Genel

GENÇLERİN SORULARI

Bu sayfa, Mustafa Özbağ Efendi’nin gençlerle yaptığı sohbette sorulan altı temel soruyu, ve verilen cevapları tez formatında içermektedir. Sorular, yaratılış hikmetinden peygamberlerin seçimine, Kur’ân-ı Kerîm’in kapsamından ilâhî kitapların korunmasına kadar geniş bir yelpâzede îmânın temel meselelerine ışık tutmaktadır.

Neden: 1. Allah Neden Peygamberleri Yarattı?

Soru: Allah neden peygamberleri yarattı? Allah en büyük yardımcıysa neden kendisine yardım için elçi gönderiyor?

Bu meseleye bakarken her dâim yaratılışa gitmek gerekir; zîrâ yaratılış, bu konudaki bütün suallere cevap veren kaynaktır. Allah’ın hiçbir şeye ihtiyâcı yoktur; peki hiçbir şey yaratılmamış olsaydı, O’nun hiçbir şeye ihtiyâcı olmadığını kim bilecekti? Kendisinden başka bilen hiçbir varlık bulunmayacaktı.

İbn Arabî hazretleri der ki: “Allah var etmeye mecburdu, kendisinin tanınması için.” Nasıl ki bir kimsede ilim varsa onu izhâr etmek ister, bir mahâret varsa göstermek ister; bu, fıtrî bir dürtüdür. Cenâb-ı Hakk’ın sıfatları da tanınmadıkça bir mânâ ifâde etmiyordu. Bu sebeple insanı yarattı, Âdem’e bütün sıfatlarını tâlim ettirdi, ve Âdem, kemâl noktasında Allah’a ayna vazîfesi gördü.

Ehl-i sûfîler Âdem’den de öncesine gider: Varlığın başlangıç noktası Hz. Muhammed-i Mustafâ sallallâhu aleyhi, ve sellem’in rûhâniyeti, ve nûrâniyetidir. İlk yaratılan şey O’nun rûhâniyetidir. Cenâb-ı Hakk kendi rûhundan, ve nûrundan onu yaratmış, onun üzerinde bütün sıfatlarını tecellî ettirmiş, ve onda kendisini seyretmiştir. Bu, meselenin en mahrem noktasıdır.

Hz. Muhammed-i Mustafâ’nın Hakk’a karşı ayna olması yanında halka karşı da ayna olması vardır. O, iki veçheli bir aynadır: Hakk kendi zâtından baktığında onda kendisini görür; halk da ona baktığında önce kendisini, sonra O’nu, nihâyetinde ise Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarını görür. Hz. Muhammed-i Mustafâ’ya îmân etmek, Allah’a îmân etmekle eş değerdedir.

Öyleyse peygamberler neden yaratıldı? Çünkü onlar kendi zamanlarının Allah’ı en fazla tanıyanlarıydı, ve insanlara Allah’ı tanıtmak, bildirmek için gönderildiler. Kulun yaratılmasının asıl sebebi tanınma, ve bilinme ile alâkalıdır. Hadîs-i kudsîde “Ben gizli bir hazîneydim, bilinmek istedim” buyurulmuş; Zâriyât Sûresi’nde ise “Ben cinleri, ve insanları, ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım” âyeti bu hakîkati destekler. Tanımadan, bilmeden ibâdet edenler taklîdî îmân sâhipleridir; ibâdetleri de taklîdîdir.

2. Allah En Büyük Yardımcıysa Neden Elçi Gönderiyor?

Soru: Allah en büyük yardımcıysa neden kendisine yardım için elçi gönderiyor?

Elçiler, Allah’a yardım için değil, insanların O’nu daha iyi tanıması için gönderilmiştir. Elçi ile yardımcı arasında mühim bir fark vardır: Elçi, kendisine söyleneni herkese ulaştıran kimsedir; yardımcı ise bir kimsenin acziyetine işâret eder. Allah’ın hiçbir aczi yoktur.

“Kim Allah’a yardım ederse Allah da ona yardım eder” âyeti ise halka âittir. Kul, Hakk’ın işini yaparken O’nun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli olur. Bu, vahdet-i vücûd dâiresinde kulun ilâhî tecellîye mazhar olmasıdır. Hadîs-i kudsîde anlatılan mîzân sahnesinde kul, günahları sevâba çevrilince “Ben ne güzel bir Rabbmişim, sen de ne güzel bir kulmuşsun” diyecek kadar ilâhî muhabbete gark olur. Burada âşık ile mâşuk yer değiştirmiştir.

3. Peygamberler Arasında Neye Göre Seçiliyor?

Soru: Peygamberler arasında neye göre seçiliyor?

Peygamberlerin üzerindeki vasıflar vardır; ancak bu vasıfları gösterdikleri için seçilmemişlerdir. Peygamberler, daha ruhlar yaratılmadan ilm-i ilâhîde Cenâb-ı Hakk’ın kendisine seçtikleri, özel yarattıklarıdır. Âyet-i kerîmede “Kiminizi kiminizden üstün kıldık” buyurulmuştur; bu hüküm peygamberler, velîler, ve mürşid-i kâmiller içindir.

Peygamberlerin seçimi cebrîdir, aklî değildir. Allah, peygamberler silsilesini kendi ilm-i ilâhîsinde seçmiş, ve göndereceği zamâna göre her birini hikmetle donatmıştır. Onların kalplerine vahyeder; hiçbir Peygamber oturup kitap okuyarak bu makāma ulaşmamıştır. Peygamberler yeryüzüne gönderildiklerinde çocukluklarından itibâren peygamberdirler. Hiçbir Peygamber putlara tapmamış, şirk üzere olmamıştır.

İbrâhîm aleyhisselâm buna en güzel misâldir. Nemrûd’un zulmünden gizlenerek mağarada büyüyen İbrâhîm, ilk gece dışarı çıktığında yıldızı görüp “Benim Rabbim bu olmalı” dedi. Ay’ı görünce “Bu daha büyük, benim Rabbim bu olmalı” dedi. Güneş doğunca “Bu hepsinden büyük” dedi; battığında ise “Ben batanları sevmem” buyurarak tevhîde ulaştı. Sûfîler buradan şu sonucu çıkarır: Hiçbir Peygamber, hiçbir kitap gelmemiş olsaydı bile, Allah kâmil gönüllere yine kendisini ilhâm ederdi.

4. Hz. Muhammed-i Mustafâ Neden Tüm İnsanlığa Gönderildi?

Soru: Hazreti Muhammed-i Mustafâ sallallâhu aleyhi, ve sellem neden tüm insanlığa gönderildi?

Nasıl her şeyin bir kemâlâtı varsa, peygamberlerin de kemâlâtı Âdem aleyhisselâm’dan itibâren adım adım devâm eder. Mûsâ aleyhisselâm’da, Îsâ aleyhisselâm’da farklı kemâl mertebeleri tecellî etmiştir. Ancak diğer peygamberlerin kemâlâtı belirli bir noktada nihâyete erer; Hz. Muhammed-i Mustafâ’nın kemâlâtının ise sonu yoktur.

Hz. Muhammed-i Mustafâ hem varlığın, hem insanlığın, hem de peygamberliğin zirve noktasındadır. O, sonsuz ilâhî sıfatların tecellîgâhı hükmündedir. Bu sonsuz sıfatlar O’nun rûhâniyeti, ve nûrâniyeti üzerinden tecellî ettiği için O’nun kemâlâtı asla bitmez. O, hiç batmayacak güneş gibidir.

Bu sebeple Hz. Muhammed-i Mustafâ tüm insanlığa gönderilmiştir. Tüm insanlığın velîleri, ilim sâhipleri, hikmet sâhipleri O’na baktıklarında istediklerini alırlar. Henüz ne Müslüman dünyâ ne de bütün dünyâ için O’nun rûhâniyeti, nûrâniyeti, ve ilmi tam olarak tanınmış değildir.

5. Kur’ân Niçin Sâdece Ortadoğu Bölgesindeki Peygamberlerden Söz Ediyor?

Soru: Kur’ân niçin sâdece Ortadoğu bölgesindeki peygamberlerden söz ediyor?

İnsanlığın yeryüzündeki başlangıcı Arafat’tır; Âdem aleyhisselâm oraya indirilmiştir. Ancak “sâdece Ortadoğu” demek, bize dayatılan, ve doğru olmayan bir bilgidir. “Ortadoğu” kavramı İngilizlerin icat ettiği bir tâbirdir; yüz elli yıl öncesinde böyle bir tanımlama yoktu.

İbrâhîm aleyhisselâm’ın doğum yeri Urfa’dır. Nûh aleyhisselâm’ın gemisi Cudi Dağı’nda veya Ağrı Dağı’nda sükûn bulmuştur; bunların hiçbiri Arap coğrafyasında değildir. Türkî cumhuriyetlerde, ve Anadolu’da Peygamber kabirleri bulunmaktadır. Nûh’un oğullarından bir kolu Türk soyunun başlangıcıdır. Göbeklitepe, ve benzeri arkeolojik keşifler, bu coğrafyada on binlerce yıllık medeniyetin varlığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla peygamberlerin sâdece Ortadoğu’dan geldiği iddiâsı doğru değildir.

6. Diğer Peygamberlere Gönderilen Kitaplar Neden Korunmadı?

Soru: Allah niçin diğer peygamberlere gönderilen kitapların tahrîf edilmesine müsâade etmiştir? Bunun sebebi nedir?

Çünkü en kemâl noktası, en zirve gelecekti. Daha önce gelen bütün kitaplar Kur’ân-ı Kerîm’e gebeydi; bütün peygamberler Hz. Muhammed-i Mustafâ’ya gebeydi; bütün velîler de Mehdî hazretlerine gebedir. Her gelen, kendisinden sonra gelecek olan kemâlin habercisi, ve hazırlayıcısıydı. Kur’ân-ı Kerîm, bütün ilâhî kitapların özünü, ve kemâlini ihtivâ ettiği için Allah tarafından bizzat korunmuş, ve diğer kitapların tahrîf edilmesine müsâade edilmiştir.

Kaynaklar

Hadîs-i Kudsî: “Ben gizli bir hazîneydim, bilinmek istedim; bunun için mahlûkātı yarattım.” — Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, II/132

Âyet: “Ben cinleri, ve insanları, ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım.” — Zâriyât Sûresi, 51/56.

Âyet: “Andolsun biz insanı şerefli kıldık.” — İsrâ Sûresi, 17/70

Âyet: “Hani Rabbin meleklere ‘Ben yeryüzünde bir halîfe yaratacağım’ demişti.” — Bakara Sûresi, 2/30

Âyet: “O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık.” — Bakara Sûresi, 2/253

Âyet: “Kur’ân’ı biz indirdik, ve onu koruyacak olan da biziz.” — Hicr Sûresi, 15/9.

Âyet: “Ben batanları sevmem.” — En’âm Sûresi, 6/76

Hadîs-i Kudsî: “Kim benim velîme düşmanlık ederse ben ona harp ilân ederim.” — Buhârî, Rikāk, 38

Kaynak: İbn Arabî, Fusûsu’l-Hikem — Yaratılışın hikmeti bâbı

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi, Gençlerin Soruları Sohbeti — mustafaozbag.com

Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin gençlerle yaptığı sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve tez formatında düzenlenmiştir.


Kaynaklar

Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı


Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet serisinden derlenmiştir.

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi