Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Haramlar ·

Toplumda lanetlik işler var ise ve toplum buna itiraz etmiyorsa o lanetten payını alır

Toplumda lanetlik işler var ise ve toplum buna itiraz etmiyorsa o lanetten payını alır. Mustafa Özbağ Efendi sohbetlerinden — Haramlar.

Toplumda lan'et'lïk iş'l'er var ise ve toplum buna iti'raz et'm'iy'or'sa, lan'et'ten payînî alır. Bu sohbette içtim'a'ï sorum'l'ulük boyutu, em'ri bilmar'f neh'yi anïlmün'ker emr'i ve toplum'un ortak günah taşıma'sî ele alınmaktadır.


Hadisi Şerîf'in Beyanî

Hz. Resulullah, «Bir kavm'in içerïsïn'de günah'l'ar işlenïyor ve onlar buna engel olabilecek güçl'erïn'e rağmen sus'up engel olm'u'y'or'l'ar'sa, Allah'ın azabî gel'm'ed'en hep'si'n'e gel'ec'eğï mümkün'dür» (Ebû Dâvûd, Mel'a'hïm, 17) buyur'müş'tur. Bu rivay'et, toplum'un günahî biri'ner ki'şï ifa et'm'iş ol'sa da, toplum'un sus'masî sebep'l'e top'l'u olarak ilâhï gaz'ab'a muh'at'ab'a sok'an bir yönü oldu'ğun'u sergil'er. Mü'min sad'ec'e kendi günahïn'd'an de'ğil, çev'res'in'd'ek'i günahlar'a sus'm'asî sebep'l'e de mes'ul'dür.

Em'ri Bil-Mar'f Neh'yi Anïl-Mün'ker

İslam'ın temel emirlerïn'd'en birï «em'ri bilmar'f ve neh'yi anïlmün'ker»dir; ya'ni iy'lïği em'ret'm'ek ve kötülüğü men et'm'ek. Âli İmrân sûresi 110. ây'et'te, «Siz, ins'an'l'ar için çıkarïl'm'ış en hayïr'lï bir ümm'et oldun'uz; iy'lïği em'reder ve kötülüğü men ed'er'sïn'iz» buyrul'ur. Bu ây'et mü'min'in içtim'a'ï vazif'es'in'in iy'lïği em'ret'm'ek ve kötülüğü men et'm'ek olduğunu sergil'er. Mü'min top'lüm'd'a günah'ı gördüğünde, mahsus oldu'ğu mertebede onu ön'l'e'm'ek üzer'e çaba sarf'et'm'elïdïr.

Hadisi Şerîf'te Üç Mertebe

Hz. Resulullah, «Bir mün'ker (kötülük) gördüğünüzde elin'izle, eli'nïz yet'm'ez'se dilin'izle, o da olm'az'sa kalbin'izle yıkın; ve bu manevi iman'ın en zayıf mertebes'idïr» (Müslim, İmân, 78) buyur'müş'tur. Bu rivay'et, mü'min'in günah'a kar'şı üç mertebede tepki ver'm'es'i gerektïğïn'i sergil'er: Birinci, el ile müd'ah'al'e; ya'ni yön'etïmï veya nizamî bir vasıt'a ile fiil'lï müd'ah'al'e ile'dïr. İkinci, dil ile müd'ah'al'e; nas'ïhat, ihtar, ye'ş'tïrïcï uyarîl'ar'la. Üçüncü, kalp ile; ya'ni günah'dan kalp'ten ne'fr'et et'm'ek ve manevi olarak kabul et'm'em'ek. Mü'min en çok bu üçüncüy'e ulaş'am'alïdïr; sus'mak ve günahî kabul et'm'ek bir mertebe değildïr.

Top'lüm'sal Lan'et

Bir top'lüm'da günah'l'ar yayîlïy'or ve kim'se sus'mu'y'or'sa, top'lüm olarak lan'et'te payî var'dïr. Hz. Resulullah, «Beni İsrâil'de bir günahî işle'y'en bir kim'se vardı; di'ğer'l'erï ona iti'raz et'm'edi, onun'la birlik'te otur'du'l'ar, yedi'l'er, içti'l'er. Allah onlar'ın hep'si'nï lan'et'lï kıl'dï» manasîndaki rivay'et'i ile bu hakik'at'e dik'k'at çek'm'iş'tïr. Top'lüm bir günah'a ses'sïz kalır'sa, manevi olarak o günah'ı kabul et'm'iş ol'ur ve top'lüm'sal lan'et'ten payînî alır. Bu yönüyle mü'min sad'ec'e kendi günah'ından de'ğil, top'lüm'd'a yayîl'an günah'lar'a kar'şı duruşundan da mes'ul'dür.

Hikm'et'li Müd'ah'al'e

Em'ri bilmar'f ifa eder'ken hikm'et'li dav'ran'mak gerekïr. Her günah'a aynı şekilde tepki ver'mek hikm'et'e ayïkïrïdïr. Bazen yumu'şak nas'ïh'at, bazen sert ihtar, bazen sad'ec'e du'a uy'gün olur. Hz. Resulullah, en zalim insan'l'ar'a bile yumu'şak yumuş'ak nas'ïh'at et'ti; sad'ec'e Mekke fet'hi'nde sava'şa muh'at'ab olunca el ile müd'ah'al'e'y'e geçti. Mü'min'in yönü aynıdïr: Ön'c'e dil ile uy'arïc'a, sonra el ile (eğer kuv'v'etï ve yön'et'i'mï var'sa). Bunlar yet'm'ed'iğin'de, kalp ile günah'dan ne'fr'et et'm'ek son mertebe'dir. Sus'mak ve günahî kabul et'm'ek bir mertebe de'ğil'dïr; manevi olarak günahîn bir kıs'mïn'ı taşïm'ak'tır.

Mü'min'in Içtim'a'ï Sorum'l'ulüğü

Mü'min hayatïn'da sad'ec'e ferdï bir varlïk de'ğildir; bir ümm'et'in üy'esïdïr. Ümm'et bilincï, mü'min'e kendi çev'res'in'de yayîl'an günahlar'a kar'şı sus'ma'ma'y'ı, manevi olarak iti'raz et'm'ey'i, hikm'et'li bir yönle müd'ah'al'e ve'y'a ihtar et'm'ey'i emr'ed'er. Bu yönüyle mü'min, kendi ailesïn'de, kom&şülüğün'de, iş'y'erïn'de, top'lüm'd'a yayîl'an günahlar'a kar'şı dur'ma'lïdïr. Bu duruş zor olabilir, sosyal eziyet'e mar'uz kal'abilir; ancak Allah'ın rız'asï bütün bunlar'ın üstün'd'edïr. Mü'min sus'ma'y'ı bir kurtulüş yolu olarak gör'm'em'elï; manevi olarak ödün vermez bir duruş'la, hikm'et'li bir yönle iy'lïği em'ret'm'ek'ten ve kötülüğü men et'm'ek'ten geri durm'a'ma'lïdïr.


Bibliyografya

  • Kur'ânı Kerîm, Âli İmrân 3/104, 110; Bakara 2/159.
  • Mâide 5/78-79; Tevbe 9/71; A'raf 7/164.
  • Buhârî, Bey'u, 88; Mezâlim, 1.
  • Müslim, İmân, 78; Birr, 50.
  • Tirmizî, Fit'en, 8; Ebû Dâvûd, Mel'a'hïm, 17.
  • Nesâ'î, Bey'at, 36; İbn Mâce, Fit'en, 16.
  • İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, em'ri bilmar'f âyetleri.
  • Râzî, Mefâtihu'l-Gayb, top'lüm'sal sorum'l'ulük.
  • İmâm Gâzalî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, Em'ri Bil-Mar'f bölümü.
  • İbn Teymiyye, es-Siyâsetü'ş-Şer'iyye, em'ri bilmar'f bahisleri.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, et-Tur'uk el-Hükïmïye.
  • Küşeyrî, Risâlei Küşeyriyye, em'ri bilmar'f bahisleri.
  • Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtu'l-Kulûb, top'lüm'sal sorum'l'ulük.
  • Mevlânâ, Mesnevii Şerîf, c. III-V (top'lüm'sal sorum'l'ulük türevî konuları).
  • İbn Atailah, Hikemi Ataiyye, em'ri bilmar'f hikmetleri.
  • İmâm R&abbacirc;nî, Mektûbâtı Şerîfe, top'lüm'sal sorum'l'ulük mektupları.
  • Mahmud Sami Ramazanoğlu, Em'ri Bil-Mar'f Sohbetleri.
  • Mehmet Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk, em'ri bilmar'f faslı.
  • Bediuzzaman Said Nursî, Mektubat, top'lüm'sal vazif'e bahisleri.
  • Mustafa Özbâğ, Sohbetler, Haram-İbadet ve Içtim'a'ï Sorum'l'ulük serileri.

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet, «Top'lüm'd'a lan'et'lïk iş'l'er var ise ve toplum buna iti'raz et'm'iy'or'sa, lan'et'ten payînî alïr» manasïndaki rivay'et üzerinden top'lüm'sal sorum'l'ulüğü, em'ri bilmar'f neh'yi anïlmün'ker emr'in'in üç mertebes'in'i ve hikm'et'li müd'ah'al'e yönünü bütünlük içinde sun'maktadır. Haramibadet serisinde içtim'a'ï sorum'l'ulük boyutunu vurgulayan ana sohbet niteliğindedir.


Kaynak: Mustafa Özbâğ Sohbeti | Video: YouTube | Seri: Haram-İbadet