Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Hal ·

Yaşadığımız zahiri ve batıni hallerin hepsi de Allah’ın birer lütfudur

Senin işin geçicidir. Senin eşin geçicidir senin çocukların geçicidir. Senin evin geçicidir senin. Hanın hamamın katın yatın araban geçicidir geçici. Ben 40 yıl önce. Bayındır'da oturuyordum geçici 6 ...


Mustafa Özbağ Efendi bu Hâl Sohbeti'nde her şeyin geçici olduğunu ve yaşadığımız zâhirî ve bâtınî hâllerin hepsinin Allâh'ın birer lütfu olduğunu tafsîl eder. İşin geçicidir, eşin geçicidir, çocukların geçicidir; evin, hânın, hamamın, araban — hepsi geçici. Kırk yıl önce oturulan evler yıkıldı; hepsi geçiciydi. Sûfî bu hakîkati kendi üzerinde oturtmalıdır. Gördüğün kimseyi görmek de geçicidir; yarına çıkmaya kimin garantisi var? Seveceksen şimdi sev, dinleyeceksen şimdi dinle. İyi ve tatlı bir şey olunca «Elhamdülillâh, Allâh lütfetti» deniliyor; peki dert gelince, hastalık uğrayınca, darlık ve sıkıntı gelince niye «Allâh lütfetti» denmiyor? Bir nimet elden gidince niye «Bu da Allâh'tandır» denmiyor? Sûfî, yaşadığı zâhirî ve bâtınî hâllerin hepsini Allâh'ın birer lütfu noktasında görmelidir. Hayır da şer de O'ndandır; her ikisinde de hikmet aramak mü'mînin şi'ârıdır. Cenâbı Hak Şûrâ 42/30'da buyurur: «Başınıza gelen her musîbet kendi ellerinizle kazandığınız yüzündendir; O yine de çoğunu affeder.» Bu sohbet her şeyin geçicilik hakîkati, hâllerin Allâh'ın lütfu oluşu, ve hayırşer karşısında hamd makāmı bahisleri ile tafsîl olunur.

Her Şey Geçicidir: İş, Eş, Çocuk, Ev, Mâl

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kāideyi tafsîl eder: işin geçicidir, eşin geçicidir, çocukların geçicidir. Evin, hânın, hamamın, araban — hepsi geçici. Kırk yıl önce oturulan evler yıkıldı; hepsi geçiciydi. Bu dünyâda hiçbir şey ebedî değildir; her şeyin bir başlangıcı, bir sonu vardır. Sûfî bu hakîkati kendi üzerinde oturtmalıdır. İşin geçicidir — bugün müdürsün, yarın azlolunabilirsin. Eşin geçicidir — bugün berabersin, yarın firakta olabilirsin. Çocukların geçicidir — sana emânettir, vakti gelince Allâh'a teslîm olur. Evin geçicidir — bugün senin, yarın bir başkasının. Cenâbı Hak Rahmân 55/26-27'de buyurur: «Yer üzerinde bulunan her şey fânîdir; ancak celâl ve ikrâm sâhibi olan Rabbinin zâtı bâkîdir.»

Gördüğün Kimseyi Görmek de Geçicidir

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir nasîhati tafsîl eder: gördüğün kimseyi görmek de geçicidir. Yarına çıkmaya kimin garantisi var? Bu sözden alınacak ders: seveceksen şimdi sev, dinleyeceksen şimdi dinle. Annebabanı, kardeşini, dostunu, eşini, çocuğunu — bugün yanındadır, yarın ölüm gelirse ayrılırsın. O zaman pişmân olursun: «Niçin daha çok sevmedim, niçin daha çok dinlemedim, niçin onunla daha çok vakit geçirmedim?». Sûfî dünyânın geçiciliğini bilir, anı kıymetlendirir. «Bugünüm yarın gelmez» şuûru ile her ânı dolu yaşar. Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi vesellem) buyurmuştur: «İki nimet vardır ki insânların çoğu onlarda aldanmıştır: sıhhat ve boş vakit» (Buhârî, Rikāk 1).

Zâhirî ve Bâtınî Her Hâl Allâh'ın Lütfudur

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kāideyi tafsîl eder: iyi ve tatlı bir şey olunca «Elhamdülillâh, Allâh lütfetti» deniliyor. Peki dert gelince, hastalık uğrayınca, darlık ve sıkıntı gelince niye «Allâh lütfetti» denmiyor? Bir nimet elden gidince niye «Bu da Allâh'tandır» denmiyor? Bu insânın eksik bakışının alâmetidir; sûfî bu eksikliği aşmalıdır. Sûfî, yaşadığı zâhirî ve bâtınî hâllerin hepsini Allâh'ın birer lütfu noktasında görmelidir. Hayır da şer de O'ndandır; her ikisinde de hikmet aramak mü'mînin şi'ârıdır. Cenâbı Hak Bakara 2/216'da buyurur: «Olabilir ki hoşlanmadığınız bir şey hakkınızda hayırlıdır; ve olabilir ki sevdiğiniz bir şey hakkınızda şerdir. Allâh bilir, siz bilmezsiniz.»

Hayır da Şer de Allâh'tandır

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kāideyi tafsîl eder: hayır da şer de Allâh'tandır; her ikisinde de hikmet aramak mü'mînin şi'ârıdır. Cenâbı Hak Nisâ 4/78'de buyurur: «De ki: Hepsi Allâh tarafındandır.» İmânı şartlardan biri kadere îmândır; iyisikötüsü ile her şey Allâh'ın takdîriyle olur. Sûfî bu îmâna sıkı sıkı sarılır; iyi gelince «Allâh ihsân etti», kötü gelince «Allâh imtihân ediyor, hikmet vardır» der. Hayrı görünce şükreder, şer görünce sabreder; her hâlde Cenâbı Hakk'a hamd eder. Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi vesellem) buyurmuştur: «Mü'mînin işi şaşırtıcıdır; her hâli onun için hayırdır. Bu, ancak mü'mîne mahsûstur. Bir nimete kavuşunca şükreder, bu da onun için hayırdır; bir musîbete uğrayınca sabreder, bu da onun için hayırdır» (Müslim, Zühd 64).

Şûrâ 42/30: Musîbet Kendi Ellerinizle Kazandığınız Yüzünden

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tefsîr kāidesini tafsîl eder: Cenâbı Hak Şûrâ 42/30'da buyurur: «Başınıza gelen her musîbet, kendi ellerinizle kazandığınız yüzündendir; O, yine de çoğunu affeder.» Bu âyet sûfîye iki şey öğretir: birincisi musîbetin sebebi kendi günâhlarımızdır; ikincisi ise Cenâbı Hakk'ın çoğu günâhları affettiğidir. Sûfî bir musîbetle karşılaştığında ilk yapması gereken nefsini muhâsebe etmek, hangi günâhının bu musîbete sebep olduğunu düşünmek, ve istiğfâra sığınmaktır. Yoksa Cenâbı Hakk'ı suçlamak, «Niye bana bu yapıyor?» demek — bu, edebsizliktir, mü'mîne yakışmaz. Mü'mîn musîbette nefsini suçlar, hayırda Allâh'a hamd eder.

Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye Manevî Terbiyesi

Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni dünyânın geçiciliğini (işeşçocukevmâlcan hepsi geçici), gördüğü kimseyi görmenin geçici olduğunu, «Şimdi sev, şimdi dinle» nasîhatini, hayır da şer de Allâh'tandır kāidesini, mü'mînin işinin şaşırtıcı olup nimette şükürmusîbette sabır göstermesini, ve Şûrâ 42/30'daki musîbetin kendi ellerimizle kazandığımız yüzünden olmasını idrâk etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.

  • Kur'ânı Kerîm: Şûrâ 42/30 (musîbet kendi ellerinizle kazandığınız yüzünden); Bakara 2/216 (hoşlanmadığınız bir şey hakkınızda hayırdır); Nisâ 4/78 (hepsi Allâh tarafındandır); Rahmân 55/26-27 (yer üzerinde olan her şey fânîdir); Kasas 28/88 (her şey helâk olucudur, O'nun zâtı hâriç); Âli İmrân 3/185 (her nefis ölümü tadıcıdır).
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'r-Rikāk 1 (sıhhat ve boş vakit iki nimettir).
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zühd 64 (mü'mînin işi şaşırtıcıdır).
  • Süneni Tirmizî, Süneni Ebû Dâvûd, Süneni İbn Mâce, Süneni Nesâî.
  • İmâm Mâlik, Muvatta; İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Sabr-Şükr-Rızâ bahisleri.
  • İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Rızâ-Sabr bahisleri.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
  • İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Hâl Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu Hâl Sohbeti her şeyin (işeşçocukevmâl) geçicilik hakîkatini, gördüğü kimseyi görmenin de geçici olduğunu, «Seveceksen şimdi sev, dinleyeceksen şimdi dinle» nasîhatini, zâhirî ve bâtınî her hâlin Allâh'ın lütfu olduğunu, «Allâh lütfetti»nin sadece iyi günde değil derthastalıkdarlık günlerinde de söylenmesi gerektiğini, hayır da şerrin de Allâh'tan olduğunu (Nisâ 4/78), Şûrâ 42/30'daki musîbetin kendi ellerimizle kazandığımız yüzünden olmasını, ve mü'mînin nimette şükürmusîbette sabır gösterip her hâlde hayır bulmasını tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Hâl Sohbetleri