, zarar ettin, yan yattın, çamura battın. Her şey insanın başına gelir, her şey insan için. Önemli olan ileriye doğru yürümek, ileriye doğru bakmaktır. Eğer bulunduğun yerde kalırsan ben tekrar tekrar söylüyorum ya bunu. Bu karşınızdaki adam üç sefer ticaretten iflas etti. İki sefer iflas etti, parası gitti, üçüncüsünde 1 milyon dolar borcu kaldı. Biz Ca’fer’le oturduk, hesapladık, 1 milyon dolar borç var, 1 milyon dolar mal var elimizde.

Dedi ki, kepengi indirelim, elimizdeki malla borçları ödeyelim, işimize bakalım. Biz kepengi indirdik, elimizdeki mal komple gitti, 1 milyon dolar borç durdu. Mal yok, borç duruyor ama elimizde ne varsa gitti. Bakıyoruz, yok, yapacak bir şey yok. Biz Cenâb-ı Hak’a hamdolsun tekrar gayret, tekrar mücadele, öyle psikolojiyi bozmak yok. Cenâb-ı Hak tekrar yeniden verdi. Yeniden verdi. Tabiri caizse küllerinden doğmak denir ya, küllerinden doğduk yani. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Yattığımız yerden olmadı. Gün geldi, yattığımız yerden doğdu. Gündüz çalıştık ama gece yattığımız yerden verdi. Eyvallâh! Ama o gayreti gösterdik. Benim felsefem odur. savaşacaksın, seveceksin, savaşacaksın. Savaşmadan hayat yok.

Benim için öyle. Mücadelesiz bir hayat yok. Öyle. Hayır hiçbir şey yok. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Bundan da şikayetçi değilim. Benim kolay bir hayatım olmadı hiç. Dergahda da kolay bir hayatım olmadı. Ticarette de kolay bir hayatım olmadı. Özel hayatımda da kolay bir hayat olmadı benim. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun. Şikayetim yok benim. Şikayetim yok benim. Ama ben babam öldüğünden beri çalışıyorum. Hamdolsun Rabbime. Ama psikolojiyi korumak Allâh’a teslim olmakla alakalı. Teslim olursam bir sıkıntı olmaz. Hayatı daha iyi yaşamak mümkün mü? Tabii. Burada iyi yaşamaktan kastın ne? Onu öğrenmek lazım. Benim için hayatı iyi yaşamak, hayatı iyi yaşamak önce doğru yaşamaktan kaynaklanıyor. Eğer sen hayatı doğru yaşıyorsan, hayatı iyi yaşıyorsundur.

İyilerle beraber sen hayatı iyilerle beraber yaşadığın için iyi yaşıyorsundur. Kaliteli yaşayın hayatınızı. Hayatınızı kaliteli yaşayın. Kaliteli yaşamak demek, Kuran Sünnet adabına, erkanına uymak demek. İyi insanlarla oturup kalkmak demek. Allâh bizi onlardan eylesin. Âmîn. Evlilik kader midir? Evleneceğimiz kişi belli midir? Evlilik kaderdir. Evleneceğiniz kişidir, bellidir. Ama sen bilmiyorsun. Kader olmayan hiçbir şey yok çünkü. Benim burada konuşmam da kader. Kader ne? Cenâb-ı Hak senin hayatını biliyor, senin bildiği hayatı lef-i mafıza yazdı. Biz bilmiyoruz ki onu. Küçük küçük kesitler görebilirsin rüyanda hâlinde. Evleneceğin kimseyi de görebilirsin rüyanda. Evleneceğin kimseyi de görebilirsin rüyanda hâlinde.

Gördün, tâbî olacak mısın ona? Şimdi herkes kendince bir şey görmek istiyor. İyi, gördün, tâbî olacaksın mı? Bu şuna benziyor. bir şey soruyorlar. İşte, efendim ben bunu nasıl yapayım? Yap dedim de yapacaksın mı?


«Geliyor Arkadaşlar» Modern İhtilâs Eleştirisi ve Mü’minin Sosyal Bilinci

Geliyor arkadaşlar, diyorlar ki ya böyle böyle şöyle bir şey var, böyle bir şey var. İyi böyle yap diyorum. Kalıyor, yapamıyor. Bu kolay bir şey değil. Geçen sohbette demişlerdi müridlik ne? Ya ben şeyhine sen bir şey danışıyorsan, sana ne dese yapacaksın. Yapmayacaksan danışma hiç. Bak işine. Müridlik o. At dediğinde atacaksın, tut dediğinde tutacaksın mı? Yok. Sat dediğinde satacaksın, git dediğinde gideceksin mi? Yok. Şeyhim ne güzel şeyhlik yapmış. Göç, göçtük. Göç, bir daha göçtük. Sat, sattık. Vuruyor. Avudik bizi Konya’ya kadar getirdin maşallah. Çok rahat ettik. Araba ile konuşuyor. Mustafa Efendi sat bunu. Emredersiniz efendim. Kırmızı ışıkta durduk adam yan yan bakıyor. Açtım satılık dedim.

Efendim bir şey diyebilir miyim? De dedi. Efendim bir şey diyebilir miyim? De dedi. Efendim bir şey diyebilir miyim? De dedi. Efendim bir şey diyebilir miyim? De dedi. Efendim bir şey diyebilir miyim? De dedi. Açtım çabuk satılık dedim. Satılık mı hacım dedi. Satılık dedim. Hemen efendim şunu kartını ver kartını dedim. Adımını aldım kartını. Geleceğim birazdan dedim. Gittim Şeyh Efendi’yi bıraktım sohbet yerine. Efendim müsaade edersiniz. Ben gideyim arabayı satayım geleyim dedim. Allâh yardımcın olsun oğlum dedi. Gittim adamı buldum. Selamun aleyküm aleyküm selâm. Arabı bu. Gümrükten çıkma. Arabanın. Kime göstereceksen göster. Kime edeceksen et. Kime ne edeceksen de. Yanındaki kim dedi. Şeyhim benim dedi.

Manevi babam dedi. Vay hayırdır filanca camide bu akşam sohbet var dedi. Buyur gel. Ne istiyorsun? Ne yaparsın sence dedim ben. Valla hacım bu kadar yapar dedi. Hiç unutmuyorum. 7700 lira dedi. Bunun dedi 3 lirasım 4 lirasım peşimi vereyim. Üstünü de dedi çek vereyim dedi. Bir kaç aylık benim. Ben böyle alırım dedi. Tuttum elini hayırlı olsun dedim. Yalnız bir isteğim var. Ne var dedi. Dedim Şeyh Efendi’yi Nevşehir’e bırakacağım. Bursa’ya döneceğim. Aracağım seni. Gel dedim arabanın satışında al. Al gel. Geldi. Aldı. Çekleri verdi. Parayı verdi. Hayırlaştık. Otur dedim şimdi kahve içelim. Cenâb-ı Hak hamdolsun dedim. 7700 lira kar ettim dedim. Nasıl dedi? Valla Şeyhim sat dedi. 1000 lira daha versen satacaktım sana dedim.

Dövünüyor o Konya’lı. Sat dedim satcan mı? Düşüncen? Göç dedim göçcen mi? Düşüncen kolay değil bu. O zaman psikolojisi normalde bu zamanda doğru tutmak için böyle yapacaksın. Allâh bizi affetsin. Amca oğlumun kızına lüsemin tanısı konmuş. Tedavi başlanıyor. Dua’nızla şifa bulsun inşâallâh. Rabbim şifalandırsın herkese inşâallâh. Diyanetin yapmış olduğu açıklamada. Diyanetle bir şey sormayın bana diyorum ya. Ben Diyanetle mahkemeliyim. Hoş mahkemeyi kazandım. Ama Diyanet denilince tüylerim diken diken oluyor. Yapmayın. Benim damarıma basmayın. Adamlar bana iftira attılar. Ben Diyanet’in sonunda mahkemeyi kazandım. Dönüp bir özür bile dilemediler. Hatta iftira attım. Müftüyü Diyanet Vakfı’nın başına getirdiler.

Paranın başına koydular. Sen iyi iftira attın. Mustafa Eczem Allâh’a iyi mücadele ettin. Ondan sonra hutbelerde böyle hutbe okudun. Vaazlarda onun aleyhine vaaz okudun. Gazeteciyle beraber hemhal oldunuz. Gizli eller bir tamamlandınız. Ondan sonra hepiniz bir araya geldiniz. 15-20 günde bir toplandınız. Gizli mahvillerde istişareler ettiniz. İşin içerisinde hukukçuları da aldınız. Belediye başkanı, müftü, gazeteci. Hepiniz toplandınız. Mahvillerde kararlar aldınız. Ondan sonra yıkılmaya kalktınız. Ama tutmadı. Cenâb-ı Hak bunu müsaade etmedi. Böyle dediniz zaman Diyanet deyince kalıyorum ben. Allâh bizi affetsin. Hemen aklıma geliyor. Sarıyorum boyuna. Diyanet’in yapmış olduğu açıklamada torpille işe girmek hoş bir şey değil.

Bak hoş değilmiş. Haram diyemiyor. Ya da şunu diyecek. Dârülhart’ta hakkını alabilmek için torpil verir, rüşvet verebilirsin. Bak fetva şudur. İslam hukukunun olmadığı bir yerde hakkını koruyabilmek, hakkını alabilmek için malını, canını, namusunu, şerefini, haysiyetini koruyabilmek için veya bir uzunu koruyabilmek için bir de şeytanı korumak için bir de şeytanın şerefini korumak için bir de şeytanın şerefini korumak için bir de şeytanın kuzgunu koruyabilmek için rüşvet verebilirsin, torpil yapabilirsin hakkını alacaksın çünkü Darül Harp’te caizdir sahabenin malına bugünkü kuvvet bölgesi öyle değilim Birleşik Arap Emirliklerinin o bölgede bir sahabenin malına oranın bir şeyi Kabile Reisi oranın devlet başkasını onun malına çöktü tabiri caizse bu önceden beri gücü elinde tutanlar mazlumların mallarına çökmekte maharetlidir bu böyle bütün zalim olan sistemler krallar, zalim olan devletler devlet başkanları böyle zayıf gördüklerini malına çöker zayıf gördüklerinin hanımına eşine çöker zayıf gördüklerinin kızına çöker İbrahim Aleyhisselâm Mısır’a gitti Mısır’ın kralı ne yaptı sahareye çökmek istedi bu neyin oluyor dedi, eşim oluyor deyince oranın hukukuna göre onu almaya hak kazanıyordu benim kardeşim olur dedi hutay yaptı ama o Mısır kralı ellerini uzattı sahareye İbrahim Aleyhisselâm dua etti namusum Ya Rabbi dedi, elleri felç oldu anında anladı onda bir şey olduğunu dedi ki vazgeçtim dua et dedi ellerim açılsın dua etti hain haindir, zalim zalimdir ben derim ya bir insan bir şey yaptığı zaman bir daha yapar bir daha ellerini uzattı bir daha dua etti bu zulümdür, bir insanın namusuna göz dikmek zulümdür bir insanın şanına şerefine haysiyetine göz dikmek zulümdür bir insanın malına çökmek zulümdür haksız yere o kimseyi cezalandırmak zulümdür böyle bir zulme uğradıysa bir kimse mesela haksızlığa uğruyor örneğin belli bir partililer


KPSS ve Devlet İşine Girişte Adâletsizlik — Mü’minin Sünnî Hukukî Yaklaşımı

işlere giriyorlar geçen bayağı oluyor kpss’de kaç almış 95 almış sözlü de atmışlar onu ne diyorlar sözlüye, milakat mülakatta atmışlar hakkını yiyorlar örnek ve hatta orada en büyük zulüm şudur bir kimse bu bizim partiden bu bizim cemaattan bu bizim tarikattan bu bizim sülaleden bu bizim ırktan deyip de onun yanlışını eksiğini onun hatasını ona konuşamıyorsan bunu söyleyemiyorsan sen de zalime yardımcı oluyorsun adaletsizliğe susuyorsun bir baba adaletsizse o ev dağılır bir anne adaletsizse o ev dağılır bir patron adaletsizse o iş dağılır bir zakir adaletsizse orada cemaat dağılır bir çavuş orada adaletsizse zulmediyorsa orada cemaat dağılır bir üstad bir şey adaleti değil ise orada cemaat kalmaz dağılır orası bir devlet adaletsizse dağılır adalet yoksa dağılır Osmanlı son 150 yıl adalet yok dağıldı çöktü adaletsizlikten çöktü rüşvet, kayırmacılık kol gezdi gösteriş, şatat, şatafat kol gezdi saray yaptırmak için borç aldılar saray yaptırıyorlar bildiğiniz saray oluyor Topkapı Sarayı var, bilmem ne Yıldız Sarayı var Atatürk’ün öldüğü saray ne?

Dolmabahçe için borç aldı Osmanlı ilk defa onca saray var bir daha saray yaptırıyorlar battı adalet yok gidin Ege bölgesinde Efe’nin çıkış noktasına bakın adaletsizliğe isyan olur o adam tütün ekmiş geliyor devletin memuru tütünü el koyuyor neden? anlaşma yapmışlar tütün şirketlerine borç almışlar emperyalistlerden adamın kendi tütününe, öz tütününe el koyuyor oraya verecek adamın karısına göz koyuyor Çakır de Emin emi Çerkes kaymakam almış neden? adamın nişanlısına çöküyor biz şimdi Osmanlıcıyız ya değil kardeşim ya adaleti sağlamamışsın kaymakamsan kaymakamsın adamın nişanlısını namına çöküyorsun adamın nişanlısını çökersen o da sana çöker dinler mi sen kaymakammışsın diye? dinlemez sen adamın tütününe çökersen o da sana çöker sana baş kaldırır devlet sen devletsin devlet sen devletini bil vatandaşın malına ne çöküyorsun? vatandaşın bağına bahçesine ne çöküyorsun? vatandaşın tarlasına ne çöküyorsun? adaletsiz bir devlet batmaya mahkumdur adaletli bir devlet kafir de olsa ayakta durur adalet var ise kafir de olsa ayakta durur adalet yoksa sen istersen uçuyor ol kanatların yolunur senin kanatların yolunur Allâh muhâfaza eylesin o yüzden torpille gidiyor işe torpille olmayan iş mi var ülkede? adamın eğitimi ne? adamın normalde durduğu yer ne? ne başarısı var? yok tepeden inme müdür oluyor tepeden inme şef oluyor tepeden inme orada bir şey oluyor bu sefer oradaki memur oradaki çalışanlar bakıyor ona diyorlar ki bu filanca partiden öyle müdür oldu filanca partiden öyle şef oldu filanca partiden burada bu oldu ama artık insanlar bunlardan tiksiniyor tiksiniyor iğreniyor artık insanlar bundan hangi partiden olursa olsun ama tırnak içerisinde muhafazakar bir görünümlü bir partiden olursa bu sefer o insan cahil insanlar dinden de soğuyor diyor ki dindar olan bunlar diyor ama bu normalde CHP bunu böyle yapıyordu isim vereyim İYİ AK Parti de böyle yaptı refah partisi de böyle yaptı aynısını yaptılar daha önce de oldu sen ne hal Fethullah Gülen cemaatindasın seni aldı başka yere koydu sen AK Partilisin sen de başka yere koydu kol kola girdiler paylaştılar ondan sonra ortaklık bozuldu ne olduysa oldu bu sefer onları da sıyırıp attılar her tarafı ne oydu belirsiz doldu şimdi herkes e ne oldu şimdi gene rahatsızlar her gün bir yerden bir bomba patlıyor rüşvet, kayırmacılık, torpil almış götürmüş her tarafı almış götürmüş e bunu kendileri de görüyor şimdi e ne yapacaksın şimdi bir 15 Temmuz daha lazım onları temizlemek için kendi kendini kendi bağırsaklarını temizlemesi için bir 15 Temmuz daha lazım nasıl temizlenecek ki evet hoş bir şey değil ama kazanılan para helaldir denilmiştir bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz ya sonuçta Diyanetin içerisinde celaletin Afganici, Abdühçü bir çok insan var onlardan her türlü fetva beklenir sonuçta Tokinin faizini faiz görmeyen bir zihniyet var sonuçta enflasyon miktarı kadar faizi faizden saymayan bir zihniyet var o yüzden onların fetvalarında isabet de olur, yanılgı da olur hepsi de yanlış diyemeyiz hepsi de doğru diyemeyiz torpille polis olan biri şehit olduğunda Allâh katında şehit kabul ediliyor mu? bir kimsenin şehit olması için önce iman ehli olması lazım eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû deyip iman etmiş olması lazım şehitlik kutsal bir şehitlik olacaksa Kur’ân ve sünnet noktasında şehit olacak Kur’ân ve sünnetin yaşanması, yaşatılması için biz normalde polisimizi askerimizi hepsinde iman ehli olarak görüyoruz hiç bilmiyoruz hangi dine mensuplar, felsefelerine, inançlarına biz onların normalde Allâh için, vatanlarını korumak için öldüklerine inanıyoruz şehit hükmündedir hepsi de yaz tatilinde meslek sahibi abilerimizin yanında çocuklarımızın çıraklık yapabileceği bir organizasyon oluşturulur bilirilir mi hakkınızı helal edin oluşturabilir, olabilir güzel bir düşünce kim yazdıysa tebrik ederim bu konuda ama çocuklar şimdi insanların çok kıymetli çocuk bir yere çıraklıya gidecek, çıraklıya gidince orada örnekliyorum şimdi şunu getir, bunu götür, şurayı süpür, burayı sil buraya indir, buraya kaldır, şunu şöyle yap diyecek ağırlarına gidiyor çocukların böyle şeyler veyahut da orada ustası kızacak ona biraz sesini yükseltecek çocuk da eve gidecek ağlayacak anlamsın bana şöyle dendi böyle dendi ertesi gün anne baba gidecek sen bizim çocuğumuza nasıl böyle söylersin kıyamet kopacak e şimdi sabretmek zor bir de şimdi çocuklar


Çocukların Çalışmaması ve Modern Aile Disiplini — Tasavvufî Aile Eğitimi

yazın bir yerde çalışmayı da istemiyorlar yoksa bir organizasyon olur normalde çocuklar küçük anne babalar onları getirecek götürecek veyahut da örnekliyorum çocukların bu noktada sevgi ve idaresinin üzerlerini alacak örneğin bir diyelim ki motor tamircisinin yanına gitti iki vasıta bir vasıta gidecek gelecek o orada sırf zaten normalde ona bir faydası olmayacak orada motor tamircisinin ama meslek öğrenmesi için sabretmesi lazım yanında gitmesi lazım zor ama güzel bir organizasyon olursa olur harika bir şey olur bilmiyorum bu konuda arkadaşlar bir şey yapabilirlerse çalışma olabilir evet alalım birkaç soru efendim efendim Allâh’ı sevdiğini iddia eden biri namaz kılmakta neden zorlanır bu zorluğu nasıl aşabilir Allâh’ı seviyorum der biz onun bu noktada sevdiğine inanırız namaz kılmak zor kolay bir şey değil Allâh’ı seviyorum dedi iyi namaz kılmak zor o zor o hadîs-i şerîfi bildiğimden dolayı dilim böyle vardı ya bir tane sahabeden bir kimse iç geçiyordu Allâh Resûlü birkaç sefer kendisi ceza verdi tazir cezası verdi bir iki böyle değnek vuruldu ona ama sahabeden bir kimse onu böyle kerih görmeye kalkınca dedi ki sus o Allâh ve Resulünü sever dedi o yüzden namazı zor kılabilir biz onun sevgisinden şüphe etmeyiz bu zamanda namaz böyle turnusol kağıdı gibi bakıyorsun sakallı namazı gevşeti yok kılmıyor derviş kardeşlerden de var öyle gevşetiyorlar namazı kılmıyor mesela bir vakit iki vakit kılmıyor bir de kendi kendine diyor akşam eve gidince hepsini de kaza ederim toptancılık yapıyor çok eski bir derviş vardı Allâh rahmet eylesin o bana diyordu ki ya ben akşam eve gidince hepsini kılsam olur mu diyor mu olmaz zamanında zamanında kılacağım ya diyor gündüz işten başımızı kaldıramıyoruz gidince diyor kılıyorum ben diyor hepsini diyor dedim ya kıl gertesi güne bırakma sonra zaman içinde alıştı artık böyle beş vakit namazı kılmaya başladı sonuçta namaz gerçekten kadınlara da erkeklere de zor bir ibadet o yüzden biz onun Allâh ve Resulüne sevgisinde şüphe etmeyiz o hadisten dolayı bir şey demeyiz ona efendim akıl ve beden günahı işlerken neden azabı ruh çekiyor? ben azap ruh çeker diye hiç söylemedim hep kabir azabı deriz ruh içinde kabir içinde olup ben hiç o ilahi ruhu azap çeker demedim öyle dedim mi hatırlıyorsunuz mu? sen sohbetleri takip etmemişsin peki azap çeken ne de? nefistir candır ruhun nefsani ruh dediğimiz ve hatta hayvansal ruh dediğimiz o oluşum çeker Cenab-ı Hakk’ın kendimden üflediğim şey ceza çekmez öbür ruhlar peki o azap çekerken? çoğaltma sen geriye dön birkaç hafta içindeki sohbeti dinlen Meslemin sohbetini inşâallâh efendim Allâh Hz.

Muhammed Mustafa’ya âyet-i kerimesinde diyor ki ey Habibim dostlarıma dost düşmanlarıma düşman oldun mu? Musa’ya diyor. Musa aleyhisselâm’a diyor orayı düzeltelim çünkü âyet-i kerîme değil o burdan şunu sormak istiyorum efendim atalarımıza annelerimize babalarımıza akrabalarımız tarafından edilen hakaretlerden dolayı akrabalık bağlarını kesmek haram bir durum olduğundan dolayı takınacağımız tavır nasıl olmalıdır? normalde küsmezsin hiç kimseye ama normalde böyle bir orta yerde bir edeb-i haksızlık söz konusu olduysa edeb-i gayrı bir şey olduysa bunu dile getirirsin burada yanlışlık oldu diye o yanlışlığını söyledin ama onlar hala özür dilemiyorlar geri dönmüyorlar o zaman mesafe koyabilirsin küsmek yok ama mesafe koymak koyabilir normalde örnekliyorum şimdi bir akrabadan zararı görüyorsun devamlı veyahut da senin iyi niyetini suistimal ediyor örnekliyorum bu kim olursa olsun senin iyi niyetini suistimal ediyor senin iyi niyetini suistimal ederekten sana haksız davranıyor yanlış davranıyor eksik davranıyor sen anlatıyorsun bir şey yapmadığın için tepki göstermediğin için devam ediyor onu kendisini haklı görüyor bu sefer ona karşı kibirlenenize kibirleneniz o kibirlenmesin kibrinden yapıyor çünkü o zaman kibirlenirsin ona hatta büyükse hadi kalbini kırmayayım incitmeyeyim dersin mesafe koyarsın orada kendisi ictihâd edecek o kimse teşekkür ederim efendim kişi sevdiğiyle beraberdir hadîs-i şerefindeki o sevmek şöyle söyleyeyim efendim sizin sevgi anlayışınız çok üst bir seviyede ve sevmenin çok basit bir şey olmadığını özel bir şey olduğunu kastediyorsunuz oradaki sevgiyle sizin sevginiz yakın mı örnek verin ben seviyorum diyen sevmemişler aslında sevgi öyle lafta değildir anlayışınızdaki sevgi midir sevmek deyince beğenmek ondan sonra muhabbet beslemek sonra sevmek sonra aşık olmak bunu sınıf ben böyle sınıflandırırım kategorileştiririm adım adım şimdi biz normalde beğenmeyi de sevginin içerisinde bir makam olarak koyalım veya bir derece olarak koyalım onun üstüne muhabbet etmek var o da bir derece hepsi de sevginin alt kademeleri bunlar ondan sonra sevmek şimdi biz beğendiklerimizden sorumluyuz biz muhabbet ettiklerimizden de sorumluyuz biz sevdiklerimizden de sorumluyuz şimdi başka bir hadîs-i şerifte der ki kişi birini seviyorsa sevdiği kimsenin yaptıklarını yapmasa dahi yapmış gibi kabul edilir diyor burası çok tehlikeli bir yer sen şimdi birisini seviyorum dediğinde onun işlemiş olduğu amele kalbi olarak manevi olarak ortak oldun bak işlemiş olduğu amele sen şimdi hırsızı seviyorsun destekliyorsun örnekliyorum bunu sen hırsızın yapmış olduğu hırsızlığa ortak oluyorsun sen rüşvetçi bir kimseyi seviyorsun muhabbet besliyorsun destekliyorsun sen onun yapmış olduğu rüşvetten payını alıyorsun çok tehlikeli sen şimdi filanca sanatçı ölüp bitiyor değil mi insanlar ona onun yapmış olduğu amelden nasibini alıyor şimdi ona desen ki çok affedersin dansöz gibi çık oyna desen oynamaz ama dansözü çok seviyor alkışlıyor onu e o dansöz olmasa dahi o dansözden nasibini aldı sevdi çünkü onu muhabbet besledi onu destekledi burası çok tehlikeli bir yer sen bir veliyi sevdin velinin işlediği ameli işlemedin velinin derecesine de çıkmadın velinin çektiği ızdırabı da çekmedin sıkıntıyı da çekmedin ama ona karşı muhabbet besledin onun


«Sevdiğinden Sorumlusun» Hadîsi — Hz. Peygamber’in Sevgi-Sorumluluk Birleşimi; Terör/Uyuşturucu Sevenlerden Mes’ûliyet

yaptıklarına komple ortak oldun sen şimdi peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerini beraber yaşamadın onun yaşadıklarını da yaşamadın onun çektiğini de çekmedin ama 1400 yıl sonra onu seviyorum dedin ben onu seviyorum deyince sevdiğinle ortak oldun bu bir tarafı çok keskin insanı uçuruma götürür bir tarafı insanı zirveye götüren bir şey o yüzden sufiler sevgiye çok önem vermişler bak sufiler sevgiye çok önem vermişler Cenâb-ı Hak’ta önem vermiş o müminler ki Allâh’ı şedid bir sevgiyle severler kuvvetli bir sevgiyle severler müminlerin vasfı bu mümin Allâh’ı şedid bir sevgiyle sever mümin peygamberi de sever sallallâhu aleyhi ve sellem mümin velileri de sever o zaman sevdiğinde onların ameline ortak oldu bu muhteşem bir şey bak ameline ortak oldu çünkü hadîs-i şerifte diyor ki yapmasa bile hatta bunun olmadığı heytemi Allâh için sevmekle alakalı olan Bap’ta bunu alır bu hadisi bu hadîs çünkü Tirmiz’de geçiyor olması lazım bu hadîs-i şerîf bu mesele kimi sevdiğinle alakalı mesele çok önemli bir mesele o çünkü önce şu hadisi koyalım öne kişi sevdiği kimsenin amelini yapmasa dahi o ameline ortak olur yapmış gibi olur sen kumarı oynamıyorsundur kumarı seversin kumarı oynamış gibi günaha girersin sen içki içmiyorsundur kendince içinden içki içenleri seviyorsundur içkiyi seviyorsundur içmeden sarhoş olursun günaha girersin içmiş gibi girmezsin eyvallâh ama bu normalde ameline ortak olursun şimdi böyle olunca iyileri seven iyilerin ameline ortak oluyor sen gıybetçiyi seversen gıybetçiyi seviyon ya geliyor sana bir şey söylüyor sen de onu dinliyorsun onun aman gönlü kırılır şimdi incinmesin gıybet etme diyemiyorsun ona susun arkadaşlar burada olmayan bir kimsenin hakkını ne gıybet ediyorsun diyemiyorsun arkadaşlığını düşünüyorsun dostluğunu düşünüyorsun eşini düşünüyorsun her şeyi hesap ediyorsun böyle gıybete karşı sonra içinden diyon ki ben bunlardan değilim la ilâhe illallah söyle sen de dilin mi koptu de ki gıybet etmeyin de ki dedikodu etmeyin diyemiyorsun onu içinden böyle gıybetçilerinin içindesin ama onlardan oldun kuran ve sünnetin dışında bir eylem var ne olursa olsun sen onu durduramıyorsan orayı terk edeceksin yoksa ortaksın ona bak yoksa ortaksın benim eski arkadaşlarım vardı hadi birader gidelim ya ben dönmeyeceğim artık beni çağırmayın gittim bir iki sefer baktılar ben içmiyorum dönmüyorum bak beni çağırmayın beni günahınıza ortak etmeyin artık bıraktılar e yoksa gitti ben içmiyorum de oturmayalım da bu doğru değil desteklemiş oluyorsun onu onunla beraber imajı veriyorsun bak onunla beraber imajı veriyorsun hele belli bir mesela örnek benim kimliğim belli mi belli benim yerim durduğum nokta belli mi belli bir şimdi ben şimdi kuran ve sünnetin apaçık ezildiği terk edildiği kuran ve sünnetin rafa kaldırıldığı bir yerde durursam orada ben onu desteklemiş gibi olurum olmaz ne olur ben bu sefer müslümanlara sanki o işe cevaz veriyormuşum gibi olur bak etrafa cevaz veriyormuşum gibi olur olmaz ben o yüzden geçenlerde birkaç sefer söyledim kuran ve sünnet uygun değilse yapacak olduğunuz tören davet etmeyin beni dedim sebep benim orada bulunmam sanki ona cevaz veriyormuşum gibi olur sen yıllı 360 gün din anlat ondan sonra git dangıdı dungıdı orada otur örneğin bu doğru değil bana doğru değil aslında kimseye doğru değil hiç kimseye doğru değil şimdi onu desteklemiş oluyorsun çünkü kerbelayı işledi ki Hazret-i Hüseyin Efendimizin meşhur sözü var yezid diyor ki biat etsin diyor ki benim ona olan biatim şahsi olmaz sonradan diyor müslümanlara buradan kapatılır o manada söylüyor zalime bu sefer biat ederler diyor zalime biat edilmez çünkü adaletsiz bir insana biat edilmez bakın adaletsiz bir devlet başkanına biat edilmez adaletsiz bir zalim insana biat edilmez ondan olursun.

Allâh muhâfaza eylesin o yüzden seviyorum demek ki böyle bir kafiri seviyor adam bir masonu seviyor mason 33 dereceli mason seviyor onu aşık adam risale-i nur okuyor adam risale-i nur ezberinde sank adamın adam Süleyman Demirel için yanıp tutuşuyordu en son da bana onu dedi senin şeyhinden daha büyük evliya o dedi ben de dedim kişi sevdiğiyle beraber Allâh seni onunla haşretsin dedim bu kadar basit Allâh seni onunla haşretsin sevdiğinle haşretsin seni adam Süleyman Demirel’i evliyadan görüyordu yeni asya risalecileri yeni asya grubu Süleyman Demirel evliyadan görüyordu bitti şimdi Allâh için herkesi seversin bu ayrı mesele biz bütün insanları Allâh için severiz tamam Allâh yaratmıştır onu insandır sonuçta kapıdan birisi girer biz onun dinine imanına cinsine cibilliyetine bakmayız buraya halakamıza gelmiş Allâh için severiz onu ama bireysel noktada ben onu tanıyorsam o noktada durmam Allâh muhâfaza eylesin doğru değil çünkü burası bir topluluk örneği birisi geldi buraya gelsin hoş gelsin biz onun bu noktada neden geldiğini demeyiz ama insan yürekten beğendiği muhabbet ettiği sevdiğim seviyorum dediklerinden sorumlu bak sorumlu adam gidiyor bir teröristi seviyor sorumlu bir uyuşturucuyu seviyor sorumlu sorumlu Allâh muhâfaza eylesin amin Allâh razı olsun.

Lâ ilâhe illâllah


Kaynakça ve Referanslar

  • Kur’ân ve Sünnet’i Yaşamanın Gayreti: «innallâhe lâ yuğayyiru mâ bi-kavmin hattâ yügayyirû mâ bi-enfusihim» (Ra’d 13/11) — Taberî, Câmiu’l-Beyân 13/87; İbn Kesîr, Tefsîr 4/451; Şâtıbî, el-İ’tisâm; «hadd-i kifâye-i kişîye» — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; «kısır döngüden çıkış» — Said Nursî, Lemalar 17. Lema; Bediuzzaman, Sözler 32. Söz; modern müslüman gayreti — Sezai Karakoç, Diriliş Neslinin Âmentüsü.
  • Şehâdet Hadîsi ve Bütünlüğü: Şehâdet kelimesi (Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedun Resûlullâh) — Buhârî, Îmân 1; Müslim, Îmân 14-21 (8-22); Tirmizî, Îmân 17 (2606); şehâdet bütünlüğü (Allâh-Resûl) — Şâfiî, er-Risâle; Ebû Hanîfe, el-Fıkhu’l-Ekber; Mâtürîdî, Kitâbü’t-Tevhîd; «şehâdet ve gayret» — Hârith el-Muhâsibî, er-Riâye; modern şehâdet bilinci — Mevdûdî, Tefhîmü’l-Kur’ân.
  • Modern İhtilâs ve Sosyal Adâletsizlik: İhtilâs (memurun yetki kötüye kullanması) — Şâfiî, el-Ümm; Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi; Türkiye’de KPSS (Kamu Personeli Seçme Sınavı) — ÖSYM arşivleri; modern adâletsizlik eleştirisi — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; Mehmet Akif Aydın, İslâm Hukuku ve Modern Hukuk; «emr-i ma’rûf nehy-i münker» — Âl-i İmrân 3/104, 110; Tevbe 9/71; «Müslümanın sosyal sorumluluğu» — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
  • Çocukların İş Hayâtı ve Aile Disiplini: Çocuğa iş ahlâkı kazandırmak — Hadîs «el-vâlidu’l-müslimu yu’lemmu vâledehû ahsene’l-edebi» (Tirmizî, Birr 33); modern aile disiplini — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe; «çalışan eli sevdi Allâh» — Ahmed b. Hanbel; Buhârî, Buyû’ 15.
  • «Sevdiğinden Sorumlusun» Hadîsi: «el-mer’ü mea men ahabbe» (Kişi sevdiği ile berâberdir) — Buhârî, Edeb 96 (6168); Müslim, Birr 165 (2640); Tirmizî, Daavât 89 (3535); Ebû Dâvûd, Edeb 124 (5127); İbn Mâce, Edeb 36 (3741); modern terör/uyuşturucu sevgisinin Müslümana mes’ûliyeti — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; «hubbu fî Allâh ve buğzu fî Allâh» — Tirmizî, Sıfâtü’l-Kıyâme 60 (2521); Buhârî, Îmân 1; «el-mü’minûne ihve» (Hücurât 49/10); modern psikoloji ve sevgi-mes’ûliyeti — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
  • Karabaş İrşâd Geleneğinde Q&A Tatbîkı: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsile zinciri — İrşâd Dergisi hâtırâtı; Q&A formatında sohbet — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, bâbu’s-suhbet; modern Karabaş hizmeti — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Tevhîd, Kalb, Sünnet, Şeyh, Silsile, Muhabbet, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı