Tevekkül — Nefsinin İpini Üstâdına Bağla
Tevekkül — sen nefsinin ipini üstâdına bağla. Bu, tasavvufî bir tâbîrdir. Mürîd nefsinin ipini mürşide bırakır; ve mürşid onu Allâh’a yönlendirir. Bu, doğrudan Allâh’a yönelmek yerine, Allâh’a giden yola bir rehber kabûl etmektir. Tek başına yola çıkan mürîd kaybolabilir; rehber ile yola çıkan ise hedefe varır. Tevekkül burada başlar: Üstâda güvenmek.
Tevekkül — Allâh’a Güvenmek
Tevekkül, Allâh’a güvenmektir. Mü’min sebeplere sarılır; sonra netîceyi Allâh’tan bekler. Bu, tembelce «Allâh verir» demek değildir; çalışıp da netîceyi Allâh’a havâle etmektir. Hz. Peygamber «Deveni bağla, sonra tevekkül et» buyurmuştur. Çalışma + tevekkül = doğru yöntem. Yalnız çalışma kibirdir; yalnız tevekkül tembelliktir.
Mürşid Üzerinden Tevekkül — Tasavvufî Yol
Mürşid üzerinden tevekkül tasavvufî bir yoldur. Mürîd Allâh’a tevekkül eder; ama mürşid rehberliğinde. Çünkü tek başına tevekkül etmek zordur; nefis araya girer. Mürşid varsa, nefsin müdahalesini önler. «Mürşid bana bunu uygun gördüyse, demek ki Allâh’tan bana iyi gelecek» düşüncesi mürîdin tevekkülünü güçlendirir.
Nefsin İpini Bağlamak — Teslîmiyetin İfadesi
Nefsin ipini üstâda bağlamak — teslîmiyetin ifadesidir. Mürîd «benim nefsim artık benim değil; senin elindedir, sen ne yaparsan benim için iyidir» der. Bu, çok büyük bir teslîmiyettir. Modern bireyselci anlayışla ters; ama tasavvufun temelidir. Bu teslîmiyet olmadan mâneviyât gelişmez.
Mürîdin Hz. Peygamber’e Olan Bağı — Mürşid Vasıtasıyla
Mürîdin Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e olan bağı mürşid vasıtasıyladır. Çünkü mürşid silsile yoluyla Hz. Peygamber’e bağlıdır. Mürîd mürşide bağlanınca, Hz. Peygamber’e de bağlanır. Bu, doğrudan olmayan ama gerçek bir bağdır. Modern müslüman bu silsileyi unutmuş; ve doğrudan Hz. Peygamber’e bağlanmayı denemiştir. Ama bu çoğu zaman başarısız olur; çünkü kanal yoktur.
İlk Sahâbenin Tevekkülü — Hz. Peygamber’e
İlk sahâbe Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e tevekkül ettiler. Bedir savaşında Hz. Peygamber bir karar verdi; sahâbe «sen biliyorsun» dedi. Hudeybiye’de Hz. Peygamber bir anlaşma yaptı; sahâbe «sen biliyorsun» dedi. Bu tevekkül onlara büyük zaferler getirdi. Modern mürîd de mürşidine aynı tevekkülü göstermelidir.
Tevekkül ve İrâde — Birlikte
Tevekkül ve irâde birlikte gider. Mürîd tevekkül eder; ama tembel değildir. Kendi vird’ini çeker; ibâdetlerini yapar; sünneti tâkîb eder. Bu ameller onun «devesini bağlama»sıdır. Sonra tevekkül eder; «ya Rab, ben yapabileceklerimi yapıyorum; gerisi Senden» der. Bu denge önemlidir.
Niyâz — Tevekkülle Dolu Bir Mürîd
Niyâz: «Yâ Rab, beni Sana ve mürşidime tevekkül eden bir mürîd eyle. Nefsimin ipini üstâdıma bağlamamı, teslîm olmamı nasîb et. Hem amelimi yapmamı hem netîceyi Sana havâle etmemi sağla. İlk sahâbenin tevekkülü gibi mürşidime tevekkül etmemi nasîb et. Beni mâneviyât yolunda ilerleyen bir mürîd eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi tevekkül ile dolu kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Tevekkül, Mürşid, Teslîmiyet. → Tasavvuf Sözlüğü