Yurt Dışındaki Halîfelere Karşı Edep–Âdâb Nasıl Olmalıdır?
Suâl: «Mâlûm, siz daha önce dergâhımızdan üç kişiye yurt dışından halîfelik icâzeti vermiştiniz. Bu hafta da onlardan bir tânesi misafirimiz. Bu yurt dışından gelen halîfe misafirlerimize bizim hitâb şeklimiz ne olmalıdır? Davranışımız şekil olarak ne olmalıdır? Ne şekilde görmemiz gerekmektedir?»
Kâzım Efendi: Şeyhlik İcâzeti
Cevâb: Birincisi, Kâzım Efendi’ye — Kâzım Efendi zâten orada şeyhlik yapıyor — hatırladığım kadarıyla şeyhlik verildi. O yüzden Kâzım Efendi’nin icâzeti halîfelik değil; onunki şeyhlik icâzetidir. Bir kimseye şeyhlik verdiğiniz zaman, o kimsenin normalde hâni kendince bağımsız bir dergâhı, kendince bağımsız bir işlevi olur.
Üsküp Halîfesi Mürtezâ: Bağımsız Halîfelik
Öbürkü, Üsküp’te Mürtezâ. Evet, halîfe — ama orada halîfe; burada dergâhın iç işlerine, dergâhın işlerine karışma noktasında değil. Zâten onu da îlân ederken orada Üsküp halîfesi olarak îlân ettik. Burada dergâhın iç işleriyle alâkalı, dergâhın işleyişiyle alâkalı bir hükmü olmaz. O da şeyhlik yapıyor orada — biz ona halîfelik verdik, ama kendisi orada şeyhlik yapıyor. Çünkü babası şeyh, dedesi şeyh, dayısı şeyh, Üsküp komple Makedonya Meclisi Meşâyih başkanı orada.
Normalde — tâbîr câizse — hâni babası onun şeyhliği verecekmiş, ama ömrü vefâ etmemiş; öyle söyleyelim. Babasının halîfesi ona zâten halîfelik vermiş orada; dersleri yaptırıyordu. Halîfeliğini vermemişler — daha doğrusu o burada bir rüyâ anlattı; o rüyâ anlatınca hem ders aldı, hem de ona halîfelik verdik. O Üsküp’le alâkalı azîmi halîfe; normalde gelse buraya, otursa, halîfeliğini icrâ eder.
Türkiye İçindeki Halîfe: Sınırlı Açıklama
Şimdi böyle sorulunca dergâhla alâkalı, ben hâni Türkiye’de de halîfelik verdi de gitti geldiğinde — yakın arkadaşlar biliyorlar bu konuda; bir kişiye halîfelik verdiydim. O yüzden normalde onu çok dillendirmek istemiyorum ben.
Halîfeye Şeyhe Gösterilen Edep Gösterilir
Ama bir kimse halîfe — halîfedir. Halîfe olunca, ona şeyhe hürmet edilir gibi hürmet edilir; şeyhe itâat edilir gibi itâat edilir. Aslında şeyh değildir; ama en yakın şeyh adayıdır. O yüzden normalde halîfe denilince, bir şeyhe nasıl davranılıyor, nasıl ona hürmet ediliyorsa, ona da öyle davranılır, hürmet edilir. Ama kendisi şeyh değildir; rabıta edilmez ona; ne bileyim, şeyh böyle noktasında görülmez, tutulmaz.
Şeyh Efendi’nin Hâlîfeye Hizmet Misâli
Onun da nereden ölçüsü? Allâh rahmet eylesin, Efendi benim için bâzı arkadaşlara «Hâni bana hizmet ettiğiniz gibi hizmet edin; bana yaptığınız gibi bana davrandığınız gibi davranın — bizim halîfemizdir» derdi benim için. E bunu böyle hâni çok herkese açıklamazdı; ben de susardım. «İmtihân bu işler» derdim; bir şey demezdim. Ama normalde öyle davrandı, ama hiçbir zaman bir halîfe şeyh değildir. Öyle olunca da ona hâni edep–âdâb açısından, yaklaşım açısından, bir kimse şeyhe göstermiş olduğu edebi–âdâbı ona da gösterir.
«Türkiye’deki Halîfeyi Çok Konuşmama Sebebi»
Bu hâni Türkiye ile alâkalı veyâ dergâhla alâkalı olanı çok konuşmamamın bir sebebi de bu: Herkes ona şimdi böyle farklı bir davranış içerisine girer — nefs taşıyor bütün herkes. O yüzden nefs olmasın diye, o konuda biraz daha ne, o kötüm duruyor bu noktada. Biraz daha bu mes’elenin pişmesini istiyoruz inşâallâh.
E o yüzden Cenâbı Hakk’a hamd ediyorum ben; hâni «azîmi hâni üstüne koya yürüyor». Bâzıları vardır hâni üstüne koymaz bir adamı; hâni «çavuştur, üstüne koymaz; zâkirdir, üstüne koymaz; nakîptir, üstüne koymaz». İşte bunun gibi üstüne koymayan bir kimse olsa durur; ama şu anda azîmi yürüyor. Allâh yardımcısı olsun inşâallâh. Âmîn.
Halîfeliğin Veriliş Hikmeti: Mânevî Emânet
Bu benim için mutluluk verici. Çünkü her bir üstâd kendince böyle bir yetişmiş insan ister, arar; ama sonuçta bu işler sonuç itibâriyle Allâh’ın bileceği bir iş. Cenâbı Hak ne yapar, ne eder; kimi koyar, kimi getirir, kimi götürür, kim bozulur, kim düzgün gider — bu Rabbimin işidir; bizim işimiz değil. Ben her zaman için açık konuşuyorum.
Bunu rüyamda görürsem «şak kadana veririm» derim; ben çıkarım işin içinden. Rüyamda bir şey görürsem hiç tereddüt etmem; verir giderim. Çünkü bunlar benim nazarımda ma’nevî emânet. O ma’nevî emâneti bir kimsenin saklaması, gizlemesi, onun üzerinde akıl yürütmesi, o emânet mânevî emâneti üzerinde bulunduran kimseye de bir ma’nevî getirir. Şimdi o ma’nevî sorumluluktan kurtulmak için o kimsenin onu açıklaması gerekir.
Şeyh Efendi’nin Adnan Hoca’ya Telefon Açması
Açıklamazsa, bu bunun bir de şeyi var — öbür âlemde de bunun bir ceremesi var. Bazen Allâh rahmet eylesin, Efendi derim ben hâni: «Açıkladı; attı yükü üstünden.» Hâni normalde kaynıyor musu — ortalık kaynadı; zıplıyor musu — zıpladı; dinleyen dinledi, dinlemeyen dinlemedi; herkes işine geldiği gibi baktı. Ama sonuçta Efendi bizim Adnan Hoca’ya da telefon açmış: «Açıklayın» diye. Normalde kendince açıklattırılması.
İsmâil’in Rabıtaları: Peygamber Efendimiz’in Başında Geliyordu
Ben de İsmâil her gün rabıta ediyordu — Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin başına geliyordu. Akşam iftârdan sonra Şeyh Efendi’nin yanına benim gözümün içine bakıyordu İsmâil; ben diyordum ki «Şeyhine tâbî ol, kimseye söyleme gördüğünü; orada söyleneni de» diye. İsmâil de eli–haya titriyordu İsmâil. Bir çok böyle saklayıp gizleyemez; «Eyvallâh!» derdi. «Tamam abi, tamam abi» diyordu.
Ondan sonra «Koş Şeyh Efendi’nin yanına» diye gönderiyordum; gidiyordu, Şeyh Efendi’ye söylüyordu. «Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle dedi, böyle dedi, şunu dedi, bunu dedi» — yaklaşık İsmâil o sene 6 gün mü, 7 gün mü ne, Medînei Münevvere’de kaldık; o her gün ashâbı şanın orada rabıta etti. Her gün–her gün de rabıtanın cevâbı üç aşağı–beş yukarı değişik hâllerle aynı oldu.
Rabbimin İşi — Beğenmem ile Olmaz
Tâbîî bana söylüyor — ben hâlâ daha sormuyorum İsmâil’e «Ne gördün» diye. Ama bu Rabbimin işi. Bu senin beğenmen le, benim beğenmem de onun beğenmesi le olacak bir iş değil. Cenâbı Hak kime lütfetti, kime ikram etti — bu kulun çalışmasına bağlıdır. Ama Allâh’ın ikrâmını da reddetmem gerekir. Cenâbı Hak «Hikmeti dilediğine veririm» âyetle sâbittir.
Hâsılı: Yurt dışındaki halîfelere — Kâzım Efendi, Mürtezâ Efendi gibi — şeyhe gösterilen edep ve âdâb gösterilir; ancak rabıta yapılmaz; şeyh makāmında görülmez. Halîfelik, şeyhi kâmilin manevî emânetinin taşıyıcısı olma vazîfesidir; kendisi şeyh olmasa dahî, şeyhe karşı gösterilen hürmeti hak eder.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Edep, Halîfe, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü