Kimin Namazında Mihrâb ve Kıblesi Allâh Olursa — Tekrâr Îmâna Dönmek Ayıp ve Kusurdur
Kimin namazında mihrâb ve kıblesi Allâh’ın zâtı ve cemâli olursa, onun tekrâr îmân tarafına gitmesi ayıp ve kusurdur. Bu sözle anlatılmak istenen, hakîkî namazın ne demek olduğunu açıklamaktır. Sıradan mü’min îmân ve namaz arasında gidip gelir; ama âşık mü’min namazı bir ileri mertebede yaşar. Onun namazında Allâh’tan başka kıble kalmaz; ve îmâna geri dönüş bir geri adım olur.
Mihrâb ve Kıble — Namazın Yöneldiği Yer
Mihrâb, câmide imâmın durduğu yer; kıble ise Kâbe’nin yönü. Mü’minler namazda yüzlerini kıbleye çevirirler. Bu zâhirî kıbledir; ama bâtınî kıble Allâh’ın zâtı ve cemâlidir. Mü’min namazda yüzünü Kâbe’ye, kalbini Allâh’a çevirir. İkisi birleştiğinde namaz tam olur. Sâdece bedensel yöneliş yetmez; kalbî yöneliş de gerek.
Allâh’ın Zâtı ve Cemâli — Bâtınî Kıble
Bâtınî kıble, Allâh’ın zâtı ve cemâlidir. Yâ’nî mü’min namazda sâdece kıbleye değil, Allâh’ın cemâline yönelir. Bu yöneliş, mârifet ile olur. Mârifet ehli mü’min, namazında Allâh’ın huzûrunda olduğunu hisseder; cemâlin bir tezâhürünü kalbinde duyar. Bu hâl, sıradan namazdan çok farklıdır. Sıradan namaz şekildir; bu namaz mânâdır.
Îmâna Dönmek — Geri Adım?
«Tekrâr îmâna dönmek ayıp ve kusurdur» derken kasdedilen, namazdaki yüksek hâlden basit îmâna geri dönmektir. Yüksek mertebede olan kul, sıradan îmân hâline geri dönmemeli; çünkü o hâlde Allâh’a çok daha yakındır. Geri dönmek bir kayıp olur. Bu, sıradan mü’minler için söylenmemiştir; özel velîler için söylenmiştir. Sıradan mü’min için îmân hep ileriye doğrudur; ama velîler için îmân yukarıdan aşağı doğru bir hareket olabilir.
Îmânın Mertebeleri — İlme’l-Yakîn, Ayne’l-Yakîn, Hakka’l-Yakîn
Îmânın üç mertebesi vardır: İlme’l-yakîn — bilgiyle inanmak; ayne’l-yakîn — görerek inanmak; hakka’l-yakîn — yaşayarak inanmak. Sıradan mü’min ilme’l-yakîn mertebesindedir; namaz ehli velî ayne’l-yakîn’a yakındır; tam âşık ise hakka’l-yakîn’i yaşar. Bu üç mertebe, mü’minin gelişiminin aşamalarıdır. Geride kalmak değil, ileriye gitmek hedeftir.
Namazın Asıl Hedefi — Hakka’l-Yakîn
Namazın asıl hedefi, hakka’l-yakîn’a ulaşmaktır. Bu, Allâh’ı namazda yaşayarak hissetmektir. Hadîs-i şerîfte ihsân tarîf edilirken: «Allâh’ı görüyormuş gibi ibâdet etmektir.» Bu, hakka’l-yakîn’in pratik tarîfidir. Mü’min namazında bu hâle ulaşmaya çalışmalı. Çalışmazsa, namazı sıradan kalır. Çalışırsa, namazı bir mîrâç olur. Allâh muhâfaza eylesin; bizi bâtınî kıbleye yönelen kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Namaz, Kıble, Mârifet. → Tasavvuf Sözlüğü