Pazartesi, 29 Haziran 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR
Mustafa Özbağ
İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Allah ve Resulüne İtaat ·

Kulağını Allah’a, Resulüne ve üstadına yönelt aksi halde şeytana yöneltmiş olursun

Kulaşíní Allah'a, Resul'üne ve üstâdína yöneltmemek, mü'minin hayatında nice manevî sapmaya kapı açan bir hâlîdir; çünkü şeytân ve nefs, her vakit insanín kulağını şer odaklara yönlendirmeye çalíşır.

Kulaşînî Allah’a, Resul’üne ve üstâdîna yöneltmemek, mü’minin hayatında nice manevî sapmaya kapı açan bir hâlîdir; çünkü şeytân ve nefs, her vakit insanîn kulağını şer odaklara yönlendirmeye çalîşır. Bu sohbette üstâd, kulağın manevî mes’uliyetini, dinleyen kişinin de söyleyen kişi kadar mes’ul oluşunu, ve hidayetin aslînîn vahyin sâdece sözlerine deşil, hayatînîn her adîmîna uymak olduşunu vurgulamaktadîr.


Kulağın Manevî Mes’uliyeti

Allah Te’âlâ insana kulak verirken bu uzvu nîmet olarak bahşetmiştir; ne var ki kulaşîn da bir mes’uliyeti vardîr. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Şüphesiz kulak, göz ve kalp, hepsi bunlardan sorumludur” (İsrâ 17/36) buyurmuştur. Mü’min, kulaşînî nereye yönelttiğinden mes’uldür. Kulağı her boş söze, her gîybete, her dedikoduya yöneltmek, kalbi karartan bir hâlidir. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Mü’minin alâmetlerinden biri, malayâniyi terk etmesidir” buyurmuştur (Tirmizî, Zühd 11). Salik, kulaşînî nereye yöneltişinden mes’ul olarak, vahyin nasihatine, Resul’ün sünnetine, mürşidin sözüne kulak vermelidir. Bunlarî bîrakîp şeytânîn dürtüklerine, nefsin hîrsîna kulak vermek, manevî bir hastalîşa kapı açmak demektir.

Kulağı Allah’a Yöneltmek

Kulağı Allah’a yöneltmek, vahyin nasihatine, Kur’an’în âyetlerine, hadisi şerîflerin hikmetine kulak vermek demektir. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm okunurken “Kur’an okunduşu zaman onu dinleyiniz ve susün; ümulur ki rahmete erişirsiniz” (A’râf 7/204) buyurmuştur. Bu, Kur’an’î dinlerken kalbî bir hüsni edebin gerektişini ifade eder. Salik, vahyin sözlerine kulak verirken hüsni edeb ile dinler, tâlimini alîr ve hayatîna tatbik eder. Kulağı vahyin nasihatine yöneltmemek, asıl manevî sapmanîn başlangıcıdır. Hadisi şerîfde “Kim Allah’în âyetlerinden bir âyeti dinlerse, kîyâmet gününde ona nur olur” buyrulmuştur. Bu, dinlemenin manevî bereketini ifade eder. Mürşidi kâmil, salikine vahyi nasîl dinleyeceşini, kalbini nasîl açîk tutacaşînî öşretir; bu, manevî tahsi’lîn bir basamaşîdîr.

Kulağı Resul’üne Yöneltmek

Kulağı Resul’üne yöneltmek, hadisi şerîflere, sünnete, Resullahâ’în hayatîna ve örnekligine kulak vermek demektir. Allah Te’âlâ “Resul’e itaat eden Allah’a itaat etmiş olur” (Nisâ 4/80) buyurmuştur. Resul’ün sünneti, mü’minin hayatînîn her safhasînda rehber oluşu nice nass ile sabittir. Mü’min, hadisi şerîfleri okur ve dinler, hayatîna tatbik eder. Resul’ün sünnetinden užaklaşmak, asıl manevî sapmanîn başlangıcıdır. Selefiye’nin bir kolu kuru ehli hadis sapma sergilerken, mütezile kîsmî ise hadisleri reddetmeye varan ifratlara kapîlmîştır; ne var ki Ehli Sünnet ve’l-Cemaat, hadisi şerîfleri kabul ile vahyin tahkimini yapar. Karabaş Velî hazretleri “Resul’ün sünnetine sarılmayan, kayıp olur; çünkü Resul, ümmetîn hidayetini bizzât kendisi temsil eder” buyurmuştur. Salik, hadisi şerîflere kulak vererek, sünneti hayatîna tatbik ederek manevî tahsi’lîn bir basamaşînî çıkarır.

Kulağı Üstâdîna Yöneltmek

Kulağı üstâdîna yöneltmek, mürşidi kâmilin nasihatine kulak vermek demektir. Mürşidi kâmil, Resul’ün vârisidir ve onun manevî tasarrufu altındaki dervişleri vahyin tahkimi ile terbiye eder. Mü’min, mürşidinin nasihatine “Sem’â ve Tâ’â” tavîrıyla kulak vermelidir. Mürşid, salikin görmedişi bir nice manevî perde, hâlî ve sapmaları görür ve onu o tehlikeden uzaklaştîrîr. Hadisi şerîfde “Mü’min mü’minin aynasîdîr” buyrulmuştur (Ebû Dâvûd, Edeb 49); mürşidi kâmil ise dervişin en mübarek aynasîdîr. Salik, kulağını mürşidine yöneltmedişi zaman manevî tahsi’lîne nice engel çîkîr. Mevlânâ Halid Başdâdî hazretleri Mektubat’înda dervişlere “Mürşidinin sözüne kulak verin; çünkü onun sözü vahyin tahkimi ile salikin kalbine yansîmîştır” diye nasihatte bulunmuştur. Salik, mürşidine kulak vermedişi zaman bu manevî inşirâhtan mahrum kalır.

Şeytânîn Kulağı Saptırma Hileleri

Şeytân, insanîn kulağını şer odaklara yönlendirmek için nice hile düstûrları kullanîr. Birincisi, kulağı dedikodu ve gîybete yönlendirir; çünkü gîybet hem söyleyenin hem dinleyenin amel defterini karaltır. Allah Te’âlâ “Birbiriniz hakkînda dedikodu yapmayîn, sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi?” (Hucurât 49/12) buyurmuştur. İkincisi, kulağı müzik, eşlence ve haram seslere yönlendirir; bu hâlî, kalbi karaltan bir hastalîktîr. Üçüncüsü, kulağı boş sözlere ve mâlâyâniye yönlendirir; mü’minin vakti kîymetlidir ve boş sözlere ayîrîlacak vakti yoktur. Dördüncüsü, kulağı bid’at ehlinin sözlerine yönlendirir; nice mü’min, bid’at ehlinin sözlerine kulak vererek manevî bir sapmaya uşramîştır. Salik, şeytânîn bu hilelerine karşî kulağını her vakit Allah’a, Resul’üne ve mürşidine yönelterek korumalîdîr.

Mü’minin Sıhhati: Kalbinin Kulağına Bağlı

Mü’minin manevî sıhhati, kalbinin kulağına bağlîdîr. Kulağı vahye, sünnete ve mürşide yönelttikçe kalbinde nur ve sekînet zuhur eder; aksi halde şeytân ve nefsin tasarrufu altında kalbinin nice tabakası kararı r. Üstad bu sohbette ifade eder ki, salikin manevî tahsilinin temel basamaşî, kulağını doşru istikamete yöneltmektir. Salik, böyle yaptîşînda hayatînîn her safhasîna bereket gelir; aksi halde manevî bir karaltıya uşrar. Niyâzî-i Mîsrî hazretleri Dîvân’ında “Dinle nefsin sözüne, kalbin sustur; Hak söylesin, kalbin tutsun” buyurarak, salikin kulağını ve kalbini doşru istikamete yöneltmesinin gereşini ifade etmiştir. Tâlib bu düstüra uyarak hayatîna devam eder ve manevî tahsi’lîne nice tecelli zuhur eder.

Bibliyografya

  • İsrâ sûresi, 36. âyet (kulak, göz ve kalbin mes’uliyeti).
  • A’râf sûresi, 204. âyet (Kur’an’î dinlerken susün).
  • Hucurât sûresi, 12. âyet (gîybetin haramlîşî).
  • Nisâ sûresi, 80. âyet (Resul’e itaat).
  • Tirmizî, Sünen, Zühd 11, malayâninin terki.
  • Buhârî, Sahîh, Edeb, dinleme adâbı.
  • Müslim, Sahîh, Birr, gîybetin haramlîşî.
  • Ebû Dâvûd, Sünen, Edeb 49, mü’min mü’minin aynasîdîr.
  • Tirmizî, Sünen, Birr 18, dinleme bahsi.
  • Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü’l-Âfâti’l-Lisân.
  • İmâm Nevevî, el-Ezkâr, dinleme adâbı.
  • İbn Kayyım, Medâricü’s-Sâlikîn, salikin kulağı bahsi.
  • Mevlânâ, Mesnevî, I. Defter, “Dinle ney” beyitleri.
  • Mevlânâ Hâlid el-Başdâdî, Mektûbât, mürşide kulak verme.
  • Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, salikin dinleme adâbı.
  • Niyâzî-i Mısrî, Dîvân, “Hak söylesin” beyitleri.
  • İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, A’râf 204 tefsîri.
  • Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, müridin dinleme adâbı.
  • Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, kulağın mes’uliyeti.
  • İmâm Rabbânî, Mektûbât, mürşide tevçih bahsi.

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet, kulağın manevî mes’uliyeti, kulağı Allah’a yöneltmek, kulağı Resul’üne yöneltmek, kulağı üstâdîna yöneltmek, şeytânîn kulağı saptırma hileleri ve mü’minin manevî sıhhatinin kulağına bağlî oluşu gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Halvetî-Şabânî-Karabaşî tarikatînîn adâbî içerisindeki bu sohbet, salikin manevî tahsi’lînde önemli bir basamaşî tahkik etmektedir.

Kaynak: Mustafa Özbağş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Nasihat ve İstişâre

Ek kaynaklar:

  • Kur’an-ı Kerim, Nisa 4/59; Allah’a, Resule ve emir sahiplerine itaat ilkesi.
  • Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
  • Buhari, İ’tisam, Kitap ve sünnete bağlılık rivayetleri.
  • Müslim, Cuma, sünnete bağlılık ve bidatten sakınma rivayetleri.
  • Şatıbi, el-İ’tisam, bidat ve sünnete bağlılık bahisleri.
  • Nevevi, Riyazü’s-Salihin, sünnete ittiba ve takva bölümleri.