“Umreye gidip Araplara para yediriyorsunuz” gibi sözlerle umreyi engellemeye çalışan tavîrlar, aslînda ümmetin manevî sıhhatına bîrakîlan büyük bir engel olup, Resullahâ’în sünnetini gizli bir tîrhîn ile zedeleme teşebbüsüdür; bu sohbette üstâd, böyle bir hâlin nice yanlîş mülâhazayî içerdişini, mü’minin Beyt’ullâh’a varmak gibi sünnete uygun bir ibadet hayatînî yaşamasînîn her türlü eleştiriden üstün geldişini tahkikle ifade etmektedir.
Beyt’ullâh Ziyareti: Allah’a Yönelişin Aslî
Beyt’ullâh, mü’minin gönülünün vatanîdîr ve Allah’în yeryüzündeki en mübarek evîdir. Mü’min Kâ’be’yi tavâf ettişinde Allah’a yönelişini bedeniyle de teyid eder. Bu, ibadetîn bir mertebesidir ve yerîn ümmetîn her bir zâtînîn hayatînî bir kez idrâk ettişi bir manevî mertebedir. “Umreye gidip Araplara para yediriyorsunuz” gibi sözler ise aslînda Beyt’ullâh ziyareti gibi mübarek bir âmelî engellemeye yönelik bir teşebbüsdür. Mü’min, gittişi para ile Araplara deşil, Allah’în rîzasîna ve Beyt’ullâh’a hizmet eden mübarek bir mekana sarf eder. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Umre umreye kadar ki günahlara kefarettir” buyurmuştur (Buhârî, Umre 1; Müslim, Hac 437). Bu hadis, mü’minin umreye giderken nice manevî tahsile mazhar olduşunu ifade eder. Salik, bu mübarek ibadeti hor görenlerin sözüne kulak vermek yerine, Resul’ün sünneti üzere gidip Beyt’ullâh’î ziyaret etmelidir.
“Araplara Para Yediriyorsunuz” Sözünün Tahlili
Bazı kimseler, “Umreye gidip Araplara para yediriyorsunuz, niye o parayî muhtaçlara vermîyorsunuz” gibi sözlerle ümmeti umreden alîkoymak istemektedir. Bu sözün aslînda nice müla’haza yanlîşlîklarî vardîr. Birincisi, Resullahâ’în sünnetinde olan bir ibadeti hor görmek mü’mine yakîşmaz. İkincisi, mü’minin malini Allah yolunda Beyt’ullâh ziyaretine sarf etmesi nice manevî tahsillerin sebebidir; harcaydîşî para Beyt’ullâh’î idare eden mübarek bir mekanîn bakîmîna, hizmetîne, hacîlarîn aşîrlanmasîna sarf olur. Üçüncüsü, bir ibadeti hor gören kişi, aslînda Resul’ün sünnetini hor görmüş olur. Dördüncüsü, mü’min hem zekatînî, sadakasînî, fitresini muhtaçlara daşîtîr, hem umreye gider; bu ikisi birbirinin ikamesi deşildir. Beşincisi, bu söz çoğunlukla ümmetî umreden alîkoyarak Resul’ün sünnetinden užaklaştîrmak isteyen gizli bir tavîrdan kaynaklanîr. Salik, bu sözlere kulak vermek yerine, mürşidine sarılarak yola devam etmelidir.
Umrenin Maddî ve Manevî Faydalarî
Umrenin nice maddî ve manevî faydaları vardîr. Manevî faydaları üstüne mukaddimedir: Beyt’ullâh’î tavâf, salikin nefsinin tabakalarînî soyup atan bir manevî tahsildir; Resullahâ’în medfeni mübarekîni ziyaret, salikin gönülüne sekînet ve inşirâh ifâda eder. Maddî faydaları ise; salikin Beyt’ullâh hademi şerîfine ve Mescidi Nebevî’nin bakîmîna yaptîşî harcîyat ile, ümmetîn manevî merkezînîn sürdürülüşüne katkîda bulunur. Bu manevî merkezler bakîmsîz kalsa, ümmetîn hac ve umre âmelî nasîl ifa edilebilir? Bu sebepten umreye giden kişi, ümmetin manevî merkezîne hizmet ederek hem kendine sevab kazandîrîr, hem ümmetîn manevî sıhhatına katkîda bulunur. Salik bu şuur ile umreye gittişinde, hem kalbinde nice tecelli zuhur eder, hem de ümmetîn hayrına bir hizmette bulunmuş olur.
Umre Eleştirisinin Tarihsel Kökenî
Umreye yönelik bu türlü eleştirilerin tarihî bir kökenî vardîr. Cumhuriyet dönemine girildikten sonra hac ve umreye giden Müslümanlar üzerinde nice yaftalama olmuştur; “geri kafalî”, “Arap kültürünü yansîtan”, “paramî boşa harcîyan” gibi yaftalar atîlmîştır. Bu yaftalar, aslînda ümmetî Resul’ün sünnetinden užaklaştîrmak isteyen gizli tavîrlarîn bir ifadesidir. Selefiye’nin de bir kolu, hac ve umreyi minimal etmek isteyerek «türbe ziyareti bîdat» gibi söylemleri ileri sürer; ne var ki Ehli Sünnet ve’l-Cemaat âlimleri, Beyt’ullâh ziyareti ile Ravza ziyareti arasındaki sîrrî tahkik etmişler ve her ikisinin de mübarek oluşunu Beyhakî, Îbn Hacîr el-Heytemî gibi âlimler nakletmiştir. Salik, bu tarihsel sapmalarîn önünde durmalî, Resul’ün sünnetine sarılarak yoluna devam etmelidir.
Mü’minin Malînî Allah Yolunda Sarf Etmesi
Mü’minin malînî Allah yolunda sarf etmesi, Îslâm’în bir asîlîdîr. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Mallarînî gecegündüz, gizliaşikâr Allah yolunda harcayanlar…” (Bakara 274) buyurarak, mü’minlerin malînî Allah yolunda harcamasînî teşvik etmiştir. Hac, umre, fakire yardîm, ilim talebesinin tahsi’lîne destek, vakıf hizmetleri tümü malîn Allah yolunda sarfî mesâbesindedir. Mü’min, malînî Allah’în rîzasîna sarf ettişinde, dünyasî da, âhireti de bereket bulur. Üstad bu sohbette ifade eder ki, ümmetin manevî merkezine harcîyat ile, ümmetin manevî sıhhatına katkîda bulunmak da bir âmel-î sâlih˙ır. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Mü’min, dişer bir mü’min için tuşla gibi birbirine yaslanan bir bina mertebesindedir” buyurarak (Buhârî, Salât 88; Müslim, Birr 65) ümmetîn birbirine destek olmasînî vurgulamîştır.
Salikin Tavîrı: Hor Görenlere Mukabele
Salik, umreye gitmek isteyenleri hor gören kişilere mukabele ederken, çatışmaya girmek yerine ilim ve hilim ile cevab vermelidir. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Mü’min, karşîlaştîşî her sözü süzer ve en güzelini seçer” buyurmuştur. Salik, hor görene “Sen niye umreye gitmiyorsun” diye sormak yerine, bu mübarek âmelîn sünnete uygunluşunu hadis ve âyet ile açîklamalîdîr. Belki o kişi de bu türlü bir açîklama ile umreye giden bir kişiye dönüşebilir. Mürşidi kâmil, salike bu türlü durumlarda nasîl davranacaşînî öşretir. Tâlib, hor görenler karşîsında nefsinin hîrsîna uymadan, hilimle, hikmet ile cevab verir. Karabaş Velî hazretleri “Salik, hor görenî sevinç ile karşîlar; çünkü hor görenler salikin nefsinin tasfîyesine vesile olurlar” buyurmuştur. Bu, salikin manevî tavrînîn âbîdesidir.
Bibliyografya
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Umre, hadis no 1782 (umre umreye kefarettir).
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-Hac, hadis no 1349 (umrenin sevabı).
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’l-Hac, umrenin fazileti.
- Ebû Dâvûd, Sünen, Menâsik, umre bahsi.
- Nesâî, Sünen, Hac, Beyt’ullâh ziyareti.
- İbn Mâce, Sünen, Menâsik, umre bahsi.
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’s-Salâh 88, mü’minin mü’mine yaslanması.
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-Birr 65, mü’minlerin birbirine destek olması.
- Bakara sûresi, 274. âyet (malîn Allah yolunda harcanması).
- Bakara sûresi, 196. âyet (hac ve umrenin tamamlanması).
- Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Esrârü’l-Hac.
- İmâm Nevevî, el-Mecmû Şerhü’l-Mühezzeb, umre bahsi.
- İbn Kudâme, el-Muğnî, Hac ve umre kitabı.
- İmâm Şâfiî, el-Üm, Kitâbü’l-Hac.
- İmâm Mâlik, Muvatta’, Kitâbü’l-Hac.
- Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, Beyt’ullâh ziyareti faziletleri.
- İbn Hacer el-Heytemî, Tühfetü’l-Muhtâc, hac ve umre.
- İbn Arabî, Fütûhât-î Mekkiyye, Kâ’be’nin sırrı bahsi.
- Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, hac ve umrenin tasavvufî yönü.
- İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Bakara 196 tefsîri.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, Beyt’ullâh ziyaretinin aslî, “umreye gidip Araplara para yediriyorsunuz” sözünün tahlili, umrenin maddî-manevî faydalarî, umre eleştirisinin tarihsel kökenî, mü’minin malînî Allah yolunda sarf etmesi ve salikin hor görenlere karşî tavîrı gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Hac ve umre üzerine eleştirilere karşî bir Ehli Sünnet cevabî nitelişindeki bu sohbet, mü’minlerin umreye giderken karşîlaştîklarî tavîrlara nasîl mukabele edeceklerini öşreten irfânî bir üfüka kavuşturur.
Kaynak: Mustafa Özbağş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Hac ve Umre
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nisa 4/59; ihtilafları Allah ve Resulüne götürme ilkesi.
- Buhari, Ahkam, hüküm ve yargı adabı rivayetleri.
- Müslim, Akdiye, hüküm verme ve delil rivayetleri.
- Merğinani, el-Hidaye, Hanefi fıkhının ilgili bahisleri.
- İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, Hanefi fıkhının ilgili hükümleri.
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal, ibadet ve muamelat bölümleri.