Namaz, Oruç, Zekât Nasıl Allâh’ın Emriyse — Cihâd da Allâh’ın Emridir
Ne yaptık? Kassâm militanları, ya da müslümanları bir eylem yaptılar. Gazze yerle bir oldu. Ben şüpheyle yaklaştım; hâlâ da yaklaşıyorum. Bir oyun mu var, diye düşündüm. Ama bir hakîkat şudur: Namaz, oruç, zekât nasıl Allâh’ın emriyse, cihâd da Allâh’ın emridir. Cihâdı reddedenler, namaz-oruç-zekâtı da reddetmiş olurlar. Çünkü hepsinin kaynağı aynıdır.
Cihâd — Hakkında Pek Çok Yanlış Anlayış
Cihâd hakkında pek çok yanlış anlayış vardır. Bâzıları cihâdı sâdece «savaş» olarak anlar; ama cihâd bundan daha geniştir. Cihâd Arapçada «çaba göstermek» mânâsına gelir. Mücâhede ile aynı köktendir. Tasavvufta nefsi terbiye etmek «cihâd-ı ekber» (en büyük cihâd) sayılır. Sıradan savaş «cihâd-ı asgar» (küçük cihâd) sayılır. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bir savaştan döndüğünde buyurmuştur: «Küçük cihâdtan büyük cihâda dönüyoruz.»
Cihâd-ı Ekber — Nefse Karşı Mücâdele
Cihâd-ı ekber, nefse karşı yapılan mücâdeledir. Bu mücâdele ömür boyu sürer; ve hiç bitmez. Nefis her gün yeni hücumlar yapar; mü’min her gün direnir. Bu, en büyük cihâddır. Çünkü nefis dış düşmandan daha tehlikelidir. Dış düşmanı yenebilirsin; ama nefsin sürekli içeride. Onunla savaşmak daha zordur. Tasavvuf ehli, ömrünü bu cihâdla geçirir.
Cihâd-ı Asgar — Savunma Savaşı
Cihâd-ı asgar, savunma savaşıdır. Müslümanların topraklarına saldırı olduğunda, kendilerini savunmaları cihâddır. Bu savunma hakkı, her dînde, her devlette tanınmıştır. Modern hukukta da «meşru müdâfaa» kavramı vardır. Cihâd bunun İslâmî karşılığıdır. Cihâd saldırgan değil; savunma içindir. Saldırgan savaş İslâm’da yasaktır.
Gazze Hâdiseleri — Şüphe İle Yaklaşmak
Son yıllarda Gazze’de yaşanan olaylar, müslüman dünyâyı sarstı. Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırısı, ardından İsrâîl’in toptan bombardımanı, on binlerce sivil ölü, Gazze’nin yerle bir olması. Bu olaylar karşısında şüpheyle yaklaşmak normal: «Bir oyun mu var? Acaba kim plânladı?» Modern komplikasyonlar için sorular akla gelir. Ama temel hakîkat değişmez: Müslümanların kanı akıyor; ve bu durdurulmalı.
Cihâd Kur’ân’da Açıkça Emrolunmuş
Cihâd Kur’ân’da apaçık emrolunmuştur. Hac Sûresi 39. âyette buyurulmuştur: «Kendileriyle savaşılan mü’minlere, zulmedildikleri için savaşma izni verildi.» Bu, savunma savaşına izindir. Bakara Sûresi 190. âyette: «Sizinle savaşanlarla, Allâh yolunda savaşın; ama haddi aşmayın.» Bu, savaşın sınırlarını çizer. Cihâdın kuralları vardır; ve bu kurallara uyulmalıdır.
Cihâdı Reddetmek — Kur’ân’ı Kısmen Reddetmek
Cihâdı reddetmek, Kur’ân’ı kısmen reddetmek demektir. Çünkü cihâd Kur’ân’da apaçık emrolunmuştur. Modern liberal müslümanlar bâzen «cihâd sembolik» derler; ya da «cihâd modern çağda geçerli değil» derler. Bunlar yanlıştır. Cihâdın şartları, sınırları, kuralları İslâm hukukunda detaylandırılmıştır. Mü’min cihâdı bu çerçevede kabûl eder; reddetmez.
Modern Cihâd Anlayışı — Yanlış Yorumlar
Modern çağda cihâd hakkında yanlış yorumlar yapılır. Bâzıları «cihâd terörizmdir» derler; bu yanlıştır. Cihâdın kuralları siville ve savaşçıyı ayırır; çocukları, kadınları, yaşlıları öldürmek yasaktır; ağaçları kesmek yasaktır; mâbetleri yıkmak yasaktır. Bu kurallar, sıradan «terör» dediği şeylerin tam tersidir. Cihâd ahlâklı bir savunma savaşıdır; sınırsız bir vahşet değildir.
Hz. Peygamber’in Cihâd Anlayışı — Adâlet
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem cihâdı adâletle yapardı. Düşmanlara bile haksızlık etmezdi. Mekke fethedildiğinde, kendisine kötülük yapanları affetti. Esirlere insânca davranılması emrolundu. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, dînî ehli kişiler korundu. Bu cihâd, modern çağda Cenevre Konvansiyonu denen sıradan kuralların çok ötesinde bir ahlâktır. Müslümanlar bu mîrâsı koruyarak cihâd yapmalıdır.
Müslümanların Mevcut Hâli — Cihâd Şartlarını Yerine Getirememek
Modern çağda müslümanlar genel olarak cihâd şartlarını yerine getirmekte zorlanıyorlar. Birleşmiş ümmet yok; tek halîfe yok; ortak strateji yok. Bu durumda cihâd dağınık, plânsız, ve çoğu zamân ters etkili oluyor. İhtiyaç olan şey, önce müslümanların kendi içlerinde birleşmesidir. Birleşmemiş bir ümmet, cihâdını yapamaz; sâdece kayıp verir.
Mü’minin Vazîfesi — Duâ ve Destek
Mü’minin vazîfesi nedir bu durumda? Birincisi duâ: Zulüm gören müslümanlar için Allâh’a yalvarmak. İkincisi destek: Mümkünse mâlî yardım, mümkünse siyâsî desteğe. Üçüncüsü tebliğ: Doğru bilgiyi yaymak, yanlış anlayışları düzeltmek. Dördüncüsü mücâhede: Kendi nefsini terbiye etmek, ki mâneviyâtla yardım edebilesin. Bu dört vazîfe, modern mü’minin cihâd anlayışıdır. Allâh muhâfaza eylesin; bizi cihâd vazîfemizi hakkıyla yerine getiren mü’minlerden eylesin; ve ümmetimizi birleştirsin.
Zulmü Yapanların Akıbeti — Allâh’ın Hükmü
Zulmü yapanların akıbeti Allâh’ın hükmüne kalmıştır. Allâh Hâkim’dir; her zulmü görür; her zulümün karşılığını verir. Bu hayât bittikten sonra, hesap gelir. Zulüm yapanlar dünyâda ne kadar güçlü görünseler de, âhirette zayıf düşerler. Bu hakîkat, mazlûm mü’minler için tesellîdir. Allâh muhâfaza eylesin; mazlûmları muhâfaza eyle, zâlimleri ıslâh eyle veya ortadan kaldır.
Niyâz — Ümmet İçin
Niyâz: Allâh muhâfaza eylesin; ümmetimizi birleştirsin. Mazlûmları korusun. Zulmü kaldırsın. Cihâdı sırf nefisle yapmamızı; cihâd-ı asgar gerekirse kabûl etmemizi nasîb etsin. Bütün müslümanları îmânda, ibâdette, ahlâkta yükseltsin. Âmîn ya Rabbe’l-âlemîn. Bu duâ, ümmetin en mühim duâsıdır; çünkü ümmet bu duâyla yaşar.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Cihâd, Cihâd-ı Ekber, Mücâhede. → Tasavvuf Sözlüğü