Mustafa Özbağ Efendi bu çok kısa sohbette vahyin insânın aklını berraklaştırdığını, derinleştirdiğini tafsîl eder. Vahy Cenâbı Hakk'ın insâna olan en yüce ihsânlarından biridir. Çünki insân aklı sınırlıdır, lâkin vahy ona sonsuz ufuklar açar. Aklın kendi başına ulaşamayacağı gerçekleri, hakîkatleri, ve manevî mertebeleri vahy ile öğrenir. Bu hâl Kur'ânı Kerîm'in ve Sünneti Seniyyenin mü'mîn için ne kadar büyük bir nîmet olduğunu ortaya koyar. Vahy alan akıl berraklaşır; perdeperde gözleri açılır; eşyâya başka bir gözle bakmaya başlar. Vahyden mahrûm akıl ise dünyâ hayâtının zâhirinde kalır, hakîkatleri göremez. Mü'mîn Kur'ân ve Sünnet'e sımsıkı sarılarak aklını manevî olarak derinleştirir; ve Cenâbı Hakk'ın velâyet makâmına yaklaşır.
Vahy: Aklın Berraklaştırıcısı
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: vahy insânın aklını berraklaştırır, derinleştirir. Bu hâl Cenâbı Hakk'ın insâna olan en yüce ihsânlarından biridir. Çünki insân aklı sınırlıdır; lâkin vahy ona sonsuz ufuklar açar. Aklın kendi başına ulaşamayacağı gerçekleri, hakîkatleri, ve manevî mertebeleri vahy ile öğrenir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Şüphesiz bunda akıl sâhipleri için âyetler vardır» (Âli İmrân 3/190) buyurmuştur. Akıl sâhipleri vahyin nûru ile aklını berraklaştırırlar.
Sınırlı Akıl ve Sonsuz Vahy
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hakîkati tafsîl eder: insân aklı sınırlıdır; lâkin Cenâbı Hakk'ın ilmi ve hikmeti sonsuzdur. Vahy aklın bu sınırlılığını aşmasının en muazzam vesîlesidir. Aklın kendi başına idrâk edemediği — meselâ ilâhî sıfatlar, âhiret hayâtı, manevî mertebeler, kâinâtın esrârı — vahy ile insâna ulaşır. Vahyden mahrûm akıl bu meselelerde karanlıkta kalır; vahy ile aydınlanan akıl ise hakîkatlere ulaşır. İmâm Râzî hazretleri Mefâtîhu'l-Gayb'ta aklın vahye olan ihtiyâcını tafsîlen îzâh etmiştir.
Vahyden Mahrûm Akıl: Zâhirde Kalır
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tespit yapar: vahyden mahrûm akıl dünyâ hayâtının zâhirinde kalır, hakîkatleri göremez. Çünki akıl tek başına âhireti, ilâhî sıfatları, ve manevî mertebeleri idrâk edemez. Vahy ile aydınlanmadıkça akıl sâdece dünyâ hayâtının görünen yüzünü görür; perdeyi açamaz. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Onlar dünyâ hayâtının görünen yüzünü bilirler; âhirete karşı ise gâfildirler» (Rûm 30/7) buyurmuştur. Bu üslûp aklın vahy ile aydınlanmadıkça zâhirde kalmasının manevî tehlikesini ortaya koyar.
Mü'mînin Aklını Derinleştirmesi
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mînin görevini tafsîl eder: mü'mîn Kur'ân ve Sünnet'e sımsıkı sarılarak aklını manevî olarak derinleştirir; ve Cenâbı Hakk'ın velâyet makâmına yaklaşır. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Kur'ân-Sünnet'e bağlı, vahy ile aydınlanmış, ve aklı manevî olarak derinleşmiş bir kıvâmda yetiştirir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder. Mü'mîn vahyin nûru ile dünyâ hayâtının zâhirini aşar, eşyânın hakîkatine vâkıf olur, ve âhiret saadetinin yolunu bulur. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh dilediğine hikmet verir; kim hikmet verilirse ona çok hayır verilmiştir» (Bakara 2/269) buyurmuştur.
- Kur'ânı Kerîm: Âli İmrân 3/190; Rûm 30/7; Bakara 2/269; Zümer 39/9; Mücâdele 58/11.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-İlim.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-İlim.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, akıl bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Hz. Mevlânâ, Mesnevî-i Şerîf.
- İbnü'l-Arabî, Fütûhâtı Mekkiyye.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Vahiy Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu çok kısa sohbet vahyin aklın berraklaştırıcısı oluşunu, sınırlı akıl ile sonsuz vahy farkını, vahyden mahrûm aklın zâhirde kalmasını, ve mü'mînin aklını manevî olarak derinleştirmesini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Seri: Vahiy Sohbetleri