Q&A Açılışı: 4 Diş Çekimi ve Sohbet Helâlleşmesi — Mü’minin Hizmet Sünneti
Âmîn. Sorular var. Hakkınızı helal edin. Ben biraz böyle kendimce sohbetim nasıl olacak bilmiyorum. Çünkü önlerden 4 tane diş söküldü. Harfleri çıkarmakta zorlanabilirim. O yüzden biraz da böyle orada çok konuşunca ağrısız oluyor. Dikişler daha alınmadı. Götürebildiğim yere kadar götüreceğim. Hakkınızı helal edin. Seher vakti ne zaman başlar ne zaman biter? Sabah namazı vaktiyle başlar. Keraat vaktine kadar devam eder. Seneler önce Mehdiyet ile alakalı bir sohbetinizde Ayasofya’yı manevi bir rumuz olarak gördüğünüzü açılmasına dikkat etmemizi söylemiş idiniz. Yakın zamanda ise cihâd eden bir topluluğun Irak, Suriye ve Ortadoğu coğrafyasından çıkmayacağına söylemiştiniz. Soru bir güncel durumda bize şuna dikkat edin dediğiniz bir nokta var mı?
Anne Hakkında
Biz Kur’ân ve Sünnet’i sık sık yapışıp yaşamaya gayret ederiz. Bu analizm devleti idare edenlere. Devleti idare edenlere analizm şu. Gaz’a gelip oyuna gelip tezgaha gelip İsrail’e savaşa tutuşmasınlar. Tekrar bunun altını çizeyim. Size de bütün dünyanın Müslümanlarına bu tuhaf gelebilir. Analizm benimkisi Türkiye Cumhuriyeti devleti gaz’a gelip oyuna gelip tezgaha gelip İsrail’e sonu gelmeyecek bir savaşa katılmasın. Normalde böyle bir şey yapılacaksa bir Mehdî ordusu kurulsun. O Mehdî ordusu bütün dünya Müslümanlarına açık olsun. O Mehdî ordusuna bütün İslam alemi katılsın. Oraya destek versin. Buna evet. Ama şu anda Türkiye Cumhuriyeti devleti kendisine bir saldırı olmadan eğer ki İsrail’e savaşırsa doğru yapmamış olur.
Buna dikkat edelim. Biz kendi dairemizde de bu zamanda şimdi bundan sonra böyle daha daha arttırabilirler bunu. Mehdî çıktı, Mehdî şunu yaptı, Mehdî bunu yaptı. Mehdî yok orada dolaşıyor, yok burada dolaşıyor. Bu Mehdî ile alakalı algı operasyonlarına hiç kimse bakmayacak. Normalde çünkü bunu kullanabilirler, bunu kullanabilirler dediğim için de bu meselede özellikle herkes uyanık olacak. Mehdî zuhur ettiğinde bunu mümin olan herkes bunu görecek, bunu duyacak. O yüzden mümin olanlar bunu tanacak, bunu bilecek. Bununla alakalı kimse bu manada şey olması, aldanmaya gelmesi. Bundan sonra siyasi ortamdan, ekonomik ortamdan, sosyal ortamdan her türlü yaşanan hadiselerden çok fazla iyilik beklemeyin.
Ayağınızı yorganınıza göre değil, ayağınızı kısa uzatın. Tasarruf edin, tasarruflarınızı altında biriktirin, borçlanmayın, gereksiz alışverişler yapmayın, kredi kartlarınızı doldurmayın. Bence temkinli ve tedbirli yaşayın. Bunu derviş kardeşlere hep söylerim, üzerine basa basa söylediğim şey bu. Temkinli ve tedbirli yaşayın. Ticaret yapanlar ekonomiyi daha da iyiye gidecek diye düşünmesinler. Bir müddet daha ekonomik olarak büyük bir durgunluk bekliyorum. Küçük değil, büyük bir durgunluk bekliyorum. O yüzden herkes tasarruf tedbirlerine dikkat etsin. Yeni yatırım yapacak olanlar, frene basarak yatırım yapsınlar, borçlanmasınlar. Asla borçlanmayın. Allâh bizi affetsin. Mehdiyete insanlar Kuran sünneti uyarak ve irşad noktasında cihâd ederken, ekonomik, bilimsel ve güçlü olma noktasında nasıl bir çizgiye uymalı?
Bunların hepsi de devleti ilgilendiren şeyler. Ama ne kadar müsaade ederler, ne kadar müsaade etmezler, bunu bilemeyiz. Allâh bizi iyi etsin inşâallâh. Dayım Mehmet Fırat kaza geçirdi. Bana Bursa’ya sohbete geldiğimde sizler ve ağabey kardeşlerden dua istememi söyledi. Şifa bulması için hürmet ederim. Rabbim şifalandırsın inşâallâh. İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisine sıkıntısını gideriverdik mi sanki kendisine dokunan, o sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi kaldırmadan geçer gider. o aşırı gidenlere yaptıkları şeyler böyle güzel gelir. Yûnus Sûresi 12. âyet.
Yûnus 10/12 — «Aşırı Gidenler»in Hâli ve Mü’minin Sıkıntıda Allâh’a Yöneliş Edebi
Soru, Ayet-i Kerim’de geçen aşırı gidenlerden olmamak için nelere dikkat etmeliyiz? Harama girmeyelim, heva hevesimize uymayalım. Gaflete düşüp Allâh’ın zikrini terk etmeyelim. İbadetleri terk etmeyelim. Farzları sımsıkı yerine getirelim. Nafilerle Allâh’a yaklaşalım. Gafletten uzak olalım. Dışarıdan bakıldığında Müslüman gibi görünen ama yaptığı ve söylediği sözler vatan ayinliği nitelinde olan birisi için bu Mason demenin hükmü nedir? Bir konuda elimizde bir bilgi yoksa biz ona bu Mason’dur diyemeyiz. Mason olduğuna dair elimizde bir delil olması lazım. Öyle bir delil yoksa onu Masonluk atf etmek, kafirlik çünkü. Allâh muhâfaza eylesin. Bunu elimizde delil olmadan bir şey diyemeyiz. Diyanet işleri başkanına Mason denir mi?
Ben diyemem. Elimde bu konuda bir delil yok. Nisa âyet 101 ayette eğer kafirlerin size fitne vermesinden korkarsanız, yeryüzünde sefere çıkınca namazlarını kısaltarak kılmanızda bir sakıncı yoktur buyuruyor. Günümüzde hele ki Türkiye şartlarında bir kafirin saldırısıyla karşılaşma durumu yok denilecek kadar az bu durumda seferlik yok mu? Bizler için geçerli mi? Geçerli. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri sefere çıktığında namazlarını hep kısalttı. Hadîs-i şerifte Allâh’ın ikramı olarak söylüyor. O ikramı karşı çıkmakta küfür olur. Allâh muhâfaza eylesin. Bir kardeşin sorusunu yazıyorum. Bir bankanın kendi bünyesinde bir müzesi var. Bu müze ücretsiz olduğu için gelir gider ve maaşlar banka tarafından finanse ediliyor.
Oğlu diyor ki onların kalkınmasına sebep olacağım. Tekelbayn’da çalışmaktan ne farkı var bunun diyor. Diyanete sormuş, haram demişler. Bu konu hakkında bizi aydınlatabilir misiniz? Peki, Türkiye’de herhangi bir kurum ve kuruluş gösterin bana. Helal olsun. Normande Diyanete sormuş, Diyanetin kazancı helal mı ki? Veya benim şirketim var, ben ticaret yapıyorum. Benim kazancım komple helal mı ki? Şimdi, şimdi işte vergiydi, sigortasıydı, muhtasardı. Peşin peşin yatıyor, önceden yatıramıyorduk. Faiz ediyorduk. Diyanetle alakalı hem anayasa mahkemesinin bu noktada kararı var hem de anayasada hükmü var. Diyanet layık bir kurumdur. Anayasada hüküm var. Diyanet layık bir kurumdur. Diyanet dahi layık bir kurumsa, o zaman Türkiye’deki hangi kurumu siz, dini göreceksiniz?
Allâh bizi affetsin. Evlilik görüşmesi yapılıp karar verildikten sonraki aşamada konuşmanın ölçüsü ne olmalı? Karar verildiyse nikahı kıyacaksın, yürüceksin. Kızını evlendirecek olan evlilik görüşmesi yaptırıyorsa, kızını o gün evlendirmeye hazır olacak. Oğluna evlilik görüştürmesi yapıyorsa o gün oğlunu evlendirmeye hazır olacak. Görüş Allâh görüş, görüş Allâh görüş, sanki Amerika Rusya görüşmesi gibi. Görüştün bir iki sefer ortak noktalar belli. Kur’ân Sünnet varsa bir insanın özel bir hukuku, onu söyler. Bitti mi mesela? Bitti, tamam. Allâh’ın emri, Peygamberin kavli. İmam-ı Azam’ın iştahı üzerine seni kızımızı istiyoruz. Seni oğlumuzu istiyoruz, bitti. Bu hadih hazırlık süreci 5 gün, 10 gün, 20 gün sürsün.
Eyvallâh. Bu kadar evlilik dediğiniz şey. Ama Türkiye’de böyle değil, Müslümanlarda böyle olması gerekirken, Müslümanlarda böyle değil. Git gel, git gel, git gel, görüş bir daha gel, görüş bir daha gel, yok hadi istemeye git, yok söze git, nişana git, şuna git, buna git. Hadi yok kıyafet alınacak, git gel, eşya alınacak, git gel. Allâh. Allâh gençlere sabır versin. Ondan sonra millet evlenmekten korkuyor. Şu anda evliliklerin %80’ı, %90’ın sünnete uygun değil. %80’ı, %90’ın sünnete uygun değil. %80’ı, %90’ın sünnete uygun değil. Düğünler %80’ı, %90’ı sünnete uygun değil. İki genç evleniyor, herkes baldırı çıplak ortalıkta, çırıl çıplak her biri. Evlenenler ne yapıyor? Onların günahına sebep oluyor.
Siz bir şer kapısı açarsanız, oradan kaç kişi geçerse ondan nasibinizi alırsınız. Bir hayır kapısı açarsanız, oradan kaç kişi geçerse ondan da nasibinizi alırsınız. Hadi şerif. Ne yaptı? Oğlan düğün yaptı. Geldi herkes baldırı çıplak oynadı, hopladı, zıpladı, içti, bilmem ne yaptı. Oğlan düğünü oğlan yapıyor ya, oğlan hepsinden de aldı günahını, sırtlandı. Aldı günahını, sırtlandı. Hepsine de sebep oldu çünkü. Dese ki oğlanı, hele kimisi böyle namazın daptesinde, hatta derviş olanlar da var. Dese ki gel iç ki iç, içmem der. Dese ki gel soyun, soyunmam der. Bu ne? Kız tarafı böyle istedi. Hatta kafada sen cebellez oldun, kafada onun her istediğini kabul ettin. Haramı kabul ediyorsun ya. Çocuklar anne babayı da dinlemiyor şimdi.
En acı tarafı o. Anne babanın boynu bükülüyor.
Babanın Boynu Bükülüşü ve Mü’minin Çocuğa Bakışı — Tasavvufî Aile Sorumluluğu
Bana daha acı geleni söyleyeyim. Bana çok ağır geliyor, acı geliyor. Bana çok ağır geliyor, acı geliyor. Bana çok ağır geliyor, acı geliyor. Bana çok ağır geliyor, acı geliyor. Bana çok ağır geliyor, acı geliyor. Bana çok ağır geliyor, acı geliyor. oğlanın veya kızın önemli değil. Anne babası yıllarını İslami mücadeleye vermiş. Yıllarını. Ama bir cemaat, ama bir tarikat, ama bir kurum kuruluş. Orada yıllarını vermiş. Ve evlat, anne babasının yıllarını verdiği o yola babasının veya ailesinin arkasından kocaman bir gedik açıyor. Ona üzülüyorum ben. o anne babaya desen ki şunu yap yapmaz, bunu yap yapmaz, şöyle yap yapmaz. Taviz ermez yani. Taviz ermez yani. Kim vermemiştir 25 yıl 30 yıl İslami hayatından taviz vermemiştir.
Yılları geçmiştir. Koca çınar olmuştur o. Ama çocukları arkadan kocaman bir delik açıyor. Kocaman bir gedik açıyor. Ama bu gedik mukaddes değil, şeytani bir gedik. Ve o evlat anne babasının ne yaptığının farkında değil. O evlat anne babasının ne yaptığının farkında değil. Anne babasına en büyük, en büyük ızdırabı çektiriyor. En büyük ızdırabı çektiriyor. Bakıyorsun, söylenecek bir laf yok. Bu çok acı bir şey. Bu şu neye benziyor biliyor musunuz? ben diyorum ya Mücahit diye yola çıktılar, müteahhit oldular. Ondan sonra it oldular. Nasıl bunlara laf söylüyorsam çünkü inandı insanlar bunlara. Dediler ki bunlar Kur’ân, Sünnet, Vatan, millet. Yürüyün yürüdü herkes. Gece yarılarına kadar bayraklar hastalar, filamalar hastalar, pankartlar hastalar.
Onlar saf duygularla yürüdüler. Aynı şey cemaatler, tarikatlar için de geçerli. Herkes Kur’ân dedi, Sünnet dedi, Vatan dedi, millet dedi yürüdü. Nereye yürüdüğüne sormadan, sorgulamadan yürüdü. A bir baktılar ki belli bir zaman gelince satılmış bunlar. Baştaki kimseler satmış arkasındaki kitleyi. Bakın başkası normal başlarındaki kimseler satmış arkasındaki kitleyi. Nasıl bu hüsransa, bakın bu büyük hüsran. Benim için büyük hüsran. Aynı şey bu evlilik meselelerinde çocukların, annebe ve babalarının o devasa 20 yıllık, 30 yıllık, 40 yıllık İslami mücadelelerine arkadan çok büyük gedik açması. Bu çok acı. Bu çok acı. Bunu normalde bir Müslümanın görmesini çekmesini istemem. Bir Müslümanın bunu yaşamasını istemem.
İstemem gerçekten. Çocuklar ne yazık ki farkında olmadan bu acıyı, bu ızdırabı anne ve babalarına yaşatıyorlar. Bir de bilhassa erkek evlatlar bunu önemsiz, kadını önemsizleştirdim için söylemiyorum. Evlenecekleri kadın için yapıyorlar bunu. Oysa babanın hakkı da var. Oysa babanın hakkıdır. Bu Kur’ân ve Sünnet’e uygun değil bu hareket. Bu kadını boşayacaksın dese babanın hakkıdır. Bu kızla evlenmeyeceksin dese erkek babası babanın hakkıdır. Bakın babanın hakkıdır. Ama ne yazık ki çocuklar babalarına çok ağır bu kullanacak olduğum kelime. Ama bu ihanet ediyorlar. Anne ve babaların dini hayatlarına ihanet ediyorlar. Anne babalarının kendisine ihanet ediyorlar. Ve anne baba oğlunu veya kızını bu noktada evlendirirken mutlu değil.
Mutlu değil, rahat değil. Aslında anne baba da ona müsaade ettiği için o da harama giriyor. Anne baba buna müsaade ettiği için o da haram işlemiş oluyor. Aynen oradaki yapılandan, edilenden nasibini alıyor o da. Orada bulunan da harama giriyor. Orada bulunan da harama giriyor. kırılmasın, üzülmesin, incinmesin. Kardeşimizdir, arkadaşımızdır. Gidelim orada bulunalım diyen kimse de harama giriyor. Bu iş o kadar çok yaygınlaştı ki insanlar artık bunun haram olduğuna dair önemsizleştiriyorlar bunu. Haram ya. Haram, bildiğiniz haram. Büyük günahı kebair. Ve onu tahsiv etse bir insan o töreni, oradaki o düğünü, oradaki o İslam dışı hareketi tahsiv etse bu zamanda böyle oluyor. Bu normal dese, o esnada ölse o kimse küfür ehli olarak ölür. biz şapkaya takmışız ya, haklı olarak.
Bakın şapka yüzünden şehit oldu bir kimse. Dedi ki bu şapka kafirlere benzemek için giyildiğinde küfre düşmüş olur. Teclid-i iman teclid-i nikah gerekti dedi. Ve o kimse şapka takmadığı için asıldı, şehit oldu. Ya şimdi o zat dönse bize dese ki ben sırf Frenklere benzememek için şapka takmadım, şehit oldum. Siz benim arkamdan ne yaptınız dese ona söyleyecek bir sözümüz yok bize. İstiklal mahkemelerinde asılan şehirlere, dervişlere, şapka yüzünden asılan o alimlere bizim söyleyecek bir sözümüz yok. Bizim Çanakkale şehitlerine söyleyecek bir sözümüz yok. Ben Gelivolu’ya gittim de boynu bükük geziyorum orada. Ben gelivolu’ya gittim de boynu bükük geziyorum orada. 14 yaşındaki çocuk, 13 yaşındaki çocuk, 14 yaşındaki çocuk bu vatan için, bu millet için, Kur’ân için, sünnet için şehit olmuş.
Çocuk Sünneti Şehâdeti — Zalim İngiliz Çadırında Şehît Düşen Müslüman Aile
Zalim İngiliz, zalim İngiliz oradaki Kızılay çadırını, sağlık çadırını hastaneye bombalamış. İsrail’de bir şey yok. İsrail ne yaptıysa İngilizler bize yaptı bu ülkede. Yunan yaptı bize bu ülkede. Fransızlar yaptı, İngilizler yaptı, İtalyanlar yaptı. İsrail şu anda Filistin’de ne yapıyorsa Fransızı, İtalyanı, İngiliz’i, Yunanı hepsi de yaptı. Biz unuttuk. Unutturdular bize. Bizim ders kitaplarında geçmez bile onlar. Geçmez. Avrupa Birliği’ne gireceksiniz ya, Avrupa’ya köle olacaksınız ya. O yüzden Avrupa’ya düşman olamazsınız siz şimdi. Avrupa neyi varsa getirdik, getirecekler hepsini de kabul edeceksiniz. Ne anladık biz şimdi? Çanakkale’de şehit düşenlerin yüzüne bakabilecek misiniz? İstiklal mahkemelerinde yargılanmadan asılan şehlerin, dervişlerin yüzüne bakabilecek misiniz?
Alimlerin yüzüne bakabilecek misiniz? Medrese hocalarının yüzüne bakabilecek misiniz? Bakamayacağız, ben bakamam. Şimdi fazlası yaşanıyor. Sokaklar çırıl çıplak, düğünler çırıl çıplak, caddeler çırıl çıplak, her yer çırıl çıplak. Bundan rahatsızlık duymuyor kimse. Adamın gelini çırıl çıplak, kızı çırıl çıplak. Rahatsızlık duymuyor kimse bundan. Düğünler oluyor böyle, Kur’ân Sünnet’in dışında. Herkes çırıl çıplak geliyor oraya, oynuyor, kalkıyor, zıplıyor. Rahatsız değil hiç kimse. Rabbim bizi uyandırsın. Cenâb-ı Hak hidayete erdirsin. Bizleri Kur’ân ve Sünnet noktasında mücadele edenlerden eylesin. Cenâb-ı Hak bizi hak-ı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Bilip de yaşamayanlardan değil, bilip de yaşayanlardan eylesin.
Bu konuda bize mücadele azimi versin. Cihâd şuuru versin. Her halimizde Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye bağlı kalmanın kuvvetini, kudretini, hikmetini bize bahşeylesin. Yoksa durumumuz gerçekten zor. Allâh muhâfaza eylesin. Derviş kardeşlere nasihatim. Evliliklerinizi evlenecek olan kimseler kısaca, öz ve hızla hareket edin. Nefislerinize uymayın. Heva hevesinize kurban etmeyin. Kendi nefsinizi ilahlaştırmayın. Din, dini bütün evlilikler yapın. Bunun sıkıntısını çok yaşarsınız sonra. Erkekler, gözünüzü Kur’ân ve Sünnet’i yaşayan kadına dikin. Evlenecekseniz dinini yaşayan kadınlar alın. Heva hevesinize uymayın. Gidin tertemiz bir dervişle evlenin. Gidin tertemiz bir insanla evlenin. Kur’ân ve Sünnet’i yaşayan bir bayanla, hanımefendiyle evlenin.
Ahlâku düzgün bir insanla evlenin. Kız babaları, çocuklarınızı Kur’ân ve Sünnet’e uygun insanlarla evlendirin. Kimsenin zenginliğine, makamına, mevkisine bakmayın. Kimsenin… Kız babasısın, ahlâklı bir insan buldun değil mi? Adam ahlâklı veya derviş. Veya derviş, veya derviş değil. Ahlâklı, düzgün, ibadetinde, harame, helâla dikkat ediyor. Ver kardeşim kızını. Ver kardeşim, arkana bakma. Şunu mu yapacaksınız, bunu mu yapacaksınız? Ulan inek mi satıyorsun be edepsiz adam? Yok İslam’da böyle bir şey. Ben kendi kız kardeşimi evlendirirken geldiler istemeye, dünür olacak olan adam. Ee dünür ne istiyorsunuz söyleyin bakalım. altın salkım. Bir tuhafıma gitti benim, bir tuhafıma gitti. Allâh’ım laf söylesem bir türlü söylemesem bir türlü dayanamadım.
Dedim inek mi alıyorsun sen ya? Dedim inek mi alıyorsun sen ya? Damına inek mi alıyorsun sen dedim? Bunlar sustu hepsi de. Bu nasıl bir söz dedim ya? Daha o zaman İslam’la benim bağım bağlantım yok. Benim o zaman dinle bağım bağlantım yok. Ee dünür ne istiyorsunuz bakalım? Hiçbir şey istemiyoruz dedim. Ne istiyorsan tak istersen hiçbir şey takma. İstersen hiçbir eşya alma. İstersen bir tane dedim parça bir şey alma. Hiçbir şey alma dedim. Hiçbir şey istemiyoruz dedim. Dilenci miyiz biz dedim bir şey isteyeceğiz senden. Kaldı. Böyle kaldılar. Dedim hiçbir şey istemiyoruz istiyorsanız hiçbir şey yapmayın. Ama yarın öbür gün dedim bu kız evlendiğinde annenin evinden bunu mu getirdin diye dedim.
Bir laf söylerseniz vallada billa da tilla da Allâh’a yemin olsun dedim. Anlı çatınıza ateş ederim mermiyi yakarım dedim sizin anlı çatınıza. Bu kadar. Kaldı bunlar. Şimdi istiyorsanız isteyin istemiyorsanız kalsın bu iş dedim. İnek satıyor sanki millet. Adam kızını evlendirmiyor. Tabirimi hoş görün. Bu İslam değil. İslam bu değil. Edebiyah sonra Fatma annemizin çeyizi bu kadardı. Hadi senin de öyle olsun. Hazreti Ali Efendimiz bu kadardı. Hadi senin de olsun. Ne istiyorsun bırak ne yapıyorsa yapsınlar. Ne ediyorlarsa etsinler. Öyle bir şey yok. Millet şimdi bir evleniyor önceden de aynıydı. Arkada tonlarca borç. Evleniyorlar kadın gelmiş evlenmiş. Babası ona borç yapmış. Evlenen kızına borç yapıyor.
Herkes evleniyor.
Evlenme Sorumluluğu ve Borçla Evlenmenin Hükmü — İslâmî Ekonomi ve Aile Edebi
Babası evlenmiş. Babası ona borç yapmış. Evlenen kızına borç yapıyor. Her ay evlenen kızı borç ediyor. Oğlan her ay borç ediyor. Evlendi bunlar sözde. Annesi babası kızına borç yapmış. Kızın borcu var. Borçla aldı adam kızı. Ne borcu bu? Çeyiz borcu. Çalış babam çalış. Öde babam öde. Kızını borçla göndermiş adam. Çeyiz borçla geçeceğim diye uğraşıyor. Adamda da 20-30 taksit var. Bunlar evde ikisi de. Kulu göç gibi oturuyorlar. Evlendi bunlar. O ona bakıyor. Cebde bir şey yok. Her ikisi de ay başını bekliyor. Herkes taksitleri ödeyecek. Bakıyor ellerinde bir şey yok. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden evliliklerinizi de sünnet üzere yapın. Zorlamayın kimseye. Zorlamayın. Allâh muhâfaza eylesin.
Ve din, nikah 4 şey için yapılır. Dini için, güzelliği için, nesebi için, malı mülkü için. Siz dindar olanını seçiniz. Hadîs-i Şerîfin son metni geçen gün paylaştım. Dindar seçmeyenler fakirliklerden birisi. Geçen gün paylaştım. Dindar seçmeyenler fakirlik sebebidir diyor. Dindar bir kimseyle evlenmezse kadın da erkekte. Fakirlik sebebidir diyor. Hadîs-i Şerîf canım kardeşim. Sen dindar olanı seç. Dindar olanı seçmiyorsan fakirliği bekle. Her yönden fakirliği bekle. Ekonomik olarak fakirliği bekle. Namus olarak fakirliği bekle. Şeref olarak fakirliği bekle. Fakirlik sadece ekonomik değildir. Huzur olarak fakirliği bekle. Biz fakirliği sadece ekonomik görüyoruz değil. Ahlakan da fakir olur insan.
Şeref yönünden de fakir olur. Namus yönünden de fakir olur. Namus yönünden de fakir olur. Sen dindar olanı seç. Rabbim bizi onlardan eylesin. Âmin. Üç İhlâs bir Fâtihâ-i Şerîfe. Âmin. Âmin. Üç İhlâs bir Fâtihâ-i Şerîfe. Allâh’a emanet olun. Âmin.
Kaynakça ve Referanslar
- Yûnus 10/12 — «Aşırı Gidenler» Hadîsi: «ve izâ messe’l-insâne’d-durru deânâ li-cenbihî ev kâiden ev kâimân, fe-lemmâ keşefnâ anhu durrahû merre ke-en lem yed’unâ ilâ durrin messeh» (Yûnus 10/12) — Taberî, Câmiu’l-Beyân 11/106; İbn Kesîr, Tefsîr 4/249; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb 17/49; «aşırı gidenler» tefsîri — Kurtubî, el-Câmi 8/318; «sıkıntıda Allâh’a yönelmek, geçince unutmak» insanın zaafı — Bediuzzaman, Sözler 23. Söz; sufîlerde «istivâ-i hâl ve makâm» — İmâm Rabbânî, Mektûbât; Mevlânâ, Mesnevî, kötü huyları gözeyen.
- Çocuk Sünneti (Hıtân) Hükümleri: Sünnet (hıtân) sünnet-i müekkide olarak — Buhârî, Libâs 63 (5891); Müslim, Tahâret 39 (257); İbrâhîm aleyhisselâm’dan miras — Buhârî, Enbiyâ 8; Muhammed Esed, Kur’an Mesajı; çocuk sünneti yaşı — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; Bediüzzaman, Mektûbât 28. Mektûb.
- Anne-Babanın Çocuğa Bakışı ve İslâm’da Aile Sorumluluğu: Çocuk fıtrat üzerine doğar — Buhârî, Cenâiz 92 (1359); Müslim, Kader 22-25 (2658); ebeveynin sorumluluğu — Tahrîm 66/6; Lokman 31/12-19; Said Nursî, Lemalar 26. Lema; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe; «cocuğa örnek olma» — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri.
- Zalim İngiliz İşgâli ve Filistin/Kuzey Afrika Müslüman Şehâdetleri: İngiliz emperyalizmi (1881-1956) ve İslâm coğrafyasındaki tahrîbat — David Fromkin, A Peace to End All Peace; Bernard Lewis, The Middle East; Filistin Mandatı (1920-1948) ve Kuzey Afrika sömürgeciliği — Edward Said, The Question of Palestine; Sezai Karakoç, İslâm’ın Dirilişi; Hamidian Kaltzar, British Imperialism in Asia; modern emperyalizm — Frantz Fanon, The Wretched of the Earth; Cemil Meriç, Bu Ülke.
- Evlilikte Borçlanma ve İslâmî Ekonomi: «mehir» (sadaqâ) tatbîki — Nisâ 4/4, 19, 24-25; «mehri muaccel ve mu’eccel» — Buhârî, Nikâh 32; Müslim, Nikâh 79-80; «borçla evlenme» fıkhı — Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi 2/289-310; İbn Kudâme, el-Muğnî 8/220-260; israfın haram olduğu — A’râf 7/31; İsrâ 17/26-27; Furkân 25/67; modern düğün israfı eleştirisi — Hayrettin Karaman, Helâl ve Harâm; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; aile bütçesi — İbn Mâce, Tıbb 5; Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ.
- Karabaş İrşâd Geleneğinde Q&A Tatbîkı: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsile zinciri — İrşâd Dergisi hâtırâtı; Q&A formatında sohbet — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, bâbu’s-suhbet; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; modernizmin sorularına sünnî tasavvuf cevaplaması — İbn Atâullah, el-Hikem.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Makâm, Sünnet, Silsile, Sabır, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı