Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette aklın vahyi anlamadaki vazgeçilmez rolünü tafsîl eder. İnsânın varlığı sorgulaması ve bilgisini yenilemesi noktasında aklın fonksiyonu inkâr edilemez. Yenilenen bilgi ile vahyin ışığında, insânlığın faydasına yeni düzenlemeler yapmakta da bir mahzur yoktur. Hadîsi şerîfte buyurulmuştur: «Kim bir iyiliğe sebep olursa, o kapıdan kaç kişi geçerse onların sevâbını alır.» Ancak aklın sınırları vardır. Akıl, vahyi anlamak ve yaşamak için bir araçtır; vahyin yerine geçemez. Vahyi anlayıp hayâtımızda tatbîk etmemiz için akla ihtiyâcımız vardır; fakat akıl tek başına hidâyet kaynağı değildir. İnsânın sâhip olduğu akıl cüz'î akıldır — yâni sınırlı ve kısıtlıdır. Bu cüz'î aklın küllî akla — yâni insânı kâmilin aklı küllüne — bağlanması gerekmektedir. Mevlânâ Hazretleri buyurmuştur: «Eğer senin cüz'î bir aklın varsa, bir kâmil akıl sâhibini ara; senin cüz'î aklın onun küllî aklı sâyesinde küllî olur.» Küllî akıl nefse zincir gibidir; onu kontrol eder ve dizginler. Cüz'î aklın küllî akla teslîm olması, tasavvufta mürşidi kâmile intisâbın zarûretini ifâde eder.
Aklın Rolü ve Vahyin Işığı
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: insânın varlığı sorgulaması ve bilgisini yenilemesi noktasında aklın fonksiyonu inkâr edilemez. Yenilenen bilgi ile vahyin ışığında, insânlığın faydasına yeni düzenlemeler yapmakta da bir mahzur yoktur. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sâhipleri öğüt alır» (Zümer 39/9) buyurmuştur. Hadîsi şerîfte ise Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Kim bir iyiliğe sebep olursa, o iyiliği yapanın ecri kadar sevap alır» (Müslim, İmâre 133). Bu hâl insânın aklını vahyin ışığında kullanmasının ne kadar mübârek bir gayret olduğunu ortaya koyar.
Aklın Sınırları
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hakîkati tafsîl eder: aklın sınırları vardır. Akıl, vahyi anlamak ve yaşamak için bir araçtır; vahyin yerine geçemez. Vahyi anlayıp hayâtımızda tatbîk etmemiz için akla ihtiyâcımız vardır; fakat akıl tek başına hidâyet kaynağı değildir. Bu üslûp aklı putlaştıran rasyonalist akımların yanlışlığını, ve aklı reddeden cehâletin de zulmünü ortaya koyar. Mü'mîn aklı vahye tâbî kılarak hidâyete ulaşır.
Aklı Cüz'î ve Aklı Küllî
Mustafa Özbağ Efendi tasavvufun temel kâidesini tafsîl eder: insânın sâhip olduğu akıl cüz'î akıldır — yâni sınırlı ve kısıtlıdır. Bu cüz'î aklın küllî akla — yâni insânı kâmilin aklı küllüne — bağlanması gerekmektedir. Hz. Mevlânâ Hazretleri Mesnevîi Şerîf'te buyurmuştur: «Eğer senin cüz'î bir aklın varsa, bir kâmil akıl sâhibini ara; senin cüz'î aklın onun küllî aklı sâyesinde küllî olur.» Bu hâl tasavvufun mürşidi kâmil tasavvurunu ortaya koyar; cüz'î akıl ancak kâmil bir mürşid eliyle küllî olmaya yaklaşır.
Küllî Akıl: Nefse Zincir
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî hakîkati tafsîl eder: küllî akıl nefse zincir gibidir; onu kontrol eder ve dizginler. Nefs azgın bir hayvâna benzer; onu yalnızca küllî akıl dizginleyebilir. Cüz'î akıl ise nefse mağlûb düşebilir, ve onun emrine girer. Bu sebeple sâlik mutlakâ bir mürşidi kâmilin terbiyesi altında nefsini terbiye etmelidir. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunda nefs terbiyesinin merkezîliği bu hakîkate dayanır.
Mürşidi Kâmile İntisâbın Zarûreti
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mînin görevini tafsîl eder: cüz'î aklın küllî akla teslîm olması, tasavvufta mürşidi kâmile intisâbın zarûretini ifâde eder. Mü'mîn aklını vahy ile aydınlatır; ve aklını mürşidi kâmilin aklı küllüne bağlar. Bu sûretle nefsi dizginlenir, kalbi temizlenir, ve manevî terakkîye açılır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ey îmân edenler, Allâh'tan korkun ve sâdıklarla berâber olun» (Tevbe 9/119) buyurmuştur. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni cüz'î aklını küllî akla teslîm etmeye, ve mürşidi kâmilin terbiyesinde nefsini ıslâh etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Zümer 39/9; Tevbe 9/119; Bakara 2/269; Mücâdele 58/11; Âli İmrân 3/190.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-İlim.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-İmâre 133, Kim bir iyiliğe sebep olursa hadîsi.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, akıl bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Hz. Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf, aklı cüz'î ve aklı küllî bahsi.
- İbnü'l-Arabî, Fütûhâtı Mekkiyye.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Vahiy Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet aklın rolünü ve vahyin ışığını, aklın sınırlarını, aklı cüz'î ve aklı küllî farkını, küllî aklın nefse zincir oluşunu, ve mürşidi kâmile intisâbın zarûretini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Vahiy Sohbetleri