Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Mesnevi Şerhi ·

Mesnevî-i Şerîf 772. Beyit Şerhi

Hz. Mevlânâ'nın Mesnevî-i Şerîf'inden Mesnevî-i Şerîf 772. Beyit Şerhi — Mustafa Özbağ Efendi'nin tasavvufî şerhi.

MESNEVÎ-İ ŞERÎF ŞERHİ • CİLT 3 • 9/46

Mesnevî-i Şerîf 772. Beyit Şerhi Hakkında

772. Beyit Şerhi


Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır. • Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Eûzü Billâhi Mine’ş-Şeytâni’r-Racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Efdâlü’z-Zikr Fa’lem Ennehû

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

LÂ İLÂHE İLLALLÂH

Hak Muhammedü’r-Rasûlulllah

Cemî’i’l-Enbiyâ-i ve’l-Mürselîn

ve’l-Hamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn

Yediyüzyetmişinci beyiti okumuşuz. Yediyüzyetmişbirinciyi okumuşuz.

Burdan Karabaşı Veli Tekkesi devam demişiz. Yediyüzyetmişiki:

“Kim bu puta taparsa kurtulur. Secde etmeyen ateşin tam ortasına

Yani, normalde o Zinuas denilen bir Yahudi padişah vardı. Bir tarafı putperest, bazı tarihçiler diyorlar ki o bir şeydi putperestti. Bazıları diyorlar ki zalim bir Yahudiydi, zalim bir Yahudi padişahtı. Malum ne yapmıştı? O zalim padişah, şehrin ortasına bir tane put dikti. Şehrin ortasına bir tane put dikerekten inananlara dedi ki ya bu puta secde edersiniz, şehrin ortasına hendekler kazdırdı, hendeklerin içerisine odunlar, alevli çıralar koydu, hendekleri yaktı, ya dedi ki bu puta secde edersiniz ya da bu ateşe atarım sizi dedi. Normalde tabii Hz. Mevlana Celaleddin Rumi hazretleri, Buruc suresinde geçiyor bu hadise. Bu Buruç suresinde geçen bu hadiseyi bize farklı bir açıdan tefsir ediyor. Kim puta taparsa kurtulur. Bu Zinuas’ın sözü böyle Zinuas gibi Adem’den itibaren nice zalimler gelmişlerdir. Bu zalimler bir put üretirler. Bu put illaki siyasi olması şart değildir. Zaten putçuluğun çıkış noktası, Nuh’tan öncedir. Nuh’a yakındır. Ne yapıyorlard bu insanlar? Kendilerince o zamanın büyük velilerini, şahsiyetlerini, alimlerini, çok sevdiklerini iddia ediyorlardı ve onların putlarını şeytan onlara vesvese verdi. Dedi ki siz bunları unutmayın, hatırlayın. Hatırlamak istemez misiniz? Evet. Dedi ki o zaman siz şehrin ortasına, onun bir putunu yapın ki devamlı aklınızda kalsın. Önce şehirlerin ortasına yaptıttırdı, sonra şehirlerin girişine çıkışına yaptıttırdı, daha sonra o putları alıp evlerine koydutturdu. Sonra

onlara evlerinde bir put köşesi yaptırttı ve Nuh Aleyhisselam bu putperestlerin içerisine peygamber olarak gönderilidi Nuh Aleyhisselam, o putperestleri normalde putperestlikten kurtarmak için çok uğraş veerdi, çok uğraştı işte o putçuluk, çok eski bir insanların kendilerince bir inanışı. Sapkın bir inanış. Yine Buruc suresinde işte bu tarihçiler, Zinuas’ın olduğunu söylüyor bunu. Yine böyle bir putperestin birisi ne yaptı? Putları diktirdi. Dedi ki herkes bu putlara secde edecek. Bu puta secde etmeyen ateşe atılacak ve normalde işte malum, bir kız çocuğu ateşe atıldı. Ateşe atıldıktan sonra başladı bağırmaya annesine. Sakın ha anne bu puta secde etme. Ateşin içerisinde hayat var. Bir rivayette de yine tarihi bir rivayet bunlar, bu ateşe atılan bir genç delikanlıydı. iman ehli bir delikanlıydı. O iman ehli delikanlı, ateşe atılınca o bağırmaya başladı, ateşin içerisinde hayat var diye. işte Hz. Pir burdan devam ediyor, asıl putu tarif ediyor bize.

“O bu nefis putunun cezasını vermeyince, nefis putundan başka bir

Yani siz önce nefis putunuzu cezalandırmaz, nefsinizi terbiye etmezseniz, o nefis putu dışarda binlerce put üretir. O nefis putu içinde insana binlerce put üretir. Aslında dışardaki puttan fazla insanın içindeki put tehlikelidir. O içindeki putu, yani nefisle mücadeleyi halledemezse bir kimse, e dışardaki putlar zaten insana bir zarar vermez ki. Asıl içindekidir insanın. Asıl içiyledir hesabı. Putların anası, Hz.Pir devam ediyor:

“Putların anası nefsinizin putudur; çünkü o put yılan, bu put ejder-

insanın nefis putunu, insanın nefsini Hz. Pir ejderhaya benzetiyor. Nefis gerçekten de manada ejderha gibi görünür. Rüyasında nefsi görenler, ejderha gibi görürler sufiler genelde. Bu ejderha gibi görülen bu nefsin yedi başı vardır. Her başta ayrı, yedi tane dil vardır. Bir sufi yolun başında bunu görürse, nefsini tanımak budur asıl. Hani Cenabı Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, nefsini bilen Rabbini bilir dedi ya. Biz bu nefsini bilen Rabbini bilir noktasında biz bedenle uğraştık. Evet, bedenin inceliklerini öğrenen bir kimse Allah’ın muhteşem yaratma sanatını, Allah’ın muhteşem sıfatlarının bedenin üzerinde tecelli etmesini görür. Bu muhteşem bir şeydir ama asıl insana lazım olan içindeki nefis putu ile alakalıdır. insanı oluşturan unsurlar sadece hava, su, toprak değildir. insanı insan eden asıl unsurlar farklı bir şeydir. insanda normalde ruh vardır. En önemli insanı oluşturan unsurların başında ruh gelir. Bununla alakalı ayet-i kerimede Cenabı Allah demiş ki onunla alakalı ‘size çok az bir bilgi verildi.’ insanda bununla beraber can da vardır. insanda bununla beraber nefis de vardır. Bu insanı oluşturan en önemli unsurlardır.

Bir ruh, iki can, üç nefis. Bu işin öyle bir noktasıdır ki insanı insan eden en önemli, en önemli şeylerden birisidir. Bizde başka ne vardır? Biz de başka melekler vardır. insanı insan eden unsurlardır. Biz de ayriyetten ne vardır? Şeytan vardır. insanı insan eden unsurlardır bunlar. Biz de ayriyeten ne vardır? Cinni taifesi vardır. Bunu ister kabul etsin bu insanlık, ister kabul etmesin. Bizim bedenimizde de cinni taifesi dolaşır ama kafir olanları ama münafık olanları ama mümin olanları. Bir de en önemli şey nedir? Bir de en önemli olan şey nedir? Bir de akıl vardır. Kaç etti? Yedi etti. Ruh, nefis, can, melekler, akıl, şeytan ve cinli taifesi. Bunun içerisinde insanın mücadele edeceği nefsi ve dolayısıyla şeytandır. Nefisle şeytan kardeş çocukları gibidir. Ruh ve melekler de bunun gibidir. Akıl vardır orta yerde bağımsız ve bağlantısızdır. Cinni taifesi vardır. Sen inanırsan mümin cinniler gelir bedenine misafir olur, sen inanmazsan kafir cinniler gelir senin bedenine misafir olur. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin haricinde hiçbir kimsenin bedeninde devamlı cinniler mümin değildir. Şeytan, o kafir cinniler üzerinden insanın üzerine musallat olur, insanın üzerine tasallut olur, insanı etkilemeye çalışır. Bunun en önemli noktası en merkezi noktası nefistir. Nefis, insanın manevi olarak göğüs boşluğunda bulunur. Ruh, bütün vücuda tecelli eder, merkezi hükmü kalbidir. Merkezi hükmü kalbidir. Akıl tecelli yeri olarak beynidir insanın. Tecelli yeri, oturduğu yer, onun tahtı, insanın beynindedir. Melekler bütün vücutta çalışırlar. Bütün vücud aleminde melekler harıl harıl çalışır. Harıl harıl. Vücut aleminde şeytan da tecelli eder. Vücut aleminde can zaten vardır. Aynı zamanda vücut aleminde cinni taifesi de vardır. Sen secdeye gittiğinde cinni taifesinin kafir olanların nefret eder, uzaklaşır senden. Sen secde ettikçe, namaz kıldıkça, Allah’ı zikretttikçe, Allah’a yaklaştıkça, Allah’a dost oldukça, şeytan ve kafir cinniler, senin bedeninden hızla uzaklaşırlar ve sana müthiş bir şekilde sinirlenirler. O yüzden müminleri ancak müminler sever. O yüzden zikredenleri ancak zikredenler sever.

O yüzden Allah’a yakın olanları ancak Allah’a yakın olanlar sever. Mümini, bir kafir sevmez. Mümini bir gavurt sevmez. Mümini, münafık sevmez. Mümini müşrik sevmez. Mümin insanı gevşek Müslümanlar sevmez. Bir kimse sadık bir mümin ise onun dostu ancak Allah Resulü, veliler ve müminlerdir. Sebep? Öbürkünlerin üzerindeki şeytan, cinni taifesi, nefis ordusu onu sevmesini engeller. Onu sevmesin, ona karşı muhabbet beslemesin diye müthiş bir mücadele vardır. Batınidir bu. Asıl savaş budur. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin: ‘Küçük savaştan büyük savaşa döndük.’ Kim ya Resulullah? Nefis dediği şey, savaş budur. Çünkü terbiye edilmemiş olan nefsin, yardımcı askerleri, nefsin bu noktada destek

aldığı kimseler, şeytan ve kafir cinnilerdir. Nefisle mücadele etmeyen bir kimsenin üzerinde galip gelen, aklının üzerinde galip gelen, vücudunun üzerinde galip gelen şeytan, nefis ve kafir cinnilerdir. Bunu normalde bir kimsenin görebilmesi için seyri sülük ehli olması lazım, sufi olması lazım o kimsenin. O kimsenin Allah yolunda ilerlemesi lazım. O zaman o kimse melekleri de görebilir, şeytanı da görebilir, cinni taifesini de görür. Böyle sohbet edenleri biz hep bu deli, bu manyak, bu kafadan kırık, bu nerden konuşuyor, böyle şeyler mi olurmuş diyerekten biz ya onları akıl hastanelerine gönderdik ya da onları deli noktasında gösterdi müşrikler, şeytanlar, kafirler, biz onları deli gördük. Dedik ki ya uçuk bu adam. Bu adam nerden, ne konuştuğunu bilmiyor. Ne alakası var, saçmalıyor dedik biz. Neden? Onlar müşrikti çünkü onlar gavurdu, onlar kalpleri mühürlenmiş, kalpleri kararmış, kalpleri katılaşmış, Allah’a imandan, Allah’ı zikirden, Allah’a yakınlıktan nasibi olmayan kör gözlülerd ve bütün toplumu, bütün insanları, bütün insanlığı kör ettiler. Bütün peygamberler Cebrail Aleyhisselam ile görüştü. Bütün peygamberler meleklerle görüştü, melekleri gördü. Bütün peygamberler şeytanı tanıdı. Bütün peygamberler cinni taifesini tanıdı. Peygamberlerin etrafında olan isa(a.s)’ın havariun dediğii Musa(a.s.)’ın havariun dediği, Hazreti Muhammedi Mustafa(s.a.v.)’in nasıl isanın etrafında on tane havariun var ise benim de etrafımda on tane cennetle müjdelenmiş ashabım var dediği o ashab onları gördü. Hz. Ömer efendimiz melekleri gördü. Şeytanı gördü. Sahabeler şeytanı gördü. Sahabeler kafir cinnileri gördü, mümin cinnileri gördü, onlarla konuştular. Bütün veliler, bütün veliler, Cebrail Aleyhisselam’ı görmüştür, büyük melekleri görmüşlerdir, melekleri görürler, cinni taifesini görürler, kafir cinnileri görürler, mümin cinnileri de görürler. Bu işin metafizik kısmıdır. Haktır, gerçektir, inanmayan küfür ehli olur. insanı insan eden unsurlardır bunlar. insan sadece deri ve kemikten yapılmamıştır.

insan sadece deri, kemik bir de akıl var. Başka bir şey yok. Bundan ibaret değildir. Bunlar insanın bağlantılı olduğu, insanın üzerinde her daim var olan şeylerdir. Hastalıkların büyük bir çoğunluğu kafir cinnilerdendir. Hastalıkların büyük bir çoğunluğu şeytandandır insan üzerinde. Evet. Büyük bir çoğunluğudur. Hastalıklar, temizlik olmamasından dolayı gelir. Temizlik olmayan yere kafir cinniler gelir. Onların yiyecekleri, içecekleri, kirliliktir, pisliktir. Şeytan seni temiz olmamaya gayret eder. Ağzının içinde dahi senin kafir cinniler dolaşır, şeytan dolaşır. Ağız temizliğine dikkat etmeyen bir kimsenin ağzında, ağzında kafir cinniler dolaşır. Yemekten sonra ellerini yıkamayan bir kimsenin ellerinde kafir cinniler dolaşır. Yemekten önce ellerini yıkamayan, gidip ellerini yıkamadan sofraya oturan bir kimsenin

ellerinde kafir cinniler vardır. Onun yediği yemeğe ortak olur. Bunu görmez insan. Bunu görmediğinden dolayı, yok zanneder. Gece kararır, gece karardığında hiçbir yerde aydınlık yoksa sen hiçbir şey görmezsin. Hiçbir şey görmeyince sen hiçbir şey yok mu zannedersin? Bir şehir düşünün karanlıklara bürünmüş. Sen yukarıdan bakıyorsun, orda şehir görmüyorsun. Neden? Diyorsun ki yok. Be kardeşim, karanlıkta kaldın. Karanlıkta görme hususiyetini kaybettin. Karanlıkta görme hususiyetini kaybettiğin için koca şehri yok görüyorsun ve inad ediyorsun diyorsun ki burda bir şehir yok. Yemin ediyorsun. Yemin ederken neden, görmediğinden kendince haklısın. Gel kardeşim, Kur’an’a. Gelin, Kur’an’a gelin. Kur’an bize meleklerden bahsediyor, Kur’an bize şeytandan bahsediyor, Kur’an bize cinnilerden bahsediyor, Kur’an bize akıldan bahsediyor, Kur’an bize ruhtan bahsediyor, Kur’an bize meleklerden bahsediyor, Kur’an bize candan bahsediyor ve Kur’an insana hitap ediyor, başka bir yere değil. Ee, var, insanın üzerinde hepsi de. Bugünkü beyitin noktası ne? Nefis. Nefsin bir sürü anlamı var. Bir bütün nefis. Bir bürün, içiyle, dışıyla, eliyle, koluyla ve insan bir bütün ve nefis birey noktasında ama burdaki nefisten Hz. Pirin kastettiği şey mücadele edilmesi gereken, onunla savaşılması gereken, terbiye edilmesi gereken nefis. Bu ne? Bizim iç isteklerimiz. iç isteklerimiz. Biz nefsi nasıl terbiye edeceğiz, bununla alakalı ama biz bütüncüllük noktasından baktığımızda o nefis ne? insan, komple. Bir birey, içiyle dışıyla herşeyiyle. Şems Suresi, ayet 7-8-9-10: ‘Nefse ve onu şekillendirene, sonra da ona kendisi için kötü ve iyi olana öğretene ki nefsini arındıran, kurtuluşa ermiştir. Nefsinin gerçek yüzünü gizleyen ise hüsrandadır.’ O zaman bu nefsi bizim komple şekillendiren kim? Allah. Sonra ona da iyiliği de kötülüğü de öğreten kim yine? Allah. Aklınla ya iyilik yapacaksın ya kötülük yapacaksın. Ondan sonra diyor ki nefsini arındıran, kurtuluşa ermiştir. Yani nefsini kötülüklerden arındıran, nefsini yok eden değil. Nefsinizi yok edemezsiniz. Nefsini öldüren değil. Nefsinizi öldüremezsiniz. Ne yaparsınız? Onu kötülüklerden arındırırsınız.

imtihanın sırrı burasıdır. Nefsi kötülüklerden arındırmak. Eğer nefsi kötülüklerden arındıramazsnız. Hz. Pir ne diyor? Asıl diyor ana olan o nefis putunuzdur. Çünkü diyor o nefis putundan bir sürü nefis çıkacak ve toplayacak bütün kötülükleri. Topladıkça kafir cinniler gelecek, oturacak etrafına. Şeytan gelecek yerleşecek. Hadisi şerif, diyor hadisi şerifte Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri kalpte diyor zikrullah yok ise oraya şeytan gelir oturur. O kimse diyor Allah’ı zikretmeye başladığında, şeytan diyor hemen kalpten çıkar. Hemen orda, kapının dibinde bekler. Burda, kapının dibinde bekler. Şu dış kapının dibinde bekler. Burda, kapının dibinde bekler. Burayı bir kalbe benzetmiş olursak eğer, burası kalp olsun. Hemen

orda, kapının önünde bekler. Ne zaman o kimse zikrullahı kesti, hemen şeytan içeri girer. Şeytanı kalpten kovan yegane en önemli iksir, Allah’ı zikirdir. Zikrin en faziletlisi, la ilahe illallah. Kim la ilahe illallah der ise, Allah’ın metin kal’asına sığınmıştır ki o kal’a ne sağlam bir kal’adır. Hadis-i Kutsi. O zaman asıl insanın, asıl insanın mücadele etmesi gereken şey, nefsidir. Nefisle mücadelenin başlangıcı iman, başlangıcı imandır ancak iman edenler nefisleri ile mücadele ederler. Şeytan kalbe otağını kurarsa, kalbe otağını kurarsa, nefsin üzerinde devamlı baskı uygular. Çünkü kalpte otağını kuran, kalbin padişahlık tahtına oturan şeytan oldu. Şeytan oraya yerleşti, şeytan oraya yerleşince, oturunca nefsin üzerinde baskı kurmaya başladı. Her şeyiyle. Nefsin üzerinde öylesine baskı kurar, öylesine baskı kurar ki nefis artık o şeytanın tasallutundan kurtulamaz hale gelir ve böylece aklı hakimiyet altına alır. Artık o kimsenin aklı, nefis ve şeytanın hakimiyetinin altına girer. Öyle olunca ayeti kerime, Bakara 169: ‘O size sadece kötülük ve hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder’. Nefis, şeytanın baskısının altında size artık kötülüğü ve hayasızlığı ve Allah üzerinde bilmediğiniz şeyleri söyletmeye başlar.

Hani bir topluluğa gidersiniz ya, herkes Allah’ın üzerinde bir şey söyler, din üzerinde bir şey söyler saçma sapan. Bir bilgisi yoktur, bir ilmi yoktur. Bu konuda herhangibir birşeyi yoktur. Hatta buraya sorular bile gelir ya öyle, saçma sapan şeyler. Ben soruyu okurum derim ki bu bilgisiz, cahilin tekiymiş bu, içimden öyle derim ben. Sebep? Sorudan onun bilgisinin olup olmadığı, ilminin olup olmadığı, sorudan o nefis ve şeytanın hakimiyetinde mi yoksa o maneviyatın hakimiyetinde mi belli olur. Bir kimsenin konuşmasından belli olur. Sorduğu sorudan belli olur. Bir konuda yapmış olduğu yorumdan belli olur. O yüzden erdemli insanlar, her toplulukta konuşmazlar. Erdemsiz insanlar, habire konuşur. Sufilikte susmak çok önemlidir. Yunan mitolojisinde, Yunan felsefesinde susmak çok önemlidir. Onlar susmakla terbiye ederler. Bir Yunan öğretisidir bu. Hiç konuşmaz talebe ancak öğretmen ona izin verdiği zaman konuşur. izin dahi isteyemezler konuşabilir miyiz diye. Susmasını öğrenmeyen, konuşmasını hiç öğrenemez. Boş insan çok konuşur. Sufilikte susmak kadar büyük bir erdemlilik yoktur. Ben hep böyle örneklerim ya bazen, derim işte Nazilli’ye gittik şeyh efendiyle beraber. Nazilli’ye gittik geldik, gittik geldik, orda bazı arkadaşlar oluştular. Ben şeyh efendi hazretlerini götürdüm Nazilli’ye, burda da arkadaşlar oldu diye. Bir hacı abimiz illaki bize takıldı. Ben böyle yeni gittiğim yerlere hiçbir kimseyi götürmek istemem. Hiç kimseyi.

Tecrübedir bunlar bende. Sen şimdi birini yanında götürürsün, benim arkadaşım, kardeşim, dostum dersin, bir konu anlatıyorsundur ciddi ciddi,

o dalar lafın ortasına. Seninle samimi ya, dangadak bir laf söyle, ordaki sohbetin tadını bozar, içini bozar. Nefistir bu. Ben de aldım şeyh efendiyi, o illaki hacı abi de geleceğim Allah geleceğim! Ben onu götürmek istemiyorum. Allah affetsin. Ben giderim bir yere bir kişiyle başlarım. Giderim, gelirim, giderim, gelirim, giderim, gelirim, söylemem kimseye ben. O üç kişi, beş kişi, on kişi olur. Ondan sonra şeyh efendiyi götürürüm veya sonra arkadaşları tanıştırırım örneğin. Böyle baba dervişler vardır ya eskidir onlar böyle, her şeyi çok biliyordur onlar. Ne biliyorlardır, ne biliyorlardır. En çok kızdığım tiplerdir benim bunlar. Bunlar hem şeyhe çok samimilerdir hem çok dostlardır hem çok biliyorlardır hem eskilerdir böyle. Allaaaaah! istedikleri gibi konuşurlar. istedikleri gibi pot kırarlar, öyledir ya onlar! Öyle birisi. Götürdük, Şeyh Efendi o da gelsin deyince ne diyeceksin şeyhe, hayır mı diyeceksin, hayır. Aldık götürdük. Şeyh efendi hazretleri başlıyor şimdi dervişlik olarak bir sohbet etmeye başlıyor. işte bir bir yudum su içiyor ve çay içiyor, birşey oluyor bir böyle bir ara, biçıt.

Bakın sevgili kardeşlerim. ‘Bir derviş adayı kardeş, sabah namazından önce kalkar, güzel bir abdest alır. En az 5000 tevhid-i şerif okur. En az bir cüz kur’an-ı kerim okur. Sabah namazını kılar. Sabah namazını kıldıktan sonra kayluleden önce bir üçbin, beşbin tevhid çeker, ondan sonra bir kaylule yapar, kalkar duha namazı kılar.’ Bunu anlattı kim biliyor musunuz? Meyhane masasından kalkmış adamlar. Sen örüyorsun ince ince kanaviçe örer gibi, birisi geliyor onlara öyle bir dervişlik anlatıyor, onların yaşaması mümkün değil ama o çok biliyor ya! Bir de araya kendi kerametini anlatır öyleleri. Biz filanca zaman da şöyle yaparken böyle oldu da bir de onu da araya katacak yani bakın ey arkadaşlar. Ben keramet ehliyim! Bakın, ey dinleyenler. Ben de ne mucizevi şeyler oluyor, ne kerametvari şeyler oluyor! Ben ne büyük dervişim, ben ne büyük ağabeyim. Öyle ya, hemen başla, al sazı eline, en güzel şarkıyı sen söyledin, en güzel dervişliği sen yaptın, hatta sen şeyhsin de ona! Şeyh efendi ordan bir sözü aldığı gibi girdi, bırakmıyor adam!Bu dervişin küstahıdır.Bu dervişin edepsizidir. Bu dervişin laf dinlemeyenidir. Bu dervişin nefsini ilahlaştıranıdır. Hangi topluluğa giderseniz gidin, hangi sohbete giderseniz gidin, orda şeyhin sohbetini kesen bir kimse varsa, o küstahın tekidir. Araya giriyorsa şeyhin sohbetine, o küstahın kareköküdür hem. O üstadla helallaşsın o kimse. Mübarek adam, birdaha girdi araya, şeyh efendiden lafı aldı, bir daha girdi, ben patlayacağım artık, ben çıktım gittim.Bütün arkadaşları da ben böyle topladım böyle bir şey yaptım şeyh efendi ders versin onlara istedim. Öyle ki şeyh efendi, arkadaşlar şeyh efendiyi getireceğim Allah’ın izniyle buraya, dersi ondan alın. Ben böyle hep onları beklettim. Bütün herkes şeyh efendiyi bekliyor. Ders

alacaklar herkes. Arkadaşlar, bir kişi ders almadı. iyi mi! Çöktüm mü. Ben Biz o gün orda misafir olacaktık.

Hep anlatırım onu. Dedim gidiyoruz. Diktim kendimi ben şimdi. Dedim gidiyoruz. O diyor ki kalacaktık, efendi babam, işte efendim kalacaktık! Bir de o tipler böyle şeyh efendiye böyle artık sanki çok bağlıymış gibi çok böyle şeydir. Lan az önce sözünü kesen sen değil miydin? Az önce şeyh efendinin önünde kerametini anlatan sen değil miydin? Kalacaktık da kalsaydık da yorulcanız da yorgunsunuz da dinlenseydiniz ya, ona. Mustafa Efendi, gidelim diyor dedi. Gideceğiz dedi. Bir yağmur, çıktık yola. Ben araba kullanacak halim yok ben böyle gitti mi benim tel yandı mı gidiyorum ben ama araba kullanacak halim yok. Bir arkadaş var, ona verdim anahtarı. Dedim al, sen kullan, benim kullanacak halim yok. Ben boğazını keseceğim adamın çünkü. Benim olmazsa olmazım, Allah yolu, Kur’an sünnet. Sen neyapmaya nefsine uyuyorsun kardeşim. Sen ne yapmaya şeyhin sözünü kesiyorsun. Sen ne yapmaya sohbetin arasına giriyorsun. Nefis, nefis! Bir yağmur, bir yağmur bir yağmur! Arkadaş kullanamıyor arabayı. Çekti kenara, ben gidemeyeceğim dedi. Şeyh efendi dedi geç Mustafa Efendi, rabıtanı kur, yürü oğlum dedi. Yol görünmüyor gerçekten çünkü. Normal Çıplak gözle gidemezsin yolda, çıplak gözle gidemezsin. Zaten arabada eski bir lada, mümkün değil, yani gidemez bir kimse. Emredersiniz efendim, geçtim yürüyoruz Nazilli’den izmir’e doğru. Eskiyol böyle dolambaçlıdır biraz. Bir benzin istasyonunda durdum, ben direksiyonda oturuyorum tabii. O abimiz abdest almaya indi. Yanında başka bir arkadaşla beraber. Şeyh efendi döndü, Mustafa Efendi oğlum sakin ol biraz dedi. Efendim olamıyorum hakkınızı helal edin, sizden de özür dilerim ama dedim yani ben buraya bilmem kaç aydan beri geliyorum, bunlara anlatılacak bir şey mi? Bırakın onu, sizin sözünüzü neden kesiyor siz sohbet ederken? Haklısın oğlum dedi. Efendim dedim anlattığı şey dedim kendisini anlatıyor. Emekli adam dedim. iki tane maaş var evde dedim. Elektrik parası yok dedim, su parası yok, ev kirası yok, ıspanak geliyor dedim, pırasa geliyor eve dedim, masraf derdi yok dedim. Pirinci geliyor, şekeri geliyor, o kimse dedim bu zikirleri yapmayacak da kim yapacak ki dedim. Attı benim, yok ben durmuyum ben. Haklısın Mustafa Efendi ded, şeyh efendi, oğlum, sen yerden göğe kadar haklısın dedi. Hakkınızı helal edin Efendim. Ben bir daha bu abiyi dedim yakın dairimde istemiyorum dedim. Bunda da haklısın oğlum dedi. Ben bundan sonra gittiğim geldiğim yerlere de hiç götürmeyeceğim onu dedim. Götürmüyordum zaten dedim. Bundan sonra hiç götürmeyeceğim dedim. Hiç götürme oğlum dedi. Bir daha ben onu hiç götürmedim hiçbir yere.

Şimdi nefis, böyle yiyeyim birşeyleri, ejderhadır. Bir velinin yanında patlar. Bütün çirkefliğini koyar orta yere. Bir böyle öyle çirkefleşirdi ki Allah muhafaza eylesin, o hep böyle insanları kötülüğü hep hayâsızlığı, hep edepsizliği, bakın en fazla da sufilerin içerisinde dolaşır. Neden? O kimsenin dervişliğini yok edecek. O kimseyi harcayacak. Mücadele odur asıl. Sufi olmayan bir kimseyi zaten almış kucağına istediği gibi onu istediği tarafa çeviriyor ki zaten. Yzni bir kimse bir velinin elini tutmadıysa, o şeytanın kulu kölesidir. Altını çiziyorum tekrar. Bir kimse bir mürşidi kamilin elini tutmadıysa o şeytanın ve nefsin kölesidir. O, kim olursa olsun. Ne kadar alim olursa olsun. Eğer o bir Mürşidi Kamil’in elinden tutmadıysa, şeytanın ve nefsin kölesidir o. Bu değişmeyen kaidedir. O hani zayıf hadis dedikleri veyahut da işte Abdülkadir Geylani hazretlerinin sözü dedikleri, şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözü, hadis hadis! Sahih hadis. Mana itibariyle sahih bir hadis o. Geldisine gittisine bakar bu zahireciler. Burda bunu söyledi, şurda şunu söyledi… Yemin ediyorum, yeminle size, mana itibariyle sahih bir hadistir o. Bir kimsenin, bir mürşidi kamil, bir veli, bir şeyh. Şeyh dediğimden kasıt, şeyh dediğimden kasıt, şeyhin mürşidi kamili, velisi. Yoksa kabile şeyhliği değil, yoksa babadan oğula kalmış bir şeyh değil, yoksa işte ya burda başımızda şeyk kalmadı. Eee? Biz sana tabii olalım. Sen bizim başımızda şeyh ol. Öyle şeyhler değil. Öyle cumaları cebine herkes bir ikiyüz lira cuma mübareği için katılan şeyh değil. Öyle şeyh değil. Dervişlerine hadi yavrularım, siz de zekat memurusunuz, eee?Etraftan zekat toplayın getirin. Bunlar şeyh değil. Bunlar dolandırıcı. Eee? Ders kağıtlarını yüz liraya sat, ders kağıtlarını ikiyüz liraya sat! Bunlar şeyh değil? Benim bahsettiğim şeyh bunlar değil. Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Ayeti kerime. Bir veli, bir mürşidi kamil, insanlardan meded beklemez. Bir veli, bir mürşidi kamil dervişlerin parasına, puluna, malına, mülküne, makamına, gözünü dikmez.

Bir mürşidi kamil asla, asla dervişlerden sadaka toplamaz. Para toplamaz. Cuma mübareği için cebine para katılmasını istemez. Dervişlerinin kendisine hizmet etmesini istemez. Gelin kardeşlerim buraya Kur’an kursu yapacağız, getirin paraları, yok buraya dergah yapacağız getir paraları, yok buraya tekke yapacağız getirin paraları, yok bu işler böyle nelerle dönüyor, siz bilmezsiniz getirin paraları! Bir velinin, bir mürşidi kamilin ağzından çıkacak sözler değildir bunlar, değildir. Benim bahsettiğim şeyh bunlar değil. Eee benden sonra benim oğlum şeyh olacak. Ondan sonra da onun oğlu şeyh olacak, vaaaav! Ne üyük keramet gösterdi! Benim dediğim bu şeyhler değil. Olmadı ölünce dört kardeş birdan şeyh oldu. Onlar da öldü onaltı kardeş birden şeyh oldu. Bunlar dediğim, bahsettiğim şeyhler bunlar değil,

kızıyorlar bana ben böyle söyleyince. Bu işler nasıl olacakmış! Allah Allah! Bu işler öyle mi olacak? Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri, toplamadı mı? Uhuda çıkıyorsan topla. Hendeğe çıkıyorsan topla. Bedir’e gidiyorsan topla. Gidiyorsan Bedir’e, geldiyse müşrikler kapının önüne kadar, topla. Bu vatanın savunmasında bize ihtiyaç duyulursa, hazırız biz, hepimiz. Yatağa yattığımız, yatakta vatan mücadelesi veren korkak, embesil, vatan sevgisinden, millet sevgisinden, kardeş sevgisinden uzak, sütü bozuk insanlar değiliz. Bekleyelim, darbe ne tarafa dönerse o taraftan olalım diyecek kadar kaypak, sütü bozuklardan değiliz. Neysek oyuz. Varsa böyle bir şey, topla kardeşim. Kurtuluş Savaşı mı, hep beraber varız. Devlet versin silahı, gideriz. Hangi cephede savaşılacaksa savaşırız. Gözümüzü kırpmayız. Bunu söyleyen benim, müsaade etsinler diyorum, gönüllüler ordusu kurulsun. Devlet müsaade etsin, gönüllüler ordusu kurulsun. Bu gönüllüler ordusu komple yürüsün. Bağdat, Şam, Mekke, Medine, Yemen’e kadar sıyıralım, sıyıralım. Özgür olsun Müslümanlar, hür olsunlar. Mescid i Aksayı da alalım, yürüyelim. Evet, o zaman satalım malımızı, mülkümüzü, arabamızı, katımızı, yatımızı, neyimiz varsa, razıyız, hazırız, hazırız. Anarşi yok bizde, biz sufiyiz, biz anarşi çıkaramayız. Biz elimize devlet silah verirse alırız. Devlet silah vermezse elimize silah almayız biz. Devlet elimize vermezse biz çakı-bıçak dahi almayız üstümüze. Anarşiye kurban gitmeyiz, hazırız. Eee? Yok, bu şeyh efendiler zekat toplayacaklar herkesten. Ne? Bir de zekat memurları tayin etmişler. Sen zekat memurusun, sen zekat memurusun, zekat toplayın. Allah Allah! Ben burdan laf söyleyince e sen filanca efendiye laf söyledin!

Kardeş, toplamayın! Bu milletin parasını, toplamayın. Benim bahsettiğim, şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözü bununla alakalı. Bu şeyhler değil yani söz konusu olan şeyhler. Benim dediğim şeyh, benim dediğim şeyh, Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerinin mânen görevlendirdiği, aynı zamanda icazeti olan, dervişlerin rüyalarında gördüğü, dervişlerin hallerinde gördüğü, öyle toplanalım ya abi şeyimiz kalmadı da. Eee? Kuru bitti, sana pilav verelim abi. Bizim başımızda bir şeyh oluversen sen! Öyle değil. Veyahut da ya baban öldü, Allah rahmet eylesin, iyi bir şeyhti, ya bir başkasına bağlanmayalım biz öldü ölen, sana bağlanalım. Öyle değil benim dediğim. Veya daha doğdu, şeyh efendi adayı doğdu. Neden? Erkek çocuk geldi veya erkek torun geldi, şeyh efendi adayı geldi. Tamam, daha beşikteyken senin şeyhin o, salla babam salla, ona habire hürmet göster, saygı göster. Neden? E bu otuz yıl sonra senin şeyhin o! Benim dediğim onlar değil. Benim dediğim Kur’an ve sünneti kendisine temel teşkil etmiş, her şeyini Kur’an ve sünnet yolunda harcamış, sufilikte yürümüş, bu noktada madden

ve manen icazetini almış kimse. Benim dediğim bu. Dervişlerin parasına, puluna, malına, mülküne, ehemmiyet vermeyen, onları ütmeyen! Hadin bakalım ee, zikir yapacağımız bir yer lazım. Olur. Haydi saray yavrusu yapın bakalım. Ne? Dergah yapıyorlar. Lan ne dergahı, saray yavrusu yapıyorsunuz, topla getirin paraları, getirin paraları, getirin paraları. Adam geliyor bana ya diyor bitmiyor bizim diyor para hani bitmiyor. Oğlum neyapmaya veriyorsunuz diyorum ben, bakıyor gözümün içine. Tabii onlar daha da parasız kalırlarsa bir yurt dışı yapıyorlar, Amanya-Hollanda, halife geldi, zamanın kutbu geldi, yurtdışından da bir para topluyorlar. Bıkmışlar zaten yurtdışındakinler artık. Önceden bir milli görüş topluyordu ,Süleymancılar topluyordu, Fethullah Gülen cemaati topluyordu, nurcular topluyordu. Yurtdışındakiler sağmal inek. Sağ babam sağ. Sağ boyna. Şimdi beni davet ediyorlar. Allah razı olsun Davet eden hepsine de şimdi davet ediyorlar böyle, ben diyorum kusura bakmayın, gelemem. işte sana özel davetiye getirdim, gelemem kardeşim. Şunu yapalım, gelemem. Birisi telefon açtı,ya illa gel dedim kardeşim gelemem.

Yurt dışındaki herkes dedim bütün şeyhlere, hocalara bu gözle bakıyor. Doğru mu? Doğru. Zannediyorlar ki mesela ben Bosna’ya gidiyorum ya ben, ben Bosna’ya belediyenin parasıyla gitmiyorum. Ben hiçbir seyahatimde, hiçbir kimsenin parasıyla puluyla gitmem. Otelde kalıyorsam, ben kendi paramı veririm. Uçak paramı kendim veririm. Benim halim vaktim yerinde insanım. Ben çalışıyorum hala daha. Benim kendi kazancım var benim. Kimsenin parasına puluna ihtiyacım yok. O gidiyorlar belediyeyi filan araştırıyorlar, özel dilekçe yazıyorlar, Mustafa Özbağ’a siz bilet alıyor musunuz almıyor musunuz diye, tabii. Halbuki bütün belediyeler, sanatçısıdır, sohbetçisidir, bilmem nesidir, olanca parayı verirler mi? Verirler. Geçenlerde Yıldırım Belediyesi getirmiş ya hoca, hocalara beşer milyar lira. Bizim bir kardeş söyledi. Şeyini aramış, menajerini. Ne diyorlar ona, menajer deyil de yok işte onların böyle bir işlerini yapan ajans gibi oraya aramış, organizatör mü? Organizatör, tamam. Aramış demiş ki beş lira. Döndür gel beş lira alıyormuş. Beş lira da öbürkü alıyormuş, yanında şiir okuyan, on lira, öbürkü hafızlar da işte herhalde beşer lira almıyormuş. Onlar yardımcı eleman ya. Yapıyor belediyeler bu tip hizmetler, benden uzak dursunlar bu konuda. Ben istemiyorum, yok. Ben kendi işimi kendim görürüm. Şimdi bunları yapıyorlar. Benim kastettiğim şeyhler bunlar değil, yok! Benim dediğim Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmış, sufi terbiyesi almış, namerde değil, merde dahi elini uzatmayan kimse. Benim dediğim o. işte o kimsenin böyle bir şeyhi yok ki ise sağlam, o kimsenin o kimsenin şeytan ve nefsi onun şeyhi olur. Bu kim olursa olsun bakın, bu kim olursa olsun. Bir kimsenin sağlam bir

mürşidi kamil bir şeyhi yok ise onun şeyhi şeytandır. Onun şeyhi nefsidir. Çünkü neden? O nefsine uyup, nefsine uyup, hayasızlığa ve kötülüğe gider. Devam ediyoruz, Furkan ayet 43: ‘Ey Muhammed, gördün mü arzu ve hevesini ilah edineni?’ Gördün mü arzu ve hevesini ilah edineni, Kur’an ve sünnetin dışındaki her şey, her şey heva ve hevestir. Allahın yasakladığı her şey şeytanidir. Bir kimse Kur’an ve sünnetin çizgisinden ayrıldıysa, nefsine uymuştur, heva ve hevesine uymuştur, şeytanın yolunda gidiyordur o kimse. Yol keskindir.Ya şeytan taraftarısındır ya Allah taraftarısındır. Yol keskindir. Ya şeytanın yanındasın ya da Allah’ın yanındasın. ikisinden biri, ortası yok. Bu haram mı haram. Bu haramı işliyor musun? Evet. Şeytanın taraftarı oldun o esnada. Haramdan tövbe ettin, döndün, Allah’ın taraftarı oldun. Gördün mü arzu ve hevesini ilah edineni? Demek ki bir kimse boşluğa düşer, edebi terk eder. Edebi terk ederse ne yaparmış? Heva ve hevesini ilah edenirmiş. Sizleri heva ve hevesiniz yönetmesin. Sizi yönetecek olan ne? Kur’an ve Sünnet. Allah bunu haram etmiş. Haram mı kardeş, haram. Uzak dur onudan. Haram ya haram! Başka bir şey var mı? Yok. Namaz kılmamak haram. Başka bir şey var mı? Yok. E onların namazları kılınmış! Olur! Hz. Peygamberin kılınmadı, hiçbir peygamberin kılınmadı, onunki kılınmış! Haram kardeşim ya! Haram! Namaz kılmamak haram. Oruç tutmamak haram. Zekat vermemek haram. Parası ve parası olduğu noktada bir kimsenin hacca gitmemesi haram.

Din belli kardeşler. Hiç kimse yeni bir din üretmesin. Hiç kimse yeni bir din oluşturmaya çalışmasın. Kur’an ve sünnetin dışındaki her şey yeni bir din oluşturmaktır. Kur’an ve sünnetin dışındaki her şey yeni bir dindir, heva ve hevestir. Kur’an sünnetin üzerinde din mi var? Bakın bunun dışında mı dışında. Dindir o. Yeni bir din haramdır, küfürdür, şirktir. Durumuna göre. O zaman heva ve hevesini ne yapacak o kimse? ilahlaştırmayacak. Nefisle mücadele noktaları bunlar, ayetle sabit: ‘Ey Muhammed (sallallahü ve sellem e diyor.) Heva ve hevesini kendine ilah edinen, onların delaletine bakaraktan, Allah’ın da onları sapıklığına müsaade ettiği, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözüne perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim hidayete erdirebilir? Düşünmez misin? ‘(Casiye23) Heva ve hevesini ilah edilenlerin sonu, heva ve heveslerini nilah edinenlerin sonu, kulağını ve kalbinin ve gözünün mühürlenmesidir. Bir kimse nefsine uyup heva ve hevesini kendisine ilahlaştırdığında çünkü o hevasından davranıyor çünkü o arzularının, arzularının kurbanı olmuş. O şeytanın yolundan gidiyor. O nefsinin yolundan gidiyor. O nefsinin yolundan gittiği müddetçe, o şeytana uyduğu müddetçe, sonuç olarak, sonuç, Allah onun gözünü mühürleyecek, Allah onun kalbini mühürleyecek,

Allah onun kulağını mühürleyecek. Başka bir ayeti kerimede diyor ya: ‘onların gözleri kördür, görmezler, kulakları sağırdır duymazlar, onların kalpleri mühürlenmiştir diyor. Neden? Küfür lerinden dolayı. Neden? Heva ve heveslerini ilah ettiklerinden dolayı. Neden? Kendi nefislerini putlaştırdıklarından dolayı. Asıl put Hazreti Pir’in dediği gibi ejderha olan o kimsenin kendi nefsini putlaştırması.

Ayet var, diyor ki ama ben böyle düşünüyorum, hadis var ama böyle hadis olur mu, ben böyle düşünüyorum! Kardeş, sufilik yolu bu, edebi adabı bu. Ben böyle düşünüyorum ama! A iyi, sen her şeyi biliyorsun. Sana Kur’an’da lazım değil, sana hadis de lazım değil, sana şeyh de lazım değil. Senin nefsin ilah. Sen nefsinin önünde tapın. Al eline bir tane gitar, en güzel dini benyaptım, en güzel Allah’ı ben yarattım, en güzel din benim dinim de. Senin bir tek gitarın eksik. Zımbır zımbır zımbır zımbır zımbır zımbır! Aaa nasıl ya? Basbayağı. Sen kendi nefsine göre bir Allah, kendi nefsine göre bir kitap, kendi nefsine göre bir peygamber, kendi nefsine göre bir Peygamber yolu, kendi nefsine göre bir veli, kendi nefsine göre bir sufi cemaati oluşturmaya çalışıyorsan, sen hem Allahsın, hem peygambersin hem velisin. Nasıl? Basbayağı, bunun direk karşılığı bu. Ya çok yakışıklı, çok iyi konuşuyor ama çok sert ya! Kim? Mustafa Özbağ. Ha, iyi olur, size göre konuşalım! Müslümanların en büyük problemi, kendi nefislerine göre bir Allah üretmeye çalışıyorlar. Müslümanların en büyük problemi, Allah’ın indirdiği kitabı kendi heva ve hevesine göre yorumlamak istiyor. Müslümanların en büyük problemi, Peygamber (s.a.v.) hazretlerini, kendi nefsine göre bir peygamber yapmak istiyor. Sufilerin en büyük probleei ne? Başlarındaki şeyhi kendi nefislerinin istediği gibi yönetecekler. Evet onun problemi o. Nefsine göre bir şeyh istiyor.Yani onu onun dediği gibi yapacaksın hep, onun istediği gibi olacak,sıvazlıyacaksın, okşıyacaksın. Sensin, en iyi bilensin. O bilgiçlik taslayacak sana. O kerametlerini anlatacak sana. Sen dinleyeceksin, senin haberin mi var öyle şeylerden, tabii! Onun nefsine uygun bir şeyh olacaksın. istediği gibi at koşturacak o, tabii ya. Neden? E sen ona muhtaçsın ya. Tabii ya, akşam ekmeğin ondan geliyor. O olmasaydı ne yapardın sen şeyhlik mi yapabilirdin. iyi ki o var. O olmasaydı sen yürüyebilir miydin? Yok. O derviş önemli ya. O zakir önemli. O çavuş önemli. Müslümanların problemleri bunlar. Bir kimse nefsinin kafasına vurup bununla alakalı ayet var, bununla alakalı hadis var, ey nefsim dur, sen kimsin, sen Kur’an’a tabi ol, sen Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretlerine tabii ol. ‘Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin.’ Emir, farz bu. Sen kendi kafandan niye yoruyorsun ya, kimsin sen? Sen kimsin kendi kafandan yoruyorsun. Din bu. Allah’a itaat edin. Allah’a

itaat et kardeşim. Allah’a itaat, Kur’an-ı Kerim, Allah’a itaat Kur’an-ı Kerim, sen Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini eğip bükme. Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini kendi heva ve hevesine göre, kendi arzularına göre, kendi şeytanına, kendi nefsine, kendi putperestliğine bakaraktan eyip bükme. Kur’an belli. Resulüne itaat edin. Hz. Peygamber sallallahü ve sellem hazretleri meydanda. Senin gözün görmüyor. Kör gözlü Ahmak!O beş vakit namazı hala daha kıldırıyor kör gözlü ahmak, o her zikrullahı o yönetiyor, görmüyorsun sen kör gözlü ahmak! Sen nerde oynuyorsun sen!

Sen Hz. Muhammed i Mustafa’nın sallallahü ve sellem hazretlerinin zikrullahı yönettiğini göremiyorsan, sen kör gözlü ahmağın tekisin. O gayb değil. O meydanda. O ceseden vefat etti. Ceseden. Siz onlara ölü demeyiniz. Ahmak! Ayet var. Kim ölmüş? Siz onlara ölü demeyiniz. Adem’den itibaren bütün peygamberler sağdır, Adem’den itibaren itibaren bütün veliler sağdır. Adem’den itibaren bütün şehitler sağdır, sen görmüyorsun. Resulüne itaat et. Onun sünneti seniyyesine sımsıkı sarıl, yalvar, ağla, gözyaşı dök. Allah yolunda koş. De ki Ya Rabbi senin rızan için koşuyorum. Senin habibinin rızası için koşuyorum, senin dininin ayakta kalması için koşuyorum. Ya Rabbi, benim eğer bu dini yaşamada veya yaşatmada bir zerre miktarı bir payım olursa, en büyük şerefli insan benim de yürü. Sen kör gözünle bir daha kara gözlükler takıp da köreltme. Heva ve hevesine uyma. Madem körsün, eline bir değnek tut. Madem körsün, birisinin elinden tut, görenin elinden tut ki doğru yolu bulasın. Eline bir deynek al ki sen batmayasın be ahmak! Sen neden birisinin elinden tutmazsın. Görmez misin gözü görmeyenler birinin elinden tutarlar, görmezmisin gözü görmeyenlerin eline bir değnek alır bataklığa düşmeyeyim, dereye düşmeyeyim, köprüden düşmeyeyim diye. Senin elinde değnek de yok. Senin elinden tuttuğun bir kimse de yok. Hiç olmazsa körlüğünü anla. De ki ben körüm. Bana bir gören gerek. Ben sağırım, bana bir duyan gerek. Benim kalbim mühürlenmiş, benim kalbimi açacak kalbi açık bir kimse gerek de. Nereye kadar bu körlük. Nereye kadar bu nefse, bu şeytana tapınmak. Bu insanlar nereye gidiyorlar? Bu Müslümanlar nereye gidiyorlar? Heva ve heveslerini ilah edinmişler, şehvetlerini ilah edinmişler, haramları ilah edinmişler.

Hiç kimse düşünmüyor, hiçkimsenin ciğeri yanmıyor, hiç kimsenin gece uykusu kaçmıyor mu? Nasıl rahat yataklarında yatıyorlar? Nasıl yemek yiyorlar gülerekten. Nasıl gülerekten yürüyorlar? Kendi kendime soruyorum. Nereye kadar bu nefse uymaklık? Nereye kadar bu şeytanı ilahlaştırmak? Nereye kadar bu aklı ilahlaştırmak? Kur’an’ı duymuyor mu insanlar, ‘Allah’a itaat edin.’ Kur’an’ı duymuyorlar mı insanlar, ‘peygambere itaat edin.’ Bu insanlar Kur’an’ı duymuyorlar mı, ‘sizden olan emir sahiplerine itaat edin.’

Nefsi yenmenin yolu bu Yok kırk yıl pekmez canı istemiş de pekmez yememiş! Pekmez çukuruna düşeydin. Sen haramları işlerken neredesin ya? Ne pekmezi ya? Kırk yıl canı bal istememiş de, canı bal istemiş de yememiş! Ahh canım benim ya! Sen gel de benim zamanımda yaşa. Ne balı ya! Millet haramı gürül gürül Fırat nehri gibi içiyor! Orda kitaptan okumuş, pekmez yememiş de pekmez yemediği için nefisle mücadele etmiş. Geç kardeşim ya! Geç! Haram işleme. Sen namazını kılıyor musun, namazını. Namazını kılıyor musun sen? Bir günden bir güne ağlayaraktan sabah namazı kıldın mı? Bir günden bir güne ağlayarak namaz kıldın mı? Bir günden bir güne Ya Rabbi dediğinde ciğerin yandı mı senin? Sen ona bak ya. Neymiş de pekmez yememiş! Neymiş de hocam ben işte şurdan şuraya döndüm. Bırak kardeşim ya! Haram var mı üzerinde? Var mı var. Sen nefsine uymuşsun. Nefsine uymuşsun kardeşim, haramdan uzak dur. Sünnet i seniyye de bu var mı ? yok. Sen nefsine uydun ya heva ve hevesine uydun ya şeytana uydun! Sen sadece etten ve kemikten yaratılmış bir varlık değilsin. Yoksa hayvandan farkın olmazdı. Sana Cenab ı Hak ahsen i takvim üzerinde seni yarattı, kendinden sana ruh üfledi. Kendinden üfledi. Sen bunu anlamaktan dahi uzaksın. Bir kendi kendine düşün. Ya bir cesedi gör. Bu ceset oynamıyor. Bu ceset kımıldamıyor. Bir dakika önce, beş saniye önce nefes alıyordu bu adam, canlıydı. Düşün kendikendine, yok! Biz nefsimizi ilah edinenlerdeniz. Hz. Pir en büyük, en önemli meseleye parmak basıyor. O dışarda gördüğünüz putlar diyor, yılan gibidir ama asıl put içinizdedir, ejderha gibidir. O yedi başlı, yedi dillidir o. O ne hindir o. Ne hindir o, ne hindir o! Onunla mücadele göz açıp kapatıncaya kadar dahi boşluk kabul etmez.

Hiç ummadığın yerde sana çelmeyi takar. Hiç ummadığın yerde sana hançeri vurur. Dışardaki düşmanı bilirsin. O düşmandır. Tankı ile topuyla, tüfeğiyle gelmiştir. Dışardaki haini bilirsin. O tankı ile tüfeği ile gelmiştir. Dışardaki zalimi bilirsin. O adaletsizlikle, hukuksuzlukla, zalimlikle gelir senin karşına. Ah içimizdeki hainler! Yani o ana put, nefis. Ah içimizdeki o ana puttan, nefisten doğan, ana nefisten doğan binlerce put! Bunun en başına imansızlığı koy. Bunun en başına kibri koy. Bunun en başına koy kibri. Bunun en başına koy kendini beğenmişliği. Bunun en başına koy insanlara zulmetmeyi. Bunun en başına koy adaletsizliği. O senin nefis putunun oyunları. O senin nefis putunun oyunları. Sen Allah’a itaat et. Nefsini buna mecbur et. Sen Resulüne itaat et. Nefsini buna mecbur et. Sen bir üstada bağlandıysan üstadın mürşid-i kamil ise rüyanda gördüysen elinde manevi, sahip delilin varise, sen üstadına itaat et. Nefsini buna mecbur et. Nefsini buna mecbur et. Sen Resulüne itaat et. Nefsine uyma. Heva hevesine uyma, uyma. Nefisle mücadele, bunu bitiremezsen bakın sahabeden

örnekler var. Hani birisi tam diyorlar ki Allah Resulü soruyor, filanca şehit oldu Ya Resulallah. Hayır olmadı. Hayır, şehid olmadı. Koşuyorlar, yaralıların içerisinde ölülerin içerisinde buluyorlar onu. Bakıyorlar, nefes alıyor kaldırıyorlar elini, diyorlar ne için savaştın, bunlar gelirler bizim hurmalıklarımızı bozarlar, hurmalıklarımıza el koyarlar diye savaştım. Küt, ölüyor. Saddak Ya Resulallah. Ahzap diyor ki saddak Ya Resulallah! Hurma bahçeleri için savaşmış. Sen nefsinin kurbanı olursan, sen Allah’a itaat etmez, Resulüne itaat etmez, sizden olan emir sahiplerine itaat etmezsen, sen cihat ettiğini zannedersin. O kimse gibi ölürsün. Birisi ne yaptı? Birisi de şehit oldu dediler. Allah Resulü hayır dedi olmadı. Koştular, adamın son halini gördüler. Adam kılıcının kabzasını toprağa dayadı. Ben böyle ölecek bir kimse miyim dedi. Kılıcın üzerine doğru yüklendi, intihar etti. Dediler ki saddak Ya Resulallah! O kahramanlık için savaşmıştı. Öbürkü malı için savaşmıştı.

Ey Sufi kardeşler! Sakın desinler diye sufilik yapmayın. Allah için, Allah için yaşayın. Allah için birbirlerini sevenler, toplandıklarında Allah’ı zikredenler. Onlar akraba değillerdir. Onlar aynı kavimden değillerdir. Onların birbirlerinden madi menfaatleri yoktur. Hiçbir gölgenin bulunmadığı, o mahşer yerinde Allah’ın gölgesinde gölgeleneceklerdir. Mahşerde peygamberler onlara gıpta ile bakacaklardır ve soracaklardır, bunlar hangi peygamberlerden? Bir münadi melek cevap verecek onlara, diyecekler ki bunlar peygamber değil. Diyecekler ki bunlar hangi şehitlerden? Bunlar şehit de değil. O peygamberler diyecekler ki bunlar kim. O münadi melek cevap verecek, bunlar dünyada aynı akraba olmadıkları halde, birbirleriyle alışverişleri, menfaatleri olmadıkları yerde, Allah için birbirini sevip, toplandıklarında Allah’ı zikreden kimselerdir. Bunlardan olmaya bak. Bunlardan olmaya bakın. Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Nefsine itaat etme, şeytana itaat etme, aklını ilahlaştırıp, aklının heva ve hevesine itaat etme. Yusuf Suresi ayet 53: ‘Ben nefsimi temize çıkarmak istemem. Çünkü nefis şüphesiz ki çokça kötülüğü emredendir.’ Sakın nefsini temize çıkarma. Sakın ben iyilerdenim deme. Sakın kendini suçsuz görme. Sakın kendini günahsız görme. Sakın kendini çok iyilerden görme. Bu peygamber sözüdür. Peygamberin dilinden, Kur’an-ı Kerim bize söylüyor. Nefsinizi temize çıkaranlardan olmayın. Allah bu bizleri muhafaza eylesin. Cenabı Hak nefsine uyanlardan eylemesin. Rabbim nefsiyle mücadele eden o kahraman kullarından eylesin. Cenabı Hak nefsine paye verenlerden eylemesin. Hakkınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz hayır olsun. Hakkınızı helal edin. Selamünaleyküm.

Mesnevî-i Şerîf Şerhi — Cilt 3 — Mustafa Özbağ’ın sohbetlerinden yazıya aktarılmıştır.
ISBN: 978-625-92739-6-9 • Tasavvuf Vakfı Yayınları

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Tevhîd, Nefs, Kalb, Sünnet, Şeyh, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı