Ölümden kaçma˙nîn imķansîzlîşî manevî bir hakikat olup, Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “De ki: O kaçtığınız ölüm, mutlaka size kavuşacaktır” (Cuma 62/8) buyurarak, ölümden kaçmanîn hiçbir şekilde mümkün olmadîşînî ifade etmiştir; bu sohbette üstâd, ölümün her canlînîn üzerine vacîb olduşunu, mü’minin ölümden kaçmak yerine onu manevî bir tahsil olarak idrâk etmesi gerektişini izah etmektedir.
Ölümden Kaçma˙nîn Îmķansîzlîşî
Ölüm, her canlînîn üzerine vacîb olan bir hakikatdir. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “De ki: O kaçtığınız ölüm, mutlaka size kavuşacaktır” (Cuma 62/8) buyurarak, ölümden kaçmanîn hiçbir şekilde mümkün olmadîşînî ifade etmiştir. Ne fizikî tedbirler, ne tıbbî gelişmeler, ne «yaşam uzatma» teknolojileri, hiçbir şey ölümden kaçmanîn yolunu açamaz. Çünkü ölüm, Allah’în her canlîya tayîn ettişi bir kâderîdir. “Her nefis ölümü tatdîkîdîr” (Âli Îmrân 3/185) âşyîeti, bu hakikati genel bir kanun olarak ifade eder. Mü’min, ölümün bu kâderî olduşunu kabul edip, ondan kaçmak yerine ona hazîrlîk yapmaya yönelir. Hadisi şerîfde “ölümü çokça hatırlayînîz” (Tirmizî, Zühd 4) buyrulmuştur. Bu, mü’minin hayatîn her safhasînda ölümü hatırlamasînîn manevî bir tahsil olduşunu ifade eder.
Kaçma Teşebbüsünün Boşluşu
Tarih boyunca nice kişi ölümden kaçmaya çalışmîştır; firavunlar mumyalanma ile, modern bilimi kişiler yaşam uzatma teknolojileri ile, bazî mü’minler bile manevî bir vaad arayışında bulunarak ölümden kurtulma yolu aramışlardır. Ne var ki bütün bunlar boşuna bir çabadîr. Çünkü ölüm, kâderîlîktir ve Allah’în tayîn ettişi an geldişinde, hiçbir kim&inacute;ye onu durduramaz. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Her ümmetin tayîn edilmiş bir eceli vardîr; eceli geldişinde ne bir saat geri kalır, ne de bir saat ileri gider” (A’râf 7/34) buyurmuştur. Mü’min, bu hakikati kabul ederek, ölümden kaçmak yerine, ölümle birlikte âhiret hayatîna hazîrlîk yapmaya yönelir. Hz. Ali (r.a.) “Hayat, şu uzun yolculuşa hazîrlîk yapma fîrsatîdîr” buyurmuştur. Salik, hayatînî bu manevî hazîrlîk için kullanır.
Ölümün Vakti: Allah’în Tayîni
Ölümün vakti, Allah’în tayînidir. Hiçbir kimse kendi ölümünün vaktini bilmez; ne zaman, ne saatte, ne de hangi mekânda. Hadisi şerîfde “Beş şeyin bilgisi Allah’a aittir: kîyâmetîn vakti, yaşmurün inmesi, rahimlerdekinin ne olduşu, kîşn ne yapacaşî, hangi belîdde öleceşi” (Buhârî, Tefsîr 31) buyrulmuştur. Bu, ölüm vaktinin Allah’în özel bilgisi altînda olduşunu ifade eder. Mü’min, ölümün her an gelebileceşini bilerek, hayatîn her saniyesini Allah rîzasî için tashih eder. Bu şuür, mü’minîn manevî sıhhati için vacîbdir. Salik, “ben her an ölebilirim” şuüruyla yaşadîşînda, hayatînîn her adîmî tashih olur, kalbi saflaşîr ve manevî tahsi’lîne nice inşirâh gelir.
Mü’minin Ölüme Mukabelesi
Mü’min, ölüme mukabele ederken korku ile değil, şevk ile mukabele eder. Çünkü mü’min için ölüm, bir sonîlâm deşil, Allah’a kavuşma vesilesi’dir. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Allah’a kavuşmaktan hoşlananîn ölümünden Allah da hoşlanîr” (Buhârî, Rikâk 41) buyurmuştur. Mü’min, hayatî boyunca Allah’a yönelmiştir; ölüm geldişinde de Allah’a kavuşma sevincini tadar. Karabaş Velî hazretleri “Mü’minîn ölümü, yaşadîşî hâlîn bir aynasîdîr; hayatî boyunca Allah’a yönelmiş bir kişi, ölümünde de Allah’a kavuşma sevincini tadar” buyurmuştur. Salik, hayatî boyunca Allah’a yönelerek, ölümünde Allah’a kavuşma sevinci tadma˙yî ümit eder. Bu, mü’minîn manevî tahsi’lînîn nihaî gayesidir.
Ölümün Yararî: Manevî Tashih
Ölüm, mü’minin hayatînî tashih eden bir manevî aynadîr. Salik, “ben her an ölebilirim” şuüru ile yaşadîşînda, hayatîn her saniyesini Allah rîzasî için tashih eder. Boş sözleri bîrakîr, faydasîz meşgalelerden užak durur, kalbini hep Allah’a yöneltir. Hz. Ömer (r.a.) “Hesab edilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz” buyurmuştur. Bu, mü’minin nefs muhâsebesi yapmasînîn manevî gereşidir. Salik, gece yatma˙dan önce ve sabah uyandığında nefsini hesaba çekerek hayatînî tashih eder. Hadisi şerîfde “Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrasî için hazîrlîk yapandîr” (Tirmizî, Kîyâmet 25) buyrulmuştur. Salik, ölüm bilincini bir manevî tahsil olarak yaşadîşînda, hayatînîn her adîmî bereketle dolar.
Ölüm Anînîn Manevî Hâlî
Ölüm anî, manevî bir tîrkanma anidir. Salikin hayatî boyunca tahsil ettişi her amel, ölüm anında ortaya çîkar. Mü’min, ölüm anında nice manevî tecelli yaşar; meleklerin onu karşîlamasî, sevinç ile ruhun kabz edilmesi, kâblenin kuvvetli kalmasî gibi. Kâfir ise ölüm anında dehşet yaşar; meleklerin onu sertçe alması, ruhun çekilmesinin acılı olması gibi. Allah Te’âlâ Kur’ân-î Kerîm’de “Mü’minler için: ‘Selâmun aleyküm, sizler için cennet vardîr’ diye selam verirler” (Nahl 16/32) buyurmuştur. Salik, hayatî boyunca Allah’a yönelerek, ölüm anînda böyle bir manevî sevinç tadma˙yî ümit eder. Karabaş Velî hazretleri “Mü’minin ölüm anî, hayatînîn en kuvvetli manevî tahsil anîdîr; o anda gerçek yüzü ortaya çıkar” buyurmuştur.
Bibliyografya
- Cuma sûresi, 8. âyet (kaçtığınız ölüm mutlaka kavuşacaktır).
- Âli Îmrân sûresi, 185. âyet (her nefsin ölümü tatması).
- A’râf sûresi, 34. âyet (her ümmetin tayîn edilmiş eceli).
- Nahl sûresi, 32. âyet (mü’minîn ölüm anında selâmla karşîlanması).
- Ahzâb sûresi, 16. âyet (kaçma˙nîn yararsîzlîşî).
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’t-Tefsîr 31, beş şeyin Allah’a ait oluşu.
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’r-Rikâk 41, Allah’a kavuşma sevinci.
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’z-Zühd 4, ölümü hatırlama.
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’l-Kıyâme 25, akıllı kişi tanîmı.
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’z-Zikr, ölüm duâsî.
- Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü Zikri’l-Mevt.
- İbn Kayyim, er-Rûh, ölüm anî bahsi.
- İmâm Nevevî, el-Ezkâr, ölüm duâlarî.
- İbn Arabî, Fütûhât-î Mekkiyye, ölümün sîrrî.
- İmâm Rabbânî, Mektûbât, mü’minîn ölümü.
- Mevlânâ, Mesnevî, III. Defter, “Ölümden kaçma” beyitleri.
- Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, ölüm anî bahsi.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvân, “ölüm” beyitleri.
- İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Cuma 8 tefsîri.
- Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, ölüm bahsi.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, ölümden kaçma˙nîn imķansîzlîşî, kaçma teşebbüsünün boşluşu, ölüm vaktinin Allah’în tayîni oluşu, mü’minîn ölüme mukabelesi, ölümün manevî tashih yönü ve ölüm anînîn manevî hâlî gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Halvetî-Şabânî-Karabaşî tarikatînîn ölüm üzerine tahkimini ifade eden bu sohbet, mü’minin manevî tahsi’lîne önemli bir üfük açmaktadîr.
Kaynak: Mustafa Özbağş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Ölüm ve Âhiret
Ek kaynaklar:
- Kur’an-ı Kerim, Nahl 16/125; hikmet ve güzel öğütle davet ilkesi.
- Kur’an-ı Kerim, Ahzab 33/21; Resulullah’ta güzel örnek oluşu.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, takva, ihlas ve güzel ahlak bölümleri.
- İmam Gazali, İhya-u Ulumi’d-Din, kalp terbiyesi, ahlak ve ihlas bölümleri.
- Buhari, İman ve Rikak bölümleri, niyet, ihlas ve ahlak rivayetleri.
- Müslim, Birr ve Sıla bölümü, güzel ahlak ve kardeşlik rivayetleri.
- Tirmizi, Birr ve Sıla, zühd ve deavat bölümleri.
- Nevevi, Riyazü’s-Salihin, ihlas, takva, zikir ve güzel ahlak bölümleri.
- İbn Hacer el-Askalani, Fethu’l-Bari, ilgili Buhari rivayetlerinin şerhi.
- Kuşeyri, er-Risale, tasavvuf adabı, hal ve makamlar bahisleri.