Acziyet: Temizlik, Fıtrat ve Kötülüğün Kaynağı
Allah temizdir ve temiz şeyleri sever. Dinimizin en büyük özelliklerinden biri, insanın doğuştan temiz doğduğuna inanmaktır. Mümin, bütün insanların ve yaratılışın temiz olduğuna inanır. İnsanlar sonra kendi kendilerini kirletirler, kötü alışkanlıklarla kendilerine zarar verirler. Kötü alışkanlıklar ise haramdır ve haram olan her şey kötüdür. Allah insanın üzerine yaratılışta kötülük koymaz; biz kötülükleri kendimiz tercih ederiz.
İmanın 70 küsur şubesi vardır. Bunun en aşağı derecesi yoldan bir taşı kaldırıp kenara koymaktır — bir kötülüğü, bir eksikliği, bir yanlışlığı kaldırmaktır. Bütün İslam uleması ve Ehl-i Sünnet alimleri şöyle inanır: insanın ahlakı güzelleşir, insan kendini terbiye edebilir, kendini bilgilendirebilir. Din ve iman bunun içindir. Kötülük fıtri değildir; insan eşref-i mahlukattır. Ne zaman nefsine ve şeytana uyarsa hayvanlardan daha aşağı bir mahluk olur; ama bu fıtrat değildir.
Nefsin Tuzakları: Kendini Kusursuz Görmek
Cenab-ı Hak buyurmuştur: ‘Kötülükler nefsinizden, iyilikler Rabbinizdendir.’ Nefsinin kötülüklerine bakmazsan, nefsin seni hayali zirvelere çıkarır. Kendini hep iyi görürsün, çok hayırhah görürsün, cömert görürsün, iyi namaz kılan iyi oruç tutan birisi olarak görürsün. Nefsin seni aldatır, şeytan seni kandırır.
Şeytan insanı kusursuz göstermeye çalışır. ‘Seni bıraktığı sakal gibi kimse bırakmaz, sen çok yakışıklısın, sen çok iyisin, senden alası yok, senden yüksekte uçanı yok’ diye fısıldar. Her kim yıkıldıysa buradan yıkılmıştır. Nice ‘şeyhim’ diyen insanlar, nice ‘dervişim’ diyen insanlar kendilerini öyle kutsal bir yerde görürler ki ‘ben hata yapsam Allah beni ikaz ederdi, Resulullah beni uyarırdı, şeyhimiz bizi ikaz ederdi’ derler. Bunlar dervişleri kökten sallayan, kökten batıran düşüncelerdir.
Tövbenin Zorunluluğu
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz, peygamber iken, günah işlemekten korunmuş ve masum iken, Allah’a yaklaşmak için günde 70, bir rivayete göre 100 kez tövbe ederdi. Bir kimsenin tövbe etmemesi küstahlıktır; kendisini günahsız ve kusursuz görmektir. Peygamber Efendimiz’in günde 100 kez tövbe ettiği bir ümmetin günde en az 100 kez tövbe etmesi gerekir. Tövbe etmeyen kimse Allah’a ve Resulüne karşı küstahlık yapıyordur.
Ehl-i tasavvuf bu yüzden her gün tövbe eder. Kendimizi hep eksik, hep kusurlu göreceğiz. Günahımızı bol göreceğiz, çok göreceğiz. Ne zaman kendinizi eksiksiz, kusursuz gördüyseniz, bilin ki şeytan sizi çok fena bir şekilde aldatmıştır.
Dervişlik Acziyet Yoludur
Dervişlik, acziyet yoludur. Tasavvuf anlayışımız acziyet kapısından geçer. Acziyet kapısından geçmeyen bir kimsenin tasavvufta yol yürümesi mümkün değildir. Biz her daim acziyetimizi, günahkarlığımızı, muhtaç olduğumuzu yürüyeceğiz. Her daim kapının eşiği olacağız; vasıl kapıdan geçecek olanların hepsi başımıza bassın, içeri girsin.
Bizimle kardeşlik hukukunu koruyacak olanlar, bizimle yol yürüyecek olanlar, acziyetlerini burunlarının ucundan hiç kaldırmayacaklar, günahkarlıklarını burunlarının ucundan hiç kaybetmeyecekler, eksik ve noksan olduklarını hiç unutmayacaklar.
Akrabalık Bağları ve Kibirlenen Akrabaya Karşı Tavır
Akrabalarla olan ilişkilerinizi yumuşaklık üzerine kurun. İlgi ve alakayı kesen siz olmayın. Kim kesiyorsa kessin; siz gücünüzün yettiğince, nefsinizin el verdiğince telefonlaşıp, görüşüp, karşılaştığınızda konuşmaya gayret edin. Ehl-i tasavvuf kötü davranan olmaz, akrabalık bağlarını kesen olmaz.
Kibirlenen akrabaya karşı şeriat müsaade etmiştir: siz de ona kibir gösterebilirsiniz. Ancak dini noktada kibirleniyorsa, dininizi küçük düşürmemek için buna müsaade etmeyebilirsiniz. Mesela birisi sakalınızdan dolayı hor görmeye çalışıyorsa, din ve dinin mukaddes kıldığı bir şeyin üzerinde tahakküm kurmaya çalışıyorsa, buna müsaade etmeyin.
Davet ve Misafirlik Adabı
Umumi Dersler ve Özel Davetler
Dersler umumidir; mahalle dersine özel davet gerekmez. Ders yaptıran kimse ilan eder: ‘Arkadaşlar, önümüzdeki hafta filan kardeşin evindeyiz.’ Ev sahibinin ayrıca davet etmesine gerek yoktur. Evini derse açan kimsenin evi o gün kendisinin değildir; o ev sohbethane, zikirhane, Allah’ın evi olmuştur. Küs olduğun birisi bile o derse gelse, onu tebessümle karşılamak zorundasın.
Ancak özel davetler tamamen farklıdır. Birisi evine beş kişi davet ettiyse, altıncısı ‘ben de geleyim mi’ diyemez. Davetsiz bir yere gidemezsin, başkasının davet ettiği yere kendin çağrı yapamazsın. Sadece üstad istediği yere isterse bin kişi bile götürebilir; bu sünnet-i Resulullah’ta da vardır. Davetsiz bir lokma yiyen kimse hırsızlık yapmış gibidir.
Şeyhin Yanında Edep
Derviş, şeyhinin yanında ‘nerede yemek yiyeceğiz, nerede yatacağız, nerede duracağız’ diye sormaz. Karnım acıktı, susadım, çay içeceğim demez. Şeyh konuşursa konuşur, konuşmazsa konuşmaz; 5 saat de olsa, 10 saat de olsa sessiz kalır. Telefona bakılmaz, telefonunu sessiz moda alırsın. Sohbette telefona bakan, zikrullah esnasında cep telefonuyla konuşan kimseler edepsizlik yapıyordur.
Eşlere Hayırla Muamele
Evinizde huzur istiyorsanız, kadınlar da erkekler de eşlerinin aleyhine yol aramasın. Geçiminizi selamet ve afiyetle yapın, birbirinize zulmetmemeye gayret gösterin. Bıdı buzuyu çoğaltmayın, laf lafı getirmesin. Bunlar şeytanın işine gelir. Eşlerinize hayırla muamele etmezseniz aile huzurunu kaçırmış olursunuz; aile huzurunu kaçıranların ahiret huzuru da kaçar.
Faizsiz Bankacılık Eleştirisi
Faizsiz banka diye sunulan kurumlar gerçekte faizsiz değildir. Ödeyemediğiniz zaman sizden faiz alırlar, evinizi satarlar. 5 lira borç 15 liraya çıkar; adamın evine el koyulur. İslam hukukunda ise bir kimsenin evi, bineği, sanat aletleri, çalışır makinaları, tek evi el konulup satılamaz. Ama mevcut hukuk sistemi buna müsaade etmez.
Bir devletin anayasası laik ise, orada dini bir kurum kurulmuş olması mümkün değildir. Adı ne kadar dini olursa olsun, devletin yasaları dini değilse, orada resmi kurulan hiçbir kurum dini değildir. Bu Diyanet İşleri Başkanlığı dahil böyledir; orası devletin bir kurumudur, dini bir kurum değildir.
Gıybet ve İftira
Gözünüzle görüp kulağınızla duymadıktan sonra bir şeye inanmayın. Birisinin size söylediği şeyi bir başkasına aktarmanız, size yalan olarak yeter. Birisi hakkında söylenen doğruysa gıybettir, yanlışsa iftiradır. İftira zinadan daha kötü bir günahtır. Asla bir başkası için, gözünle görüp kulağınla duymadığın bir şeyi söyleme.
Kaynakça
- Hadis: ‘Allah temizdir, temizi sever.’ (Müslim, Taharet, No: 223; Tirmizi, Edeb, No: 2799)
- Hadis: ‘İman yetmiş küsur şubedir. En üstünü La ilahe illallah demek, en aşağısı yoldan eza veren şeyi kaldırmaktır.’ (Buhari, İman, No: 9; Müslim, İman, No: 35)
- Kur’an: Nisa Suresi, 4/79 — ‘Sana gelen her iyilik Allah’tandır; sana gelen her kötülük ise nefsindendir.’
- Hadis: ‘Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem günde yüz kez tövbe ederdi.’ (Müslim, Zikir, No: 2702; Buhari, Deavat, No: 6307)
- Hadis: ‘İmanın en sağlam kulpu Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir.’ (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV/286)
- Hadis: Davud Aleyhisselam’ın orucu — bir gün tutup bir gün bırakmak (Buhari, Savm, No: 1976; Müslim, Siyam, No: 1159)
- Hadis: ‘Davetsiz bir yemeğe giden kimse, hırsız olarak girer ve ganimet alarak çıkar.’ (Ebu Davud, Et’ime, No: 3741; Beyhaki, Şuabu’l-İman, No: 5618)
- Kur’an: Tin Suresi, 95/4-5 — ‘Biz insanı en güzel surette yarattık, sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.’
- Kur’an: Nisa Suresi, 4/19 — ‘Kadınlarla iyi geçinin (hayırla muamele edin).’
- Kur’an: Hucurat Suresi, 49/12 — ‘Birbirinizin gıybetini yapmayın.’
- İmam Gazali, İhyau Ulumi’d-Din, Kitabu’t-Tevbe — Tövbenin farziyeti, şartları ve devamlılığı
- İbn-i Abidin, Reddü’l-Muhtar, Kitabu’l-Hacr — İslam hukukunda borçlunun ev, binek ve iş aletlerine dokunulamaması
- Kuşeyri, er-Risale, Bab: el-Acziyet — Dervişlikte acziyet makamı ve nefsin terbiyesi
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Şeyh, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı