Nefsine Uymayan, Hakkın Yoluna Giren — O Yol Nefsine Acı Gelir
O kimse nefsine uymaz, Hakkın yoluna girerse, o yol nefsine acı gelir. Bu, tasavvufun bir hakîkatidir. Hak yolu — Allâh’ın çizdiği yol — nefse zıttır. Nefis her zaman kolay olanı ister; ama Hak yolu zordur. Mü’min Hak yolunu seçince, nefis itiraz eder; «zor, sıkıntılı, neden ben?» der. Mü’min bu sızlanmaları dinlemez; ve yola devâm eder. Yıllar geçtikçe, başlangıçta acı gelen yol giderek tatlı olmaya başlar.
Hak Yolu — Allâh’ın Çizdiği Yol
Hak yolu, Allâh’ın çizdiği yoldur. Bu yol Kur’ân ve sünnet ile belirlenmiştir. Beş vakit namaz, oruç, zekât, hac, helâl-haram sınırları, ahlâkî davranışlar — hepsi bu yolun parçasıdır. Mü’min bu yola girince, hayâtın temposu değişir. Nefse karşı bir disiplin başlar; ve bu disiplin acı gelebilir başlangıçta.
Acı Gelen Şeyler — Neler?
Hak yolunda acı gelen şeyler neler? 1) Sabah namazı için erken kalkmak. 2) Ramazanda oruç tutmak — aç susuz kalmak. 3) Harama göz yummamak — heves edilen şeyleri terk etmek. 4) Gıybet etmemek — dilini tutmak. 5) Zekât vermek — para harcamak. 6) Helâl kazanmak — kolay haram parayı reddetmek. Bu davranışların hepsi nefse acı gelir; çünkü kolay değildir.
İlk Yıllar — En Zor Dönem
İlk yıllar Hak yolunda en zor dönemdir. Mü’min yeni başladığında nefsi alışkın değildir; her direktif acı gelir. Sabah namazı için kalkmak — bir savaş; orucu tutmak — bir mücâdele; harama el yummamak — bir cihâd. Bu zor dönemde vazgeçmek yasaktır. Vazgeçen, mâneviyâtı kaybeder. Sebât eden ise yıllar sonra tatlılığı bulur.
Acıdan Tatlıya Geçiş — Mâneviyâtın Olgunlaşması
Acıdan tatlıya geçiş mâneviyâtın olgunlaşmasıdır. Yıllar geçtikçe sabah namazı için kalkmak doğal hâle gelir; oruç keyifli bir ibâdet olur; harama el yummak alışkanlığa dönüşür. Çünkü nefis disipline olmuş; ve artık Hak yolunda yürümekten haz alıyordur. Bu, kâmil insana doğru bir adımdır.
Hz. Peygamber’in İfadesi — «Gözümün Nûru»
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem «Namaz gözümün nûrudur» buyurmuştur. Yâ’nî namaz O’na tatlı gelirdi; en sevimli şeydi. Bu, mü’minin de hedefidir: Namazın gözünün nûru olduğunu hissetmek. Bu his bir günde gelmez; yıllar süren ibâdet ile gelir. Sebât eden mü’min bu hissi yaşar.
Sabır ve Sebât — Geçişin Anahtarı
Acıdan tatlıya geçişin anahtarı sabır ve sebâttır. Sabır — acıya katlanmak; sebât — vazgeçmemek. Bu ikisi olmadan geçiş gerçekleşmez. Mü’min ibâdetlerinde sabırlı olmalı; «yıllar geçecek, ama mutlaka tatlı olacak» düşüncesiyle devâm etmeli. Bu inanç ona güç verir.
Niyâz — Hak Yolunda Sebât İçin
Niyâz: «Yâ Rab, beni Hak yoluna girmiş bir kul eyle. Yolun ilk yıllarında nefsin acı tepkilerine sabretmeyi nasîb et. Vazgeçmemeyi, sebât etmeyi sağla. Yıllar sonra ibâdetin tatlılığını tatmamı nasîb et. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem gibi namazımın gözümün nûru olmasını nasîb et.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi Hak yolunda sebât eden kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Hak Yolu, Sabır, Sebât. → Tasavvuf Sözlüğü