Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Veliler ·

Türklerdeki şamanın karşılığı bugünkü velilerdir

Türkler. Tanrısı değildi inançsız değildi. Allahsız değildi kitapsız değildi. Türkler. Henüz daha. Muhammed. Mustafa gelmezden önce de tekrar. Bunu iddia ederekten söylüyorum islamdı. Çünkü tek tanrıy...


Türklerdeki Şamanın Karşılığı Bugünkü Velîlerdir

Türkler tanrısız, inançsız, kitapsız bir kavim değildi. Hz. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri gelmeden önce de tek tanrıya inanıyorlardı. O tanrı gökteydi: «Tanrı» kelimesi onlarda yükseklik, yücelik mânâsını taşıyordu. Tanrı yeryüzüne tecellî ederdi; ve bu tecellînin vâsıtâsı olarak şamanlar bilinirdi. Türklerdeki şamanın karşılığı bugünkü velîlerdir.

Türklerin Tek Tanrı İnancı — İslâm Öncesi Mâneviyât

Türklerin İslâm öncesi inancı, basit bir putperestlik değildi. Tek bir gök tanrısına inanıyorlardı; ve bu gök tanrı, kâinâtın yaratıcısı kabûl ediliyordu. Hz. İbrâhîm aleyhisselâm gibi onlar da tek tanrılı bir geleneği yaşatıyorlardı. Bu yüzden İslâm geldiğinde Türkler arasında geniş bir kabul görmüş; çünkü tek tanrı kavramına yabancı değillerdi.

Tecellî — Tanrının Yeryüzünde Görünmesi

Türklerin inancında Tanrı, doğrudan görünmez; tecellî yoluyla görünürdü. Tecellî, bir mânânın kendini bir sûretle göstermesidir. Tasavvufta da aynı kavram işler: Allâh zâtıyla görünmez, sıfatlarıyla tecellî eder. Esmâü’l-Hüsnâ’nın her biri bir tecellî vesîlesidir. Türk inancındaki bu tecellî anlayışı, İslâm tasavvufuyla büyük benzerlik taşır.

Şaman — Türklerin Mânevî Rehberi

Şaman, Türk topluluklarında halk ile gök tanrı arasında aracılık eden mânevî rehberdi. Hastaları tedâvî eder, geleceği görür, mânevî sıkıntıları çözerdi. Ama şaman bir tanrı değil; Tanrının seçtiği bir kuldu. Bu açıdan şaman, bugünkü velînin işlevini taşırdı. İslâm geldiğinde şaman geleneği yerini velî geleneğine bıraktı; ama mânâ yapısı aynı kaldı.

Velî — İslâm’da Şamanın Karşılığı

İslâm’da velî, Allâh’ın dostu, sevgili kuludur. Halk ile Hak arasında aracılık eder; ama bu aracılık sıradan bir torpil değil, mânevî bir rehberliktir. Velî, mürîdlerine yol gösterir; mânevî hastalıklarını tedâvî eder; nefislerini terbiye eder. Türklerdeki şamanın bu işlevleri, İslâm geldiğinde velîlere geçti. Bu yüzden Anadolu’da tasavvuf bu kadar köklü ve halka yakın oldu.

Anadolu Tasavvufu — Türk Mânevî Mîrâsının Devâmı

Anadolu’daki tasavvuf gelenekleri — Mevlevîlik, Bektâşîlik, Halvetîlik, Nakşîlik — Türk mânevî mîrâsının İslâm içinde gelişen yeni şeklidir. Yûnus Emre, Hacı Bektâş, Mevlânâ, Ahmed Yesevî gibi velîler, Türk halkının şaman geleneğindeki rehber arayışını İslâmî bir çerçeveye taşıdılar. Allâh muhâfaza eylesin; bizi Türk velîlerin mîrâsında yaşatsın.

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Tecellî, Velî, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü