Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

110. Dergah Sohbeti — Kötülüğe Buğuz, Zikrin Kıymeti ve Teslimiyet

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 110. Dergah Sohbeti — Kötülüğe Buğuz, Zikrin Kıymeti ve…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Buğuz: Kötülük ve İyilik Birer Varlık Gibidir

Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin. Allah gününüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Kalbe münker ne demek? Münker kötülüğe karşılık gelir. Siz bir kötülük gördüğünüzde elinizle mümkünse elinizle; elinizle mümkün değilse dilinizle; dilinizle mümkün değilse kalben buğuz ederek önlemeye çalışırsınız. Kalben buğuz etmek kötülüklere karşıdır.

Kötüye ise hidayet bulması için dua ederiz. Bir arkadaşınızın, kardeşinizin, eşinizin, akrabanızın üzerinde kötülük zuhur ettiğinde o kimseye dua ederiz. İyilikler de kötülükler de birer varlık gibidir. Hastalık varlıktır, ölüm varlıktır, nefis varlıktır. Bunlar dolaşır. Kötülük dolaşırken sen onu satın alırsın; sen onu istersin, talep edersin. O sana tatlı gelir, lezzetli gelir o esnada. O seni yener ve sen elini uzatıp alırsın.

Kötülük bir kimsenin üzerine keremle dökülmez. O kimse kötü yaratılmaz. Sen insansın; yaratılıştan imanlı doğdun, temiz doğdun, mübarek doğdun, hâs doğdun. Allah seni yeryüzüne halife olarak yarattı. Sen Âdem’in çocuğusun. O yüzden sen kötü yaratılmadın. Kötülük yaratıldı, iyilik de yaratıldı; ama bunlar birer varlık gibi aramızda dolaşır. Sol elimizde kötülüğü alırız, sağ elimizde iyiliği. Ama kötülüğü biz talep ederiz.

Buğzumuz Kötülüğe, Kötüye Değil

Bu noktada bizim buğzumuz kötülüğedir, kötüye değil. İnsanlar burada yanılgıya düşüyorlar. Bizim buğzumuz içkiyedir, içki içene değildir. Bizim buğzumuz esrara, kumara, hırsızlığadır; o kötülüğü yapana değildir. O yüzden “Kötülüğü önlemeye çalışın” diyor. Bir kötülük görürseniz onu elle durdurun; mümkün değilse dille ikaz edin, irşad edin; o da mümkün değilse kalben buğuz edin. Ama buğuz kötülüğedir, kötüye değildir.

Kötülüğü işleyen insan o esnada kötüdür. Kötülüğü terk ettiyse o insan iyidir. İçkiyi içen insan o esnada kötüdür; içki onun üzerinden giderse o iyi insandır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur: “Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir.” Niçin? Çünkü kötülük ondan gitti. Kötülük bir varlıktır; o tövbe diyerek o varlıktan kurtuldu.


Hastalık ve Ölüm Sebebini İnsan Kendi Eliyle Alır

Hastalıktan kimse kendi kendine ölmez; hastalığa kapı aralarız, alırız elimize onu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’nin ölüm sebebi Hayber’de Yahudi kadının kuzu budunda yedirdiği zehirdir. Ölüm sebebini Peygamber Efendimiz kendi eliyle aldı. Evet bir kaderdir, bir takdirdir; ama onu kendi eliyle aldı, kendi cüz’î iradesiyle aldı.

O zaman hastalığın sebebini de biz kendimiz alırız. Terli bir şekilde soğuğa çıkarsan hasta olursun; çok yersen hasta olursun. Hayatımıza ne geldiyse kendi elimizle alırız. Evet kaderin gerisinde kader-i ilâhî vardır, takdir-i ilâhî vardır. Ama sebep biziz: bir kimse işini ihmal ederse sebebi kendisidir. Bir kimse tembelliğe düşerse sebebi kendisidir. Peygamber Efendimiz buyurmuştur: “En kıskanç olanınız benim.” Bir erkek eşini kıskanmazsa sonucunu kendisi hazırlar.


Akıl ve İman — Fatiha’nın Akılla İlişkisi

Tasavvuf anlayışımız aklı reddetmek değildir. Akıl sahipleri Allah’ı bulurlar, Allah’a yönelirler. Akıl sahipleri Allah’ın emirlerini dinlerler. Akıl sahipleri Resulullah’ı tanırlar ve sünnetine tâbi olurlar. Akıl sahipleri bir üstada bağlanılması gerektiğini bilirler. Akıl sahipleri ancak Allah’ın zikrini anlayabilir, algılayabilir ve Allah’ı zikrederler.

“Elhamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn” — akıldır bu. Akıl, âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmeyi gerektirir. Akılsız olanlar Allah’a hamd edemezler. “Er-Rahmâni’r-Rahîm, Mâliki Yevmi’d-Dîn” — bunu kabul eden akıldır. “İyyâke na’büdü ve iyyâke nesta’în” — akıldır. “Ancak sana ibadet ederim, ancak senden yardım dilerim” — aklın tam ortasıdır.

Ama “İhdina’s-sırâta’l-müstakîm” — burada akıl yok. Bu Allah’ın hakkı; Allah’ın vermesi, Allah’ın istemesi. Bu Allah’ın lütfu, ikramı; bunda bizim cüz’î irademiz yok. “Ğayri’l-mağdûbi aleyhim velâ’d-dâllîn” — bizi dalâlete düşenlerden eyleme. Teslimiyet var burada. Kul olarak bizim gelişimiz buraya kadar; bundan sonra sana teslim olduk yâ Rabbi.


Namaz Kötülüklerden Alıkoyar — Ankebût Sûresi

Ankebût Sûresi 45. âyet: “Kitabı oku, namazı dosdoğru kıl. Namaz seni kötülüklerden alıkoyar. Ve Allah’ı zikretmek en büyük iştir.” Namazda gözün varsa kötülük sana yaklaşmayacak. Bir namazdan bir namaza gözünü diktin mi, kötülük sana yaklaşmayacak. Namazın mâneviyatı, nûrâniyeti, kutsiyeti kötülüğü kovacak.

Genç bir sahâbî vardı; İslâm’a uygun bir hayat tarzı yaşamıyordu. Allah Resulü’ne şikâyet ediyorlardı. Resulullah diyordu ki: “O namaz kılıyor mu? Namaz onu kötülüklerden alıkoyar.” Bu hâl bir müddet böyle devam etti; bir müddet sonra o genç sahâbî bütün yanlışlıklarından tövbe edip geri döndü. Dediler: “Yâ Resulallah, bu kimse bütün yapmış olduğu yanlışlıklardan tövbe etti.” Resulullah’ın cevabı çok mâlûmdur: “Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar.”

Allah’ı Zikretmek En Büyük İştir

“Allah’ı zikretmek en büyük iştir.” Ama şöyle de görme: “Ben Allah’ı zikrediyorum, en büyük işi yapıyorum” deme. Gururlanma. Ondan daha büyük iş var: Allah’ın seni zikretmesi. “Beni zikredin, ben de sizi zikredeyim.” Emir kime? Akıl sahibine. Sen O’nu zikredeceksin; O da seni zikredecek. Bir adım sen atacaksın; on adım O atacak. Yüz adım sen atarsan O sana koşar.


Dervişin Hiçbir Şey İstememesi — Leylek ve Baykuş Hikâyesi

Dervişin birisi bir harâbeye huzura oturmuş; Allah’ı zikretmeye başlamış. Leylek demiş ki baykuşa: “Ne kadar tembel adam. Ben gittim, Allah’ın rızkını aldım, baktım, karnımı doyurdum geldim; sen hâlâ oturuyorsun, çalışmıyorsun.” Baykuş bir iki daha lâklaka yapınca kafasını kaldırmış: “Seyret” demiş. Nefes almış, kendinden geçmiş; kendine geldiğinde üç tane serçe kuşu yaklaşmış. Bir tanesini almış, ikisini salıvermiş. Demiş: “Biz Allah’ı öyle zikrederiz; Cenâb-ı Hak rızkımızı önümüze getirir. İhtiyacımız kadar alır, geri kalanı azat ederiz. Sen çok çalışırsın, lâklaka ile geçersin ömrünü.”

Seyahate çıkan derviş; yiyecek, yatacak, harcanacak bir şey istemez. Dervişler, zikre giden kardeşler, sakın gittiğiniz hiçbir yerde hiçbir şey istemeyin: “Nerede yemek yiyeceğiz, nerede su içeceğiz, nerede yatacağız?” Hayır. Soracağınız tek bir şey var: “Kardeş, sen benim zikir yerini söyle; başka bir şey lazım değil.” Derviş odur.


Sevginin Özü ve Kabuğu

Sevdiğini ölçülü sev; bir gün düşmanın olabilir. Düşmanına ölçülü düşmanlık yap; bir gün sevgilin olabilir. Nefsinden severse insan bir gün düşman olur. “Seni çok seviyorum” diyen bir gün elinde hançer senin karşına çıkar. Neden? Çünkü sen “seni çok seviyorum” diyene teslim olursun; ondan hiçbir şey beklemezsin. Teslim olduğun an, sütü bozulursa gelir hançerler seni.

Sevginin zahirine, kabuğuna âşık olma; özüne git. Çaydanlık patlar kadının yüzü yanar, adamı terk eder — adam kadının yüzüne âşıkmış. Adam bunalıma girip yakışıklılığını kaybeder, kadın onu terk eder — kadın onun zâhirine âşıkmış. Sen sevginin elindekine bakma, şatafatına bakma; bir gün o şatafat gidebilir. İnsanın imanına bak.

Allah’ın şatafatı hiç bitmez, Allah’ın nimetleri hiç bitmez. Âyet-i Kerime’de buyrulmuştur: “Darlığa düştüklerinde Allah’a dua ederler, ibadet ederler; Allah onları darlıktan kurtarınca geri dönerler.” Sen bunlardan olma. Darlığa, hastalığa, borçluğa, sıkıntıya düştüğünde Allah’ı unutanlardan, geri dönenlerden olma. Vefasızlardan, nankörlerden olma.


Sabır ve Teslimiyet — Peygamber Kıssaları

Sevginin özüne gir; sana verse de vermese de O’nu sev. Darlığa da katsa, ateşlere de atsa İbrahim gibi: “O beni görmüyor mu?” de. Eyyub gibi seni hastalıklara düçar kılsa sakın şikâyet etme: “Sen Kerim’sin, sen Allah’sın, sen Rabbimizsin” de. Yusuf gibi kuyuya atıldığında “Neden kardeşlerim beni kuyuya attı?” deme; otur Allah’ı zikret kuyunun içinde: “Benim sahibim Sensin, Mâlikü’l-Mülk Sensin.” Âdem gibi ol: “Ben nefsime zulmedenlerden oldum, beni affet” de.

Sakın “Beni buraya neden attın?” deme. İsyan etmek yok, karşı gelmek yok. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri dua ederdi: “Bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek, nefsime uyarak, kusuruma uyarak, duygularıma yenilerek ne yaptıysam beni affet.” Sen Allah’ı zikret; O senin rızkını da ihtiyacını da önüne getirir. Ama sen razı ol; şikâyet etme. Sen en merhametliye, merhametsizlere şikâyet ediyorsun. Sen derdini yaratanı, derdini yaratıp da devasını yaratanı bırakıp, derdinin içinde boğulanlardan derman arıyorsun.


Kaynakça

  • Hadis-i Şerif: “Sizden biriniz bir kötülük görürse eliyle düzeltsin; gücü yetmezse diliyle; ona da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin” — Sahîh-i Müslim, Îmân, 78, Hadis No: 49
  • Hadis-i Şerif: “Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir” — İbn Mâce, Zühd, 30, Hadis No: 4250
  • Hadis-i Şerif: “Mü’min iman üzerine hırsızlık yapamaz” — Sahîh-i Buhârî, Hudûd, 1, Hadis No: 6772; Sahîh-i Müslim, Îmân, 100
  • Hadis-i Şerif: “Namaz kılıyor mu? Namaz onu kötülüklerden alıkoyar” — Ahmed b. Hanbel, Müsned, II/447
  • Hadis-i Şerif: “Sevdiğini ölçülü sev; bir gün düşmanın olabilir. Düşmanına ölçülü düşmanlık yap; bir gün sevgilin olabilir” — Tirmizî, Birr, 60, Hadis No: 1997
  • Hadis-i Şerif: “En kıskanç olanınız benim” — Sahîh-i Buhârî, Nikâh, 107; Sahîh-i Müslim, Tevbe, 36
  • Hadis-i Şerif: Peygamber Efendimiz’in ölüm sebebi: Hayber’de Yahudi kadının zehirli kuzu budu — Sahîh-i Buhârî, Meğâzî, 41; Sahîh-i Müslim, Selâm, 45
  • Hadis-i Kudsî: “Kulum Beni bir cemaat içinde zikrederse Ben onu daha hayırlı bir cemaat içinde zikrederim” — Sahîh-i Buhârî, Tevhîd, 15, Hadis No: 7405; Sahîh-i Müslim, Zikir, 2
  • Hadis-i Kudsî: “Kulum Bana bir karış yaklaşırsa Ben ona bir arşın yaklaşırım; o Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak gelirim” — Sahîh-i Buhârî, Tevhîd, 15; Sahîh-i Müslim, Zikir, 2
  • Âyet: Ankebût Sûresi 45 — “Kitabı oku, namazı dosdoğru kıl. Muhakkak ki namaz fahşâdan ve münkerden alıkoyar. Allah’ı zikretmek ise en büyüktür”
  • Âyet: Bakara Sûresi 152 — “Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim”
  • Âyet: Zümer Sûresi 49 — “İnsana bir sıkıntı dokunduğunda Bize yalvarır; sonra ona bir nimet verdiğimizde ‘Bu bana ilmimden dolayı verildi’ der”
  • Âyet: A’râf Sûresi 23 — Hz. Âdem: “Rabbimiz, biz kendimize zulmettik; bizi bağışlamazsan hüsrâna uğrayanlardan oluruz”
  • Fıkıh: Emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker mertebeleri (el, dil, kalp) — İmâm-ı Nevevî, Şerhu Müslim, II/22
  • Tasavvuf: Leylek ve baykuş hikâyesi — Ehl-i tasavvuf menkıbeleri, tevekkül ve zikrin rızka vesile oluşu
  • Tasavvuf: Kötülüğün varlık gibi dolaşması ve insanın onu kendi iradesiyle alması — tasavvufî yaklaşım

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Tevhîd, Tevekkül, Sabır, Hamd, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı