Cenâbı Hak celle celâlühü Âli İmrân sûresinin 92. âyeti kerîmesinde «Sevdiğiniz şeylerden Allâh yolunda harcamadıkça, asla iyiliğe (birre) erişemezsiniz; ve siz ne harcarsanız, gerçekten Allâh onu çok iyi bilendir» buyurmaktadır. Bu âyeti kerîme infâkın en yüksek seviyesini ortaya koyar: kişinin sadece artan, ihtiyâcı olmayan, veya değer vermediği şeyleri değil, asıl sevdiği şeyleri Cenâbı Hak yolunda vermesi. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mü'minlere bu âyeti kerîmenin derin mânâsını îzâh etmektedir. «Birr» kelimesi Arabça'da «hayır, iyilik, sâlih amel, takvâ» mânâlarındadır; ve cennetin de bir adıdır. Bir mü'min bu âyeti kerîmenin gereği olarak hayâtında en sevdiği şeylerden Allâh yolunda vermelidir. Hz. Ebû Bekr es-Sıddîk efendimiz, bu âyeti kerîmenin nâzil olmasından sonra Resûlullâh efendimize bütün malını getirmiş; «Yâ Resûlallâh, ehlime ve evlâdıma Allâh ve Resûlü'nü bıraktım» diyerek mâlının tamâmını Allâh yoluna sarfetmiştir. Bu yüksek bir hâldir, ve mü'minlere bir model olmuştur.
Âyeti Kerîmenin Sebebi Nüzûlü
Âli İmrân sûresinin 92. âyeti kerîmesi, bir grup sahâbe Resûlullâh efendimize geldiğinde nâzil olmuştur. Bu sahâbeler kendilerine en sevdikleri mâllarını Allâh yoluna nasıl harcadıklarını anlatmaya başladılar. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Hz. Ebû Talha radıyallâhu anh efendimiz Medîne'deki en kıymetli mülk olan Beyrahâ adlı hurma bahçesini Resûlullâh'a takdîm etti. Resûlullâh efendimiz onu yakın akrabalarına dağıtılmasını emretti» demektedir. Bu olay sevdiği bir şeyi Cenâbı Hak rızâsı için verme hâlinin ne kadar büyük bir mertebe olduğunu gösterir. Bu âyeti kerîme bütün Müslümânlar için bir teşvîk niteliğindedir: kim asıl sevdiği şeyini Allâh yoluna verirse, o gerçekten birre, yâni hayrın ve cennetin yolunu açmış demektir.
Birrün Mânâsı
Birr kelimesi Arabça'da çok geniş bir mânâ taşır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Birr, bütün hayırların, sâlih amellerin, ve fazîletlerin toplamıdır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede ‘Birr odur ki, kişi Allâh'a, âhiret gününe, meleklere, kitâba, ve peygamberlere îmân eder; sevdiği maldan akrabaya, yetimlere, fakîrlere, yolda kalmışa, dilenenlere, ve kölelere harcar; namâzı kılar, zekâtı verir…’ (Bakara 2/177) buyurmuştur» demektedir. Birr sıradan bir hayır değil, kişinin imânı, ibâdeti, ve infâkı toplamıdır. Birre erişmek için sadece zâhirî ibâdetlerle yetinmeyip, mâlda da fedâkârlık göstermek lâzımdır. Asıl sevdiği şeyleri vermek bunun zirvesidir.
Sevilen Şeyleri Vermek
Cenâbı Hak «Sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça birre erişemezsiniz» buyurmuştur. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «İnsânın sevdiği şey çoğu zaman onun zaafı olabilir. Para sevdiği bir şey ise, parayı vermek onun zaafına vurmaktır. Mâl sevdiği bir şey ise, mâlı vermek onun zaafına vurmaktır. Çolukçocuk sevdiği bir şey ise, onlar için zamânını ve emeğini vermek onun zaafına vurmaktır» demektedir. Sevilen şeylerden vermek nefsi terbiye eder; çünkü nefs sevdiği şeyleri sıkı tutar. Bir mü'min sevdiği bir şeyi Cenâbı Hak rızâsı için verdiğinde, o şeye olan bağlılığı kırılır; ve onun yerine Cenâbı Hak sevgisi yerleşir. Bu sebeple Cenâbı Hak bu emri vermiştir: sevdiklerinden ver; çünkü onları vermenin sırrı, sana Hakk'ın yakınlaşmasıdır.
Hz. Ebû Bekr'in Mâlını Vermesi
Hz. Ebû Bekr es-Sıddîk efendimiz hayâtının çeşitli dönemlerinde mâlının tamâmını Allâh yoluna sarfetmiştir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette en çarpıcı örneği nakleder: «Tebûk gazâsı için Resûlullâh efendimiz mü'minlerden bağış istediğinde, Hz. Ömer kerremallâhu vechehû efendimiz mâlının yarısını getirmiş, ve ‘Yâ Resûlallâh, bugün Ebû Bekr'i geçmek için elimden geleni yaptım’ demişti. Sonra Hz. Ebû Bekr geldi, ve mâlının tamâmını getirdi. Resûlullâh efendimiz, ‘Yâ Ebû Bekr, ehline ne bıraktın?’ diye sordu. Hz. Ebû Bekr, ‘Onlara Allâh ve Resûlü'nü bıraktım’ dedi. Hz. Ömer bunu duyduğunda, ‘Ebû Bekr'i hiçbir mücâhedede geçemezdim’ demiştir.» Bu olay, sevilen mâlı tamâmen Cenâbı Hak yoluna verme hâlinin sahâbei kirâmda nasıl tezâhür ettiğini gösterir.
İhlâs ile Verme
Vermenin makbûl olması için ihlâs şarttır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Sen verirken kim için verdiğine dikkât et. Eğer halkın takdîri için, riyâ için, gösteriş için veriyorsan, o sadakanın sevâbını dünyâda almışsın demektir; âhirette kayıbsın. Lâkin sadece Cenâbı Hak rızâsı için veriyorsan, o sadaka kabûle mazhar olur, ve âhirette mukabilini bulursun» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Sadakaları açıktan vermeniz iyidir, gizli olarak fakîrlere vermeniz ise sizin için daha hayırlıdır» (Bakara 2/271) buyurmuştur. Yâni gizli verilen sadakanın sevâbı daha çoktur; çünkü orada riyâ olma ihtimâli azdır. Resûlullâh efendimiz hadîsi şerîfte, «Sağ elinin verdiğini sol elin görmesin» (Buhârî) buyurmuştur. Bu sözlerin hepsi ihlâs ile vermenin önemini beyân etmektedir.
Halvetiyye Yolunun Birr Eğitimi
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolu, dervîşini birre erişmek için yetiştirir. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında, «Bu yolda dervîş sadece bedenî ibâdetlerle değil, kalbî ibâdetlerle de Cenâbı Hakk'a yaklaşır. Mâl konusunda da fedâkârdır; sevdiği şeyleri Allâh yoluna sarfeder, ve Cenâbı Hak'tan başkasına bağlanmaz» demektedir. Halvetiyye dervîşi mâlda olduğu kadar, ilminde, vaktinde, ve emeğinde de cömerttir. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen sevdiğin şeyi vermek için kendini terbiye et. İlk başta zor gelecek; ama yavaş yavaş bu hâle alışacaksın. Ve bir gün geldiğinde, Cenâbı Hakk'a en sevdiğin şeyleri vermenin huzûrunu yaşayacaksın» demektedir. Bu eğitim sâyesinde dervîş gerçek mânâda birre, yâni hayrın ve cennetin yoluna erişir.
- Kur'ânı Kerîm: Âli İmrân 3/92; Bakara 2/177; Bakara 2/271-272; İnsân 76/8.
- Sahîhi Buhârî, Tefsîru Sûreti Âli İmrân.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zekât.
- İmâm Taberî, Câmi'u'l-Beyân, Âli İmrân tefsîri.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Âli İmrân tefsîri.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 3, İhlâs bahsi.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 1, Kitâbü'z-Zekât.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr, infâk ve ihlâs bahsi.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn, ihlâs makâmı.
- İmâm Beyhakî, Şu'abü'l-Îmân, infâk fadâilî.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, infâk remzleri.
- Sülemî, Tabakâtü's-Sûfiyye, sahâbe sahihliği.
- Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, ihlâs makâmı.
- Hucvirî, Keşfü'l-Mahcûb, sûfî ahlâkı.
- Şâbânı Velî Hazretleri, Hâlvetiyye Virdi Şerîfi.
- İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-Kübrâ, Hz. Ebû Bekr biyografisi.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ, Halvetiyye silsilesi.
- Yûnus Emre Dîvânı, infâk şi'irleri.
- Mustafa Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Cömertlik ve İnfâk Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Âli İmrân 92. âyetinin sebebi nüzûlünü, birrün mânâsını, sevilen şeyleri vermenin sırrını, Hz. Ebû Bekr örneğini, ihlâs ile vermeyi, ve Halvetiyye yolundaki birr eğitimini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Cömertlik ve İnfâk Sohbetleri