Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Nasihatler ·

(NASİHAT/17) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 22.02.2024

Selamünaleyküm. Aleykümselam. Allah gecenizi hayırlı eylesin amin ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle. Ümmeti. Muhammed'i. Hakkı hak batılı batıl bilenlerden eyl...


Mustafa Özbağ Efendi 17. Nasîhat Sohbeti'nde (NASİHAT/17, 22.02.2024) Zümer Sûresi 45. âyetini tefsîr eder: «Allâh tek olarak zikredildiği zaman, âhirete îmân etmeyenlerin kalpleri nefret eder; Allâh'tan başkası zikredildiği zaman ise bakarsın yüzleri gülü verir» (Zümer 39/45). Bu akşamki konu kâfirlerin kalbiyle alâkalıdır. Allâh'ı zikir, böyle insânın gerçek manâda kalbini ortaya ere çıkaran, kalbinin hâlini ortaya ere koyan en büyük ibâdetlerden, Cenâbı Hakk'ın tâbiriyle en büyük işlerden birisidir. Bu öyle bir ibâdettir ki, öyle bir hâldir ki benim İslâm'la tanıştığımdan beri etrâfımdaki, karşımdaki veyâhud da bu dînle uzaktanyakından haşırneşir olanların gerçek yüzlerini ortaya çıkaran önemli bir ibâdettir. Bir kimsenin kâfir mi, münâfık mı, fâsık mı, mü'mîn mi olduğu hemen senin gözünün önünde tecellî eder. Sen onu namâz kılan bir kimse olarak görüyorsun, oruç tutan bir kimse olarak görüyorsun, câmi cemâatinde görüyorsun, dînî bir cemâatin içerisinde dahî görebilirsiniz; zikir söz konusu olunca, onun kalbi durumu neyse gözünün önüne geliverir.

Zümer 39/45: Kâfirin Kalbi Allâh'ın Zikrinden Nefret Eder

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «Allâh tek olarak zikredildiği zaman, âhirete îmân etmeyenlerin kalpleri nefret eder; Allâh'tan başkası zikredildiği zaman ise bakarsın yüzleri gülü verir» (Zümer 39/45). Âyeti kerîmenin içerisinde iki yerde «Zikir» olarak geçiyor: ilk geçtiği yer «Zikrullâhu» — Allâh'ı zikir; ardından «Allâh'tan başkası zikredildiği» — bu da zikir olarak geçiyor. Buradaki kelime zikir; namâz değil, oruç değil, zekât değil, hac değil; kelimenin gerçeği «Allâh'ı zikir».

Zikrullâh: İnsânın Hakîkatini Ortaya Çıkaran Turnusol Kâğıdı

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: zikrullâh böyle insân turnusol kâğıdı gibi insânın ne olduğunun fotokopisini senin önüne koyar. Sen Allâh'ı zikirden bahsettiğinde, hattâ zikrullâhı gördüğünde o kimse: kimisi nefret eder; kimisi «İslâm'da yok böyle bir şey» der, «Dînde zikir yok» der; hattâ kimisi mesafe koyar sizinle aranızda, böyle mesafeli davranır; hattâ eşini göndermek istemez, çocuğunu göndermek istemez; sizin hakkınızda olumsuz şeyler söyler; o yoldan insânları soğutmaya çalışır.

Zikre Düşman Olanlar Kâfirdir: Kur'ânın Hükmü

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: bunların bir kısmı vardır bilmediğinden yapıyordur; biz iyi niyetle düşünürüz. Ben böyle çok iyi niyetli düşündüm hep; dedim ki bilmiyorlar; ama âyetle anlatıyorsun, hadîsle anlatıyorsun, imâmların ictihâdlarıyla anlatıyorsun; bir şekilde de onlar oradan tâbiri câizse kıypıracak bir yer arıyorlar. Sonradan tabiî böyle insân zaman içerisinde kendini de geliştirmeye başlayınca kendi iç âleminde zikrullâh'a karşı, zikre karşı olanların kâfir olduklarına kendimce kanaat ettim. Ayeti kerîmeler sıralandığı zaman gerçekten Allâh'ın zikrine karşı gelenler, zikre düşman olanlar kâfir; bunu ben söylemiyorum, bunu söyleyen Kur'ânı Kerîm.

Zikrullâh Nûru: Ferâset Vesîlesi

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: o hevâ, ve hevesini ilâh edinen kâfirler, şeytâna rûhunukalbini satan kâfirler veyâhud da münâfıklar bunu değiştirmek için uğraşıyorlar. Çünki o kimse Allâh'ı zikrederse kalbinde zikrullâh nûru olacak. O kalbindeki zikrullâh nûru ile doğruyuyanlışı ayırt edecek, eksiğifazlasını ayırt edecek. O zaman bu dîn satıcıların, bu dîn istismârcıların, dîni eğip bükenler yolundan gitmeyecek; o dalâlete düşenlerin yolundan gitmeyecek.

Müslümân Görünümlü Kâfir-Münâfık-Fâsığı Tanımak

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hassâsiyeti tafsîl eder: o zikrullâh o kimsede oturdu, Allâh'ı zikretti ise onun kalbinde zikrullâh nûrundan oluşan bir ferâset nûru olacak. Ve o doğruyuyanlışı görecek gerçek manâda kim dîni teblîğ ediyor, kim dindar değil; kim Müslümân görünümlü kâfir, kim Müslümân görünümlü münâfık, kim Müslümân görünümlü fâsık — bunu o kimse tespît edecek zikrullâh ile.

Bayındır'daki Cemâatlerin Zikrullâh'a Karşı Olması

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir târihî hakîkati tafsîl eder: meselâ biz tarîkatlarıcemâatleri insânlar dolaştırdı beni. Biz ehli zikirde, ehli sûfî olmakta — Allâh rahmet eylesin — şeyh efendinin dergâhında kendimizce oturmuştuk; orası kalbimizegönlümüze ısındı. Zikrullâh'tan bahsettiğimiz an Bayındır'da, ve çevrede bulunan bütün cemâat, ve cemâat ehlinin hepsinin tüyleri dikendiken oluyordu: Risâlei Nûr'cular, Yeni Asyacılar, okuyucusuyazıcısı, Fethullah Gülen'in cemâati, Süleymâncılar — hepsi bunu bir öcü gibi görüyorlardı; kaçınılması gereken bir ibâdet sanki, İslâm'da yokmuş sanki, dînde böyle bir yokmuş gibi görüyorlardı.

Bedîüzzamân'ın 29. Mektûb 9. Kısım Telvîhi: Tarîkat Zamânı

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'minin görevini tafsîl eder: ne zaman ki Risâlei Nûr'dan, Mektûbât'tan 29. Mektûb 9. Kısım 8. Telvîh Cenâbı Hak beni tanıştırdı, ben Risâlecilerin önüne «Bakın Bedîüzzamân Saîd Nursî hazretleri böyle bir yol söylüyor; bunu anlatıyor» dediğimde onların söyledikleri şu idi: «Zaman tarîkat zamânı değil ya, zamân ne zamân? Ne zamân gelecek bu tarîkat zamânı? Belli değil. Şimdi îmânı kurtarma zamânı.» Ya canım kardeşim, Allâh'ı zikir var; Cenâbı Hak diyor ki «Kim Allâh'ı zikrederse, Allâh da onu zikreder» (Bakara 2/152). Sahâbeye Allâh'ı zikreden sahâbeye «Deli» diyen sahâbeler vardı; «Bu riyâ yapıyor» diyen sahâbeler vardı; Resûlullâh sallallâhu aleyhi vesellem hazretleri onları susturdu, durdurdu. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Zümer 39/45'te kâfirin kalbinin Allâh zikrinden nefret etmesini, zikrullâhın turnusol kâğıdı olmasını, zikrullâh nûrunun ferâset olmasını, ve Bedîüzzamân'ın tarîkatzikrullâh teşvîkini idrâk etmeye yöneltir.

  • Kur'ânı Kerîm: Zümer 39/45 (kâfirin kalbi nefret); Bakara 2/152 (beni zikredin); Ra'd 13/28 (kalblerin huzûru); Ankebût 29/45.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'd-Da'avât.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zikr 39, Halakai zikir hadîsi.
  • Süneni Ebû Dâvûd.
  • Süneni Tirmizî, Da'avât.
  • Süneni Nesâî.
  • Süneni İbn Mâce.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Şâfi'î, el-Ümm; İmâm Ebû Hanîfe, el-Fıkhu'l-Ekber.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Zikir kitâbı.
  • İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Vâbilü's-Sayyib.
  • Bedîüzzamân Saîd Nursî, Mektûbât, 29. Mektûb 9. Kısım 8. Telvîh.
  • İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Zümer 39/45 tefsîri.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Nasîhat Sohbetleri (NASİHAT/17).

Sohbetin Tasnîfi: Bu 17. Nasîhat Sohbeti Zümer 39/45'te kâfirin kalbinin Allâh zikrinden nefret etmesini, zikrullâhın insânın hakîkatini ortaya çıkaran turnusol kâğıdı olmasını, zikre düşman olanların kâfir olmasını, zikrullâh nûrunun ferâset vesîlesi olmasını, Müslümân görünümlü kâfirmünâfıkfâsığı tanımayı, Bayındır'daki cemâatlerin zikrullâh'a karşı olmasını, ve Bedîüzzamân'ın 29. Mektûb 9. Kısım Telvîhini tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Dergâh Sohbetleri