PKK Silâh Bırakma Açıklaması — “Türkiye’nin Uğraştığı Terör Örgütlerinin Dışarıda Ağababaları Vardır” (CIA / Mossad / İrân / Çin / Almanya / Fransa / İngiltere / Suûd / BAE)
Sizin bu konu hakkındaki ve Türkiye’nin Genel Gündem hakkındaki görüşlerinizi paylaşır mısınız? Bunlar bilhassa Türkiye’nin uğraştığı terör örgütleri veya İslâm dünyasının içerisindeki bir kısım terörist gruplar kendiliğinden oluşmuş şeyler değildir. Bunların dışarıda ağababaları vardır. Dışarıdaki ağababaların emriyle kurulmuş. Bir tane iki tane de değil. Bir örgüt olur. Genelde örgütler ya Amerikancıydı ya Rusyacıydı. Ama sonradan işler değişti. Hele PKK’nın üzerinde çok değişti. PKK’da bir tek grup yok. Sadece CIA’nın yönettiği bir grup veya Mossad’ın yönettiği bir grup değil. CIA’nın Mossad’ın ortak yönettiği grup ayrı. İrân Gizli Servisi’nin yönettiği grup ayrı. Çin’in yönettiği grup ayrı.
Avrupalıların yönettiği, Almanların bilhassa yönettiği ayrı. Fransızların yönettiği ayrı. İngilizlerin yönettiği ayrı. Türkiye’nin yönettiği ayrı. O yüzden oradaki PKK kısaca bir sürü harfler var. 29 harf az geliyor şimdi. Oradaki hemen hemen mesela örnekliyorum size. Suûd’un desteklediği orada, Suûd’un desteklediği. Ondan sonra bir tane daha bir Arap Devleti var ya, Birleşik Arap Emirlikleri’nin desteklediği böyle kısım kısım örgütler var. Bu PKK’nın içerisinde bunların hepsi de.
Trump’ın Türkiye’den İstediği — Açıklamanın Havada Kalması ve Devletin İçindeki Gruplar (İngilizci / Amerikancı / Almancı / Mossadçı / Sabataycı / Kemâlist); “Türkiye, Türklere Bırakılmayacak Kadar Kıymetlidir”
O yüzden bu sadece İmralı’dakinin işi değil, İmralı’daki zaten o miting elemanı. O yüzden ona istediği açıklamayı yaptırabilirler. Bunda sıkıntı yok. Önemli olan bundan sonrasının ne olacağı. Benim şahsi kanaatim o açıklama biraz havada kalacak. Eğer Orta Doğu’da yeniden kartlar dağıtılacaksa, Trump’ın Türkiye’den istediği ayrı bir şey ve Türkiye’den alacağını alırsa, o zaman PKK’ya sırtını dönebilir. PKK’ya sırtını dönerse Türkiye oradaki gruba istediği gibi hareket edip onu baya çökertebilir. Ama Trump’la anlaşamadılarsa, anlaşmadılarsa o zaman orada, Orta Doğu’da bu açıklamanın bir anlamı kalmayacak. Türkiye için bunlar ayrı şeyler. Devletin kendince bir düşüncesi, bir fikri, bir zikri vardır.
Devletin kendi içerisinde de değişik kanaatlar var çünkü. Oldum alası böyledir. Osmanlı’nın son döneminden itibaren bunların temelleri atılmıştır. Devletin içerisinde İngilizciler vardır, Amerikancılar vardır. Ondan sonra İngiliz ve Amerikancıların ortak toplandıkları yerler vardır, toplanmadıkları yerler vardır. O yüzden ayriyetten devletin içerisinde Mossadçılar vardır, Sabataycılar vardır. Bu benim kendi şahsi kanaatim. Onlar ayrı bir gruptur. Devletin içerisinde böyle değişik Kemâlistler vardır. Onlar milliyetçi Kemâlist diyebileceğimiz solcu Kemâlistler vardır. Bunlar normalde İngiltere veyahut da Almanya ile çok ilişkili değildir. Devletin içerisinde Almancılar vardır. Bilhassa Almancı olanlar İslâmî kesimdendir.
Başlarına bir dert gelirse onlar Almanya’ya kaçarlar. Sonra İngilizler alır onları. Sonra onlara İngiliz pasaportu verirler filan fişman. o yüzden bunlar böyle Osmanlı’dan itibaren gelmişler, çöreklenmişler. Bunlar böyle zannetmeyin böyle ülkeyi biz yönetiyoruz diye. Benim bunlar kendi şahsi kanatlarım. seçimler de buna dahil. O yüzden hükümet olabilirsiniz, belediye başkanı da olabilirsiniz ama hükmetmek, yönetmek ayrı şeylerdir. O yüzden bunlar böyle şey değil. Komple yeniden bir dizayn lazım her şeye. O dizayn olmadığı müddetçe zor. Ama o dizaynı da yaptırmazlar bize zaten. Türkiye ama meşhur bir söz var ya Türkiye Türkleri bırakılacak kadar kıymetsiz bir ülke değildir. O yüzden Türkiye’nin Türklere bırakılmaması gerekir.
Geçenlerde bir eski siyâsetçinin bir konuşmasına denk geldim. Bakanlar kurulunda diyor. Türk oğlu, Türk birkaç tane var diyor, geri kalan eşi birisi diyor. Türk değil diyor. Bu DEM Parti’nin veyahut da İmral’ının açıklamasını çok önemsemiyorum.
Kuyucu Mehmed’in Babası: “Babalı Oğlanla Kocalı Karının Sözüne Güvenilmez” — PKK Silâhları Kim Verdi (ABD / İsrâ’îl / Yunanistan / Almanya); “PKK Çok Kocalıdır” (Amerika, Rusya, Almanya, Fransa, BAE, Suûd, İrân)
Yani bizim Kuyucu Mehmed var ya, Kuyucu Mehmed’in babasının böyle dışarıdan baktığında kıymet verilmeyecekmiş gibi sözleri vardır ama böyle yerli yerindedir. Onun sözüdür. Babalı oğlanla kocalı karının sözüne güvenilmez der. Ben dedim ya dayı bu açılımı ne? Oğlum dedi babalı oğlan sana söz verir yarın geleceğim der. Babası der ki otur lan yerine otur. Nereye sözü havada kaldı mı dedi. Kocalı kadın da aynıdır dedi. Kadın kendi kendine söz verir dedi geleceğim gideceğim şöyle olacak böyle olacak. Adam der ki dedi otur lan oturduğun yere kadının sözü havada kalır dedi. Hoş öyle adam kalmadı şimdi öyle babada kalmadı da. O tabii kendi zamanına göre konuşuyor. öyle adam da öyle babada kalmadı. Otur dediğinde kadın otursun, otur dediğinde oğlan otursun.
Bunlar artık böyle neredeyse diyeceğiz ki tarihte kaldı. Şimdi aynı şeydir. Şimdi bir örgüt kuruyorsun silâhlar var, tanklar var, tüfekler var, uçaksevarlar var. Her türlü mühimmat var. PKK, YPG, YPS, YDG ne dersen de kim verdi bu silâhları onlara? Kimin verdiği belli mi? Belli. ABD veriyor, İsrâ’îl veriyor, Yunanistan üzerinden veriliyor. Doğru mu? Doğru. Hatta Alman silâhları da yakalanıyor mu onlarda? Yakalanıyor. O zaman bu örgütün ağababası kimmiş? Kocası, kocası. Silah verenler. Kocası. O zaman onun sözü, onun sözü sana verdiği söz geçerli değil. Sebep? Kocası ne diyecek ya? Kocası ne diyecek? E sen asıl kocasından görüşeceksin. Kocasından görüştüysen, e tamam o zaman. Söyleyecek. Laf yok.
Yok kocasıyla görüşmediysen, kocası bu konuda bir şey demediyse o kocasının ağzına bakacak. Kocası silâh bırak derse bırakacak. Derse ki, haa sallâh kimin neymiş? Dinleme kimseyi sen derse dinlemeyecek. E zaten bir tane de kocası yok. Şimdi biz İslâmî hukuka göre düşünüyoruz. İslâmî hukuka göre göre bir kadının bir kocası olur. İslâm hukuku olmayınca, e kadının iki, üç tane farklı profili çıkar. O kadının birisi bile bıçak çok keskindir. Kadına yat yer eder, o bıçak keskinliğinden dolayı ürker, yatar yere. Veya da kadının platonik âşıklığı vardır. O platonik âşığını görünce dayanamaz. O da ona yat deyince gene yatar. E kadının bir de normalde nikâhlı kocası vardır. E nikâhlı kocası da nikâhlı nasıl olsa o önemli değil.
E böyle olunca, e Diyânet de zaten buna fetvâ veriyor zaten. Kadın diyor beş tane adam da dolaşsa resmi nikâhı kimdeyse onunla evlidir diyor. E öyle olunca kadınlar çok kocalı olmuş oluyor. Bu terör örgütleri de çok kocalıdır. Kimisine gücünden dolayı itaat eder. Kimisi platonik âşıklığı vardır. O yüzden ona kabul eder, ona normalde önünde eğilir. Böyle vardır. E şimdi baktığımız zaman bunları böyle açık açık konuşmak lazım. Yıllardan beri konuşuyorum da o PKK, YPG bilmem ne hepsine baktığında bakın. Amerika, Rusya, Almanya, Fransa, Yunanistan, sonra Orta Doğu’da Birleşik Arap Emirlikleri, Suûdî Arabistan, İrân.
Q1 (Giriş): Şeyhe Yakın Olmak Ne Değildir? — “Ön Halkada Olmak / İkili İlişki / Sürekli Görüşmek” Bizim Öğretimiz Değil
Bunların hepsi de PKK’nın kocası hükmünde. Bir tane değil ki. E şimdi birinden yüz bulamazsa öbürküne gidiyor. Öbürkünden yüz bulamazsa öbürkü gidiyor. Eee hangi birinden baş edeceksin? Onları normalde öldürüyor her gün Türkiye onlardan. Yenilerin oradan, Sûriye’den, Irâk’tan veya paralı boyuna adam topluyorlar. Yer müsait. Allâh bizi affetsin. Ya Allâh. Şeyhine yakın olmak nedir? En ön halkada olmak mıdır? Şeyhi ile ikili ilişkiler kuvvetli olmak, sürekli görüşmek midir? Vallahi hiç öyle anlatmayız. Biz şeyhine yakın olmak için ön halkada olma şartı var mıdır diye. Şeyhi ile ikili ilişkileri kuvvetli olmak nasıl bir şeydir onu da bilemem. Sürekli görüşmemidir.
Şeyhe Yakın Olmak — Kur’ân-Sünnet Dâ’iresinde Dergâh ile Uğraşmak, Allâh ve Resûlü’nün Yolunda Yürümek; Dergâhın Hukuku ile Yakınlık Farkı
Bizim böyle bir öğretimiz olmadı hiç. Benim bildiğim şeyhe yakın olmak Kuran Sünnet tarihisinde, o normalde dergâhla alakalı meselelerde uğraşmak, koşmak, Kuran Sünnet’i daha iyi yaşamak, Allâh’ı sevmek, Allâh ve Resulünün yolunda yürümek. Benim bildiğim yakınlık bu. Bizim gibi dergâhlarda, bizim oluşumumuzda, şeyhin etrafında olmak bir şey ifade etmez çok. Ben üç aşağı beş yukarı kimin ne yaptığını bilirim. O yüzden böyle yok ikili ilişki kurmak öyle bir şey de değil. örnek demek gerekirse ben İstanbul’da kim hizmet ediyor kim hizmet etmiyor Çanakkale’de kim ne yapıyor üç aşağı beş yukarı bilirim. Şimdi normalde yolun başında yolla ilgilenenler vardır onlarla bir hukuk oluşmuştur. Bu normalde dergâhın hukukudur.
Bu dergâhın hukuku ayrı bir şeydir. O yakın olmak ayrı bir şeydir. Yakın olmak dergâhın hukukunu çiğnemek değildir. Dergahın hukukunun dışına çıkmak da değildir. Ama örnekliyorum ben İstanbul’la alakalı bir şey konuşacağım isem muhakkak Zâkir’le konuşacağım. Bu benim ona çok yakın olduğumu veya onun bana çok yakın olduğunu farklı bir yakınlık içerisinde olduğumuz düşünülmez. Bu dergâhın hukukuyla alakalıdır. Ben Adnan Hoca’yla dergâhla alakalı dergâhın hukuku noktasında yılların arkadaşları dostları yılların emektarları Hüseyin, Adnan, Câfer Hâcı Erkan gibi. Arkadaşlar normalde yıllardan beri burada İsmâ’îl ondan sonra Cemîl örneğin Cemîl öğrenciydi burada üniversitede. Kaça gidiyordun Cemîl? 94 1. sınıfa gidiyor 94. E şimdi normalde onlar tarih süreci içerisinde dergâhla haşır neşir olmuşlar.
Yoksa onlar yaklaşık sizin grup 15-20 kişi vardı değil mi Cemîl? Vardı. 15-20’den sağlam kalan 3-5 tane filan değil mi? şey değil onu sürdürebilmek önemli olan o. Onu sürdürebiliyorsa o kimse belli bir hukuka ulaşmış olur. Ama böyle bunun mesela yakin olmayı farklı anlaşılıyor. şeyhin kendine ait bir disiplini vardır, kendine ait bir hukuku vardır. O ne şeyhlik hukukunu çiğnetir ne de kendi disiplinini bozar. Dışarıdan o algılanmayabilir, anlaşılmayabilir. Bizim Şeyh Efendi ile yaşadığımız o. Mesela Allâh beni affetsin. bir şeyhin evinde bir zâkirin odasının olması düşünülebilir mi? Benim Şeyh’imin evinde benim odam vardı. Bildiğiniz oda. Dedik Mustafâ Efendi daha inşaat halindeyken Mustafâ Efendi burası sana et buraya kafana göre yaptır dedi.
Ben aynı gün odanın içerisinde banyo tuvalet yaptırıyorum.
Şeyh Efendi’nin Evinde Mustafâ Efendi’nin Odası — “Banyo Tuvâlet Yaptır” Hâdisesi; Yine de Şeyh-Mürîd Disiplini Hiç Bozulmadı
Aynı gün oradaki ustalara talimat verdim buraya dedim banyo tuvalet koyun. Koştular onlar da dervîş Şeyh Efendi’ye banyo tuvalet istiyor diye. Şeyh Efendi onları böyle kulağım duydu benim. Şeyh Efendi onlara dedi ki Mustafâ Efendi banyosuz duramaz her gün duş alır o yapın onun istediğini dedi. Ben Şeyh’imin evinde kendi odamın bana vermiş olduğu odanın içerisinde banyo tuvalet yaptırdım. Kalırsam orada kalıyordum. Bana diyordu ki odan hazır Mustafâ Efendi. Şimdi bunlar çok konuşulmayan şeylerdir. Çok konuşulmaz. Bunlar en yakın Câfer bilir, Adnan bilir, Hüseyin bilir. Örneğin sonra câmi’in yanına biz bir tane daha ev yapıldı oraya. Onun alt katı benimdi. İki kattaydı orası. Mustafâ Efendi buranın alt katı senin dedi.
Hatta bu evin yarısı senin dedi. Ama bizim onunla Şeyh, mürîd ilişkisi hiç bozulmadı. O disiplini koruduk, o disiplini muhafaza ettik. bu konuda böyle bir gevşekliğe muhal vermedik hiç. Mürid, üstadının mürşidini muhakkak kendisine yakın görür. Herkes yakın görmeli zaten. Ama bu böyle bir gevşekliğe, nahoşluğa, böyle bir kuralsızlığa götürmez insanı. Ama bir üstâd kendince şahsa özel de hukuku uygulayabilir mi? Uygulayabilir. Ama bu yine öbür dervîşlerin gözüne sokar gibi olmaz. O yüzden ben hep derim ön halkadır durmak tehlikelidir aslında.
Ön Halkada Durmak Tehlikelidir — Şeyh Efendi Zamânında Kabir Başında “Ne Gördün?” Hâdisesi (Halı Görmedi, Mustafâ Efendi Anlattı: “Bir de Beğenmiyorsunuz Mustafâ Efendi’ye”)
Şeyh Efendi zamanında tehlikeliydi. Şeyh Efendi zamanında başında durmak nasıl tehlikeliydi? eski arkadaşlar bilir, hemen işaret eder. Ne gördün halkada? Gözünün önündesin ya orada. Sen zâkirmişsin, nakîp imişsin, nukabâ imişsin. Hiç dinlemez Şeyh Efendi. Bir kabrin başına gidersin, zikrullâh’ı yaparsın, hemen sana sorar ne gördün der. Sen o korkuyla ezilirsin zaten yanında pek durmak istemezsin. Üç beş adım geride aman beni görmesin dersin. Arkadaşlar öyle yapıyordu. Koca nakîbi nukabâ kabrin başında ne gördün aaa dedi ona. Aaaa demedi ne gördün dedi adıyla söyledi. Ben bir şey göremedim dedi. Onu mesleğinden söyledi. Şunu da mı görmedin dedi. işte mesleğine değilim ki halıcılık. Halı da mı görmedin dedi ona.
Kaldı böyle ona nazîre eder gibi. Mustafâ efendi anlat dedi bana. Bana ne gördün diye sormuyor. Anlat dedi. Ben şöyle oldu dedim. Döndü ona. Bir de beğenmiyorsunuz Mustafâ efendiye dedi. Ben o kardeşin hakkımda dedikodu ettiğini orada öğrendim. Şimdi ön halka tehlikeli alakadır. Bir iki üçüncü halka tehlikeli alakadır. Şimdi bazen insanlar kendilerince ben ön halkaya geçeyim diye düşünürler. Tabii ben o tehlikeli havayı oluşturmuyorum. Ben sormam kolay kolay ne gördün diye. Ama bazen bazı arkadaşlar kendilerinde olmayan bir şey oluyormuş gibi gösteriyorlar. Onlar kendileri volteye yakalanıyorlar. Benim için bana yakın kimse demek hizmet eden insan demektir. Dergaha koşturan insan demektir. Ben ona bakarım.
Dergahta ne yapıyor bu adam? Benim için önemli olan odur. O kimseyi rüyamda görmem, halimde görmem benim için ölçüdür. O kimsenin dergâh için ne yaptığı benim için ölçüdür. Benim ölçülerim bunlardır. Öyle olunca o öndeymiş arkadaymış. Dergaha bağımlılığı nasıl? Üstada bağımlılığı nasıl? Bunlar o meseleyi yakınlığı bunlar dizayn eder. Allâh bizi affetsin.
Q2: Çavuş, Nakîp Olmadan Allâh’a Âşık Olunur Mu? — “Olunur, Makâmsız Sevmek En Güzelidir; Makâm Ayağa Pranga Gibidir” + Q3 (Giriş): İmâm Hatîp 11. Sınıf Felsefe — “Yağmur Yağıyor mu, Yağdırılıyor mu?”
Çavuş, nakîp olmadan da Allâh’a âşık olunur mu? Olunur, ne olunacakmış? Makamsız sevmek mümkün mü? En güzelidir. Makam bu konuda insanın ayağına pranga gibidir. Ben İmâm Hatîp Lisesi 11.sınıfta okuyorum. Felsefe dersinde hocamla bir konu hakkında tartıştık. Efendim yağmur yağıyor mu yoksa yağdırılıyor mu? Bu konu hakkında beni aydınlanabilir misiniz? Yağmuru Allâh yağdırır. Bu konuda âyet olması lazım herhalde. Ama felsefeciler öyle demezler. Felsefeciler der ki yağmur yağar. tabî’at şartlarını öne koyarlar. O tabî’at şartlarının neticesinde yağmur yağır derler. Oysa aynı tabî’at şartları oluştuğunda yağmur yağmaz. Bu da ayrı bir mesele. Ama onlar için yağmur yağır, yağdırılmaz. onu Allâh yağdırmıyor o manada.
Q4: İslâm’da Felsefe Var Mı? — Gazzâlî’nin Tehâfetü’l-Felâsife’si; Kur’ân Âyetlerinin Zâhirî / Bâtınî Mânâları, Müteşâbih Âyetler; Yunan / Batı Felsefesinin Akāid’deki Sıkıntısı
İkinci sorum da İslâm dîninde felsefe var mıdır? Varsa ya da yoksa bana kaynak gösterebilir misiniz? Örneklendirebilir misiniz? Normalde genel manada felsefeyi reddetmişler. Ama felsefeyi reddederken de Gazzâlî felsefecilere bir cevap olarak bir kitap yazmış. Bu sefer İslâm’da felsefe var mı yok mu tartışması havada kalmış. Gazzâlî’nin felâsifetü’l-, arkasını getirin. Evet neydi? Tehâfetü’l-felâsife. Gazzâlî’nin böyle bir felsefecilere verdiği bir cevap olarak vermiş onu. Tabi ben sonra felsefecilerden onlara ayrı bir cevap olduğuna inanmıyorum da bazıları var diyorlar. Gazzâlî’ye de cevap yazdılar diyor. Ben okumadım, ben bu noktada araştırmadım. O yüzden böyle bir şeyin cevap olarak var olduğunu, olmadığını bir şey diyemeyeceğim.
Ama velâkin bütün dînlerin kendi içlerinde adına felsefe demesek de farklı bir derinliği vardır. Mesela Kur’ân-ı Kerîm’in âyetlerinin farklı anlamları olabilir ki öyledir. Yedi farklı okuması olduğu gibi bir âyet-i keriminin hem zâhirî hem bâtınî mânâsı olabilir. O yüzden zâhir mânâsı çok değişmese de bâtın mânâsı değişebilir. muhkem âyetlerin dışında olan müteşâbih âyetlerin bunun noktada insanların mânâ i’tibâriyle farklı bir açılımı var. Olabilir. Bunun da adına felsefe derlilerse desinler. Bunda bir sıkıntı yok. Ama velâkin İslâm dîn olarak Kur’ân ve Sünnet’e tabidir. Kur’ân ve Sünnet’e tabi olduğu için bir kelimeden Kur’ân’ı, Kur’ânî bir kelimeden farklı masdarlardan, farklı köklerden farklı manalar yakalayabilirler.
Bu felsefe değil ama. Felsefe biraz daha olmayan bir şeyin üzerinden olmuş gibi hüküm çıkarmaktır. O yüzden Yunan felsefesinin, Batı felsefesinin genel olarak akāid noktasında köklerinde sıkıntı vardır.
Q5: Takvâda Zikir mi, Namâz mı Üstündür? — Namâz Vaktinde, Zikrullâh Dâ’im Üstün; Ankebût 29/45; Hz. Ömer-Hz. Ebû Bekr Hâdisesi: “Zikredenler Bütün Fazîletleri Aldı Götürdü”
Takvada zikir mi daha üstündür? Namaz mı? Namaz vaktinde üstündür. Zikrullâh ise her dâim üstündür. Mesela bir kadın muayen zamanlarında namâz kılamaz. Ama zikrullâh yapabilir. Bir erkek abdestsizken namâz kılamaz. Ama zikir yapabilir. Âyet-i Kerîme’de de Ankebût âyet 45’te Allâh’ı zikir en büyük iştir demiş. Öyle olunca zikrullâh en büyük iştir. Fazilet açısından bütün ibâdetlerin üstündedir. Fazilet açısından dedim. namâz kılanların en hayırlısı kimdir Ya Resulallah? Allâh’ı zikredenler. Oruç tutanların en fazîletlisi kimdir? Allâh’ı zikredenler. Zekat verenlerin en fazîletlisi kimdir? Allâh’ı zikredenler. Hadîs-i Şerîf’te ne diyor ki Allâh’ı zikreden en büyük iştir. Bütün fazîletleri aldı götürdü.
Hazret-i Ömer Efendimiz, Hz. Ebû Bekr Efendimiz öyle diyor. Oradan Allâh Resûlü müdahale ediyor. Na’am, evet. Allâh’ı zikredenler bütün hepsini aldı götürdü diyor. O yüzden Allâh’ı zikir bütün ibâdetlerden üstündür. Ama normalde bu demek değildir ki Ramazân ayı gelince oruç tutmayacağız. Bu demek değildir ki ezân okununca namâz kılmayacağız. Bu demek değildir ki zekât miktarı paraya ulaştığımızda zekât vermeyeceğiz. Bu demek değildir ki hac farîzasını yerine getirmeyeceğiz. Böyle bir şey yok. Ama velâkin hac yapanların hangisi daha fazîletlisi? Allâh’ı zikredenler. Oruç tutanların en fazîletlisi kim? Allâh’ı zikredenler. Namaz kılanların en fazîletlisi kim? Allâh’ı zikredenler. O zaman Allâh’ı zikretmek bütün ibâdetlerden daha fazîletli oldu.
Daha fazîletli olması demek öbür ibâdetleri terk edeceğiz mânâsı çıkmasın yalnız. Bu o manada değil. Allâh bizi zikredenlerden eylesin.
Cumâ Günü Oruç Tutmayın (Şa’bân-Ramazân Arasını Ayırma); Kadınların Nâfile Orucu — Eşten İzin Almazsa “Oruçluyum” Dememe Edebi
Efdalü’z-zikri fa’lem ennehû. Lâ ilâhe illallâh Hak Muhammedün Resûlullâh cemî’an enbiyâ ve’l-mürselîn ve’l-hamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn El-Fâtihâ ma’a salavât Allâh’ımma Sâlih ala Seyyidinâ Muhammeden ve ala âli Muhammed Âmîn Bir iki mesele vardı. Birincisi normalde malum yarın cumâ, cumartesi gün oruç var. O yüzden cumâ günü oruç tutmayın. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri Şa’bân ile Ramazân’ın arasını ayırt etmiş. En az iki üç gün tutmamış Şa’bân’dan sonra. Ama bazılarında bir gün diyor tutmadığı Şa’bân ayında çok oruç tutarmış çünkü. Muhakkak Şa’bân ile Ramazân’ı birleştirmek yok. Ama bir kimse, örneğin keffâret tutuyorsa o zaman o ayrı. O da birkaç gün öncesinden başlasa daha iyi olur ama neyse keffâret tutuyorsa o mecbur tutacak.
Bu bir. İkincisi kadınların nâfile orucuyla alakalı kadınlar nâfile oruçlarını normalde erkeklere haber vermesi gerekir. Haber vermedi, kadın oruçtu. Adam onunla cinsel ilişkiye girmek isterse kadın ona ben oruçluyum deme lüksüne sahip değil. Hatta eşine söylemediyse oruç tutacağını oruçluyum bile demesin. eşi ona meyil edecekse önünde bir hanım oruçlu şimdi orucunu bozmuş olmayayım diye düşünmesin. Ama öbür türlü buradaki kadının adamdan izin alması cinsel ilişki ile alakalı. Adamın böyle bir derdi yoksa kadın bunu normalde böyle erkeklik modunda benden izin alacağım, benden nasıl izin almazsa almadan oruç tutarsın bu modda değil bu. Bunu bu modda görüyorlar böyle bir şey değil. normalde kadın orucunu tuttu adamın haberi yok oruç tutundan.
Adam ama geldi eve aniden ilişkiye girmek istedi kadın ben oruçluyum demeyecek izin almadı ya hiç seslenmeyecek oruçluymuş gibi davranmayacak nâfile ertesi gün vâcib olacak. Orucu bu noktada bozmuş olacak ama öbür türlü adam evde öyle ya ne zaman ne yapacağı da belli değil öyle bir şey olunca da kadın ondan izin almalı eyvallâh. Veya birkaç tane daha soru vardı aklıma gelen en önemlisi bu aslında onu bir yazıya dökecektim inşâ’allâh da unuttuk unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz hadîs-i şerîf kendimizi sorumluluktan attık. Birkaç daha madde vardı en önemli gördüğüm şey buydu kadınlar böyle ibâdet ediyoruz Allâh’ı zikrediyoruz noktasında eşlerine karşı böyle fazla dik durmaları da hoş değil.
Mesela bazı erkeklerden telefon açıyorlar konuşuyorlar mesela kadın aman böyle ibâdet ediyor ya adama karşı böyle bir fazlaca tek takvâ süsü verip adamı böyle zapturapt altına almaya çalışıyor.
Ahir Zamân Hastalığı — Roller Tersyüz Olmuş (Kadın-Erkek, Çocuk-Ebeveyn, İşçi-Patron, Mürîd-Şeyh); İslâmî Kesimde Kadının “Takvâ Süsü” ile Erkekleşmesi; Hz. Â’işe Annemiz’in “Soyunup Yatardık” Hadîsi ve Sosyal Medya Patlaması
Bakın bu hataları yaptı bazı dergâhlar bazı cemaatler kadınlar kendilerinden adamları soğutmasınlar. İbadeti öne sürerekten erkeklere erkekleşmesinler. Takva kendince süsü verip erkeklere erkekleşmesinler. Şu anda dünya toplumu ne yazık ki kadın kadınlığını bilmiyor erkek erkeklini bilmiyor çocuk çocukluğunu bilmiyor anne anneliğini bilmiyor baba babalığını bilmiyor. Mürîd müritliğini bilmiyor şeyh de şeyhliğini bilmiyor patron patronunu bilmiyor çalışan işçi işçiliğini bilmiyor. Bütün her şey ters yüz olmuş vaziyette ahir zaman hastalığı bu işçiler patron patronlar işçi. soruyorum esnaflara o kaçta geliyor iş veren 7.5-8 de geliyor çalışan kaçta gelecek 8.5 da gelmesi lazım 9 da geliyor 9.5 da geliyor elinde poğa çayla geliyor.
Aynı şey resmi dairelerde de var resmi daireye gidiyorsun kaçta başlıyor mesai 8.5 da 8.5 da kimse mesaiye başlamıyor. Geçenlerde Mehmed Emîn Bey ile bir yere gittik mesai 8.5 da başlıyor Mehmed Emîn Bey 9.5 da filan başladılar değil mi 9.45 de mi değişmiş her şey şimdi evlerde de aynı kadınlar adam adamlar kadın rolünde. hani çocuklarla da alakalı aynı ebeveynler kendi kral ve kraliçelerini doğurmadıkça kıyamet kopmaz evde kral erkek çocuklar kraliçe kız çocuklar. bu o noktaya gitti aynı şey kadınlar erkek erkekler kadın oldu. kadın fitursuz davranmak istiyor. İslâmî kesimde daha sıkıntılı şöyle sıkıntılı. İslâmî kesimde İslâm öne sürülerekten yapılıyor bu. kadın kendine takvâ süsü veriyor. robadan elbiseyle yatan kadın varmış. ben Hz.
Â’işe annemiz’in söylediği sözü söyledim sosyal medya patladı çalkalandı benim ne küstâhlığım kaldı ne terbiyesizliğim kaldı ne edepsizliğim kaldı. Oysa hadîs sahîh meydanda duruyor Hz. Â’işe annemiz biz her gece soyunur Allâh Resûlü’nü yatan öyle yatardık. Bu hadîs-i şerifi söyledim diye ben sosyal medya çalkalandı. Halbuki şunu görmüyorlar ya kadınlar sokakta çıplak zaten. Bu erkekler o çıplak kadınları her gün görüyorlar dışarıda. Müslümân bir adam zina yapmaktan uzak harama gitmekten uzak evine geliyor. Evde de normalde çok özür dilerim ama çamaşır sulu eşofmanlarla dolaşan gece yatarken de örtünen melekler gelirse melekler utanmayacakmış. kendisini Hz. Â’işe annemiz’in yerine koydu. kocasına vahy geliyor kocasına vahy geldiği için o başı açık bile dolaşmayacak.
Ya diyorum burada başka bir şey var bak Hz. Â’işe annemiz de eşdeğer değil demiş. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşleriyle kendisini eşdeğerde görüyor. Senin kocan peygamber değil ona vahy gelmiyor. Sen Â’işe annemiz değilsin. Hatîce vâlidemiz değilsin. varaka Hatîce annemiz’e diyor ki yine öyle bir şey olduğunda sen başını aç diyor. Başını aç diyor. Başını açtığında o hal devam edecek mi etmeyecek mi diyor. Bir bak.
Hz. Hatîce Annemiz’in Varaka Tedrîsi — “Başını Aç, Hâl Gidiyor mu?” (Cebrâîl mi Şeytân mı İmtihânı); Bizim Kadınlarımız Kendilerini Hz. Â’işe ile Eşdeğerde Tutuyor; Müslümân Kadın Evde Paçoz Kıyâfetlerle Dolaşıyor
Hz. Hatîce annemiz başını açıyor. Başını açınca o hal gidiyor onu anlatıyor. Diyor ki böyle böyle o zaman bu diyor. Cebrâîl diyor bu şeytan değil diyor. Bu kâfir cinnî değil diyor. Varaka diyor bunu. Varaka âlim. Entellek değil bir kimse. Hz. Hatîce annemiz müşrikken de başı örtülü. Hatta müşrik diyemeyiz biz ona. Oradan çıkıyor. Bizim kadınlarımız kendilerini onlarla eşdeğerde tutuyor. Canım kardeşim bu erkekler dışarıda her gün kadınlar çıplak. Yaz geliyor şimdi. Yazıda kışıda kalmadı zaten. Üşümüyorlar mı bilmiyorum. Ben normalde paltoyla üşüyorum. Kadınlar kışın göbeğinde çıplak dolaşıyor ve tırnak içerisinde kendisini dinlendir. Kendisini İslâm’ı gösteren kadınlar evlerinde ne yazık ki.
Rahibeler gibi dolaşıyor. Dışarıda öyle dolaşsan evin içinde dolaşıyorlar. Evin içinde dolaşıyorlar. Bunu da tırnak içerisinde takvâ olarak görüyorlar. Ey kadınlar İslâmî kadınlar kocalarınıza güzel görünmeniz. Kokulanmanız temiz olmanız ve de bir şey yapmanız. Kocalarınıza güzel görünmeniz, kokulanmanız temiz olmanız ve ilgi çekici olmanız, cezbedici olmanız takvâ. Tekrar söylerim bunu. Ey tırnak içerisinde ey Müslümân dindâr görünen veya öyle olan kadınlar. Kocalarınıza cazip görmeniz, temiz görünmeniz, ilgi çekici görünmeniz, neşeli görünmeniz, muhabbetli görünmeniz, onlarla ilgili alakalı olmanız. Kocalarınıza karşı sevginizi, şefkatinizi, muhabbetinizi, merhametinizi göstermeniz takvadır.
Evin içerisinde râhibe görüntüsü gibi dolaşmanız takvâ değil. Yok melekler utanırlarmış da bu takvâ değil. Bu takvâ değil. Nereden aldınız bu öğretiyi? Kim öğretti sizi bu dini bilmiyorum. En paçoz kıyafetlerini kocalarına giyiyor kadınlar büyük birçoğunluğu. Adam kadına para vermiş kıyafet alsın diye, giyinsin güzel giyinsin diye en paçoz en eski kıyafetleri kocalarına giyiyorlar evde. Ondan sonra bana telefon.
Sabah 4’te “Kocam Beni Aldatıyor” Telefonu — Eşofman / Çamaşır Suyu Lekesi / Makyaj Sadece Dışarıda / Yanak Tüyü; “Evliliğini Kurtarıyorum”; Erkeklerde de Bakımsızlık Eleştirisi (Sakal / Diş / Koltuk Altı / Kasık Sünnet)
Mustafâ Hoca ile mi görüşüyorum? Sabah 4 ben de başına bir şey geldi zannediyorum. Estağfurullah diyorum ya. Öyle ya sabah 3.00 desin, 2.00 den sonra 1.00 den sonra sokağa atılan kadınlar, sokağa atılan kızlar, aç kalanlar, açık kalanlar onlar arar beni. Cenazesi olanlar. Bir de yol yordan bilmeyen densizler arar. Onların saati yok zaten. Efendim diyorum ben, buyur. Daha yeni birkaç günlük mesela. Mustafâ Hoca’m, kocam beni aldatıyor. Sabah 7.00. En az 3-4 sefer aramış zaten beni. Gördün mü? Hayır, itiraf var mı? Hayır. Nereden hükmettin? Nereden hükmettin? Muhabbet uzun. Çok basit bir şey söyledim. Beyin eve geldiğinde dedim, ne giyiyorsun? Bu durdu. Herkes gibi eşofman giyiyorum dedi. Eşafmanların dedim, dekoltemi değil mi?
Değil dedi. Allâh’ına, dinine, imanına söyle bana dedim. Çamaşır suyu, lekesi var mı, yok mu üzerinde? Var dedi. Seni aldatmasın, aldatmıyorsa da dedim, aldatması hak adamın dedim. Dedim, yok mu bir bluzun, yok mu bir triko kazağın, yok mu bir kısa eteğin? Var dedi. Ya neden onları giymiyorsun dedim adama. Neden giymiyorsun bunları? Dışarı çıkarken makyaj yapıyor musun? Yapıyorum. Evde yapıyor musun? Hayır. Onun dışarıdaki gözler gözle, bu adamın gözü göz değil mi? Ben sıralıyorum şimdi, o var mı, yok mu, bu var mı, yok mu, bu var mı, yok mu? Sabah yedi ya. Tabi o da böyle, ben hemen kabaracağım böyle, vay hunzır adam namussuz şerefsiz adam seni aldatmış filan. Bu hiç beklemediği şeyler benden.
Dedim, yanaklarının tüyünü alıyor musun dedim. Dedim, hocam bunlar ayıp değil mi dedi? Değil dedim, evliliğini kurtarıyorum senin dedim. Sakallarını alıyor musun, almıyor musun? Ehtekti, köstekti, sen kesin dedim, bıyıklarını da burma yaparsın yakında dedim. Bir de dedim, sünnet sakal bırak. Sonra adam beni aldatıyor dedi ben. Benim zaten kafa gitmiş, sabah yedide aramışım beni. Ben oran mı istiyor, buran mı istiyor, sağdan, soldan, sağdan, soldan, bana şunu dedi en son. Ya dedi bu kadar batacağımı düşünmemiştim dedi. En son ben de onu dedim. Dedim ya normalde bu şartlarda benim dedim böyle karşımdaki profile bakıyorum. Adamın hakkı dedim ya, gitsin bir daha evlensin adam dedim. Gitsin bir daha evlensin adam dedim.
Ya cânım kardeşlerim, bayan kardeşler, bu takvâ değil erkek kardeşler, sakalı bakımını bırakacaksanız bırakın. Dişlerinizi fırçalayın, erkek de süsle olacak eşine. Sen de eve gittin de paçoz bir şekilde dolaşma evde. Evet. Evet. Eve girsen de paçoz bir şekilde, erkekler de paçoz bir şekilde evde dolaş. Bu da takvâ değil. Sen de eşine güzel görüncen. Sen de saçına, sakalına, kıyafetine dikkat edeceksin. Sen de diş temizliğine, vücut temizliğine dikkat edeceksin. Sen de koltuk altını, kasık altını temizleyeceksin. Sen de güzel kokacaksın, bu da sünnet erkekler için. Gençler, genç erkekler, külotunuza dikkat edin.
Genç Erkekler Külotlarına Dikkat — Fit Kalmak; “Kadın Seni Kıskanmalı”; Karı Koca Ev Arkadaşı Olmuş, Öğrenci Evi Lâtîfesi (Sâlih-Yûsuf: Makarna ve Balık)
Adam gelmiş 40-50 yaşına, tamam söyleyecek laf yok. Böyle olmaz. Ya. Şimdi içine kaçırıyor. Böyle de olmaz. Ya. Olmaz. Genç erkekler, külotlarına dikkat edecekler. Temizliklerine dikkat edecekler. Kadın kıskanmalı seni. Adamlar kadınların komplosunu kurban gidiyor. Yediriyorlar adamları, haberleri yok adamların. Şunu da yaptım aşkım bundan diye, bunu da yaptım cânım bundan diye. Adamın göbeği yarım metre o kendinden önce gidiyor. Kim bakacak sana? Sen kendini fit tutacaksın. Yürü, yürüdüğü zaman arkandan dünya yürüsün senin. Ondan sonra evdeki düşünsene, aman ben kendime dikkat edeyim, bakayım ben kendime desin. Bu elimden kaçabilir desin. Evet. Yok adamlarda da öyle bir şey yok. Adamlarda bakımsız.
Tırnak içerisinde dini yaşıyorum diyen kadınlarda erkeklerde genel olarak kendine dikkat etmiyor. Dikkat etmiyor. Böylece bu sefer evde iki arkadaş yaşıyor, iki dost, ev arkadaşı karı koca değil. Ev arkadaşı olmuşlar. Öğrenci evi gibi, ben hiç öğrenci evinde kalmadım ama bir evde toplanıyorlar böyle. Herkes bir evde yaşıyor orada. Hatta bulaşıkları biri yakıyor, yemeği birisi yapıyor. Öğrenci evinde kalan kim var? Baya var mı asalâsiz? Böyle oluyor değil mi genelde? Nasıl oluyor Sâlih? Nasıl oluyor? Genelde makarna oluyor. Sen yapıyor musun şimdi arada? Arada yapıyorum. Öyle mi oluyor Yûsuf? Sen yapmıyor musun şimdi yemek senden? Arada yapıyorum. En güzel yemek ne yaptın? Genelde balık yetiştiriyorum.
Genelde balık yetiştirin. Sen iyi makarna yapıyorsun o zaman. Geliştirdim biraz daha. Geliştirdin mi biraz daha? Aferin. Allâh iyi etsin inşâ’allâh.
Kaynakça
- PKK Silâh Bırakma Açıklaması — “Türkiye’nin Uğraştığı Terör Örgütlerinin Dışarıda Ağababaları Vardır”: klasik siyâset / istihbârât târîhi — “vekâlet savaşları (proxy war)” doktrini: Carl Schmitt, Theorie des Partisanen; modern stratejik analiz — Edward Luttwak, Strategy; PKK’nın çok-kaynaklı destekçi yapısı (CIA / Mossad / İrân / Çin / Almanya / Fransa / İngiltere / Suûd / BAE) — açık kaynak: SETA Vakfı raporları, ORSAM analizleri, Stratfor; klasik İslâmî siyâset düşüncesi — “el-fitne en-nâ’ime” (uyuyan fitne) tahlîli: Said Halîm Paşa, Buhrânlarımız, “İslâm Âleminde Fitnenin Köklü Sebepleri”; Necip Fâzıl, İdeolocya Örgüsü, “Türkiye’nin Yeri”; klasik fıkıh — “hırâbe ve bağyu cezâları”: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Bağy / Hırâbe”; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Trump’ın Türkiye’den İstediği ve Devletin İçindeki Gruplar — “Türkiye, Türklere Bırakılmayacak Kadar Kıymetlidir”: Türkiye’nin yapısal devlet sosyolojisi — Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma; Tarık Zafer Tunaya, Hürriyet’in İlânı; modern siyâsî târîh — Kemal H. Karpat, Türk Siyâsî Târîhi; “derin devlet ve dış bağlantılar” tahlîli — Suat Parlar, Osmanlı’dan Günümüze Gizli Devlet; klasik İslâmî siyâset düşüncesi — Said Halîm Paşa, Buhrânlarımız; Necip Fâzıl, İdeolocya Örgüsü; Mehmed Âkif, Safahat, “Süleymaniye Kürsüsünden” (Müslümân coğrafyasında dış müdâhâle eleştirisi); klasik fıkıh — “velâyet-i âmme” hükümleri: İbn Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye; klasik tasavvuf — “sultânın gözeticileri”: İmâm Gazzâlî, İhyâ 2/130-160 (“Âdâbu’s-Sohbe ma’a’s-Sultân”); Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Kuyucu Mehmed’in Babası: “Babalı Oğlanla Kocalı Karının Sözüne Güvenilmez” — PKK Çok Kocalıdır: Anadolu halk hikmeti — Kuyucu Mehmed’in babasından nakledilen mahallî söz; klasik fıkıh — “velâyet-i nikâh” hükümleri: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Nikâh / Velâyet”; Mecelle, mâdde 367 (“velâyet-i kâsıra”); klasik İslâmî hukuk — kadının velîsi olmadan akit yapamaması, evliyâl-kâdir velâyetin geçerliliği: el-Mevsîlî, el-İhtiyâr; klasik siyâset — “vekâlet savaşı (proxy war) çoklu sponsorluk” tahlîli: SETA / ORSAM / Stratfor analizleri; «PKK’ya silâh akışı — ABD / İsrâ’îl / Yunanistan / Almanya» — açık kaynak istihbârât raporları; klasik İslâmî siyâset — Said Halîm Paşa, Buhrânlarımız, “Müslüman Coğrafyasında Müdâhâle”; Necip Fâzıl, İdeolocya Örgüsü; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Şeyhe Yakın Olmak Ne Değildir — Ön Halkada Olmak / İkili İlişki / Sürekli Görüşmek Bizim Öğretimiz Değil: klasik tasavvuf — “sohbet edebi ve mesâfe” tedrîsi: Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Edebü’l-Mürîd ma’a’ş-Şeyh”; Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere; «şeyhe yakınlığın hizmet ile ölçülmesi» — klasik halvetî sülûk: Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat, “Edeb Bâbı”; Şâbân-ı Velî, Risâle-i Şâ’bâniyye; «mürîdler arasında imtiyâz / ikili ilişki tehlikesi» — Câmî, Nefehâtü’l-Üns; «yakınlık zikir ve hizmettir» — İbnü’l-Arabî, el-Fütûhât el-Mekkiyye, “Mertebe-i Sülûk”; klasik fıkıh — “hubb-i fillâh” hükümleri: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Şeyhe Yakın Olmak — Kur’ân-Sünnet Dâ’iresinde Dergâh ile Uğraşmak, Allâh ve Resûlü’nün Yolunda Yürümek: klasik tasavvuf — “şeyhe muhabbetin Kur’ân-Sünnet ile sınırlı oluşu” tedrîsi: Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Tarîkat-ı Sûfîyye”; İbnü’l-Arabî, el-Fütûhât el-Mekkiyye; «hizmet ile yakınlık» — Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye; Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere; klasik halvetî sülûk — “dergâh hizmeti edebi” tedrîsi: Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat, “Hidmet ve İhlâs”; Şâbân-ı Velî, Risâle-i Şâ’bâniyye; «dergâhın hukuku ile yakınlık farkı» — klasik halvetî tedrîsi: Mustafa Özbağ Efendi’nin Adnan Erdoğmuş Hazretleri’nden devraldığı tedrîs çizgisi; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Şeyh Efendi’nin Evinde Mustafâ Efendi’nin Odası — “Banyo Tuvâlet Yaptır” Hâdisesi; Yine de Şeyh-Mürîd Disiplini Hiç Bozulmadı: klasik tasavvuf — “şeyhin halîfesini husûsî terbiyesi” tedrîsi: Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Şeyh-Halîfe Bahsi”; İbnü’l-Arabî, el-Fütûhât el-Mekkiyye, “Mertebe-i Hilâfet”; klasik halvetî sülûk — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat, “Halîfe Bâbı”; Şâbân-ı Velî, Risâle-i Şâ’bâniyye; «şahsa özel hukuk + umûmî disiplin» tedrîsi — Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere; modern Karabaş silsilesi husûsî hâtırâlar — Mustafa Özbağ Efendi’nin Adnan Erdoğmuş Hazretleri ile sohbet hâtırâları; «mürîdliğin disipliniyle yakınlığın gevşekliğe götürmemesi» — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Ön Halkada Durmak Tehlikelidir — Kabir Başında “Ne Gördün?” Hâdisesi: klasik tasavvuf — “keşf imtihânı” tedrîsi: Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye li-Hukūkillâh, “Hatarât-ı Keşf”; İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/4-30 (“Acâ’ibü’l-Kalb”); İbnü’l-Arabî, el-Fütûhât el-Mekkiyye, “Mertebe-i Mükâşefe”; klasik halvetî sülûk — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat, “Sülûk Mertebeleri”; Şâbân-ı Velî, Risâle-i Şâ’bâniyye; «halîfenin halka hizmetinde mütevâzı duruşu» — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; «kabir başında zikir ve teveccüh» — klasik tasavvuf — Câmî, Nefehâtü’l-Üns; «yakın görünüp dedikodu eden mürîdin imtihânı» — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi (Adnan Erdoğmuş Hazretleri zamânı hâtırâları).
- Çavuş, Nakîp Olmadan Allâh’a Âşık Olunur Mu? — “Makâmsız Sevmek En Güzelidir; Makâm Pranga Gibidir” + Yağmuru Allâh Yağdırır: Müslim “Birr” 38, Buhârî “Edeb” 27 (“el-mer’u me’a men ehabbe” — “insan sevdiği ile berâberdir”); Tirmizî “Zühd” 50; klasik şerh — Nevevî, Şerhu Müslim; «Allâh sevgisi makāma bağlı değildir» tedrîsi — İmâm Gazzâlî, İhyâ 4/293-380 (“Mahabbet ve Şevk”); Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye; klasik tasavvuf — İbnü’l-Arabî, el-Fütûhât el-Mekkiyye; klasik akāid — “yağmuru Allâh yağdırır” hükmü: Lokman 31/34 (“yünezzilü’l-ğayse”); Şûrâ 42/28 (“yünezzilü’l-ğayse min ba’di mâ kanetû”); klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Ğayb; «tabî’at şartları sebep değil, vâsıtadır» — İmâm Mâturîdî, Kitâbu’t-Tevhîd; klasik halvetî sülûk — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- İslâm’da Felsefe Var Mı? — Gazzâlî’nin Tehâfetü’l-Felâsife’si; Müteşâbih Âyetlerin Bâtınî Mânâları: İmâm Gazzâlî, Tehâfetü’l-Felâsife (Yunan-İslâm felsefe-akāid çatışmasının klasik te’lîfi); klasik şerh — İbn Rüşd’ün cevâbı: Tehâfetü’t-Tehâfet; klasik akāid — Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal; İmâm Eş’arî, el-İbâne; klasik tefsîr — “muhkem ve müteşâbih” Âl-i İmrân 3/7 (“hüve’lleẕî enzele aleyke’l-Kitâbe minhü âyâtün muhkemâtün hünne ümmü’l-Kitâbi ve uhar müteşâbihât”); Râzî, Mefâtîhu’l-Ğayb; İbn Kesîr, Tefsîr; «zâhir ve bâtın mânâ» — klasik tasavvuf: Tüsterî, Tefsîr; İbnü’l-Arabî, el-Fütûhât el-Mekkiyye; «yedi okuma (kırâ’at-ı seb’a)» — Şâtıbî, Hırzu’l-Emânî; «Yunan / Batı felsefesinin akāid’deki sıkıntısı» — Said Halîm Paşa, Buhrânlarımız; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Takvâda Zikir mi, Namâz mı Üstündür? — Ankebût 29/45 ve Hz. Ömer-Hz. Ebû Bekr Hâdisesi: Ankebût 29/45 (“ve le-zikrullâhi ekber”); klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Ğayb; İbn Kesîr, Tefsîr; Kurtubî, el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân; «zikrin bütün ibâdetlerden üstünlüğü» — Müslim “Sıyâm” 196 (Hz. Ebû Hüreyre r.a.: “sebeka’l-müferridûn”); Tirmizî “Da’avât” 7 (“sebeka’l-müferridûn” — “zikrullâh ile öne geçenler”); İbn Mâce “Edeb” 53; klasik şerh — Nevevî, Şerhu Müslim; klasik tasavvuf — “ezkâr ve esmâ” tedrîsi: İbnü’l-Arabî, el-Fütûhât el-Mekkiyye; İmâm Gazzâlî, İhyâ 1/295-330 (“Esrâru’z-Zikr”); Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye; «namâz/oruç/zekât/hac kılanların en fazîletlisi zikredenlerdir» — Tirmizî “Da’avât” 6; klasik halvetî sülûk — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat; Şâbân-ı Velî, Risâle-i Şâ’bâniyye; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Cumâ Günü Oruç Tutmayın (Şa’bân-Ramazân Arasını Ayırma); Kadınların Nâfile Orucu — Eşten İzin Almazsa “Oruçluyum” Dememe Edebi: Müslim “Sıyâm” 145 (“lâ tahussû leylete’l-cumu’ati bi-kıyâmin min beyni’l-leyâlî ve lâ tahussû yevme’l-cumu’ati bi-sıyâmin min beyni’l-eyyâm”); Buhârî “Savm” 63; klasik şerh — Nevevî, Şerhu Müslim; «Şa’bân ile Ramazân arasını birleştirmeme» — Buhârî “Savm” 16, Müslim “Sıyâm” 175 (“lâ tetekaddemû Ramedâne bi-savmi yevmin ev yevmeyn”); «Allâh Resûlü Şa’bân’da çok oruç tutardı» — Buhârî “Savm” 52, Müslim “Sıyâm” 175; klasik fıkıh — “keffâret-i savm”: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Sıyâm”; «kadının kocasından izinsiz nâfile orucu» — Buhârî “Nikâh” 86, Müslim “Zekât” 84 (“lâ tesûmu’l-mer’etü ve ba’lühâ şâhidün illâ bi-iẕnihî”); Ebû Dâvûd “Savm” 73; klasik şerh — Nevevî, Şerhu Müslim; klasik halvetî sülûk — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Ahir Zamân Hastalığı — Roller Tersyüz Olmuş; Hz. Â’işe Annemiz’in “Soyunup Yatardık” Hadîsi ve Sosyal Medya Patlaması: klasik tasavvuf — “ahir zamân fitneleri” tedrîsi: Buhârî “Fiten” 24, Müslim “Fiten” 110 (“yetekārabu’z-zemânü ve yenkusu’l-amel”); Tirmizî “Fiten” 35; klasik şerh — Nevevî, Şerhu Müslim; İbn Hacer, Fethü’l-Bârî; «Hz. Â’işe annemiz’in ‘soyunup yatardık’ hadîsi» — Buhârî “Gusl” 2, Müslim “Hayd” 49 (“künnâ neğtesilü mâ-en vâhiden”); Buhârî “Hayd” 5; klasik fıkıh — “libâs-ı menzil” hükümleri: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Libâs”; «kadının kocasına süslenmesi – takvâ» — Tirmizî “Radâ'” 11 (“hayrukum hayrukum li-ehlihî”); klasik tasavvuf — “edebü’z-zevciyye” tedrîsi: İmâm Gazzâlî, İhyâ 2/29-50 (“Âdâbü’n-Nikâh”); klasik halvetî sülûk — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Hz. Hatîce Annemiz’in Varaka Tedrîsi: “Başını Aç, Hâl Gidiyor mu?” — Cebrâîl mi Şeytân mı İmtihânı; “Müslümân Kadın Eşdeğerde Tutuyor”: Buhârî “Bed’ü’l-Vahy” 1, Müslim “Îmân” 252 (Hz. Hatîce r.a.’in Varaka b. Nevfel’e götürmesi rivâyeti); İbn İshâk, es-Sîretü’n-Nebeviyye; klasik şerh — İbn Hacer, Fethü’l-Bârî 1/30-35; Nevevî, Şerhu Müslim; «Hatîce annemiz’in başını açma imtihânı» — Beyhakî, Delâ’ilü’n-Nübüvve 2/153; klasik siyer — İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh; «Müslümân kadının evde paçoz dolaşması eleştirisi» — klasik fıkıh: “libâs-ı zevciyyet” hükümleri: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Libâs”; klasik tasavvuf — “Hz. Â’işe annemiz’in fazîleti” tedrîsi: İmâm Gazzâlî, İhyâ 2/29-50 (“Âdâbü’n-Nikâh”); Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Sabah 4’te “Kocam Beni Aldatıyor” Telefonu — Eşofman / Çamaşır Suyu Lekesi / Makyaj Sadece Dışarıda; “Evliliğini Kurtarıyorum”; Erkeklerde de Bakımsızlık Eleştirisi: klasik tasavvuf — “edebü’z-zevciyye” tedrîsi: İmâm Gazzâlî, İhyâ 2/29-50 (“Âdâbü’n-Nikâh”); İbn Kayyim, Ravdatü’l-Muhibbîn; klasik fıkıh — “hak-ı zevciyye” hükümleri: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Nikâh”; «kadının kocasına süslenmesi – hayrul-mer’e» — Nesâî “Nikâh” 14 (“el-mer’etü iẕâ nezarte ileyhâ serretke”); İbn Mâce “Nikâh” 5; klasik tasavvuf — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Edebü’l-Mü’min ma’a Ehlihî”; «erkeğin sünnet temizliği» — Buhârî “Libâs” 63, Müslim “Tahâret” 49 (“hams-i fitra: el-hitânü ve’l-istihdâd ve nu’fu’l-ibti”); Tirmizî “Edeb” 14; klasik fıkıh — “hisâl-i fıtra”: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Tahâret”; klasik halvetî sülûk — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Genç Erkekler Külotlarına Dikkat — Karı Koca Ev Arkadaşı Olmuş; Öğrenci Evi Lâtîfesi (Sâlih-Yûsuf: Makarna ve Balık): klasik fıkıh — “hisâl-i fıtra” hükümleri: Buhârî “Libâs” 63, Müslim “Tahâret” 49; «erkeğin avret-i suğrâ ve temizliği» — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, “Tahâret / Libâs”; klasik tasavvuf — “edebü’l-mü’min fî dârihî” tedrîsi: İmâm Gazzâlî, İhyâ 2/29-50 (“Âdâbü’n-Nikâh”); Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; «kadının kocasını kıskanması» — Müslim “Birr” 21 (“el-ğayretü mine’l-îmân”); Tirmizî “Birr” 31; «karı kocanın ev arkadaşı yerine cezbedici sevgili olması» — klasik fıkıh: İbn Kayyim, Ravdatü’l-Muhibbîn; klasik halvetî tedrîsi — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat, “Edeb-i Bilbinet”; Şâbân-ı Velî, Risâle-i Şâ’bâniyye; bu sohbet 27.02.2025 — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com); Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Makâm, Mürîd, Tarîkat, Zikir, Tevhîd, Sülûk, Velâyet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı