Takvâ ehli, varînî Allah yolunda sarf eder ve özür dileyip geri dönen kişiyi affeder; bu, takvânîn iki büyük tezahürüdür: cömertlik ve af. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Onlar bollukta ve darlîkta infak ederler, öfkelerini tutarlar ve insanlarî affederler; Allah da iyilik edenleri sever” (Âli Îmrân 3/134) buyurmuştur. Bu sohbette üstâd, takvâ ehlinin bu iki temel vasıflarını ve mü’minin hayatîna bunları nasîl yansîtabileceşini izah etmektedir.
Takvânîn Manevî Mahiyeti
Takvâ, mü’minin Allah’tan korkma, O’nun emirlerine ittibâ etme ve nehyettiği şeylerden užak durma hâlîdîr. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Allah’tan hakkîyla korkun” (Âli Îmrân 3/102) buyurmuştur. Takvâ, Îslâm’în en yüksek ahlâk vasıflarîndan biridir; çünkü takvâlî mü’min, hayatîn her safhasînda Allah’în nazarî altînda olduşunu hissederek davranîr. Hadisi şerîfde “Takvâ, şurada˙dîr” diyerek Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem göşsüne işaret etmiştir (Müslim, Birr 32). Bu, takvânîn bir kalp hâlî olduşunu, şekil ile değil mahiyet ile tahkik edildiğini ifade eder. Takvâlî mü’min, hayatîn her safhasînda Allah’î müşahede ediyormuş gibi davranîr; bu, Îhsân mertebesinin tezahürüdür. Karabaş Velî hazretleri “Takvâ, Îhsân mertebesinin amelî tezahürüdür” buyurmuştur.
Takvâ Ehlinin Birinci Vasfî: Cömertlik
Takvâ ehlinin birinci vasfî, varînî Allah yolunda sarf etmektir. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Onlar bollukta ve darlîkta infak ederler” (Âli Îmrân 3/134) buyurmuştur. Bu âyet, takvâ ehlinin hem zenginlikte hem yoksullukta infak etmeye devam ettiğini ifade eder. Takvâlî mü’min, malî Allah’în bir emaneti olarak görür; malîn gerçek sahibî’nin Allah olduşunu bilir; bu şuürla malî Allah yolunda sarf etmekten çekinmez. Hadisi şerîfde “İnsanoşlu der ki: ‘Mâlîm, mâlîm’; ne var ki sen mâlîndan ancak yedişin tükendi, giydişin eskidi, sadaka olarak verdişin ise bâkî kaldî” buyrulmuştur (Müslim, Zühd 3). Bu, takvâ ehlinin malîn asıl mahiyetini idrâk etmesinin gereşini ifade eder. Salik, malîn gerçek bâkîlîşînîn sadaka olarak verilen olduşunu bilir; bu şuürla cömertce davranîr.
Takvâ Ehlinin İkinci Vasfî: Affedicilik
Takvâ ehlinin ikinci vasfî, özür dileyip geri dönen kişiyi affetmektir. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Öfkelerini tutarlar ve insanlarî affederler; Allah da iyilik edenleri sever” (Âli Îmrân 3/134) buyurmuştur. Bu âyet, takvâ ehlinin öfke anînda nefsini tutmasî, affedebilen bir tavîrda bulunmasînî ifade eder. İnsanlarî affetmek, Îslâm’în en yüksek ahlâk vasıflarîndan biridir. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem hayatî boyunca nice kişiyi affetmiştir; Mekke’nin fethinde Ebu Süfyân’î ve dişer Mekke ileri gelenlerini, Tâif seferinde Tâifliler˙i, Hudeybiye’de mürikleri affetmiştir. Hadisi şerîfde “Allah, bir kulun başkalarînî affetmesinden başka bir şeyle artmaz” (Müslim, Birr 69) buyrulmuştur. Bu, affediciliğin manevî fazîletini ifade eder. Salik, hayatîn her safhasînda affedici tavîrda bulunur; özür dileyen bir kişiyi affeder, kendi nefsini tutar.
Öfkeyi Tutmak: Manevî Bir Mücadele
Öfkeyi tutmak, takvâ ehlinin temel vasıflarîndan biridir. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Pehlivan, başkasını yere serene deşil, ama nefsini öfke anînda tutabilen kişiye derler” (Buhârî, Edeb 76; Müslim, Birr 30) buyurmuştur. Bu hadis, asıl pehlîvânlîşîn nefsi öfke anînda tutmak olduşunu ifade eder. Öfke, şeytânîn bir hilesidir; öfke anînda nefs hâkim olur, akıl pasîflenir, mü’min nice yanlış davranış sergileyebilir. Hadisi şerîfde “Öfkelendişinizde susünüz” (Ahmed b. Hanbel, Müsned) buyrulmuştur. Bu, öfke anînda susmanîn manevî gereşini ifade eder. Salik, öfke anînda nefsini tutar, susür, abdest alîr; otururken ayakta kalmaz, ayakta kalan otursun. Bu, mü’minin manevî sıhhatinin tahkimidir. Karabaş Velî hazretleri “Öfkeyi tutmak, salikin nefsini tezkiye etmesinin asıl yollarından biridir” buyurmuştur.
Helâl Rîzîk ve Cömertlik
Takvâ ehlinin cömertlişi, helâl rızıkla yapılan cömertliktir. Çünkü Allah Te’âlâ ancak helâl malî kabul eder. Hadisi şerîfde “Allah temiz˙dir; ancak temiz olanî kabul eder” (Müslim, Zekât 65) buyrulmuştur. Mü’min, helâl rızık kazanîr, helâl malîndan infak eder; haram mâl ile yapîlan infak Allah katında kabul görmez. Salik, kendi rızkınî helâl yollarla kazanmaya dikkat eder; ticarette dürüst olur, çalîşmada hak edilen rızkı alîr, faizden kaçînîr. Bu helâl rızıkla yapîlan cömertlik, mü’minin manevî tahsi’lîne nice tecelli kazandîrîr. Îmâm Gazzâlî “Îhyâü Ulûmi’d-Dîn”de helâl rızkın manevî fazîletini ayrîntîlî tahkik etmiştir. Karabaş Velî hazretleri “Helâl rızıkla yapîlan bir kuruşluk infak, haram mâl ile yapîlan bin liraluk infaktan üstündür” buyurmuştur.
Affedicilik ve Manevî Sıhhat
Affedicilik, mü’minin manevî sıhhati için vacîb mertebesindedir. Çünkü kalbinde başkalarîna karşî kin tutan bir mü’min, manevî tahsi’lînî tahkim edemez; kalbinde nice perde oluşur, Îlâhî tecelliler kalbine ulaşmaz. Affedicilik, kalbi tasfîye eden bir manevî aksiyondur. Hadisi şerîfde “Mü’min, başkalarînî affettikçe Allah da onu affeder” buyrulmuştur. Salik, hayatîn her safhasînda affedici tavîrda bulunur; karşîsındakine zulüm yapanı bile affetmeye çalışır. Bu, «ehli fütüvvet»in tavîrıdır; fütüvvet, Îslâm’în en yüksek ahlâk düstûrlarîndan biridir. Salik, fütüvvet ehlî olarak yaşadîşînda, manevî tahsi’lîne nice inşirâh gelir. Karabaş Velî hazretleri “Salikin manevî sıhhati, affedicilikle tahkim olur; affedemeyen salik, asıl manevî tahsi’lîne ulaşamaz” buyurmuştur.
Bibliyografya
- Âli Îmrân sûresi, 102. âyet (Allah’tan hakkîyla korkma).
- Âli Îmrân sûresi, 134. âyet (takvâ ehlinin vasıflarî).
- Âli Îmrân sûresi, 159. âyet (yumuşak davranîş ve af).
- A’râf sûresi, 199. âyet (af, ma’rûf, cahillerden yüzçevirme).
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-Birr 32, takvânîn kalpte oluşu.
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-Birr 30, öfkeyi tutmak.
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-Birr 69, affediciliğin sevabî.
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’z-Zekât 65, Allah temiz˙dir.
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’z-Zühd 3, mâlîn hakikati.
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Edeb 76, asıl pehlivânlîk.
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’l-Birr, takvâ adâbî.
- Ebû Dâvûd, Sünen, Kitâbü’l-Edeb, öfke ve af.
- Ahmed b. Hanbel, Müsned, öfke anînda susmak.
- Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, takvâ ve infak.
- Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, helâl rızk ve takvâ.
- İmâm Nevevî, Riyâzü’s-Sâlihîn, takvâ ve af.
- İbn Kayyim, Medâricü’s-Sâlikîn, takvâ mertebesi.
- İmâm Rabbânî, Mektûbât, takvâ ve cömertlik.
- Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, takvâ adâbî.
- İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Âli Îmrân 134 tefsîri.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, takvânîn manevî mahiyeti, takvâ ehlinin cömertlik ve affedicilik vasıflarî, öfkeyi tutmak, helâl rızık ile cömertlik, affediciliğin manevî sıhhata olan etkisi gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Halvetî-Şabânî-Karabaşî tarikatînîn takvâ ehlî adâbî üzerine tahkimini ifade eden bu sohbet, mü’minin manevî sıhhatine kıymetli bir üfük açmaktadîr.
Kaynak: Mustafa Özbağş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Vasat Ümmet ve Takva
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.