Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (7 Ocak 2012) — Sigaranın Haramlığı, Gönül Temizliği ve Üstada Mânevî Bağlılık

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: Karabaş-ı Velî Tekkesi Sohbeti (7 Ocak 2012) — Sigaranın…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Mustafa Özbağ Efendi, 7 Ocak 2012 tarihli Karabaş-ı Velî Tekkesi sohbetinde sigaranın İslâm hukuku açısından haram oluşunu detaylı bir şekilde ele almış, ardından Allah’ın mümin kulunun kalbine sığması meselesini, üstadın şahsı mâneviyâtına tâbî olmanın ehemmiyetini, gönül temizliğini ve tövbenin tasavvuftaki yerini anlatmıştır. Sohbet, Kur’ân ve sünnete sımsıkı sarılma nasihatiyle sona ermiştir.


Sigaranın: Sigaranın İslâm Hukukundaki Hükmü

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin başında İslâm hukukunun genel kaidesini hatırlatmıştır: Bir şeyin zararı kesin olarak bilinirse o şey haram hükmündedir. Yemek yemek insana zararlı değildir, ancak aşırı yemek caiz görülmemiştir. Uyku fıtrî bir ihtiyaçtır, fakat çok uyumak caiz görülmemiştir. Aynı şekilde güzel koku meşru kılınmış, hoşa gitmeyen koku ise uygun bulunmamıştır.

İslâm dininin israfı kesin olarak yasakladığını belirten Efendi, hiçbir kimsenin sigaranın israf olmadığını iddia edemeyeceğini, hiçbir kimsenin sigaranın zararsız olduğunu söyleyemeyeceğini vurgulamıştır. Solunum yolu rahatsızlıklarının yüzde seksen beş-doksanının, akciğer kanserinin yüzde doksanının sigara kaynaklı olduğunu ifade etmiştir.

Sigara paketlerinin üzerindeki “Sigara sağlığa zararlıdır” ibaresinin dahi fetva için yeterli olduğunu söylemiştir. İslâm’ın fıtratı koruduğunu, sigaranın ise fıtratı bozduğunu belirtmiştir. “Sigara haram” demek için özel bir âyet veya hadis gerekmediğini, genel hükümlerden kolayca çıkarılabilecek bir hüküm olduğunu açıklamıştır.

Sigara ve Nikâh Hukuku

İslâm hukukuna göre eşlerden birinin ağzından veya vücudundan istenmeyen koku gelmesi boşanma sebebi olabilmektedir. Bu kuralın tedavi süreci bir yıla kadar uzayabildiğini, tedavi mümkün değilse diğer tarafın bu kokuyu çekmek zorunda olmadığını belirtmiştir. Sigara içen bir kişinin ağız kokusunun da bu hükme dâhil olduğunu ifade etmiştir.

Sigara ve Melekler

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “Cebrâîl ile görüşmem olmasaydı her gün soğan-sarımsak yerdim” hadisinden hareketle, soğan-sarımsak kokusu bile meleklerin uzaklaşmasına sebep olurken sigara kokusunun melekleri ne denli uzaklaştıracağını sormuştur. Soğan ve sarımsak yiyenlerin mescide girmemesi hakkındaki hadisi de hatırlatmıştır.

Sigara İçen Sûfî Olmaz

Sûfîlerin israftan şeytandan kaçar gibi kaçtığını, dervişlik âdâbına göre ayakta yolda bir şey yemenin dahi edepsizlik sayıldığını belirtmiştir. Helâl olan yiyeceklerin bile açıkta, göstere göstere tüketilmesinin uygun görülmediği bir yolda sigaranın hiçbir şekilde dervişliğe sığmayacağını kesin bir dille ifade etmiştir. Üstadından naklen “Sigara içen kabri haline vâkıf olamaz” sözünü aktarmış ve “Sigaracı bir derviş, sigaralı bir derviş olmaz” demiştir.

Sigara ve Kamu Hakkı

Sigara içen kişinin sağlık masraflarının sigara içmeyenlerden çok daha fazla olduğunu, bu durumun kamu hakkını, yetim hakkını ve fukaranın hakkını ihlâl ettiğini vurgulamıştır. Sağlık sigortası olması gerekçesiyle insanın kendini göz göre göre hastalığa atamayacağını, bunun Kur’ân’ın emriyle de yasaklandığını belirtmiştir. Hamile kadınların sigara içmesinin çocuğun beyin gelişimini olumsuz etkilediğini de eklemiştir.


Allah’ın Mümin Kulunun Kalbine Sığması

Bir dinleyicinin “Hiçbir şeye sığmayan Allah, mümin kulunun kalbine sığıyor; bu durumu açıklar mısınız?” sorusuna Efendi, meşhur bal hikâyesiyle cevap vermiştir: “Bal yedin mi?” diye sormuşlar, “Yemedim” deyince “O hâlde asla anlayamazsın” denilmiştir.

Hz. Mevlânâ’ya “Aşk nedir?” diye sorulduğunda “Benim gibi olursan anlarsın” dediğini hatırlatmış; ağaçtan düşen hocanın “Bırakın beni, ağaçtan düşmüş birini getirin” demesini örnek vermiştir. Bir hâli anlatmakla hâli yaşamak arasındaki farkın büyük olduğunu, tasavvufta öyle hâller bulunduğunu ki bunları hiç yaşamamış bir kimsenin anlayamayacağını ifade etmiştir.

Allah’ın oradan hitap ettiğini, konuştuğunu ve kulun bunu aldığını belirtmiş; ancak bu tecrübeyi yaşamamış birine anlatmanın mümkün olmadığını söylemiştir.


Üstadın Şahsı Mâneviyâtına Tâbî Olmak

Bir sûfînin üstadının huzurunda olduğu gibi huzurundan uzakken de aynı hâli koruması gerektiğini anlatmıştır. Mümin bir kimsenin imanı sadece mescidin içinde olmadığı gibi, dervişliği de tekkenin dışında devam eder.

Üstadın şahsı mâneviyâtına mânen bağlanan dervişin her yerde, her derste üstadının nurunu gördüğünü, hangi derse katılırsa katılsın o dersi üstadının dersi olarak telakki ettiğini açıklamıştır. Böyle bir dervişin diğer dervişlerin eksik ve noksanlarıyla meşgul olmak yerine “Bu üstadımın dervişi” diyerek hizmet ettiğini ifade etmiştir.

Buna mukabil üstadın yalnızca zâhirine bağlı olan kişinin her yerde bir bahane bulduğunu, çavuşu beğenmediğini, ilâhîciyi beğenmediğini, dervişlerin üzerindeki kusurlarla meşgul olduğunu belirtmiş ve böyle bir bağlılığın yetersiz olduğunu söylemiştir.


Gönül Temizliği ve Temiz Sözün Tesiri

Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’sinden ilhamla temiz sözün yalnızca temiz gönüllerde yer bulduğunu anlatmıştır. Kirli gönüllerin temiz sözleri anlayamadığını, o sözün önünde durmayıp yürüyüp gittiğini, o kişinin ise sözün hikmetli olmadığını zannettiğini ifade etmiştir.

Hz. Muhammed Mustafâ’nın (s.a.v.) sözü temizdir, ama Hz. Ebû Bekir’in gönlü temiz olduğu için o söz onda yer bulmuş, Ebû Cehil’in gönlü pis olduğu için aynı söz onu küfre itmiştir. Sözün sahibi ve kaynağı aynıdır; fark gönüllerdedir.

Gönül temiz ise her şeyin hikmet kaynağı olduğunu söylemiştir: Her yağmur tanesi, her rüzgârın esişi, her dalganın vuruşu, her kuşun ötüşü, yolda yürüyen bir böcek bile temiz gönüller için hikmet kaynağıdır.


Tövbe, Tevhîd ve Sohbetin Ehemmiyeti

Sûfîliğin başlangıcının tövbe olduğunu, gönüllerin pak olması için önce tövbenin gerektiğini vurgulamıştır. Bir üstadın meclisine giderken, camiye girerken tövbe ederek gidilmesi gerektiğini, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) namaza başlarken tövbe etmesinin ve “Ben günde en az yüz kere tövbe ederim” buyurmasının ümmetine işaret olduğunu belirtmiştir.

Gönlün temizlenmesinin üç aşaması olduğunu açıklamıştır: Birincisi tövbe ile kabaca kirlerin gitmesi, ikincisi tevhîd ile gönlün cilalanması, üçüncüsü ise üstadların sohbetiyle gönlün süslenmesidir. Bu süreçte mürebbî olan Allah’tır, ancak ortada O’nun sıfatlarını taşıyan, O’nun ehlinden olan terbiyeciler dolaşmaktadır.

Hz. Ebû Bekir ve bir sahâbînin Hz. Peygamber’in (s.a.v.) huzurundan çıkınca dünyanın kendilerini perişan ettiğini söylediklerini, Hz. Peygamber’in ise “Yanımdaki hâlinizi muhafaza etseydiniz, yolda meleklerin size selâm durduğunu görürdünüz” buyurduğunu nakletmiştir.


Dervişlik Ebedî Hayattır

Dervişliğin saatlik, dakikalık veya anlık olmadığını, ebedî bir hayat olduğunu söylemiştir. Tasavvufun insanı ebedî hayata hazırladığını, tekkede yaşanan güzelliklerin orada kalmaması, dışarıya taşması gerektiğini vurgulamıştır.

Sûfînin diliyle değil hâliyle anlattığını belirterek somut örnekler vermiştir: “Dün küfrediyorsan bugün etme, dün yalan söylüyorsan bugün söyleme, dün namaz kılmadıysan bugün kıl, dün eşini üzdüysen bugün üzme, dün komşunu üzdüysen bugün üzme, dün iftira attıysan bugün atma.” Değişmeyeceksen Yûnus Emre’nin “Sen bir karataşsın, denize düşsen su almazsın” sözünü hatırlatmıştır.


Kur’ân ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak

Sohbetin sonunda tövbe etmeyi, Allah’ı zikretmeyi, Allah’ın ipine sımsıkı yapışmayı nasihat etmiştir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “Size iki şey bırakıyorum: Kur’ân ve sünnet. Kim bunlara sımsıkı yapışırsa asla dalâlete düşmez” hadisini hatırlatmıştır.

Sahte şeyhlik ve mehdilik iddialarına karşı uyararak, isimlerin başına sonuna unvanlar koyarak ortaya çıkan kişilerden uzak durulması gerektiğini, Kur’ân ve sünnete bağlı kalınması gerektiğini, kalbe bakılması ve Allah’ın affına sığınılması gerektiğini söyleyerek sohbeti tamamlamıştır.


Kaynakça

Âyet-i Kerîmeler

  • A’râf 7:31 — “Yiyin, için, fakat isrâf etmeyin; çünkü Allah isrâf edenleri sevmez.”
  • Bakara 2:195 — “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız.”

Hadîs-i Şerîfler

  • Buhârî, Et’ime, 49; Müslim, Mesâcid, 74 — “Cebrâîl ile görüşmem olmasaydı her gün soğan-sarımsak yerdim.”
  • Buhârî, Mesâcid, 160; Müslim, Mesâcid, 73 — Soğan ve sarımsak yiyenlerin mescide girmemesi hakkında.
  • Müslim, Zikir, 41 — “Ben günde en az yüz kere tövbe ederim.”
  • Müslim, Zühd, 12 — Hz. Hanzala’nın “Yanındaki hâlinizi muhafaza etseydiniz melekler size selâm dururdu” hadisi.
  • Muvattâ, Kader, 3; Hâkim, Müstedrek, I/93 — “Size iki şey bırakıyorum: Kur’ân ve sünnet.”

Tasavvufî Kaynaklar

  • Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî — Mesnevî-i Şerîf: Temiz sözün temiz gönüllerde yer bulması, gönül aynasının cilalanması bahisleri.
  • Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî — “Aşk nedir? Benim gibi olursan anlarsın” sözü.
  • Yûnus Emre — “Sen bir karataşsın, denize düşsen su almazsın” beyti.

Siyer ve Sahâbe Rivâyetleri

  • Hz. Ebû Bekir (r.a.) — Cihâda gidilirken tüm malını sadaka vermesi ve “Geriye Allah ve Resûlünü bıraktım” demesi.
  • Hz. Ebû Bekir (r.a.) — Hz. Peygamber’in (s.a.v.) vefatında “Kim Muhammed’e inandıysa o bir peygamber de kuldur, öldü; kim Allah’a iman ettiyse O diridir, ölmez” hitabı.

Sohbetin Özeti

Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette sigaranın İslâm hukukunun genel kaideleri çerçevesinde haram olduğunu, israf ve zararlılık illetlerinin bu hüküm için yeterli olduğunu ayrıntılı biçimde ortaya koymuştur. Sigaranın dervişlik âdâbına kesinlikle uymadığını, “Sigaracı bir derviş olmaz” diyerek net bir tavır sergilemiştir. Allah’ın mümin kulunun kalbine sığması meselesini bal tatma misaliyle açıklamış, bu hâllerin ancak yaşanarak anlaşılabileceğini ifade etmiştir. Üstadın şahsı mâneviyâtına hakiki bağlılığın tekke dışında da devam eden bir hâl olduğunu, zâhirî bağlılığın ise bahaneler ve kusur arama ile sonuçlandığını göstermiştir. Tövbe-tevhîd-sohbet üçlüsünü gönül temizliğinin merhaleleri olarak sunmuş, dervişliğin ebedî bir hayat biçimi olduğunu vurgulamış ve Kur’ân ile sünnete sımsıkı sarılma nasihatiyle sohbeti bitirmiştir.

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Tevhîd, Sünnet, Aşk, Dervîş, Dergâh, Tekke. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı