Yedinci bölüm, cehrî tarîkatleri tek tek tanıtır: Kâdiriyye, Rifâ'iyye, Şâzeliyye, Yeseviyye, Halvetiyye, Mevleviyye, Çiştiyye, Tîcâniyye, Murîdiyye, Senûsiyye. Her tarîkatın pîri, ayırıcı zikir formu (semâ', devran, kavvâlî, zikr-i erre, seyf-i zikir), coğrafyası ve modern dönemdeki temsîlcileri. Cehrî tarîkatlerin müşterek karakteri: sırrın aşikâr edilmesi, halk tabakasına açıklık, sanat ve müziğin zikre dâhil edilmesi, coğrafî yayılım.
Yüksek sesli (cehrî) zikre dayanan tarîkatler. Halka şeklinde toplu zikir, ritmik nefes, bedensel hareket, bazen musîkî, bazen semâ' — bu tarîkatlerin ortak karakteridir. Coğrafyaları çoğunlukla Mağrib, Mısır, Şâm, Anadolu, Hint ve Batı Afrika'dır.
7.1 Kâdiriyye
Abdülkâdir-i Geylânî Kâdiriyye'nin pîri. Hocası Ebû Saîd el-Mahzûmî (Bağdâd Hanbelî fakîh-sûfîlerinden). Aslen Hazar Denizi'nin güney kıyısındaki Cîlân (Gîlân) bölgesinden; gençliğinde Bağdâd'a göç etti, oraya yerleşti. Mezhebi Hanbelî. Bâbü'l-Ezec mıntıkasında medrese-zâviye kurdu, vefâtına kadar orada ders verdi. Eserleri: el-Gunye li-Tâlibî Tarîkı'l-Hak (yol tâliplerine rehber kitap), el-Fethu'r-Rabbânî (Rabbânî fetihler — sohbetlerinin notları), Futûhü'l-Gayb (gaybî açılımlar). Kâdiriyye'nin günlük virdi onun el-Evrâdü'l-Kâdiriyye kitabında toplanmıştır. Cehrî zikr-i halkı sistematize eden ilk tarîkattir. Bugün dünyâ genelinde 50 milyondan fazla mürid taşıdığı tahmîn edilir. Anadolu, Türkistan, Mağrib, Sudan, Hint altkıtası, Endonezya, Batı Afrika boyunca yayılı. Geylânî'nin meşhur şathiyye (vecd hâlinde söylenen ileri söz) sözü: «Kademî hâzihî 'alâ rakabeti külli velîyyillâh — Bu ayağım bütün velîlerin boynundadır.» Bu söz, sonraki Sünnî tasavvuf tarafından kendisine has hâl olarak yorumlandı.
7.2 Rifâ’iyye
Ahmed b. Ali er-Rifâî Rifâ'iyye'nin pîri. Hocası Ali Ebü'l-Fadl el-Vâsıtî (dayısı). Mezhebi Şâfiî. Vasıt civarındaki Ümmü Abide köyünde dergâhını kurdu; vefâtından sonra tarîkat torunları üzerinden devam etti. Rifâ'iyye'nin ayırıcı özelliği seyf-i zikir (kılıç ile zikir) ve iğne dervîşliğidir: ilerlemiş dervîşlerin vecd hâlinde keskin nesnelerle vücutlarını delip yaralamaları, ateşle oynamaları, yılanlarla danslar yapmaları. Bu uygulamalar zaman zaman Sünnî ulemâ tarafından eleştirildi (özellikle İbn Teymiyye); Rifâ'iyye savunucuları ise bunların sıradan bir mürîd (talebe, yola giren) değil sadece kemâle ermiş büyük şeyhlere mahsus haller olduğunu söyler. Coğrafya: Mısır, Şâm, Anadolu, Balkanlar. Bektâşîlik öncesi Anadolu'da en yaygın halk tarîkatlerinden biri. Bugün Mısır'da hâlâ aktif; Türkiye'de XIX. yüzyıl sonu nüfûzu zayıfladı.
7.3 Şâzeliyye
Ebü'l-Hasan Ali eş-Şâzelî Şâzeliyye'nin pîri. Aslen Berberi; Mağrib'in Gumâra bölgesinde doğdu. Hocası Abdüsselâm b. Meşîş el-Hasenî. Şâzeliyye yâhut Şâzilîyye olarak bilinir. Halîfeleri: Ebü'l-Abbâs el-Mürsî ve onun talebesi İbn Atâullâh el-İskenderî. İbn Atâullâh'ın Hikemü'l-Atâ'iyye (Atâ'iyye Hikmetleri — 264 vecîz cümle) tasavvuf edebiyâtının doruğu sayılır. Onun Miftâhü'l-Felâh ve Misbâhu'l-Ervâh isimli eseri zikir adâbının klasik bir kitabıdır. Şâzeliyye'nin ayırıcı özelliği: dünyâdan tamâmen elini çekmek (zühd) gerekmez; mü'min günlük hayatını sürdürürken sürekli zikir hâlinde olabilir. Bu sebeple yöneticilerle iyi geçinen, esnafı ve âlimi kuşatan bir tarîkat olmuştur. Eyyûbî-Memlûk Mısırı'nın resmî tarîkatı oldu; Bahrî Memlûk sultanları (Baybars, Kalavûn) Şâzelî meşrebine yakındı. Modern dünyâda: Mağrib (Fas, Cezayir, Tunus), Mısır, Sudan, Şâm, Yemen, Türkiye (özellikle XIX-XX. yy Şâzelîye-Yeşrutîye kolu), Komor adaları, Çin (Cinniyye olarak adlandırılır), ABD ve Avrupa (modern Batı Müslümanları arasında en yaygın tarîkatlerden).
7.4 Yeseviyye
Ahmed Yesevî Yeseviyye'nin pîri. Türk dünyasının pîri olarak anılır. Yûsuf-i Hemedânî'nin halîfesi; Hemedânî'nin Buhârâ'daki halîfeliğini bir süre yürüttükten sonra Yesi'ye dönüp orada yerleşti. Eseri Dîvân-ı Hikmet, Türk tasavvuf edebiyatının ilk büyük metnidir; Çağatay Türkçesi'nin müjdecisi. İçinde hikmet (mânevî bilgi) şiirleri, ahlâk öğütleri, ölüm-âhiret muhâkemeleri yer alır. Yeseviyye'nin ayırıcı zikri zikr-i erre («testere zikri») — boğazdan derinden çıkan «Allâh» sesi, sanki testere keser gibi çıkar. Cehrî, sazlı, halk meşrebine açık. Türkmen göçer kavimlerinin İslâmlaşmasının ana aracı oldu; X-XIII. yüzyıllarda Türkistan'dan Anadolu'ya kadar uzanan koridorda Türk-İslâm sentezini örgütledi. Yeseviyye'nin Anadolu'ya geçişi: Hâcı Bektâş-ı Velî'nin Yesevî meşrebli olduğu rivâyet edilir; onun aracılığıyla Yeseviyye damarı Bektâşîliğe dönüştü. Saru Saltuk yine Yesevî hatlı bir alperendi; onun Balkanlar'a geçişi ile Yeseviyye Avrupa'ya ulaştı.
7.5 Halvetiyye
Ömer el-Halvetî Halvetiyye'nin pîri. Lakabı «Halvet ehli» (inzivâ ehli) — bir defâda 40 gün halvete girip Esmâ-i Hüsnâ'yı (Allâh'ın güzel isimlerini) sırasıyla zikretmesinden. Aslen Lahcân'da doğdu, Tebriz'de yaşadı ve vefât etti. Halvetiyye'nin asıl sistemleştiricisi Yahyâ-yı Şirvânî'dir. Bakû'da yetişti, Azerbaycan'da tarîkatı geniş kitlelere yaydı. Onun Vird-i Settâr'ı bugün hâlâ bütün Halvetî kollarının ortak günlük virdidir. Halvetiyye'nin Anadolu'ya gelişi XV. yüzyılda Cemâl Halvetî ve onun talebesi Sünbül Sinân üzerindendir. Sünbül Sinân İstanbul Koca Mustafa Paşa dergâhında halvetiyye-sünbüliyye kolunu kurdu. Halvetiyye'nin Anadolu kolları şehir şehir doğdu: Sünbüliyye — Sünbül Sinân (Koca Mustafa Paşa). Risâletü't-Tahkîkıyye fî Şerefi'd-Devrân (devranın şerefi hakkında tahkîk risâlesi) onun eseri; Kadızâdelilere karşı Halvetî devranını müdâfaa eder. Şâbâniyye — Şâbân-ı Velî. Mısriyye — Niyâzî-i Mısrî (Malatya doğumlu, Limni'de sürgünde vefât — 1027-1105/1618-1694). Karabaşiyye — Karabaş-ı Velî. Cerrâhiyye — Nûreddîn Cerrâhî. Uşşâkıyye — Hasan Hüsâmeddîn el-Uşşâkî. Halvetiyye'nin ayırıcı zikri devran — halka hâlinde dönerek yapılan cehrî zikir. Bu uygulama Kadızâdeliler ile XVII. yüzyıl Osmanlı'sında ciddî kelâmî ihtilâfa yol açtı; Sünbül Sinân ve sonra Niyâzî-i Mısrî Risâleler ile devranın meşrûiyetini Sünnî zeminde savundular.
7.6 Mevleviyye
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Mevleviyye'nin pîridir. Babası Bahâeddîn Veled önemli bir sûfî-fakîhdir; ailenin Moğol istilâsından kaçışı Mâverâünnehir'den Anadolu Selçuklu Devleti'ne uzanan büyük göçü temsîl eder. Hocası önce babası Bahâeddîn Veled, sonra Burhâneddîn Tirmizî. Mevlânâ'nın hayatının dönüm noktası (kritik bir geçiş ânı) Şems-i Tebrîzî (yaklaşık 1185-1247) ile karşılaşmasıdır (642/1244). Şems gizemli bir gezici dervişti; Tebriz, Şâm, Halep, Erzurum'u dolaşıp Konya'ya geldi. Mevlânâ onunla iki yıl yoğun bir mânevî alış-veriş yaşadı; bu süre içinde Mevlânâ'nın ders verme, fıkıh ile uğraşma hayatı son buldu; Mevlânâ tamâmen Şems'in mânevî hâline daldı. Müridler kıskandı; Şems iki defa Konya'dan ayrıldı, ikincisinde geri dönmedi (Şâm'da kayboldu veya öldürüldü; muamma). Mevlânâ Şems'ten sonra kendi içine kapandı; Mesnevî-i Şerîf'i (6 cilt, yaklaşık 25.000 beyit) sonraki yirmi yıl boyunca dikte etti; kâtip ve talebe Çelebi Hüsâmeddîn'in önünde söyledi. Mesnevî tasavvufun en geniş Farsça manzûm metni; «Pers Kur'ânı» (Câmî'nin tâbiriyle) olarak anılır. Mevleviyye'nin kurumsallaşması Mevlânâ'nın oğlu Sultan Veled tarafından gerçekleşti. Semâ' (dönerek yapılan zikir) bir dînî tören olarak sistematize edildi; Mevlevîhâneler kuruldu; «mukabele» (resmî semâ'ı icrâ) için müzik (ney, kudüm) ve giysi (sikke başlık, tennûre etek) tertiplendi. Mevleviyye Osmanlı'da seçkin sınıf tarîkatı oldu — şâirler, mûsîkîşinâslar, devlet adamları arasında yayıldı. Galata Mevlevîhânesi, Yenikapı Mevlevîhânesi, Üsküdar Mevlevîhânesi, Kasımpaşa, Beşiktaş, Bahariye İstanbul'un mevlevîhânelerindendi. Konya merkezi (Mevlânâ Türbesi) bütün tarîkatın «makarrı» (merkezi). Mevlevîhâne sayıları XIX. yüzyıl sonunda Osmanlı'da 76'ya ulaşmıştı. Mevleviyye 1925 Tekke Kanunu ile resmen kapatıldı. Konya'daki Mevlânâ Dergâhı 1927'de müze olarak açıldı. 1953'te Konya'da semâ' kültürel-turistik olarak yeniden başladı; 1990'ların ortasından itibâren resmî tarîkat varlığı olmasa da semâ' töreni Türkiye'de ve dünyâda yaygın olarak icrâ edilir. UNESCO 2008'de Mevlevî semâ'ını Somut Olmayan Kültürel Mîras listesine aldı.
7.7 Çiştiyye
Mu'înüddîn Çiştî Çiştiyye'nin pîri. Aslen Sicistânlı, gençliğinde Horasân ve Mâverâünnehir'i dolaştı, sonra Hindistan'a geçti. Acmer'de Türbesi (Dergâh-ı Garîb Nüvâz) bugün dünyânın en yoğun ziyâretgâhlarındandır; her yıl 800.000-1 milyon Müslüman ve Hindu ziyâretçi alır. Çiştiyye'nin Hindistan'da yayılışı dört büyük halîfe üzerinden oldu: Kutbüddîn Bahtiyâr Kâkî — Acmer halîfesi; Delhi'de Sultan Şemseddîn İltutmuş döneminde merkez. Bâbâ Ferîd / Ferîdüddîn Mes'ûd Ganc-i Şeker — Bahtiyâr Kâkî halîfesi; Pencap bölgesinin pîri. Nizâmüddîn Evliyâ — Bâbâ Ferîd halîfesi; Delhi'nin en güçlü tarîkat mektebinin müessisi. Emîr Hüsrev-i Dihlevî onun talebesidir. Nâsirüddîn Çırâğ-ı Dihlî — Nizâmüddîn halîfesi. Çiştiyye'nin ayırıcı zikri kavvâlî — Pencabî, Urdu ve Farsça karışımı müzikli toplu zikir. Tabla, harmonium, mâl, dholak gibi enstrümanlarla icrâ edilen, ritmik ve coşkulu bir zikir formudur. Nizâmüddîn Evliyâ Dergâhı'nda her perşembe akşamı kavvâlî meclisleri bugün hâlâ devam eder. Modern dünyâdaki en meşhur Çiştî kavvâl Nusrat Fateh Ali Khan (Pakistan, 1948-1997). 600 yıllık bir aile sülâlesinden geliyordu; klasik kavvâlîyi global popüler müzik sahnesine taşıdı. Sufî müziğin XX-XXI. yüzyıldaki en geniş yayılımı onun aracılığıyla gerçekleşti.
7.8 Tîcâniyye
Ebü'l-Abbâs Ahmed et-Tîcânî Tîcâniyye'nin pîri. Berberi-Tîcân kabilesinden; Mağrib-Mısır'ı dolaştıktan sonra 1196/1782 civarında Mağrib'in Bûsemgūn vâhasında bir vizyonda Hz. Peygamber'le karşılaştığını iddiâ etti; tarîkatı bu vizyondan doğdu. Sonra Fas'a yerleşti, II. Mevlây Süleyman'ın himâyesinde dergâhını büyüttü. Tîcâniyye'nin ayırıcı virdi Salât-ı Fâtih (Açıcı Salâvât) ve Cevheretü'l-Kemâl (Mükemmellik Cevheri) — her gün belirli sayıda okunan iki büyük salâvât. Tîcânîliğin temel iddiâsı bütün diğer tarîkatlere mensûb olanların aksine, Tîcânî mensûplarının başka tarîkata intisâb (bir tarîkata bağlanma, yola girme) etme hakkı yoktur — «Hâtem-i Tarîkat» (tarîkatlerin sonu) iddiâsı. Bu mütehakkim iddiâ Tîcâniyye'yi diğer tarîkatlerden ayırır. Tîcâniyye'nin coğrafyası: Cezayir, Fas, Tunus, Libya'dan başlayarak Mısır, Sudan, Çad, Mali, Senegal, Gambiya, Burkina Faso, Nijer, Nijerya, Kamerun'a uzanır. Batı Afrika'da bugün yaklaşık 250-300 milyon Müslüman Tîcânî meşrebine bağlıdır; bu, dünyânın en yaygın tek tarîkatlerinden biridir. Modern Tîcâniyye'nin doruğu Şeyh İbrâhîm Niyâs. Onun başlattığı Fayda Tîcâniyye hareketi Batı Afrika'da 50 milyondan fazla mensûp taşır. Niyâs'ın çocukları ve torunları bugün Senegal, Nijerya, Mali boyunca büyük dergâhları yönetir; aynı zamanda bu ülkelerde siyâsî nüfûz da taşır.
7.9 Murîdiyye
Ahmadu Bamba Mbacké Murîdiyye'nin pîri. Aslen Kâdiriyye-Tîcâniyye etkileri altında yetişti, sonra kendi tarîkatını kurdu. Fransız sömürge yönetiminin Senegal hâkimiyetine pasifist (şiddetsiz) direnişin sembolü oldu; Fransızlar tarafından 1895'te Gabon'a sürgün edildi, daha sonra serbest bırakıldı; ölümüne kadar Mauritania, Senegal, Fransız Batı Afrika'sında binlerce mürid yetiştirdi. Bamba'nın kurduğu Touba (Tûbâ) şehri Senegal'in iç bölgesinde tamâmen Müridiyye'nin idâresinde olan bir dînî kenttir. Bamba türbesi etrafında milyonlarca kişinin yıllık «Magal» ziyâreti, dünyânın en büyük tek tarîkat ziyâretlerinden biridir (yıllık 3-4 milyon kişi).
7.10 Senûsiyye
Muhammed b. Ali es-Senûsî el-Kebîr Senûsiyye'nin pîri. Aslen Cezayirli; Mağrib, Mısır, Hicâz, Sudan'ı dolaştı. Mekke'de bir süre yaşadı; oradan Libya iç çölüne (Sahara) çekildi, Cağbûb vâhasında merkez dergâh kurdu. Senûsiyye Libya, Sudan, Çad, Nijer'in yarı-kurak bölgelerinde yaşayan göçer Müslüman kabileleri örgütledi. XIX. yüzyıl sonu — XX. yüzyıl başında Senûsiyye dergâhları (zâviye) Sahara çölünün yarısını mânevî olarak kontrol ediyordu. Tarîkat hem mânevî rehberlik hem örgütsel-siyâsî yapı hem askerî dayanışma sağlıyordu. İtalyan sömürgesinin Libya işgâli (1911) Senûsiyye'yi siyâsî bir mücâdele örgütüne dönüştürdü. Pîr-i Muhammed İdrîs es-Senûsî (sonra Libya Kralı I. İdrîs, 1889-1983) tarîkatın başında. Asıl direnişin sembolü Ömer el-Muhtâr. Ömer el-Muhtâr 20 yıl boyunca Sahara çöllerinde gerilla savaşı verdi; 73 yaşında yakalanıp kamuoyu önünde idam edildi. İtalyan sömürgesinin Libya'daki en büyük âsî sembolü oldu. II. Dünyâ Savaşı sonrası Libya bağımsızlığa kavuşunca (1951) Kral İdrîs hânedânı kuruldu; Senûsî tarîkatı resmî devlet dîni statüsü kazandı. 1969 Muammer Kaddafî darbesi ile hânedan devrildi; Kaddafî Senûsîliği bastırdı, Sahara dergâhlarını kapattı. Kaddafî'nin 2011 düşüşünden sonra Senûsî mîrası kısmen iâde edildi.
7.11 Cehrî Tarîkatlerin Müşterek Karakteri
On tarîkata baktığımızda dört müşterek karakter görülür. Birincisi: cehrî zikir bir kalabalık sırrı değil, sırrın aşikâr edilmesidir; mânevî tecribenin toplu bedensel ifâdesidir. İkincisi: cehrî tarîkatler tarihen halk tabakasında, esnaf-zanaatkâr-köylü-göçer kitlelerinde yayıldı; bu yüzden devletlerle ya iç içe ya da çatışma içinde oldular. Üçüncüsü: müzik, dans, semâ', kavvâlî — sanat formları cehrî tarîkatlerin zikrî olarak içselleşti. Dördüncüsü: cehrî tarîkatlerin en büyük tarihî mîrası coğrafî yayılımdır — Mağrib'den Endonezya'ya, Sahara'dan Balkanlar'a kadar İslâmı taşıyan ana mânevî vâsıtalar bu tarîkatler olmuştur.
Toplu Olarak
On cehrî tarîkattan dört müşterek karakter çıktı: cehrî zikir sırrın aşikâr edilmesidir; cehrî tarîkatler tarihen halk tabakasında yayıldı; sanat formları (semâ', kavvâlî, devran) zikre içselleşti; coğrafî yayılım Mağrib'den Endonezya'ya kadar uzandı. Bunlar İslâmın taşınmasının ana mânevî vâsıtaları oldu.