Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
LÂ İLÂHE İLLALLÂH
Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah
Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn
ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn
“Taş ve demir, ateşi içlerinde tutarlar, su onların ateşine işleyemez,
Geçen haftaya döneceğiz mecbur. Burda nefis, demir ve taştan yapılan çakmaktır demişti Hz.Pir. Nefsi demirden ve taştan yapılan bir çakmak olarak gördüydü. Bakın nefis neydi? Demirden ve taştan yapılmış. Hz.Pir devam ediyor şimdi, taş ve demir ateşi içlerinde tutarlar yani nefis ateşini kendi içinde tutar. Devam ediyor. Su onların ateşine işleyemez, tesir edemez. Siz onu herhangi bir suyla söndürmeniz mümkün değildir. Bak, taş ve demirden çıkan kıvılcımı su söndürür ama taş ve demirin içerisindeki ateşi hiçbir su ne yapar? Söndürmez. Bu ne demektir? Senin nefsin hep senin boş bir anını bekleyecek. Senin onu tamamiyetle öldürmen, senin onun tamamiyetle üzerine galip gelmen mümkün değil.
“Irmak suyundan harici ateş söner. Fakat taş ve demirin içine su na-
Bir ırmak suyu düşünün normalde bütün ateşleri söndürür mü? Evet, su bütün ateşleri söndürür mü? Evet. Su bu noktada hem yanıcı olmasına rağmen, yanıcı olmasına rağmen aynı zamanda da ateşi söndürür mü? Evet ama o taş ve demirin içerisinde olan ateşi söndürmesi mümkün mü? Değil. Siz alın bir taşı, atın okyanusun içine. O taş içine su alır mı? Almaz. Bir müddet sonra o taş sünger haline gelir mi? Gelmez. Hani Yunus der ya sen bir kara taşsın. Deryaya düşsen de içine su almazsın ya der. Evet, o yüzden normalde o taş ve demirin içindeki ateşi söndürmek mümkün değil.
“Küpün ve testinin suyu fanidir. Lakin pınarın suyu daima taze ve
Bir küp düşünün, onun suyu gelip geçer. Bir testi düşünün, onun suyu gelip geçer ama ırmağın suyu gelip geçen bir su değildir. O devamlı akar. Bir pınar düşünün, o pınardan su devamlı arkar
“Ateş ve dumanın aslı demir ve taştır. Hıristiyan ve Yahudi küfürü iki-
sinin fer’idir.”
Burda normalde ateş ve dumanın aslı neymiş? Demir ve taşmış. Bir yerde ateş varsa, duman varsa, onun aslı n? Demir ve taş yani bir yerde ateş ve duman dediği normalde bir yerde küfür varsa, isyan varsa, tuğyan varsa, bir yerde yanlışlıklar varsa, eksiklikler varsa, onun sebebi nefistir. Bakın onun sebebi nefistir. Hıristiyan ve Yahudi küfrü ikisinin fer’idir. Yani normalde bir Hristiyanın veyahut da bir Yahudi’nin küfrü de bu nefsin dışarı vurduğu bir ışık gibidir. Nefis tendir yani. O zaman insanların küfrü nerden peyda oldu? Nefislerinden peyda oldu. insanların, münafıkların, münafıklıkları, mürtedlikleri, günahı kebairleri, yanlışlıkları, haramları nerden kaynaklandı? O nefislerinden kaynaklandı ve o nefisleri gelip geçici mi? Değil. O nefis bizde her daim duracak mı? Evet. O nefsi terbiye etmezsek bizden her daim ateş ve duman çıkacak mı? Evet. O nefsi terbiye etmezsek, o nefisten çıkan kıvılcımlar neydi? Hz.Pir diyordu ki onlar küçük putçuklardır. Onları ezmen, onları söndürmen mümkündür ama asıl diyor büyük olan nefis putudur. Ona galip gelmen zordur diyor. işte normalde eğer bir kimse nefsine uyuduğunda ne olmuş olacak? Herhangi bir yerde ateş çıkacak, duman çıkacak yani günahı kebair işlenecek küfre düşülecek ve biz diyeceğiz ki işte bu kimse burda nefsine uyan kimseler var. Nefsine uyan kimseler bir yerde toplanırlar mı? Toplanırlar. Orda kendilerince heva ve heveslerine uymuş bir şekilde tavır ve hareketleri yaparlar mı? Evet. Ordan da o kötü kokular, kötü dumanlar çıkar mı? Evet. Bunu çıplak gözle göremesek, çıplak kulakla duyamazsak dahi manevi göz ve kulak bunları duyar mı? Evet.
“Put bir testide gizli kara sudur. Nefsi, muhakkak olarak o kara suya
Hani dediydi ya pınarın suyu içilmez diye. O testi de normalde bir kara su var. O ne? O put. Normalde onu kırdın, onu temizledin, onu değiştirdin ama pınar duruyor orda. Nefs orda durduğu müddetçe, o testiyi yeniden dolduracak o. Yeni bir testi oluşturacak. O nefis bizde ne yapacak? Her daim duracak. Her daim duracağı için Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri buyurdu ki ‘gözümü açıp kapatıncaya kadar beni nefsime uydurma.’ (Sağlı sollu yanaşın, kapının ağzı açılsın.) Biz evlerde zikirler yaparlarken, sohbet yaparken, işte gelen gelir, gelen gelir, gelen gelir, millet işte yer
kalmadı diye düşünürken önce, işte bakar böyle ondan sonra işte biraz daha sıkışırlar, ondan sonra ben derim ki destur, herkes bir ayağa kalksın. Herkes bir ayağa kalkar, ayağa kalkınca dışardakiler de, içeri girer, herkes zikrullah başlayacak zanneder hani işte kurtulduk, ayağa kalktık, ayakta zikrullah, ben bazen birden ayağa kaldırır, ayakta zikrullahı başlatırım. Herkes kurtulduk düşünür ayağa kalkar. Ondan sonra dedim ki herkes bulunduğu yerde otursun, herkes oturur. Dışarda kalanlar ne olmuş olur? Yer sahibi olur. Herkes bir de böyle ip gibi olur. Mecbur, kalabalık olunca adamın böyle işte aman ayağını ayırayım, şöyle bir rahat oturayım, öyle bir şey kalmaz. Bunlar sufiliğin kendi içersindeki nefis terbiyesidir. Nefsini zorluklara karşı sabrettirirsin. Dizin ağrır, ayağın ağrır, belin ağrır, kafan düşer, uykun gelir, nefis yapar bunu ya amma konuştu bugün ya, biraz daha kısa kesse olmaz mı? Bizde sohbetin kısası önemli ya, yani daha anlaşılır olması lazım, on dakika, yirmi dakika sohbet olması lazım. Oysa sohbet eden öyle düşünmez. O der ki yarın ölüm var. Birliğini gördüğünü anlatmadan göçüp gidersen seni hesaba çekerler mi? Evet. Sana bu ilim verildi. Neden anlatmadın? Neden söylemedin derler mi? Evet. O da ister ki bir an önce herkese her şeyi anlatayım, öğrensin. E tabii kimis, dizini düşünür, kimisi eşini düşünür, kimisinin koklanacak evde yavrusu var, bekliyor onu, e ne yapacak? Bir an önce şu sohbet, şu zikrullah bitse de bir gitsem desem ki o hatun, güzel zikrullah oldu ya, hadi çayı demle de şöyle bir kaykılsa eve bir rahat etse, zikrullahtan gelmiş evin adamı! Her türlü saygıyı hak ediyor, her türlü çay çorba hizmet on numara olacak! Neden? Adam zikrullahtan gelmiş ya. Sanki hatunun babasını zikretti!Tabii, hatun hizmet etsin ona. Neden? Ya hatunun babasını zikretti, onun gönlünü yaptı! Değil cancağızım ya, Allahı zikrettin, bırak! Ne muhteşem bir şey yaptın. Allah seni zikretti. Onu düşündüğünde sen hatuna hizmet et. Deki ya o beni zikretti bu gece. Bir düşünün ya bunca varlığın içinde seni zikretti. Bunca varlığın içinde sen, onun zikrettiklerinin içindesin. Ne büyük kıymet, muhteşem bir şey, evet! Allah bizi affetsin.
Şimdi böyle milleti yerleştirince o günler aklıma geldi. Güzeldi o günler de değil mi Ali, çok güzeldi. Şimdi, değil mi? Tufaya düşmedin hani uyanık adamsın bak!Bir de böyle şey vardır ya, eskiden ne güzeldi ya! Şimdi? Ya işte şimdi ya…Her perde güzeldir. Her dönemin her anın kendine ait zorluğu, kendine ait kolaylığı, kendine ait güzelliği, kendine ait sıkıntıları vardır. Her dönemin, her zaman. Sufi yolu, zorluksuz değildir hiç. Peygamberlerin yolu hiçbir zaman zorluksuz değildir. Hiçbir zaman. Of rahat ettim diyen bir peygamber yoktur, of rahat ettik diyen bir veli yoktur. Varsa veli değildir. Şeyhdir ama veli değildir. Her şeyh veli değildir. Her veli de şeyh değildir. Bazı veliler vardır, hiç müşterisi yoktur. illaki her şeyh, her veli şeyhlik yapacak,
mürşitlik yapacak diye bir kaide yok ama her şeyhim diyen ve her şeyh veli değildir. Sıkıntısı yoksa o kimsenin veli değildir. Ateşler içinde kıvranır ya Hazreti Peygamber sallallahü ve sellem sahabe üzgün. O kendine gelir, ‘namazım’ der. ‘Namaz kılındı mı? Kılınmadı Ya Resulallah. Su dökün başımdan aşağı!’ Başından aşağı su dökerler, ayılır. ‘Hadi’ der, ‘beni namaza götürün.’ Tam namaza götürecekler, bir daha bayılır. Ashap bekliyor Mescidi Nebevi’de, namaz kılınacak, kılmıyorlar namazı. Bir müddet sonra kendine gelir. Hadi bir daha su dökerler başından aşağı, yine bayılır. Ateşler içinde kıvranıyor. Üçüncüsünde tekrar böyle kendine gelir.
Sahabe dayanamaz. Anam babam sana kurban olsun ya Resulallah! Bu eziyet, bu sıkıntı, hadi sana da mı gibisinden. Gözünü diker, der ki belanın, musibetin çoğu peygamberlere, sonra velilere, sonra velilerin etrafındaki kimseleredir der. Hadis-i Kutsi, belanın, musibetin büyüğü neylereymiş? Peygamberlere. Ondan sonra kimlereymiş? Velilere. Sonra? Velilerin etrafındaki kimselere. Bu işin anatomisi ve rengi budur. Başına bir bela, musibet, sıkıntı gelmesini istemiyorsan, al kardeşim dersini, selamünaleyküm, ben gidiyorum amaaaan, ağrısız başım kaygısız dişim diyecek yürüyecek gidecek. Ya da ağrısız dişim, kaygısız başım mı ismail? Değil mi öyle, evet. Tersinden söylüyoruz takdir değeri oluyor. Adam öyle ama öbür türlü, girdin bir yere, dakka bir gol bir. O güne kadar on numara, sana hizmet eden hatun etmez veyahut da hiç aranda problem çıkmamıştır. Problem çıkar, dakka bir gol bir. Bir taraftan bir sıkıntı gelir. Allah bizi affetsin.
“Put, bir testide gizli kara sudur. Nefsi, muhakkak olarak o kara suya
O suyu biz nerden doldururuz? Pınar’dan doldururuz ama orda karasudur o. Biter, bir daha doldururuz, biter bir daha doldururuz. O zaman bu nefis bizde olduğu müddetçe devamlı gelecek o su bize.
“ O yontulmuş put, kara sel gibidir”
O nefis, kara sel gibidir. Sel, önüne kattı mı bütün her şeyi alır götürür. Pınar suyu, bir yatağı vardır. Öyle değil mi. O yatağında gider. Yağmurlar çok yağınca ne olur? Sel felaketi olur deriz. Sel, pınar suyu gibi midir? Değildir. Önüne ne varsa alır götürür, yıkar, yakar, perişan eder. Evleri yıkar, arabaları üst üste katlayaraktan götürüyor.
“Put yapan nefis ana yolda bir pınardır.”
O putları kim yapıyor o zaman hepsini de? Nefis yapıyor. O nefis bir sürü küçük küçük küçük küçük putçuklar üretiyor. Devamlı putçuklar üretir o. Mesela işte dünyaya karşı hırs, kin, nefret, insanlara bühtan. Bu kötü huyların hepsi de birer putçuktur. insandaki kötü huyların hepsi de birer
putçuktur. O putları oluşturan nefistir. Bakın, o putları oluşturan nefistir. O boyna fabrika gibi üretir. Sen sivrisineklerle uğraşırsan, bitiremezsin bir türlü. O çünkü habire üretiyor. Bir bataklık düşünün. O nefis bataklık gibi. Nefis o bataklık, habire sinek üretiyor hep, habire her şey üretiyor orası. Sen habire her gün ilaçlıyorsun. Ertesi gün bir daha geliyor, ertesi gün bir daha geliyor, ertesi gün bir daha geliyor. Senin bataklığı kurutman lazım. Sen bataklığı kurutmadığın müddetçe, her gün yeniden oluşturacak o, putçuklar çıkaracak.
“Bir taş parçası yüz testiyi kırar ama pınar suyu durmadan kaynar.”
Sen testileri kırarsın ama sen o nefisliği terbiye etmezsen, o akıyor, kendine yol bulacak. Put kırmak kolay, gayet kolaydır. Bakın, put kırmak kolay, gayet kolaydır. Yani o nefsin ürettiği putları kırmak kolay veyahut da dışardaki dikili putları kırmak kolay. O kolay olan iş.
“Put kırmak kolay, gayet kolaydır. Fakat nefsi kolay görmek cahilliktir.”
Sen nefiste mücadeleyi kolay görürsen o cahilliktir. O senin cahil olduğunu gösterir. O senin bilmediğini gösterir. Hani böyle bir kimse sufilikle tanışmazsa, bir kimse sufilikle tanışmazsa, bir velinin, bir mürşidin önünde oturmazsa, o nefsini tanımlayamaz, nefsin nasıl bir ejderha olduğunu, nefsin ne menem bir şey olduğunu, nefsin nasıl mücadele edilmesi gereken, olmazsa olmaz bir olgu olduğunu bilmez. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri dedi ya küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz. Büyük cihad ne Ya Resulallah? Göğüs boşluğunuzda bulunan nefsinizdir dedi. Asıl mücadele, bu nefisle olan mücadeledir. Nefsinle mücadele edersen, hakkı tanırsın. Nefsinle mücadele etmezsen, Hakkı tanımam bilmem mümkün değildir ve sufilik, nefis mücadelesinin üzerine oturur. Nefsiyle mücadele etmemek, nefisle yaka paça olmamak, bu manada onunla, onun yolunda kardeş olmak gibi bir şeydir. Allah muhafaza eylesin.
“Ey oğul, nefsin misal ve suretini istersen yedi kapılı cehennemin kıs-
O yüzden normalde nefisle mücadele o en büyük cihat. O en büyük cihatla alakalı sen bu mücadeleyi boşa alır, ehemmiyet göstermezsen, bu noktada hiçbir şey elde etmemiş olursun. O yedi kapılı cehennem kıssasını oku dediği, nefis herdem seni cehenneme doğru götürür. Tabiri caizse terbiye edilmemiş nefis, yedi kapılı cehennem gibidir ve sen cehennemi kendi içinde taşımaktasın. Sen cehennem hayatı yaşıyorsun, cehennemle berabersin, cehennemle birliktelik kurmuşsun. Nefsini terbiye etmediğin müddetçe sen cehennemin ta orta göbeğine oturmuşsun. Şimdi cehennemle alakalı hadisi şerifleri okuyun, kimler cehenneme gidecek ayetleri okuyun. E
bu nefsin üzerinde bunlar var ise işte sana ne olduğu bu meydanda. Allah bizi affetsin inşallah.
“Nefsin her anda hilesi var, her hilesinde yüzlerce Firavun, Firavun’a
uyanlarla boğulmuş.”
Hz.Pir aldı bizi götürdü Firavun’a. Nefsin her anda hilesi var. Her hilesinde yüzlerce Firavun, Firavun’a uyanlarla boğulmuş. Şimdi bu manada hani geçen ders biz nefsin kelime manası olarak nerelerde ne manada kullanıldığını anlatmıştım, burda da nefsin her anda hilesi var. Her hilesinde yüzlerce Firavun, Firavun’a uyanlara boğulmuş. O zaman burdaki nefis algısı veya nefis öğretisi daha da farklılaştı. Şimdi bir nefsi tabii vardır. Bu nefsi tabii bir kimse düşünün. O kimsenin bütün parçalarını bir ve beraber tutan şeye nefsi tabii denir. Doktor ne diyorsunuz siz bu vücudum bütününe? Kadavra diyorsunuz, ölü hali. Canlı haline? Vücut beden. Bu nefsi tabii der sufiler. Bedeni, bir şeyin bedenini ayakta tutan, bedenini bir ve beraber tutan şeydir. Organizma lafı geçiyor, evet. Bir de bunu ismi aklıma gelmedi, yok yok. Bir zat var. insanı Kamil diye bir eseri var. Neydi Abdurrahman? Sesli düşünün, olabilir, Abdurrahman Nefesi olabilir, evet. Orda bu, buna benzer, o da ayrıştırır, tabii nefis, nebati nefis, hayvani nefis, insani nefis diye. Normalde o nebati nefis, bir de nefsi nebati nefis olarak adlandırılır, bu normalde mesela anne karnında bir çocuğun büyümesi, doğduktan sonra da büyümeye devam etmesi, o çocuğun nebati nefsidir. Büyüyor, gelişiyor. Bir de nefsi hayvani var, işte bu işin batın tarafı. Ne bu? O kimsede insanın kendi iradesiyle hareket eden his, ondan sonra, duyu ve duyguları. Bu da ne? Nefsi hayvani. Bir de nefsi insani var. O normalde ruh ve can, vücut bileşiminden meydana gelmiş olan, o geçenlerde anlattığımız şey. Tabii normalde işte bizim burda mücadele edeceğimiz şey, nefsi hayvani. Bununla mücadeleyi öğrenmemiz, yapmamız lazım. inşallah Allah’tan bir şey gelmezse, önümüzdeki hafta 780’den, burdan devam edeceğiz inşallah, aklınızda tutun. Allah’tan bir şey gelmezse inşallah. Selamünaleyküm.
Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 3 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-6-9 • Tasavvuf Vakfı Yayınları
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Nefs, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı