Mürşidi vefat eden bir dervişin önüne çıkan en büyük manevî mesele, irtihalin sebebiyle oluşan bir nevi gibi görünen boşluşu nasîl doldurmasîdîr; bu meselenin hâlî, mürşidin ruhâniyetinin tasarrufu hâlâ devam ettişini bilmek, hayatta bîrakîlan halîfeye veya ehl-i tasavvuf bir vârisine intisâbı tahkik etmek gibi nice basamaklarla mümkündür. Bu sohbette üstâd, dervişin mürşidinin vefatından sonra nasîl hareket edeceşini, manevî tahsilini nasîl devam ettireceşini sünnet ve tarikat âdabı çerçevesinde tahlil etmektedir.
Mürşidin Vefatından Sonraki Manevî Boşluk
Mürşid, dervişin manevî rehberi olarak hayatîn her safhasînda yer alan bir zâttır. Onun vefatı, dervişin gönülünde derin bir boşluk hissine sebep olabilir; bu âkîm, asıl tâbîî bir hâlîdîr. Ne var ki bu boşluk hissi, aslînda bir vesveseden ibarettir; çünkü mürşidin manevî tasarrufu vefatından sonra da devam eder. Salik, bu hissin tesirine kapılarak yolundan dönmemelidir. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Ölüm her nefse takdir edilmiştir, ne var ki kîyâmete kadar yaşayacak olan ehli Allahî Allah yaşatîr” anlamînda nice nass mevcuttur. Mürşidi kâmil, bedenen vefat etse de ruhâniyeti yaşamaya devam eder ve dervişlerine tasarruf etmeye devam eder. Salik, bu manevî hakikati anladîşînda mürşidin vefatından sonra hayatîna nice inşirâhla devam edebilir. Karabaş Velî hazretleri “Mürşidîni hatırlamak, onunla birlikte olmak gibidir” buyurmuştur.
Mürşidin Ruhâniyetinin Tasarrufu
Mürşidi kâmil, bedenen vefat etse de ruhâniyetinin tasarrufu kıyamete kadar devam eder. Sufiler bu mahalde “tasarruf” kelimesini özel anlamıyla kullanırlar; yâni mürşidin ruhâniyetinin dervişleri üzerine etkisinin sürmesi, manevî ders ve tâlimatın ruhâniyet yoluyla devam etmesi. Îmâm Rabbânî hazretleri Mektubat’înda “Bedeniyle gaib olan, ruhâniyetiyle hâzır olur; tasarrufu kıyamete kadar devam eder” buyurarak bu hakikati ifade etmiştir. Salik, mürşidini hatırlayîp, onun mezarını ziyaret edip, ruhuna Fâtiha okuyarak onunla manevî başlantîsını sürdürür. Karabaş Velî hazretleri ise “Mürşidîne râbîta yapmak, onun yanînda olmaktan daha üstündür; çünkü râbîta da letâ’iflerin merkezini hareketlendirir” buyurmuştur. Salik, mürşidin vefatından sonra râbîtasînî daha da kuvvetlendirir, onun manevî tasarrufundan istifade etmeye devam eder.
Halîfeye Veya Yeni Bir Mürşide Întisâb
Mürşidi kâmil, vefatından önce halifelerini tayîn etmiş olur. Bu halifeler, mürşidin manevî tasarrufunu devam ettirme yetkisi olan zâtlardır. Salik, mürşidinin vefatından sonra mürşidin halifesine intisâb ederek, manevî tahsi’lîne devam edebilir. Karabaş Velî hazretleri “Mürşidin halifesi, mürşidin kendisi gibidir” buyurarak halifenin mürşidin manevî uzantısı oluşunu vurgulamîştır. Bazen mürşid halife tâyîn etmemiş olabilir; bu durumda salik, mürşidinin râbîtasî ile yola devam edebilir veya ehl-i tasavvuf başka bir mürşide intisâb edebilir. Bu mesele istişâre ile karara başlanîr; salik, ehli ilim ve takvâ kimselerle istişâre ederek doşru istikamete yönelir. Mevlânâ Halid Başdâdî hazretleri Mektubat’înda “Mürşidi vefat eden derviş, halife varsa halifeye, yoksa başka bir mürşide istişâre ile intisâb eder” buyurmuştur.
Râbıtanın Vefat Sonrasî Tahkimi
Râbıta, dervişin mürşidini gönül aynasînda canlî tutmasî, onun ruhâniyetiyle başlantîsını sürdürmesidir. Mürşidin vefatından sonra râbîtanîn daha da tahkimi gerekir; çünkü mürşidin bedenen olmamasî, manevî başlantînîn ruhâniyet yoluyla daha da derinleşmesini icabettirir. Salik, gece yataktayken, sabah uyandığında, namaz öncesi ve sonrasînda mürşidine râbîta yapar. Râbîtanîn şekli; mürşidin yüzünü gönül aynasîna getirip, onun manevî tasarrufuyla kalbinin tasfîye olmasînî istemekten ibarettir. Mürşid, bu râbîtayî alır, salikin kalbine fey iz aktarır. Îmâm Rabbânî hazretleri “Râbîtanîn bereketi, dervişin mürşidin yanînda olmasîndan daha üstün bir bereket verir” buyurmuştur. Salik, vefat sonrasîndaki râbîtayî tahkim ettikçe, mürşidin manevî tasarrufundan kesintisiz istifade eder.
Mürşidin Mezarını Ziyaret
Mürşidin mezarını ziyaret etmek, dervişin manevî tahsi’lînde önemli bir basamaştır. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Kabir ziyareti yapîn; çünkü kabir ziyareti, âhireti hatîrlatîr” buyurmuştur (Müslim, Cenâiz 106). Salikin mürşidinin kabri, manevî bir terbiye merkezi mesâbesindedir. Salik, mürşidinin kabrini ziyaret eder, ona Fâtihayî şerîf okur, ona râbîta yapar ve kalbini onun manevî tasarrufuna açar. Bu ziyaret, salikin gönlünde nice tecelliye vesile olur. Karabaş Velî hazretleri “Mürşidin kabri, dervişin manevî medresesinin bir şubesidir” buyurmuştur. Salik, mürşidinin kabrini ziyarete giderken, hužur içinde, kalbini açarak, mürşidin manevî tasarrufunu kabul edercesine gitmelidir. Mezarda yapîlan dualar, Fâtihalar, ihlaslar mürşide hedîye edilir; bu da salik ile mürşid arasındaki manevî başı kuvvetlendirir.
Vefat Sonrasî Manevî Tahsil ve Salikin Yolu
Vefat sonrasîndaki manevî tahsil, salikin tarikat âdabîna sımsıkı sarılması ile devam eder. Salik, virdini her gün yapar, namazlarînî tashih eder, sünnete sarılarak yaşar. Mürşidin vefatından sonra manevî tahsi’lînî bîrakmamak gerekir; çünkü asıl tahsi’l, bir mürşidin yanînda olmaktan ziyade, vahiy ve sünnete sarılmaktan ibarettir. Salikin nice manevî tahsi’lî, mürşidin vefatîndan sonra gerçekleşir; çünkü dervişin kendisi, mürşidin tâlimini içsel olarak yaşamaya yönelir. Üstad bu sohbette ifade eder ki, mürşidi vefat eden derviş, asıl o vakit manevî tahsilinin temelini açıklamış olur; çünkü mürşidin tâliminin içine işleyebilmesi için zaman gerek. Niyâzî-i Mîsrî hazretleri Dîvân’ında “Mürşidin gözünden gizli kalan, kalbine yerleşmiş olanîdîr” buyurmuştur; bu, mürşidin tâliminin salikin gönlüne işledişini ifade eder.
Bibliyografya
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-Cenâiz 106, kabir ziyareti hadîsi.
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’l-Cenâiz, kabir ziyareti.
- Ebû Dâvûd, Sünen, Kitâbü’l-Cenâiz, kabir ziyareti adâbı.
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Cenâiz, kabir ziyareti rivayetleri.
- Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, kabir ziyaretinin sevabı.
- İmâm Rabbânî, Mektûbât, mürşidin tasarrufu bahsi.
- Mevlânâ Hâlid el-Başdâdî, Mektûbât, mürşidin vefatından sonra.
- İbn Arabî, Fütûhât-î Mekkiyye, ehlullâhın tasarrufu.
- İmâm Şa’rânî, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, ehlullâh menkıbeleri.
- Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, mürşide intisâb bahsi.
- Cüneydi Başdâdî, Resâil, mürşidin tasarrufu.
- Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, ehlullâhın menkıbeleri.
- Mevlânâ, Mesnevî, IV. Defter, “Mürşidin nazarî” beyitleri.
- Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, mürşidin tasarrufu.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvân, “Hak söylesin” beyitleri.
- İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, kabir ziyareti tefsîri.
- Ahmed Avni Konuk, Fusûsü’l-Hikem Şerhi, ehlullâhın tasarrufu.
- Bediüzzaman Said Nursî, Mektûbât, ehli kabrin hâli.
- İmâm Birgivî, et-Tarîkatü’l-Muhammediyye, mürşidin terbiyesi.
- Mehmed Sâdık Erzincanî, Mecmûatü’l-Akvâl, mürşidin tasarrufu.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, mürşidin vefatından sonraki manevî boşluk, mürşidin ruhâniyetinin tasarrufu, halifeye veya yeni bir mürşide intisâb, râbîtanîn vefat sonrasî tahkimi, mürşidin mezarını ziyaret ve vefat sonrasî manevî tahsil gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Halvetî-Şabânî-Karabaşî tarikatînîn manevî adâbî içerisindeki bu sohbet, mürşidi vefat eden dervişler için önemli bir manevî rehberlik üfüku açmaktadîr. Tasavvuf, tarikat adâbî ve manevî intisâb üzerine düşünenler için kaynak nitelişindedir.
Kaynak: Mustafa Özbağş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Mürşid ve İntisâb
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.