Mesnevi’nin Birinci Hikayesi: Dostluk Dairesi ve Hakiki Insanlık
Mustafa Ozbag Efendi bu sohbetinde, Hz. Mevlana’nın Mesnevi-i Serif’inin ilk on sekiz beytinden sonra anlattigi birinci hikayeyi — padisahın halayik-i icaza olan askını — rumuz ve mana boyutuyla ele almaktadır. Sohbetin merkezinde “adostlar, bu bizim hikayemizdir” ifadesinin tasavvufi derinligi, gercek dostlugun sartları ve “insallah” sozunun zahiri ile batıni farkı yer almaktadır.
Mesnevi’nin Birinci Hikayesi: Rumuzların Dili
Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretleri, Mesnevi’nin ilk on sekiz beytinde ayrılık atesinden yanıp kavrulan bir gonlu tasvir ettikten sonra birinci hikayeye gecer: Bir padisahın halayik-i icaza — bir cariyeye — olan askı. Efendi Hazretleri bu hikayenin zahiri bir ask anlatısı olmadıgını, her bir unsurun bir rumuz tasıdıgını vurgular.
Padisah rumuzdur, cariye rumuzdur, kuyumcu rumuzdur, doktor rumuzdur. Tum sahsiyetler, cizgiler, esyalar birer rumuzdur ve arkalarında derin manalar gizlidir. Bu hikayeyi sadece bir padisahın bir kadına asklıgı olarak anlamak, Mesnevi’den hicbir sey anlamamak demektir. Hz. Mevlana “bu bizim hikayemizdir” derken tekil degil cogul konusur — bu hikaye butun velilerin, butun mursid-i kamillerin hikayesidir.
“Adostlar”: Dostluk Dairesinin Sartları
Hz. Mevlana “adostlar dinleyin” dediginde sokaktan geceni dost gormez. Dostluk dairesi ozel bir haldir. Efendi Hazretleri bu daireye girebilmenin sartlarını sıralar:
- Ayrılıktan sahrem sahrem olmus bir gonul tasımak
- Kur’an ve Sunnet dairesinde olmak
- Asklık yolunda yurmek
- Gecenin secdabını atıp tevhid okumak
- Iyilikte, merhamette, sefkatte, guzel ahlakta, edepte ve terbiyede onde olmak
Hz. Mevlana kendini “Ben Kur’an’ın kuluyum, Muhammed-i Mustafa’nın yolunun tozuyum; kim bunun dısında bir sey soylerse o sozden de o soyleyenden de uzagım” diye tanımlamıstır. Eger Kur’an ve Sunnet dairesinde degilsen, onun dostluk dairesinde degilsin.
Insanlık: Suret Degil, Siret Meselesi
Efendi Hazretleri, insanlıgın fiziki gorunusle degil, idraki ve ameli ile olculdugunu vurgular: “Her iki gozu olan insan degildir. Her burnu olan insan degildir. Esekte de dil dudak vardır, esekte de kulak vardır.” Insan; dinleyen, dinledigini anlayan, anladıgını idrak edip uygulayandır. Geri kalan, Ayet-i Kerime’de belirtildigi gibi hayvandan daha asagı mahluktur.
Bu insanı dısarıdan tanımak zordur. Onu namaz kılarken gorebilirsiniz, oruc tutarken gorebilirsiniz, sakallı veya basortulu gorebilirsiniz — ama bunlar surettir. Hakiki insan, aleme halife olan, cinlere, meleklere, insana, agaca, kurda, kusa halife tayin edilmis olanıdır. Hz. Allah nefsine uyanları degil, o insanı halife etmistir.
Insallah’ın Zahiri ve Batıni
Sohbetin son bolumunde Efendi Hazretleri, “insallah” sozunun ehrefi ile hakikati arasındaki ucrumu anlatır. Gafletle soylenen “insallah” kisiyi kurtarmaz. Inanarak, yurekten, Allah’a guvenerek soylemek gerekir. Uyanık olan icin insallah sozune bile ihtiyac yoktur — cunku o zaten Allah ile beraberdir.
Veliler ve peygamberler insallah’ın ozu olmuslardır. “Sen atmadın, Ben attım” (Enfal 17), “Sen konusmadın, Ben konustum” mertebesi budur. O halde insan Allah ile gorur, Allah ile duyar, Allah ile tutar, Allah ile konusur. Boyle bir kimsenin ehreti bir insallah sozune ihtiyacı kalmamıstır — cunku o, insallah’ın kendisi olmustur.
Kaynakca
Ayet-i Kerimeler
- Enfal Suresi 17 — “Attıgın zaman sen atmadın, fakat Allah attı.”
- Bakara Suresi 30 — “Ben yeryuzunde bir halife yaratacagım.”
- A’raf Suresi 179 — “Onların kalpleri vardır, anlamazlar; gozleri vardır, gormezler… Iste onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da sapıktır.”
- Suara Suresi 221-227 — Seytanların kimlere inecegi hakkında ayetler
Hadis-i Serifler
- “Kulum bana nafile ibadetlerle yaklasır… Ben onun duyan kulagı, goren gozu, tutan eli, yuruyen ayagı olurum.” (Buhari, Rikak, 38 — Hadis-i Kudsi)
- “Muhakkak ki Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza degil, kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Muslim, Birr, 33)
Tasavvufi Kaynaklar
- Mevlana Celaleddin-i Rumi — Mesnevi-i Serif, Cilt I (Birinci hikaye: Padisah ve Cariye; ilk 18 beyit: ney’in feryadı)
- Mevlana Celaleddin-i Rumi — “Ben Kur’an’ın kuluyum, Muhammed-i Mustafa’nın yolunun tozuyum” (Mesnevi mukaddimesi)
- Abdulkadir Geylani — Futuhul-Gayb (Dostluk dairesi ve velayetin mertebeleri)
- Ahmed er-Rufai — el-Burhanul-Mueyyed (Seyhin insana rehberligi)
Fıkhi ve Tarihi Kaynaklar
- Ibrahim Dusuki — Risaleler (Halife-i kamilin sıfatları)
- La Fontaine — Fabllar (Mesnevi hikayelerinin zahiri okunması ile mukayese)
Sohbetin Ozu
Mesnevi’nin ilk hikayesi siradan bir ask masalı degil, butun velilerin, butun mursid-i kamillerin yasadıgı ruhani yolculugun rumuzlarla anlatımıdır. Dostluk dairesi herkese acık degildir — oraya ayrılık atesinden gecmis, Kur’an ve Sunnet dairesinde duran, edep ve ahlakla bezenmis gercek insanlar girer. Insanlık surette degil sirettedir; iki gozu, iki kulagı olan degil, dinleyen, anlayan ve uygulayan insandır. Insallah’ın hakikati ise gafletle soylenen bir soz degil, Allah ile bir olmus gonlun halıdır — o gonulde atan Allah attıgı icin, artık insallah sozune bile ihtiyac kalmamıstır.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Tevhîd. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı