Bu sohbette Mustafa Özbağ Efendi hazretleri Zührüf sûresi 36. âyet ışığında “musallat” kelimesinin lugavî manası üzerinden hareketle, şeytånın zikre sırt çeviren kimseyi fazlasıyla üzerine düşerek, aşırı derecede taciz ederek, sık sık rahatsızlık vererek, sataşarak, çevreleyerek, kuşatarak ele geçirdiğini beyån etmektedir. Zikrullåhı terk eden kimseye şeytånın musallat olduğunu, etrafını sardığını, vesveselerini artırdığını, günåhlarla çevrelediğini ve böyle bir kuşatmadan tek çarenin zikrullåha dönüş olduğunu, zikrin håtemi sülûk olarak kalbe yeniden bayrak diktirdiğini, halakai zikriyyenin günlük vird ile birlikte tatbik edilmesi durumunda şeytån kuşatmasının çatlağıp dåğılacağını tafsîl ile beyån etmektedir.
Musallat Kelimesinin Lugavî Tahlili
Mustafa Özbağ Efendi hazretleri sohbete musallat kelimesinin Arapçadaki manası üzerinde durarak başlar. Bu kelime sallata kökünden gelir; sultan, tasallut, tesellut aynı kökün türevleridir. Yani bir kimseye birinin musallat edilmesi, o kimseyi sultan gibi hüküm altına almasıdır.
Efendi hazretleri kelimenin manasını açar: “Musallat: Fazlasıyla üzerine düşen, aşırı derecede taciz eden, sık sık rahatsızlık veren, sataşan, çevreleyen, kuşatan anlamlarına gelir.” Bu, hafif bir vesvese değildir; bir baskındır, bir kuşatmadır, bir tasalluttur. Zührüf sûresi 36. âyette geçen nukayyıd lehu Şeytånen ifadesi böyle bir hâli vasf eder: zikre sırt çeviren kimseye şeytån bir karîn (yakın arkadaş, ayrılmaz refik) olarak tahsis olunur.
Bu kelimenin manası tasavvufî bir derîn boyut taşır:
- Fazlasıyla üzerine düşmek: Şeytån zikrini bırakana arada bir gelmez; her an, her dakika, her nefeste üzerinde yük olur.
- Aşırı derecede taciz etmek: Vesveseleri sıradan değil, sıkıştırıcıdır — uyumayı, ibadeti, kalp huzurunu kaybettirir.
- Sık sık rahatsızlık vermek: Bir gün bir vesvese, bir gün başka, bir gün bambaşka — cebhei daîmi.
- Sataşmak: Mü’mine kibar değildir, alaylı, çekiştirici, çileli yüklere çağırır.
- Çevrelemek: Etrafını sarar, yanyörede kaçışını kapatır.
- Kuşatmak: Çember kapanır; kişi içeride yalnız kalır, dışarıdaki nur ile bağlantı kesilir.
Çepeçevre Kuşatma: Şeytån A’râf 17’deki Vaadini Tatbik Eder
Efendi hazretleri sohbetin başlığını açar: “Şeytån seni çepeçevre kuşattı; çünkü sen Allåh’ı zikretmekten yüz çevirdin.” Burada çepeçevre ifadesi A’râf sûresi 16-17. âyetlerinde İblîs’in Cenâbı Hakk’a verdiği yeminin tatbikidir:
“Kåle febimâ ağveytenî leak’udenne lehum sıratake’lmustakîm. Sümme le-âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim” — “Beni saptırdığın için, ant olsun ki Senin doğru yolun üzerine onlara karşı oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım.”
Dört cihetten saldırı — bu, çepeçevre kuşatmadır. Mü’min hangi yöne dönüp kaçmak istese, oradan bir vesvese gelir:
- Önden: Âhireti unutturur, geçici dünyaya kapatır.
- Arkadan: Geçmişteki günåhları yüzüne vurur, ümidi keser.
- Sağdan: Sålih amelle ucb yaratır, riyâ kapısı açar (en tehlikelisi).
- Soldan: Hevåya, şehvete, fıska çeker.
Hz. Pîr Mevlânâ Celåleddîni Rûmî Mesnevî-i Şerîf’te bu kuşatmayı tasvir eder: “Hiçbir yön boş kalmaz; şeytån her cihette pusudadır. Tek bir çıkış kapısı vardır: üst — Allåh’a yükselen kapı — ki bu da zikrullåhın kendisidir.”
İşte burada bir nükte vardır: A’râf 17’de İblîs dört cihetten geleceğini söyler ama üstten gelemez — çünkü üsti si Allåh’ın huzurudur, oraya melekler iner. Mü’min eğer zikrullåh ile üst kapısını açık tutarsa kuşatma kırılmaz olarak görünse de aslında nefes alabilir; ama zikri terk ederse üst kapısı da kapanır, çember tamamen kapanır.
Sebebi Kuşatmanın: Zikrullåha Yüz Çevirmek
Efendi hazretleri kuşatmanın sebebini açık çeker: “Şeytån seni çepeçevre kuşattı; çünkü sen Allåh’ı zikretmekten yüz çevirdin. Zikrullåhı terk eden kimseye şeytån musallat olur. Şeytån o kimsenin etrafını sarar, vesveselerini artırır, onu günåhlarla çevreler.”
Sebep ile sonuç bağı çok önemli: kuşatmanın baş aktörü şeytån ama davetiyei sahibi insandır. Zikre yüz çevirmek bir aktif tercihtir; bu tercih şeytåna “benim kalbim sana müsait” mesajı verir. İşte bu mesajdan sonra şeytån yetkili olarak kuşatmaya başlar.
Bu, Mücâdele sûresi 19. âyetin tatbikidir: “İstahveze aleyhimü’ş-Şeytånu feensåhum Zikrallåh” — “Şeytån onlara üstün geldi de onlara Allåh’ın zikrini unutturdu.” Burada da istahveze kelimesi tahakküm, hükmü altına almak manasındadır. Yani şeytån bir kimseye hükmünü kurarsa, ondan zikri unutturur; aynı şekilde zikri unutan kimseye şeytån musallat olur.
İki âyet (Zührüf 36 ve Mücâdele 19) birbirinin tåmamısı: zikri unutan şeytåna maruz; şeytåna maruz olan zikri unutur. Kapalı döngü, ancak zikre tutunmakla kırılır.
Şeytånın Kuşatma Stratejisi: Vesveselerin Artması ve Günâhların Kuşatması
Efendi hazretleri kuşatmanın iki beliz tezahürünü beyan eder: (1) vesveselerin artması, (2) günåhlarla çevrelenmek. Bunlar tek başına gelmez, ardarda gelir:
- Vesvesenin artması: Eskiden günde biriki vesvese olurdu; şimdi yüzlerce. Eskiden vesvese silindi, şimdi kabul ediliyor. Eskiden vesveseler dışardan görülürdü, şimdi kendi düşüncesi sanılıyor. İşte bu, şeytån kuşatmasının iç kalp tezahürüdür.
- Günåhların kuşatması: Eskiden bir günåh zor zor işlenirdi, şimdi onlarcası art arda. Eskiden günåh pişmanlık doğururdu, şimdi aldırılmaz oldu. Eskiden istiğfâr getirilirdi, şimdi savunma getirilir. Bu, şeytån kuşatmasının dış amel tezahürüdür.
Hz. Peygamber sallallåhu aleyhi vesellem efendimizin hadîsinde gelir: “Günåh kalp üzerine bir nokta düşürür; istiğfâr edilirse silinir, edilmezse bir başka nokta daha düşer; böyle böyle kalp tamamen kararır.” (Tirmizî, Tefsîr 83) Bu kararma şeytån kuşatmasının görülen alâmetidir; kalp Hak’ın güzelliğini görmez olur, hiç bir şeyde manâ kalmaz.
Tek Çıkış Kapısı: Zikrullåha Dönüş
Efendi hazretleri kuşatmadan kurtulmanın yegâne çâreesini beyån eder: “Çâre, zikrullåha dönmektir.” Bu, gayet kısa bir cumlede ifade edilen muazzam bir hakîkattir. Çünkü şeytån kuşatması zikri terk ile başladıysa, kuşatmanın kalkmasının yolu da zikre dönüş iledir.
Zümer sûresi 53. âyet bu dönüşün muhabbeti yumuşatan bir lutfi âyet olarak gelir: “Yå ibâdiye’llezîne esrafû alâ enfüsihim lâ taknetû min Rahmetillåh. İnnallåhe yağfiru’zzünûbe cemîan” — “Ey nefslerine aşırı giden kullarım, Allåh’ın rahmetinden ümid kesmeyin. Şüphesiz Allåh bütün günåhları bağışlar.”
Dönüşün teknik basamakları şöyledir:
- Birinci basamak: Kuşatmayı fark etmek — “Beni şeytån kuşattı, manen ölümün eşiğindeyim” demek. Bu fark ediş zaten Hakk’ın bir lutfudur.
- İkinci basamak: İstiğfâr — “Estağfirullåhe’l-Aziym” demek; bilerek bilmeyerek işlenen tüm günåhlardan tövbe.
- Üçüncü basamak: Kelimei tevhîd — “Lâ ilâhe illallåh” ile şirki def, tevhîdi tazeleme.
- Dördüncü basamak: Günlük vird ve halakai zikriyyeye dönüş; tarîkat âdabına rîayet, şeyhe teveccüh.
- Beşinci basamak: Vukufi dayimî — her halde kalbi Hakk’a yöneltmek, gaflete fîrsat tanımamak.
Bu basamaklar tatbik edildiği oranda şeytån kuşatması çatlamaya başlar. Hz. Pîr Mevlânâ’nın benzetmesi: “Zikr nuru şeytån kuşatmasını yarar; bir mum yakıldığında ne kadar çok karanlık etrafı sarmış olsa da yenilir — aynı şekilde zikrullåh kalbe yandığında şeytån kuşatması da gözünden tek tek düşer.”
Halakai Zikriyye: Cemaatle Kuşatmayı Yarmak
Efendi hazretleri ferdî zikrin yanı sıra halakai zikriyyenin şeytån kuşatmasını yarmadaki hususı önemini beyån eder. Cemaatle zikr Hz. Peygamber sallallåhu aleyhi vesellem efendimizin “Bir cemaat Allåh’ı zikretmek üzere oturduğunda melekler onları çevreler, sekîne iner, rahmet kuşatır” (Müslim, Zikr 38) hadîsinin tatbikidir.
Burada bir tezat örtüşü: şeytån çepeçevre kuşatır; halakai zikriyye etrafındaki melekler de çepeçevre kuşatır. İki kuşatma birbirinin zıddıdır:
- Şeytån kuşatması: Karanlıktır; kişiyi günåha çevreler.
- Melek kuşatması: Nurdur; kişiyi rahmet ile çevreler.
Halakai zikriyye kurulduğunda şeytån bu halkanın etrafına yaklaşamaz; melekler oradadır, sekîne ordadır, rahmet ordadır. Halakaya devam eden dervîş kendi ferdî kuşatmasını da bu yolla yarar; çünkü halakada aldığı manevî takviyeyi günlük virdine taşır.
Bibliyografya
- Kur’ânı Kerîm: Zührüf 43/36 — “Kim Rahman’ın zikrinden yüz çevirirse şeytån musallat ederiz”
- Kur’ânı Kerîm: A’râf 7/16-17 — İblîs’in dört cihetten saldırı yemini
- Kur’ânı Kerîm: Mücâdele 58/19 — Şeytånın Allåh’ın zikrini unutturması (istahveze)
- Kur’ânı Kerîm: Zümer 39/53 — “Allåh’ın rahmetinden ümid kesmeyin”
- Kur’ânı Kerîm: Bakara 2/152 — “Beni zikredin, Ben de sizi zikredeyim”
- Kur’ânı Kerîm: Mü’minûn 23/97-98 — Şeytånlardan Allåh’a sığınma duåsı
- Kur’ânı Kerîm: Nâs 114/1-6 — Hannas vesvesesinden korunma
- Kur’ânı Kerîm: Tâhâ 20/124-125 — Zikre yüz çevirenin meşakkatli hayatı
- Hadîsi Şerîf: Buhårî, Bed’ü’l-Halk 11; Müslim, Selâm 23 — “Şeytån insanın damarlarında dolaşır”
- Hadîsi Şerîf: Müslim, Zikr 38; Tirmizî, Deavåt 7 — Halakai zikriyye etrafında meleksekînerahmet ihâtâsı
- Hadîsi Şerîf: Tirmizî, Tefsîr 83 — Günåhın kalp üzerine bıraktığı kara nokta
- Hadîsi Şerîf: Buhårî, Deavåt 66; Müslim, Zikr 79 — “Zikreden ile zikretmeyenin misali, diri ile ölü gibidir”
- Hadîsi Şerîf: Tirmizî, Deavåt 6 — “Zikrullåh şeytåndan korunmanın en sağlam yoludur”
- Hz. Mevlânâ Celåleddîni Rûmî: Mesnevî-i Şerîf — Şeytån kuşatması ve zikrullåh nuru
- Hz. Yûnus Emre: Dîvån — “Şeytån kovan şeytânı/kåra gönül” nefesleri
- Şeyh Necmüddîni Kübrâ: Fevåtihu’l-Cemâl — Hatırı şeytånî ile rahmånîyi tefrîk
- Şeyh Şihåbüddîn Sühreverdî: Avårifu’l-Maårif — Vesveseden korunma yolları
- Şeyh Muhyiddîn İbn Arabî: Fütûhâtı Mekkiyye — Havåtırı erbaa (Hak, Melek, Nefs, Şeytån)
- İmam Gazzålî: İhyåu Ulûmi’d-Dîn — Tedbîru’lvesvese ve mücâhedei nefs
- İbn Kayyim el-Cevziyye: İğåsetü’l-Lehfân — Şeytån tuzaklarından kurtulmanın yolları
- İmâmı Rabbånî Ahmed Sirhindî: Mektûbåt — Vesvesenin def’i için zikri kalbî
- Tefsîr: Fahreddin Råzî, Mefâtîhu’l-Gayb — Zührüf 36 ve A’râf 16-17 tefsîri
- Tefsîr: İsmâîl Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyån — Şeytån kuşatmasının tasavvufî yorumu
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet bir şeytån kuşatmasının lugavî tahlili ve ondan kurtuluş sohbetidir. Mustafa Özbağ Efendi hazretleri Zührüf 36’daki musallat kelimesinin lugavî manasını açıp altı boyutlu kuşatma anlamını ortaya koyarak başlamış; A’râf 16-17’de İblîs’in dört cihetten saldırı yeminini bu kuşatmanın tatbiki olarak göstermiş; kuşatmanın sebebinin zikre yüz çevirmek olduğunu, vesvesenin artması ve günåhın kuşatması olarak tezahür ettiğini beyån etmiş; ve tek çıkış kapısının zikrullåha dönüş olduğunu, halakai zikriyyenin ferdî zikre nispetle daha kuvvetli bir kuşatma yarıcı olduğunu Mücâdele 19, Zümer 53, Mü’minûn 97-98 âyetleri ışığında istinbât etmiştir. Sohbet baştan sona kuşatmaya kuşatma ile karşılık vermek — şeytån kuşatmasını meleksekînerahmet kuşatması ile yarmak — ekseninde kuvvetli bir tavsiyenâmedir.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı | Video: YouTube’da izle | Seri: Zikrullah Sohbet Serisi